sınıf mücadelesinde Marksist Tutum sitesinde yayınlanmıştır (https://marksist.net)

Anasayfa > Uyan

Uyan

Ziya Egeli, 18 Eylül 2022

21-mart-doganin-uyanisi-ve-baharin-gelisi-peki-ilkbahar-ekinoksunda-ne-yapmalisin-3.jpg

  Kış geliyor 
  Soğumaya başladı havalar
  Yazın sıcağı bezdirir fukarayı canından fakat
  Kıştan çektiğinin binde birini çekmez yoksullar burada.
  Odun, kömür yanına yaklaşılacak gibi değil 
  Isınmak zengin işi şimdi 
  Bizim şu memleket-i muasarada 
  
  Serçelerin, sığırcıkların keyfine diyecek yok 
  Ve bir de kumruların
  Onlar yaz kış burada
  Fakat
  Fabrika bacasının üzerindeki leylek yuvası
  Boş kalacak bir dahaki bahara kadar
  Sıcak yerlere uçuyor “göçmen” kuşlar.
  Göçmenlik nedir sahi?
  Göçmen kime denir?
  Bir sınırı aşıp geçince mi göçmen olur insan?
  Hadi diyelim öyle...
  Hadi diyelim yoksulluk
  Hadi diyelim savaş ölüm demek olmasın göçmenlik.
  Hadi diyelim paralı pulluların işi olmasın sınırlar çekmek 
  Peki, nasıl göçmen oluyor kuşlar?
  Bırakınca kendini göğün mavi kollarına
  Ve kanatlarının altında rüzgâr
  Ey dünyaya dikenli teller geren 
  O zaman senin çizdiğin sınırları kim takar?
  Bütün dünya kuşların kanatlarının altında,
  Bütün dünya kuşlara vatan.
  Var git sen kendi derdine yan.
  
  Ağaçlar 
  Sarı, kızıl yapraklarıyla 
  Kuş tüyü bir yorgan gibi örtüyorlar asfaltın üzerini
  Asfalt üşür mü ki?
  Üşür ya, üşümez mi?
  Hem de ciğerlerine kadar.
  Peki;
  Ya kaldırımların üzerinde kıskıvrak yatan çocuklardan kaçı sabaha çıkar?
  Belki bir, belki iki.
  Ya da kim bilir belki
  Bir gece vakti ayaz
  Gece bekçisinin düdüğü gibi soğuk ve öfke uyandıran bir ıslıkla
  Sımsıcak düşler gören çocukların 
                cılız bedenlerine sarılıp sabaha bir tekini bile canlı bırakmaz.
  
  Kader midir taş kaldırımlarda donarak ölmek?
  Yoksa,
  Kendi kaderini
  Tarihin utancından nasibini almamışlara bırakanların kaçınılmaz sonu mu?
  
  Ve kış geldi.
  Yavaş yavaş uykuya daldı doğa
  Bembeyaz bir masumiyet gibi akıyor
  Karşıdaki dağların doruklarından eteklerine doğru kar
  Yemyeşil adam boyu çayırların ve yaprakların 
  Rüzgâr Şef’in yönetimindeki senfonisinin yerini
  Sarı cılız, hüzünlü bir melodi aldı.
  Hoşça kalın kelebekler
  Uğur böcekleri hoşça kalın 
  Kavuşmamız ancak bir dahaki bahara kaldı.
  
  Tek bir yaprak kalmadı 
  Ağaçlar çırılçıplak şimdi 
  Su çekildi damarlarından 
  Dokunsan çatırdayarak kırılacak söğütlerin dalları 
  Yollar, kaldırımlar dam boyu kar
  Ve ayaz
  Astığı astık kestiği kestik bir eşkıya 
  Gelincikler
  Peygamber çiçekleri
  Ve papatyalar 
  Tohumlarını toprağın sıcak bağrına bıraktılar
  Boy verip büyüsün diye bir dahaki baharda. 
  
  Tipi
  Canlı olan ne varsa boğazına geçirip ipi
  Sıkıyor nefessiz bırakıp öldürünceye kadar
  Sokak lambasının etrafında dönüp duran sineklerin ömrü 
  Hafif bir rüzgâr önüne katıp kovalayıncaya kadar
  Çatılardan dökülen damlalar
  Derelerden akan su dondu
  Mecburiyet gölü boydan boya buz.
  Gece uzun ve soğuk
  Tezden kararıyor artık havalar
  Sağında, solunda bir ölüm uğultusu evlerin
  İnim inim inletiyor duvarları rüzgâr.
  Sokaklarda ne kedi ne köpek
  Kuyruğunu kısıp bacaklarının arasına 
  Sığınmışlar merdiven altlarındaki duldalarına 
  
  Bembeyaz bir kefenin üzerinde ayaz 
  Çekip kılıcını 
  Yönünü şaşırmış talihsiz bir yolcu arar.
  Fakat
  Döner tekerleği zamanın
  İç içedir
  Dün, bugün ve yarın.
  
  Kış bitip eriyince kar
  Ne tipi, ne ayaz
  Eser kalmaz hiçbirinden 
  Doğa uyanır 
  Çatlar tohumları gelinciklerin 
  Ne gecenin karanlığına mahkûmdur
  Ne de kışın haydutluğuna insan 
  
  Dereler yine her zamanki neşesinde 
  Gelincikler kızıla bürüdü her yanı 
  Çayırlar başladı rüzgâr şefin yönetimindeki senfonisine
  Akıyor yaşamın damarlarından kan
  Devinip duruyor hayat
  Ey umudun goncası 
  Toprak uyandı 
  Sen de uyan, sen de uyan.
  
18 Eylül 2022
Devrimci Şiirler
Share

Kaynak URL:https://marksist.net/ziya-egeli/uyan