Navigation

İşçi Ahmet Kirada, Erdoğan Sarayda

İşçilerin sorunları her geçen gün artıyor. Taşeron çalışma, iş kazaları, meslek hastalıkları, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri hayatımızı cehenneme çeviriyor. İşsizlik rakamları milyonlarla ifade ediliyor. Her ay tersanelerden, madenlerden, fabrikalardan iş kazası haberleri geliyor. Yeni yasa tasarılarıyla beraber çalışma saatleri daha da uzatılıyor, ücretler kuşa çevriliyor. İşçilerin yaşam standartları her geçen gün düşerken, patronlar zevki sefa içerisinde yaşıyor. Açlık, yoksulluk, sefalet yakamızı bırakmıyor. Ay sonu bir türlü gelmek bilmiyor. Elektrik, su, doğalgaz faturaları, kira derdi belimizi büküyor.

Tüm bunlar yaşanırken Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçtiğimiz günlerde Ak Saray’ın maliyetini 1 milyar 370 milyon lira olarak açıkladı. İşçiye üç kuruşu zammı çok görenler, simit hesabından asgari ücret zammı verenler, işçinin parasıyla saray yaptırıyor. Soma’da ölen işçi kardeşlerimize yaşam odasını çok gören AKP hükümeti, 2000 yaşam odası maliyetinde saray yaptırdığını göğsünü gere gere açıklıyor. Ak Saray’ın bir odasındaki ipekli duvar kâğıdı için bir maden işçisinin bir ay çalışması gerektiğini biliyor muydunuz? Ak Saray’ın sadece aylık elektrik faturasının 700 bin lira olduğunu, bahçesinin 30 işçinin bir aylık maaşı tutarındaki ithal ağaçlarla süslendiğini biliyor muydunuz? Sarayın aylık giderleri için bütçeden 300 milyon lira ayrıldığını ve saraya ulaşmak için yapılan yol ve kavşak çalışmalarının giderinin de 60 milyon lira civarında olduğunu biliyor muydunuz? Uzmanlara göre Ak Saray’ın toplam maliyeti 6 milyar liranın üzerindedir.

Gelin bu parayla neler yapılabileceğine hep beraber göz atalım: 4100 tane huzurevi, 4110 tane 100 kişilik öğrenci yurdu, 330 tane devlet hastanesi, 4110 tane okul ve daha niceleri… Cumhurbaşkanlığı sarayıyla ilgili yapılan açıklamaları neresinden tutsak elimizde kalıyor. Hükümetin açıkladığı rakamlar, basınla paylaştığı bilgiler gerçeklikle örtüşmüyor. Uzmanlar Ak Saray’la ilgili açıklamaların şüphe uyandırıcı nitelikte olduğunu söylüyor. Ankara Mimarlar Odasının yapmış olduğu incelemeye göre, 1000 odalı olarak açıklanan Ak Saray’ın, dört katı yerin üstünde ve dört katı yerin altında olmak üzere toplamda 5000 odası olduğu tahmin ediliyor. Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, kamuoyuna gerçek bilgilerin verilmediğini, 5. İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararının halen devam ettiğini ve Ak Saray’ın usulüne uygun yapıldığı iddialarının gerçekliği yansıtmadığını belirtiyor.

Hal böyleyken, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Ak Saray’ın maliyetinin, toplam yatırımlar içinde çok büyük bir paya sahip olmadığını dile getirebiliyor. Bu bakanın asgari ücretten, yoksulluk ve açlık sınırındaki milyonlarca işçiden haberi olmasa gerek ki bu kadar pervasızca açıklamalar yapabiliyor! İşçilere “800 lira neyinize yetmiyor” diyen Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in, kendi hükümeti 1,5 milyona yakın işçinin bir aylık ücreti tutarında bir saray yaptırırken sesi soluğu çıkmıyor.

İşçiler yoksulluk içinde inim inim inlerken, patronlar sınıfı ve hükümet saraylar, gökdelenler yaptırıyor. Bu inşaatların harcı da işçi kanıyla karılıyor. Peki, kim dur diyecek bu gidişe? Kim “artık yeter” diyecek? Gelin Adnan Yücel’in birkaç mısrasıyla sorumuzu yanıtlayalım ve kendisini bu vesileyle anmış olalım.

Saraylar saltanatlar çöker

Kan susar bir gün, zulüm biter.

Menekşeler de açılır üstümüzde

Leylaklar da güler.

Bugünlerden geriye,

Bir yarına gidenler kalır,

Bir de yarınlar için direnenler.