sınıf mücadelesinde Marksist Tutum sitesinde yayınlanmıştır (https://marksist.net)

Anasayfa > Kapitalist Yapay Zekâ Denemesinde İnsanlığın İmtihanı

Kapitalist Yapay Zekâ Denemesinde İnsanlığın İmtihanı

Serkan Tekin, 22 Aralık 2025

is-brain-rot-real-the-science-behind-mental-fatigue-and-digital-health-trends-1.png

Yapay Zekâ (YZ) tartışmalarının hız kazandığı, onsuz bir gelecek planlamasının mümkün olmadığı düşüncesinin öne çıkarıldığı bir süreçten geçmekteyiz. Ne “tesadüf”tür ki bütün bunlar kapitalist sistemin, gençlik yıllarındaki gibi içinden çıkmasının mucize olduğu, insanlığı var oluşsal bir ikilemin tam ortasına bıraktığı büyük bir sistem krizi döneminde yaşanıyor. Öyle ki, ölüm döşeğindeki sistem vites yükseltmek, saldırılarını hem açıktan hem de gizli şekilde arttırmak zorunda kalıyor. Bir nevi eline hangi imkân geçerse bu yola vakfetmeye çabalıyor. Dolayısıyla kapitalist sistemde YZ, burjuvazinin ölüm-kalım mücadelesinde işçi sınıfına uyguladığı saldırıların bir aracına dönüşüyor.

Geleceğin sömürüsüz ve sınıfsız toplumunda YZ’nin sağlayabileceği olanakları bir tarafa bırakıp, mevcut toplumda burjuvazinin bu teknolojiden yararlanma şekline baktığımızda; bunu emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarını kötüleştirip kâr oranlarını yükseltici tarzda kullanmakla kalmayıp, onun aracılığıyla insan zihnini yeniden ve istedikleri şekliyle dizayn etme arzusunda olduklarını görüyoruz. Peki bu durum bizler için sürpriz mi? Ya da bu duruma şaşırmalı mıyız? Tabii ki hayır. Hafızamızı biraz yokladığımızda bu konuda sicili bir hayli kabarık olan kapitalist sistemde, yıllardır hayatımızda var olan sosyal medyanın burjuvazi tarafından kitle manipülasyonu amacıyla kullanıldığını görürüz. Onun aracılığıyla seçimlerde kitleler yönlendirilir, bir insanın kendiliğinden karşı çıkacağı bir katliam –mesela Gazze katliamı– rahatlıkla meşrulaştırılır. Bir de tüm bunları, içinden geçtiğimiz kapitalist sistemin meşruiyetinin dünya genelinde sorgulandığı dönemi ele alarak düşündüğümüzde, sistemin elindeki teknolojik imkanları bu süreci tersine çevirmek için kullanmasının şaşırtıcı olmadığını görürüz.

Yıllardır insanlar arasında sosyal medya ve mobil uygulamalarla yetkinleştirilen kapitalist “dijital kültür”, YZ ile tepe noktasına varmış durumda. Bununla, sistemin aciliyetle ihtiyaç duyduğu gençlik aşısını sağlamak umuluyor. Bunun için insanlık sinsice ilmek ilmek örülen bir saldırıyla karşı karşıya. Gidişatın ve uygulamaların yönü nedeniyle tehlikede olan topyekûn insanlığın geleceğidir. Hatırlayalım; yüzyılın başında internetin bireysel kullanıma sunulması ve birçok teknolojik yenilikle birlikte 21. yüzyıla “bilgi yüzyılı” adı verildi. Aradan geçen çeyrek asırda bahsi geçen bu “bilgi”nin burjuvazi için başka, dünyanın geri kalanı için başka anlamı olduğu apaçık görüldü.

Kapitalist sistem altındaki bu gelişmeleri sıradan, basit gelişmeler olarak görmenin büyük bir hata olduğunu dünyamızın içinde bulunduğu durumdan anlamak mümkün. Zira son yıllardaki bilgiye erişim imkânlarıyla kültürel birikim arasında zıt bir ilişki olduğunu görüyoruz. Öyle ki insanların bilgiye ulaşma şekli, bu bilgileri işleme kapasitelerini düşürmüştür. İstenildiği anda bilgiye erişebilecek olma düşüncesinin yarattığı kolaylık, zihinsel gelişime ters sanal bir konfor alanı yaratmıştır. Bu alandan çıkamayan zihinler zamanla sistemin saldırılarına daha da açık hale gelmiştir. Bütün bunlara komplo teorisi diyenlere en etkili cevabı ülkenin ve dünyanın içinde bulunduğu durum veriyor. “Çürümüş kapitalizm toplumu da çürütüyor ve böyle bir kapitalizmin hizmetindeki teknoloji de medya da insanları uyuşturarak, aptallaştırarak daha iyi bir gelecek için mücadele etme istek ve inancını köreltiyor. Tarihsel açıdan köhnemiş kapitalizmin baskılar, yolsuzluklar ve entrikalar aracılığıyla kendini ayakta tutma çabası, sosyal ve siyasal yaşamı inanılmaz bir pislik çukuruna dönüştürüyor.”[1]

İnsanlığın gelişiminde oluşan bu deformasyon, YZ’yi ya da teknolojik gelişimleri bilmeyen yığınlar nedeniyle değil, burjuvazinin bile isteye planlı saldırısı sonucu oluşmuştur ve daha da devam etmektedir. Mesela “propaganda aracı” olarak yaftaladığı Wikipedia’ya alternatif olarak Grokpedia’yı kuran Elon Musk bu platformun varlık sebebini “zihinleri propagandadan temizlemek” olarak özetliyor. Musk’ın ve temsilcisi olduğu sınıfın amacı bellidir; alıklaştırılmış ve kontrolü kolay bir sürü yaratmak. Küçük bir azınlığın hırslarını dünyanın mahvolması pahasına körükleyen hastalıklı sistemde, bilimi ve teknolojik gelişmeleri bu planlardan bağımsız düşünemeyiz. Bu planları tam kapsamıyla uygulamak için burjuvaziye kitlelerin “gönüllü” rızası gerekli. Sistemin pisliklerinin ayyuka çıktığı bu gibi dönemlerde ise burjuvazi bu rızayı kolayından alamayacağından, rıza üretme yolları çeşitlenmeye, daha sinsice bir hal almaya başlıyor. Egemenler bizlere güya “bilgiye ulaşma özgürlüğü” verirken, karşılığında kitleleri manipüle etmek için devasa bir veri yığınına kavuşuyorlar.

Tehlikelere karşı uyarılar ve yanılsamalar

Çeşitli çevrelerden YZ teknolojisinin kötüye kullanımına ve tehlikelere karşı uyarılarda bulunanlar var. Mesela Hamburg Sürdürülebilirlik Konferansının 2025 toplantısının aynı ismi taşıyan deklarasyonu “Sorumlu Yapay Zekâ” başlığı ile yayımlandı.[2] Bu küresel deklarasyona, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Almanya Çevre Bakanlığı, Fransa Dışişleri Bakanlığı, teknoloji firmaları ve sivil toplum örgütlerinin de içinde olduğu onlarca imzacının destek verdiğini görüyoruz. Peki nedir bu Sorumlu Yapay Zekâ? Onlara göre bu, insan haklarına öncelik veren, ayrımcılık yapmayan, özel hayata ait verilere dikkat eden, gelir ve gelişmişlik seviyesine bakmadan herkesin kullanabileceği, geliştirebileceği ve ekonomik fayda sağlayabileceği bir YZ. Hatta iklim krizi ve biyoçeşitlilik kaybı gibi büyük çevresel sorunların çözümünde kullanılması, barışa katkıda bulunması için toplumsal uyumu destekleyerek çocuklara yönelik çevrimiçi şiddet de dahil olmak üzere, kadınlar ve kız çocuklarının yanı sıra marjinalleştirilmiş gruplara karşı zararlı söylemler barındırmaması isteniyor. Bunlar elbette haklı kaygılar ve taleplerdir. Ancak BM’nin ve kapitalist hükümetlerin doğrudan katılımı dikkate alındığında, bunların ikiyüzlü bir günah savmanın ötesine pek geçmeyeceğini öngörmek de zor değildir. Tıpkı İklim Konferanslarının çağrıları ve ilan ettikleri protokoller gibi. Yakın zamandaki başka bir örnek ise YZ’ye kırmızıçizgiler getirilmesi gerektiğini savunan 10’u Nobel Ödüllü yaklaşık 300 uzman ve kurumun yayınladığı çağrıdır.[3] Çağrıda, YZ’nin çocukları manipüle etmek için kullanılmasının, insan kontrolü olmadan hedef seçebilen YZ destekli silahların, kendini insan denetimi olmadan geliştiren YZ sistemleri ve insanlar üzerinde kontrol kurmaya çalışan otonom siber saldırılar yapabilen YZ sistemlerinin kırmızıçizgi olması gerektiği vurgulanıyor.

İyi niyetli bu yaklaşımlar örgütlü bir sınıf tepkisine dönüşmediğinde sistem içi muhalefetin ötesine geçemiyor maalesef. Bu durumda saldırılarının etki alanı sanılandan büyük olan burjuvazi, bu eleştirileri arızi bir problemin eleştirisi olarak sunup, kimi tadilatlar yaparak, kapitalist sistemin meşruiyetini sağlamlaştırmak için kullanıyor. Ozanın dediğini hatırlamadan edemiyor insan: “Bozuk düzende sağlam çark olmaz.” Burjuvazi, kapitalizmi, gerekli istişarelerle sorunları çözebilen bir sistem olarak algılatmaya çalışırken, tüm bunlara tezat olacak adımları atmaya da devam ediyor. Mesela, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre dünya geçen yıl silahlanmaya 2 trilyon 718 milyar dolar harcadı. Bu rekorun bu yıl da tazeleneceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yok. Bu sektörün, giderek kızışan ve sınırlarının giderek büyüdüğü bir Üçüncü Dünya Savaşından çıkarı ortadadır. Tüm bu tabloya devlet başkanlarının ülke ülke dolaşıp silah pazarlamalarını da eklediğimizde ülke politikalarının kimleri, hangi sınıfı destekleyecek şekilde yapıldığı ortaya çıkıyor. Hele de Çağlı’nın, zamanımızdaki burjuva yönetimlerin “zenginler kulübü hegemonyası”[4] biçimine dönüştüğü tespitinin somutlandığı plütokratik egemenliğin göze sokulmasında sakınca görülmediği bu süreçte. Benzer şekilde egemenlerin kitlelerde militarist duyguları arttırmaya çalıştığı bugünlerde ülkelerin YZ trenini kaçırmaması, ön alması gerektiğinin propagandası, kitlelerde YZ teknolojisinin sorgulanmaksızın ülke menfaati için kullanılması gerektiği düşüncesini besliyor. Buradaki “ülke menfaati” denen şey elbette burjuvazinin menfaatidir. Yani YZ şimdiden burjuvazinin elinde işçi sınıfının üzerinde kullanacağı bir İsviçre çakısı haline gelmiş bulunuyor.

Son planda dikkatlerin yoğunlaşması gereken nokta YZ teknolojisinin insanlık için barındırdığı potansiyelden ziyade bu teknolojinin insanlığa hangi sınıf elinden ve hangi amaçla servis edildiğidir. İnsanlığın ve dünyanın çıkarlarını temel alan işçi sınıfı mı, yoksa bunları yok etme pahasına kendi çıkarını önceleyen burjuvazi mi? Temel soru budur.

Kapıdan kovsan bacadan giren anlayışlar silsilesi yüzünden insanların azımsanamayacak kısmında YZ teknolojileriyle ilgili yanlış algılar hâkim. Mesela insanlığın YZ teknolojisini doğru kullanabilmesi neticesinde bir kültür devriminin mümkün olduğu düşüncesi. Geçen zaman, teknolojik gelişimin, değil kültür devrimi, kültür çürümesi olarak emekçilerin hayatına yansıdığını gösteriyor. “Kapitalist üretim tarzı bir zamanlar sahip olduğu ilerletici barutunu yitirmiştir. Bu sistem çürümüş, yozlaşmış ve insanlık toplumunu kemiren kapitalist bir belâya dönüşmüştür. Kapitalizm insanın insan üzerindeki sömürüsünü, toplumsal eşitsizliği ve bundan kaynaklanan toplumsal yozlaşma ortamını ve doğanın katlini öylesine dayanılmaz boyutlara tırmandırmıştır ki, gezegenimiz adeta bir uçurumun kıyısındadır.”[5]

Çürümüşlüğün panzehri örgütlü mücadeledir!

Sistemin yarattığı çürümüşlüğün hâkim olduğu atmosferde nefes alamayan emekçi sınıflar dünyanın birçok coğrafyasında yaşam koşullarının iyileşmesi talebiyle meydanları dolduruyor. Kapitalistler bu durumun gayet farkında. Tarihteki benzeri kriz koşullarından edindiği tecrübe ve çeşitlendirdiği silahlarla emekçi sınıfların üzerine hız kesmeden saldırıyor. Bu saldırıların önemli bir bölümü oluşturulmaya çalışılan algılar dünyası üzerinde yürüyor. Bunu buluşların, icatların, yeniliklerin ve hatta yönetim biçimlerinin sınıflar üstü gösterilmesindeki başarısıyla sağlayan kapitalizm, emekçilerin algı yönetiminde önemli bir avantaj sağlıyor. Örneğin YZ’nin kullanımında önemli paradokslar olduğu görülüyor; güya sistem karşıtı kullanımı aslında sistemin parçası olan YZ ürünlerinin ve bunları satan şirketlerin PR çalışması olarak da iş görebiliyor.

Bugün dünyada yaratılan karamsar atmosfere inat meydanlarda “Vardım, Varım, Var olacağım” diye haykıran emekçilerin varlığı kapitalist egemenlerin işlerinin kolay olmadığını söylüyor. “Kitleleri ölüme sürükleyen modern silahlar, insanlığın hizmetine değil kapitalizmin çılgınlığına sunulan yeni teknolojiler, Elon Musk gibilerin elinde insanlık açısından korkutucu senaryolara konu olan yapay zekâlarla birlikte, mevcut durum dünya işçi sınıfı ve emekçi kitleler açısından büyük bir tehdittir. Vaktiyle «ya sosyalizm ya yok oluş» özdeyişiyle ifade edilen seçim noktası tam karşımızda duruyor!”[6]



[1] https://marksist.net/elif-cagli/bu-pisligi-ancak-devrim-temizler

[2] https://www.sustainability-conference.org/en/previous#hsc-2025

[3] https://thefuturesociety.org/redlinesintherealworld
İmzacılar arasında Nobel Ödüllü ekonomistler Joseph Stiglitz ve Daron Acemoğlu, yapay zekânın babası olarak kabul edilen Nobel Ödüllü Geoffrey Hinton, ‘Sapiens’ kitabının yazarı düşünür Yuval Noah Harari, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü eski genel direktörü Ahmet Üzümcü ve Yunanistan eski Maliye bakanı Yanis Varufakis de bulunuyor.

[4] https://marksist.net/elif-cagli/bu-pisligi-ancak-devrim-temizler

[5] https://marksist.net/elif-cagli/bu-pisligi-ancak-devrim-temizler

[6] https://marksist.net/elif-cagli/bu-pisligi-ancak-devrim-temizler

22 Aralık 2025
Yapay Zekâ, Robotik
Share

Kaynak URL:https://marksist.net/serkan-tekin/kapitalist-yapay-zeka-denemesinde-insanligin-imtihani?qt-diger_makaleler=0