Navigation

HDK Genel Meclisi 28 Şubatta Toplandı

HDK Genel Meclisi 28 Şubatta İstanbul’da toplandı. Devletin Kürt halkına karşı yürüttüğü savaş, kızışan ve boyutlanan Suriye savaşı ve ülkedeki faşist tırmanış süreci atmosferinde gerçekleşen toplantı, bu şartlar altında AKP iktidarına karşı mücadelenin perspektif ve olanaklarını ele aldı. Toplantıda tartışılan gündem konularında bileşenlerin görüş birliğine vardığını belirten Meclis, bu hususları bir sonuç bildirgesiyle açıkladı. Bildirge son dönemde Türkiye’nin “hızla bir olağanüstü rejime, faşizme sürüklenmekte” olduğunu tespit ederek, Kürt halkına karşı yürütülen çok yönlü saldırının vahşet boyutlarına ulaştığını vurguluyor. Öte yandan AKP iktidarının baskılarına karşı direniş odaklarına ve olanaklarına da dikkat çeken Meclis, bu kapsamda Kürt halkının, onurlu aydınların ve Cerattepe örneğindeki yerel halkın direnişlerine dikkat çekiyor.

AKP’nin politikalarında ısrar etmesi neticesinde tüm Türkiye’de bir iç savaş endişesinin doğduğunu vurgulayan Meclis, bu baskıcı politikalara karşı ortak bir mücadele cephesinin örülmesi gerekliliğinin altını çizerek, bu kapsamda Kürt halkının mücadelesinin yalnız bırakılmamasının önemini ve batıda da yükseltilecek mücadele ile “bir demokrasi ve barış cephesinin” oluşturulması ihtiyacını dile getirdi. Kıdem tazminatının kaldırılması ve kiralık işçi büroları gibi işçi sınıfına yönelik saldırı hazırlıklarına da dikkat çeken Meclis, bu saldırılar karşısında “emek güçleri ile birlikte hareket” edeceğini ve Mart ayı içindeki önemli anma ve kutlama günlerinin en yaygın biçimde ve en geniş katılımla gerçeklemesi için çaba harcanacağını da ilan etti. Toplantının sonuç bildirgesi şöyle:

HDK Genel Meclisi Toplantısı Sonuç Bildirgesi

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Genel Meclisi 6. Dönem 2. Toplantısı gündeminde ele aldığı konular üzerinde görüş birliği ile aşağıdaki sonuçlara ulaşmıştır.

1. AKP iktidarının Türkiye ve Kürdistan’da halklarımızın haklarına ve özgürlüğüne, demokratik kazanımlarına karşı sürdürdüğü saldırılar ve devletin bu saldırıları sürekli kılacak şekilde yeniden örgütlemesi ülkeyi büyük bir hızla bir olağanüstü rejime, faşizme sürüklemektedir. Öte yandan Kürt halkına karşı bir soykırım karakterine bürünen “çöktürme harekâtı” çerçevesinde sürdürülen kent kuşatmaları, katliamlar ve bastırma operasyonlarına karşı direniş halkın desteğini kazandıkça saldırılar vahşet boyutlarına ulaşmaktadır.

2. Ana muhalefet partisinin, AKP iktidarının ve Saray’ın sınır tanımayan zorbalığına “terörizmle mücadele” gerekçesiyle gösterdiği hoşgörüye karşın halklarımız arasında direniş eğilimi belirginleşmekte, faşizan uygulamalara karşı koyma, demokratik kazanımları koruma ve geliştirme iradesi giderek güç kazanmaktadır. Bütün toplumsal ve iktisadi çelişkiler, savaşa karşı aydınlar bildirisinin, parlamentodaki bütçe tartışmalarının ya da Artvin-Cerattepe’deki ekolojik direnişin gösterdiği gibi eninde sonunda Saray/AKP egemenliğine karşı mücadele ekseninde kutuplaşmaktadır.

3. Kürdistan’a yönelik savaş uygulamalarının yol açtığı şiddetin giderek Batıya doğu yayılması, mevsim koşullarının da değişmesiyle birlikte çatışmaların kırsal alanlara taşması olasılığı AKP’nin ayrım gözetmeksizin bütün toplumsal muhalefete yönelik diktatoryal uygulamaları ile birlikte halklarımız arasında Türkiye’nin bir iç savaşa gitmekte olduğuna ilişkin kaygılar doğurmaktadır. Gidişat kendi haline bırakıldığında bu kaygıların gerçekleşmesi olasılığı çok yüksektir. Bununla birlikte, Ankara’nın Suriye ve Rojava Kürdistan başta olmak üzere bölgemizde IŞİD, El Nusra ve benzeri örgütlerle dolaylı/dolaysız ortaklığa varan mezhepçi iç ve dış politikası, AKP iktidarının uluslararası güvenilirliğini sarsmakta ve yalnızlaştırmakta, iktidarın kuvvet merkezi daraldıkça Saray, hükümet ve AKP’nin değişik fraksiyonları arasındaki çatlaklar derinleşmektedir. AKP’nin Kürt düşmanlığına dayalı Rojava siyaseti muhafazakâr Kürt güçlerini kendisinden uzaklaştırırken, Kürdistan’daki direniş giderek meşruiyet zeminini genişletmekte, mezhepçi saldırganlık Alevilerin ortak mücadele arayışlarını yaygınlaştırmaktadır. Kürdistan’daki zulme karşı cemevleri ve dergâhlardaki açlık grevleri bu doğrultuda önemli bir dayanışma dinamiği yaratmıştır.

4. Yeni güç dengeleri, halklarımızın faşizm dayatmalarına karşı demokrasi, savaş dayatmalarına karşı barış ekseninde ortaklaşması için elverişli bir ortam yaratmakla birlikte, barış ve demokrasinin yalnızca Kürt halkının fedakârlıklarına dayanarak, Batıda güçlü ve cesur bir halk hareketi olmaksızın kazanılamayacağı açıktır.

HDK, ülkenin tamamını kapsayan bir barış ve demokrasi blokunun örülmesinin vazgeçilemez bir zorunluluk olduğu görüşünde ısrarlıdır. HDK, kendi mücadele zeminlerinde bu blokun bir halk hareketi halinde örülmesi, bu doğrultuda halkın kendi geleceğini tartışarak aldığı kararları uygulayacağı halk meclislerinin mümkün olan her yerde inşasında kararlıdır. HDK, halklarımızı bir iç savaştan korumanın en etkin yolunun bir demokrasi ve barış cephesini elbirliğiyle kurmak olduğundan emindir ve çabalarını bu doğrultuda yoğunlaştıracaktır. HDK, AKP’nin sermaye talepleri doğrultusunda emeğe karşı planladığı en önemli saldırılar arasında yer alan kıdem tazminatının kaldırılması, kiralık işçilik ve işçi büroları eliyle istihdam gibi uygulamalara karşı mücadelede emek güçleriyle birlikte hareket edecektir. HDK, AKP’nin TBMM Anayasa Komisyonu’nu dağıtmasına karşın demokratik ve özgürlükçü bir Anayasa için mücadeleyi parlamento dışında sürdürecektir. HDK, dün Cizre’de devletin gerçekleştirdiği vahşetin bugün Sur’da tekrarlanmaması için bu direnişle dayanışmasını büyütmeye kararlıdır, halklarımızı ve tüm demokrasi güçlerini Sur’la dayanışmaya davet etmektedir.

5. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile 21 Mart Newroz mücadele günleri bu bağlamda kadınların ve halklarımızın demokratik ve özgürlükçü enerjisinin Kürdistan ve Türkiye sathında bir araya getirileceği çok önemli fırsatlardır. HDK, kutlamaların en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün yaşama ve çalışma alanlarında ve bütün eğilimlerin ve muhalefet dinamiklerinin ifade edilmesine imkân veren yaygın ve içerici bir biçimde gerçekleştirilmesi için çaba gösterecektir. HDK binlerce Kürt’ün Saddam Hüseyin rejimi altında uğradığı Halepçe soykırımının yıldönümü 16 Mart anmalarını da, Türkiye devriminin öncülerinin yok edildiği Kızıldere Katliamının yıldönümü 30 Mart anmalarını da,12 Mart Gazi direnişini de halklarımızın ve gençliğimizin demokratik ve devrimci dayanışmasının bir örneği olacak şekilde gerçekleştirecektir.