Navigation

Maraş Katliamı Lanetlendi

Sermaye sınıfının faşist tertiplerle insanları acılara boğduğu tarihlerden biridir Aralık 1978. Alevi ve Sünnilerin iç içe yaşadığı Maraş’ta, devletin gözleri önünde bir katliam düzenlendi. 150’den fazla Alevi günlerce süren katliamda katledildi. 31 yıl önce yaşanan bu faşist kıyımın amacı, faşist darbeye giden yolu açmaktı. Ordu kurtarıcı kimliği ile sermaye sınıfı lehine yeni bir düzen kuracak, işçi ve emekçilerin kazandığı haklar yerle bir edilecekti.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş’ta 31 yıl evvel yaşanan bu kanlı kıyımı protesto etmek üzere Taksim’de bir basın açıklaması düzenledi. Maraş Ne İlk Ne de Son Katliamdır pankartı açan dernek üyeleri, “Maraş’ın Hesabı Sorulacak”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Çözüm Faşizme Karşı Mücadelede” sloganlarını haykırdılar. Basın açıklamasını yapan Feti Bölükgiray, katliamın önceden organize edilen bir devlet projesi olduğunu, Maraş’ta 12 Eylül’e hazırlık yapıldığını belirtti. Bir an önce dava dosyalarının yeniden açılmasını ve sorumluların yargılanmasını talep etti. Maraş’ın hesabı verilmeden Alevi açılımının yapılamayacağına dikkat çekti. İsmet Özel’in Habertürk televizyonunda Alevileri karalayan sözlerini de eleştiren Bölükgiray, BDP üzerindeki baskıları da kınadıklarını sözlerine ekledi.

Maraş katliamını protesto edenler arasında 55 yaşında, özel sektörden emekli olmuş bir Alevi işçi ile sohbet ettik. Katliam esnasında yakınlarının Maraş’ta olduğunu belirterek sözlerine başladı: “Akrabalarım esnaflık yapıyordu. Elbistan’daydılar, oradan Maraş merkezine yerleştiler. Maraş’ta çok kötü günler yaşadılar…”

“Bugün bu protesto eylemine katıldınız, Maraş katliamı hakkında ne düşünüyorsunuz, akrabalarınızın başına neler geldi bizlere anlatır mısınız” diye sorarak sohbetimize devam ettik.

Ezilen halklar ve mezhepler üzerinde oynanan bir oyundu diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Her şey 2 öğretmenin öldürülmesiyle başlıyor. Camilerden kışkırtıcı anonslar yapılıyor. Evler işaretleniyor. Yani senaryo önceden hazırlanmış. Camilerden çıkan insanlar kışkırtılarak Alevi evlerine, esnafa, kahvelere saldırılıyor. Bazı Sünni aileler, komşuları olan Alevileri kendi evlerinde saklıyor, onlara yardımcı oluyorlar. Olayı kışkırtanlar dışarıdan gelenler ve orada örgütlenen MHP’li provokatörlerdi. Zaten sistem baskıcı ve insanları böl-parçala-yönet mantığı ile hareket ediyor. O yıllarda ezilen halkların kazanımlarına da bir saldırı başlatıldı. Çünkü darbeye hazırlık yapılmak isteniyordu. Din ve mezhep farklılıkları buna alet edilmek istendi. Ezilen insanların haklarını almak için örgütlendikleri sendikal örgütlenmeleri bastırmak ve işçi sınıfını çıkmaza sokmak istiyorlardı. Katliamdan sonra akrabalarım Maraş’tan göç ettiler. Aradan geçen bu zamana rağmen bizler bu olayı kınıyoruz ve sorumluların hesap vermesini istiyoruz.”

Egemenler bugün de aynı oyunları tezgâhlayarak, Türk-Kürt, Alevi-Sünni düşmanlığı yaratmaya, iç savaş kışkırtmaya ve faşist bir darbeyle ezilen Kürt halkının ve emekçilerin ensesinde boza pişirmeye çalışıyorlar. Bu oyunu geri püskürtmenin yolu, burjuvazinin yalanlarına kanmamak, geçmişten dersler çıkararak uyanık olmak ve örgütlü bir güçle sınıf mücadelesini yükseltmekten geçiyor.