Navigation

Eylül Günlüğü

Elif Çağlı

Eylül 2005





18 Yaşlarında Gelen Ölümler

Kendi ellerimizle gönlümüzce 
bir yaşam yarattığımızda kendimize
bahçelerimizde açacak gelinciğimiz
bahar rüzgârlarıyla hışırdarken çiçeklerimiz
yanımıza gelecek 
on sekiz yaşlarında 
yaşamı yarım bırakıp gidenlerimiz...

Gökyüzü karardı
Gecenin ışığı yandı
Masama baktım
Bu gece gelecek
On sekiz yaşında arkadaşım
Onunla masamda randevulaştım

Pencereden bir ışık süzüldü
Kâğıtlar hışırdadı
On sekiz yaşın güzelliği
Kollarıma atıldı.

Geçmişi anlatıyor bana:
Yüz binlerle koşarken meydanlara
Düşlerken denizlere açılmayı
Öpüşürken kahverengi gözlü bir kızla
Ve çevirirken Ehrenburg'un
“Fırtına”sının yapraklarını...
Ölüm girdi aramıza
Yarım bıraktırdı yaşamı
Doyamadım kokusuna
Yeni açan o kır çiçeğinin
Bakışlarım
Bahar bulutlarında
Takıldı kaldı
Düşüncem o sayfada
Yaşam bir fırtınayla
Altüst olurken
İnsanlar neden
Suskun kalmaktaydı?

Ay çekildi gökten
Sabahın ışığı yandı
Konuğum uzaklaştı, uzaklaştı.

Yıldızlar bir yanıp
Bir söndükçe uzakta
Her gece seslenir kulağıma
Usulca
Duyuyor musunuz sizde onu
On sekiz yaşında
Yaşamı yarım bırakıp
Giden çocuğu?

“Bana bilmediğim şeyleri anlat 
Yaşamadıklarımı...
Fırtına’nın sonunu anlat
O kızın dudaklarını
Çiçekler hâlâ goncada mı
Ve çok mu güzel
On sekiz yaş sonrası?”