Dünya Meydanlarının Ortak Sesi ve Emekçi Gençlik
Dünya meydanlarından yükselen ortak sesimiz, taleplerimiz, sorunlarımız, mücadelemiz ve birliğimiz. 1 Mayıs her şeyi üreten ve şekillendiren dünya işçi sınıfının kıta kıta, ülke ülke dünya meydanlarına aktığı, hem bu mücadele gününün kendi sınıf tarihindeki önemini yaşattığı hem de tek bir sese büründüğü gündür. İşçiler ve emekçiler, dünyanın neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar bu sistemin yarattığı sorunları sırtlarında bir yük olarak taşıyorlar. Bu yüzdendir ki, meydanlarda ellerinde tuttukları ve yumruklarıyla beraber yukarı kaldırdıkları dövizlerinde; en önde taşıdıkları pankartlarında aynı talepler, aynı şiarlar ve aynı öfke yer alıyordu. Fransa’dan ABD’ye, İspanya’dan Almanya’ya, Yunanistan’dan Filipinler’e dövizlerin ve sloganların dili birdi: “Soykırımı Durdurun!”, “Savaşa Ayrılan Bütçeye Hayır!”, “Ücretler Yükseltilsin!”, “Faşizme Hayır!” ve nicesi…
Bu yıl dikkat çeken bu ortak sesin sahiplerinden biri de gençlerdi. Özellikle Türkiye’de, geçen sene 19 Mart eylemleriyle birlikte harekete geçen gençlik, enerjisini ve dinamizmini 2025 1 Mayıs meydanlarına katmış ve işçi sınıfının safında yerini almıştı. Bu seneki 1 Mayıs meydanlarında dikkat çekici olan nokta da gençlerin işçi kortejlerindeki sayıca artışıydı. Bu durumun bir diğer yansıması da tıpkı 1 Mayıs görüntülerinde gördüğümüz gibi, gençliğin sahip olduğu enerjinin ve dinamikliğinin meydanlarda oluşturduğu etkiydi. Okuldaki, kampüsteki öğrenci, atölyedeki çırak; yarının işçisi olan gençler olarak biz, kapitalizmin yarattığı çıkışsızlık sarmalına, işsizlik ve geleceksizliğe, dünyada yükselen faşizme ve militarist politikalara, insanların ve diğer canlıların yaşam haklarının gasp edilmesine, emperyalist savaşa ve soykırıma, baskı ve zorbalığa karşı daha da örgütlenmeli ve işçi sınıfının mücadele saflarını büyütmeliyiz. Bugün gençlerin alanlardaki varlıkları ve mücadeleye kattıkları enerji nasıl dikkat çekiyor ve güç veriyorsa, okullarda, kampüslerde, atölyelerde, fabrikalarda bir araya gelip örgütlenmeli; gençliğin enerjisini doğru yere, sınıf mücadelesine akıtmalıyız.
Yalnızca Türkiyeli emekçi gençlik için değil, dünya işçi sınıfının gençlerine de biçilen karanlık bir gelecek var. Tarihte ilk defa bir nesil, kendinden önceki nesilden daha yoksul. İşsizlik oranları büyürken kiralar, gıda fiyatları, faturalar alabildiğine artıyor. Sermaye sahipleri, bizim için çizdikleri gelecek planlarına sorgusuzca uymamız ve mücadeleden uzak durmamız için her yolla birliğimize saldırıyorlar. Oysa bu 1 Mayıs’ta dünya meydanlarında gördüğümüz üzere, onların bu kokuşmuş düzenlerine uymayan ve karşı duran emekçi gençler, emperyalist savaşlara, faşist politikalara, krallara, silahlanmaya karşı alanları dolduruyorlar. Konuştuğumuz dil farklı olsa da işçi sınıfının ortak bir derdi ve ortak bir kavgası var. Emekçi gençler olarak, bu ortak dile daha da ses katmalı, meydanlarda kalabalıklaşmalı ve mücadelemizi büyütmeliyiz.