Sermaye düzeni, derinleştirdiği ekonomik ve toplumsal krizin yükünü emekçi çocuklarının da omuzlarına yüklemeye devam ediyor. Eğitimdeki eşitsizlik her geçen gün daha da derinleşirken, okullarından koparılan işçi çocukları, henüz çocukluklarını yaşayamadan çalışma hayatına adım atmak zorunda kalıyor. Nitelikli eğitim hakkı, ne yazık ki iktidarların emekçi kitlelere verdiği bir vaat olmanın ötesine geçemiyor; yıllardır süregelen bu durum, eşitsizlikleri kalıcı hale getirerek yeni nesillerin geleceğini derinden etkiliyor.
Devlet politikalarının ve piyasa odaklı eğitim sisteminin yarattığı bu adaletsizlik, sadece işçi çocuklarını değil, onların ailelerini de etkiliyor. Öğrenci Veli Derneğinin (Veli-Der) “Kaybolan Çocukluğu ve Eğitim Hakkını Yeniden Kazanalım” adlı çalıştayının sonuç metnine göre, her 7 öğrenciden 1’i eğitimine devam edemiyor. Çocuk yoksulluğu ve işçiliğine dikkat çeken sonuç metni, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre, ailesinin yanında temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve ailesinden alınma riski bulunan çocuk sayısı, son 7 yılda yüzde 40’tan fazla artarak Ocak-Haziran 2025 döneminde 172 bine yükseldi. TÜİK verilerine göre, 2024 yılında 15-17 yaş arasındaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 25 oldu. Buna göre yaklaşık 970 bin çocuk, kayıtlı işçi olarak çalışıyor. Mesleki eğitim merkezlerinde çalışan 504 bin çocuk buna eklendiğinde, toplam sayı 1,5 milyona ulaşıyor. Yaz aylarında ise çocuk işçi sayısı 3 milyona dayanıyor. İş cinayetlerine kurban giden çocukların sayısı da hızla artıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 60-70 çocuk, işçi olarak çalışırken hayatını kaybediyor. İSİG Meclisi’nin verilerine göre, 2013 yılından itibaren en az 770 çocuk yaşamını yitirdi.
Çalıştayda ele alınan bir diğer konu da AKP iktidarının karma eğitimi fiilen tasfiye etmeye çalışması. Ülke genelinde her beş ortaokuldan biri karma eğitim vermiyor, imam hatip liseleri ise genel öğretimin yüzde 13’ünü oluşturuyor. Sadece birkaç ay içinde farklı illerde sekiz kız ortaokulu açıldı. Cinsiyet Eşitliği İzleme Raporuna göre, 220 bin kız çocuğu örgün eğitim dışında kaldı; bazı illerde bu oran daha yüksek. Kız çocuklarının eğitimden koparılması, çocuk yaşta evliliklere ve gebeliklere kapı aralıyor. Çocuk yaşta doğum verileri bu tabloyu gözler önüne seriyor. TÜİK’in 2023 doğum istatistiklerine göre, 15-17 yaş grubunda 6515 doğum, 15 yaşın altında ise 130 doğum gerçekleşti. Son 23 yılda ise 18 yaş altı toplam 590 bin çocuk doğum yaptı.
Bu veriler, çocukların ve gençlerin eğitim hakkının sistematik şekilde gasp edildiğini ortaya koyuyor. Mevcut düzen, sadece eğitim hakkını çalmakla kalmayıp, işçi çocuklarının iş kazalarında hayatlarını kaybetmesine yol açıyor. Çocuklar okullarından koparılıyor, erken yaşta çalışmaya zorlanıyor ve cinsiyet temelli eşitsizliklerle karşı karşıya bırakılıyor… Sistemin kirli elleri çocuklarımıza da uzanıyor. Bu tablo, her çocuğun nitelikli eğitim hakkının güvence altına alınmasının, sadece bireysel bir hak değil, toplumsal bir sorumluluk ve mücadele konusu olduğunu açıkça gösteriyor. Hiçbir çocuk kapitalist düzenin çıkarları için feda edilmemelidir. Bu tablo ortadayken bilinmelidir ki, eğitim hakkı mücadele etmeden kazanılamaz.