Navigation

Suriyeli Mülteci ve Kürt Yoksul Çocuklara

Sökseniz ciğerlerimi yerinden,
çıkarsanız gözlerimi, 
atsanız dünyanın öbür ucuna,
atsanız da, görmese halini yeryüzünün.
Çocukların karaya vurmuş cesetlerini görmese.
Görmese parçalanmış bedenlerini,
minicik ellerini, 
sarı kavruk saçlarını,
kanla dolmuş avuçlarını görmese.
Ah yüreğim!
Nasıl dayanılır bu zulme?
Islana ıslana pınarları kuruyan gözlerim,
görüp de nasıl katlanılır? Söyle!
Ahh ellerim!
Nasırlı ellerim!
Nasıl duruyor hâlâ saçlarım yerinde yolunmadan?
Aklımı mı yitirdim yoksa?
Aklımı mı yitirdim?
Görüp de dayanılması imkânsız şeyleri göre göre,
ve susarak derin derin.
Başka nasıl dayanılır yoksa?
Nasıl katlanılır,
korkmuş bir çocuğun gözlerindeki çaresizliğe?
Nasıl katlanılır? Nasıl? Söyle!

Saçlarını okşamak ciğerlerini sökerken
Kollarını bacaklarını kırarken,
avuçlarının içinde tutmak minicik ellerini.
Gözlerine bakmak oyarken gözlerini.
Ahlanıp vahlanmak,
gerçek suçluların ekranlarından,
utanıp sıkılmadan.
Bu nasıl bir ikiyüzlülüktür Allahım?
Bu nasıl bir çıkmışlıktır insanlıktan?
Eyyy burjuva hanımefendiler ve beyler!
Çocuklarınız bu kadar mı kıymetlidir
bizim çocuklarımızdan?
Daha mı fazla hak ederler yaşamayı bizimkilerden?
Oynamayı,
ağız dolusu gülmeyi,
koca bir külâh dondurmayı
ağzına yüzüne bulaştırarak yemeyi
bir de korkusuzca kol kanat germeyi mavi gökyüzüne
daha mı fazla hak ederler?
Kaçınızın çocuğu kollarını, bacaklarını yitirdi
dokuma tezgâhlarında?
Kaçınızın çocuğu
çizdiğiniz sınırlarda
çıkardığınız savaşlarda can verdi?
Kaçınızın çocuğu çalışmayı öğrendi 
oynamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenemeden?
Kaçınızın çocuğu,
etin, sütün ne olduğunu bilemeden,
yoksulluktan can verdi kucağınızda.
Bu bedeni öylesine taşıyorsak,
Sömürü ve zulüm düzeninizi
yerle yeksan etmeyi hayal etmeden 
bir saniye bile yaşıyorsak
Haram olsun ulan bize yaşamak,
Anam avradım olsun ki haram.