Navigation

Düzen Güçleri Kürtlere Saldırmaya Devam Ediyor!

Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde, yerel seçimlere hazırlık olarak “Diyarbakır’ı almak” hedefiyle Diyarbakır’a çıkartma düzenlemişti. Diyarbakır halkının haklı tepkisine neden olan bu çıkartmada, esnaflar kepenk kapatmış, genci, yaşlısı sokağa dökülmüştü. Tüm bunların ardından burjuva medya şu tür yorumlarla üzerine düşeni fazlasıyla yaptı: “Terör örgütü PKK ve onun temsilcisi DTP, gösterilerde kadınları ve çocukları kullanarak, onları ön saflara sürdü.” Daha ileri giderek şunu da eklediler: “Çocukları çikolatayla çeşitli yemişlerle kandırdılar.” Burjuva medya bu yalanları sıralarken, düzenin kolluk kuvvetleri de çocuklara gaz bombaları ve silahlarla saldırdılar.

Tüm bunların ardından yaşları 13’le 14 arası değişen 23 çocuk gözaltına alındı. Bunların arasından da, “yaptıkları hareketlerin yükümlülüğünü alabildikleri” kanısına vardıkları 6 çocuğu tutukladılar. Bu 6 çocuk hakkında 23’er yıl hapis cezası isteniyor. Bu cezanın dayandırıldığı gerekçe şöyle: “Örgüt üyesi değiller ancak terör örgütü adına eylemler yapmaktan, terör örgütünün propagandasını yapmaktan, polise mukavemetten geri durmuyorlar.” Düzen güçleri bir taraftan kitleleri kışkırtmak maksadıyla “çocuklar kandırılarak kullanılıyor” diyor, diğer taraftan da tüm bu yaşananlara tepki gösterenleri çocuklarla sınırlayarak tepkinin “yanlışlığını” göstermeye çalışıyor.

Bu çocuklara istenen ceza, egemenlerin tüm Kürt halkının çocuklarına, kadınlarına, erkeklerine ve onların mücadelelerine duydukları kinin göstergesidir aslında. Bu çocuklarla Kürt halkı cezalandırılmıştır. Üstelik bu cezalandırma yeni bir şey değildir. Onyıllardır Kürt halkına yönelik sürdürülen inkâr ve imha politikasının bir devamıdır. Bu yüzden de Van’da, Hakkâri’de, Diyarbakır’da çocuklara saldıran polisin, Siirt’te çocuklara “ekmek arası kavurma dağıtarak” imajını düzeltmesi mümkün değildir. Bu türden aşağılayıcı tavırlar, egemen sınıfların körlüğünü ve sahip oldukları zihniyetin geriliğini ortaya koymaktan başka bir işe yaramaz.

İşçi sınıfı bu haksız savaşa dur deyip bir devrimci özgürlük rüzgârı estirmedikçe, Kürt sorununda kalıcı ve hakiki bir çözümün gelme ihtimali yoktur.