Navigation

Sorun KPSS Sorularının Çalınması mı?

Yaklaşık bir aydır KPSS sınav sorularının çalındığı, bu nedenle sonuçların geçerli olup olamayacağı tartışılıyor. Temel sorun sınav güvenliğinin sağlanamamasıymış gibi yansıtılarak yüz binlerin gerçek mağduriyetinden söz edilmiyor. KPSS sınavı insanların iş kaygısıyla defalarca girdikleri ve kazanılması çok zor olan bir sınavdır. Sınava girenlerin sayısı tüm alanlar hesaba katıldığından 2,5 milyonu geçiyor. Sadece öğretmen atamaları için girenlerin sayısı 650 bini buluyor.

Peki bu sınava neden bu kadar çok insan giriyor ve neden soruların çalınması noktasına gelecek kadar önemli bir sınav olabiliyor? Çünkü insanlar bu sınavla iş sorunlarını çözmeyi umuyorlar. Üstelik iş alanının devlet sektörü olması dolayısı ile daha önemli bir sınav haline geliyor. Ancak işe girmeniz için, sınava girenlerin içinde kimi zaman bininci kimi zaman ellinci olmanız gerekebiliyor. Puan kriteri girdiğiniz branşa göre bu yıl 50 iken bir sonraki yıl daha yüksek olabiliyor. Ya da tam yeterli puanı mı aldınız, bu kez yaş haddinden ya da basit bir mülakat bahanesi ile atanamayabilirsiniz. Sınavı kazanmak için, bir yıl boyunca işinizi, çocuğunuzu, her şeyi bırakmak ve para bulup kursa giderek belki kazanabilme, kazansanız da belki atanabilme ihtimalinizi arttırmaya uğraşmak zorundasınız. Durum böyle olunca KPSS sınavında insanlar iş kaygısıyla her şeyi yapmak noktasına geliyorlar.

Çalınan soruların eğitimbilimleri bölümüne ait olduğu söyleniyor. Yani öğretmenlik ataması için gereken bölüm. Bu sınava giren 650 bin kişi, özel okulda, dershanelerde çalışan öğretmenlerden, okullarda ücretli çalışan ya da eğitim sektörü dışında bambaşka sektörden şansını deneyen veya eğitim fakültelerinden yeni mezun olanlardan oluşuyor. Örneğin dershane sektöründe yıllık sözleşmelerin keyfiliği ve belirsizliği, tazminat hakkının olmaması, yol, yemek gibi olanakların olmaması ve yazın ücret alınmaması gibi nedenler çalışan eğitim emekçilerini böylesi çözümlere itiyor.

Oysa sadece dershane öğretmenlerinin sayısı yüz binleri buluyor. Herkesin bu sınavla atanması mümkün olmadığına göre çözümü başka yollarda aramak gerekiyor. Yani ortak hareket etmek, örgütlenmek, dershaneleri ve özel okulları sendikalı yapmak ve kötü olan koşulları değiştirmeye çalışmak. Zor gibi gözüken bu çaba, aslında oturup örneğin on yıl bir sınava hazırlanıp atanamamaktan daha kolay. Çözüm ne soruları çalmakta ne de bir gün atama hayali ile yaşamakta ne de var olan çalışma koşullarını gelip geçici olarak algılamakta… Çözüm biz işçilerde! Biz eğitim emekçilerinin birlikte vereceği ortak mücadelede.