Navigation

Yolsuzlukların olmadığı “temiz” bir kapitalizm olabilir mi?

Kapitalist toplumda genelde ürünler satılmak için üretilir. İnsanlar arasındaki ilişkiler, metalar aracılığıyla sürdürülür. Hemen herşeyin parayla ifade edilen bir değişim değerine sahip olarak üretildiği bu toplumda, ürünler, insanların ihtiyaçlarını karşılamanın bir aracı olmaktan çıkarak bir amaç haline gelirler. Buna meta fetişizmi diyoruz. Ve kapitalist toplumun “ahlakı” gereği en yüce meta olan para, insanların yegane amacı haline gelmeye başlar. Kapitalist toplumun değer yargılarına göre, para sahibi olmak bir insanı sahip olmadığı özelliklere sahip hale getirebilir; para artık güzelliktir, sağlıktır, yakışıklılıktır, kısacası herşeydir. Çünkü para bunların hepsini satın alabilir! Böylesi bir toplumda yolsuzluklar kaçınılmazdır. Ve işler öyle bir noktaya gelir ki, yolsuzluklar toplum tarafından ayıplanan değil övülen bir durum halini alır. Artık, “hırsızlık yap, yeter ki yakalanma” mantığı tüm toplumu kemirmeye başlar. Gerçekte kapitalist toplumda ücretli emeğin sömürülmesi başlı başına bir hırsızlık, bir gasp, bir yolsuzluk değil midir? Böylesi bir sömürüye dayanan toplumda her türlü dolandırıcılığın, her türlü yolsuzluğun, her türlü hırsızlığın türeyeceği ve ortadan kaldırılamayacağı açıktır.