Mücadele Tarihleri İranlı İşçilere Yol Gösteriyor
Üçüncü Dünya Savaşı yayılarak devam ederken emekçilerin yaşamını da kasıp kavuruyor. Bu savaşta İran, emperyalistler ve bölgesel güçler için büyük lokma. Yıllardır emekçilerin yaşamını cehenneme çeviren Molla rejimi de savaştan iktidarını koruyarak ve hatta pekiştirerek çıkmanın hesaplarını yapıyor. İran işçi sınıfı, hem emperyalist ABD’ye hem Siyonist İsrail’e hem de zalim Molla rejimine karşı birleşebilir. Ortadoğu ve dünya işçi sınıfıyla beraber emperyalist savaşa karşı durabilir. İran işçi sınıfının tarihi İranlı işçilerin kendi sınıf çıkarları için birleşerek kazanım elde ettikleri mücadelelerle doludur.
İran’ın Huzistan bölgesindeki Haft Tapeh şehri Irak sınırına yakın, çoğunlukla Arap, Kürt ve Türklerin iç içe yaşadığı bir şehirdir. 1960’lı yıllarda bölge halkı tarım yaparak ve şeker kamışı yetiştirerek geçimini sağlardı. Akarsu açısından zengin olduğu için sanayileşme stratejilerinin sonucu bölgede birçok baraj yapıldı. Çevre felâketlerine yol açacağı uyarılarına rağmen bölgede baraj yapımı sürdürüldü. Bunun sonucunda verimli araziler ve birçok yerleşim yeri sular altında kaldı. Geçim kaynaklarını kaybeden birçok emekçi şehir merkezlerine gidip bölgedeki en büyük fabrika olan Haft Tappeh Şeker Fabrikasında çalışmaya başladı. Zamanla özellikle petrol işletmelerinden gelen öncü işçilerin etkisiyle Haft Tappeh işçileri de düşük ücretlere, işten çıkarmalara karşı örgütlenip 1974 yılında Haft Tappeh Şeker Kamışı Sendikasını kurdular. Yıllar içinde işçiler arasında bir mücadele geleneği oluştu.
2020 yılına gelindiğinde işçilerin ekonomik koşulları iyice kötüleşmiş ve rejimin baskısı artmıştı. Koronavirüs salgının da etkisiyle sorunların iyice içinden çıkılmaz hale gelmesi bölgede grev ve isyan dalgalarını tetikledi. 2021’de İran genelinde ekonomik kriz, su ve yağ kıtlığı nedeniyle bir kez daha protestolar başladı. Huzistan’da da emekçiler bu protestolara katıldı. Hatta burası protestoların en yoğun olduğu bölgelerdendi. Rejim burada da baskıyı arttırdı. Her zaman olduğu gibi iletişimi engellemek, dayanışmayı zayıflatmak için internet erişimini kapattı ve telefon sinyallerini kesti. Protestolara katılan üç gence idam cezası verilmesi protestocuların öfkesini daha da arttırdı. Haft Tappeh işçileri geçmişten gelen mücadele geleneğinin de etkisiyle fabrikaları işgal etti ve bu dalga İran’daki pek çok işçiye umut ve örnek oldu. Ancak protestolar rejim güçleri tarafından kanla bastırıldı.
Rejim protestoları bastırsa da bu geçiciydi çünkü salgının büyüttüğü sorunlar, işsizlik, yoksulluk, baskılar artarak devam ediyordu. Bölgede iç içe yaşayan emekçiler kısa süre sonra tekrar ayaklandı ve bu sefer bütün baskılara rağmen “Arap, Fars, Türk, Birleşin!” sloganları yükselmeye başladı. Bütün bu biriken öfke ve mücadele deneyimi, Mahsa Amini’nin katledilmesinin ardından işçileri bir kez daha sokaklara döktü. Şeker, petrol, otobüs işçileri, öğretmenler grevler yaptı.
Bu olaylar zinciri gösteriyor ki işçilerin her mücadelesi nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın bir kazanımdır. Yeter ki biz işçiler dayanışma ruhunu güçlendirelim ve birleşelim.
Dünya Yerinden Oynar, İşçiler Birlik Olsa!