Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonunun 61. toplantısı 13-14 Mart tarihleri arasında New York’ta yapıldı. 1946 yılından bu yana var olan komisyonun amacının, kadın haklarını ilerletmek, kadınların hayatlarına dair dünya çapındaki gerçekliği belgelemek ve kadın eşitliği ile kadınların güçlendirilmesine dair küresel standartları şekillendirmek olduğu iddia ediliyor. Elbette gerçeklik bu şatafatlı iddiadan çok uzaktır. Hükümetler arası bir organ olan bu komisyon, her yıl Mart ayında 10 günlük toplantılar yapıyor. UN Women (Birleşmiş Milletler-Kadın) tarafından organize edilen toplantılara tüm BM üyesi ülkelerden burjuva siyasetçiler, önde gelen burjuva kadınlar ve burjuva kadın örgütleri katılım sağlıyor. Tüm dünyadaki kadınların sesi olma iddiasındaki bu kuruluş, sorunlara çözüm noktasında ise tüm ülkelere tavsiye vermekten öteye geçmiyor! Kadın sorunu kararnamelerle çözülmüyor. Ayrıca bu tür zirvelerde yapılan konuşmalar, alınan kararlar, komisyon üyesi ülkelerin ne kadar ikiyüzlü siyaset yürüttüklerini de gösteriyor.
Kadın hakları konusunda dünyanın en geri kalmış ülkelerinden biri olan Suudi Arabistan, yapılan gizli oylama sonucu 54 ülkenin 47’sinin oyunu alarak Komisyon üyeliğine seçildi. Bu kararla birlikte Suudi Arabistan, 2018-2022 yılları arasında kadınların haklarını “korumak” amacıyla komisyonda görev alacak! Komisyonun çiçeği burnunda üyesi Suudi Arabistan, “Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi”ni 2000 yılında kabul etti. Ancak Suudi Arabistan’da kadınların toplumdaki yeri içler acısı!
Tüm bu yasaklara karşı sınırlı da olsa direnen kadınlar mevcut. Erkek vasiliğine karşı internette yürütülen imza kampanyası bunlardan biridir. Bölgede yaşanan “Arap Baharı”nın ve mücadele yürüten kadınların etkisiyle kadınların kamusal yaşama katılımı konusunda Kraliyet yönetimi tarafından bazı açılımlar gündeme geldi. Kraliyet yönetimi, kadın sorunlarının tartışılacağı bir konsey oluşturdu. Ancak oluşturulan konsey Suudi tarzındaydı. Kadın konseyinde kadınların sorunlarını erkekler konuşuyor ve kadın konseyinin toplantısında sadece erkekler fotoğraf karelerinde yer bulabiliyor. Suudi egemenlerin kadın sorunundan ve kadın haklarından anladığı işte budur!
Böylesi bir gericiliğin hüküm sürdüğü, kadınların “insan” olup olmadığının sorgulandığı bir ülkenin Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonuna seçilmesi neyle açıklanır? Kadınların her türlü ayrımcılığa, ağır baskıya maruz kaldığı Suudi Arabistan’ın bu komisyona katılacak olması, başta cinsiyet ayrımcılığı olmak üzere her türlü eşitsizliğe karşı kadın haklarının korunması yerine kapitalist çıkarların göz önünde bulundurulduğunu göstermektedir. Bu tür örgütlerde yapılan konuşmalar, alınan kararlar kulağa ne kadar hoş gelirse gelsin, büyük yalanlarla dolu olduğu aşikârdır. Kendi ülkelerinde kadınlara eşit siyasal ve hukuksal haklar vermeye yanaşmayan kapitalistlerin bu tür konferanslarda sorunu çözme adına bir araya gelmeleri tam anlamıyla ikiyüzlülüktür. Kapitalistlerin bu tür uluslararası örgütlerinden, kadınlar adına gerçek manada eşitlik ve özgürlük adımları atması beklenemez. Emekçi kadınlar sınıf mücadelesinde yerini alıp kapitalist sömürü düzeni yıkılmadıkça, kadınların gerçek eşitlik ve özgürlüğe ulaşmaları mümkün olmayacaktır.