Navigation

Sosyalizm güzel bir ideal olabilir, ama insanın “manevi yönü” ihmal edildiği için başarısızlığa mahkum değil midir?

Bu düşünceyi dile getirenler genellikle dinsel dünya görüşüne mensup olanlardır. Onların sosyalizm hakkında sahip oldukları temelsiz önyargılar burada büyük rol oynamaktadır. Öncelikle en büyük saptırmaca sosyalist düşüncenin kaba maddiyatçılıkla özdeşleştirilmesidir. Bunu yapanlar birbiriyle hiç ilgisi olmayan iki şeyi, sosyalist düşüncenin felsefi temelini oluşturan maddeci (materyalist) felsefeyle maddiyatçılığı kasıtlı olarak aynı şeymiş gibi göstermeye çalışırlar. Gerçekte sosyalist düşünceyi savunanlar bencil maddi çıkarlar üzerine dayanan bu kapitalist düzeninin yıkılması ve yerine toplumsal eşitlik, dayanışma ve paylaşım esasına dayanan bir düzenin kurulması için mücadele ederler. İkinci olarak, bu suçlamayı yapanların “manevi yön” sözü ile kastettikleri şey dindir. Gerçekte dinin kendisi ebedi bir manevi ihtiyaç olmayıp, insanın cehaletinden kaynaklanan ve ezilen, sömürülen kitlelerin sınıflı toplum düzeninin kötülüklerine karşı kendilerini avutabilmek için inandıkları bir savunma aracıdır. Kötülüklerin temel kaynağı olan sınıflı toplum ortadan kalkınca onun kötülükleri ve bu kötülüklere karşı bir avunma vasıtası olan din de gerekli olmaktan çıkacaktır. Elbette bununla kasıt dinin zor yoluyla ortadan kaldırılacağı değildir. Söz konusu olan dinin varoluş temelinin giderek ortadan kalkmasıdır. Yani, yaşamlarını fiilen üreten insanların artık ürettiklerini toplumsal eşitlik temelinde paylaşabilmeleri nedeniyle, geçmişte ancak din temelinde kavuşabileceklerini düşündükleri toplumsal adaleti bizzat kendi elleriyle bu dünyada yaratmaya koyulmalarıdır. Ne var ki dünyayı kandırmak için işçi sınıfı adına iktidarda olduklarını iddia eden zorba Stalinist diktatörlüklerin, işçi sınıfının sosyalizm hedefiyle hiçbir biçimde bağdaşmayan birtakım zorbaca tutumları, başka birçok konuda olduğu gibi bu konuda da dini inancı olan ve olmayan neredeyse tüm işçi ve emekçi insanların kafasının fena halde karışmasına neden olmuştur. Öte yandan insanın gerçek manevi ihtiyacı, mevcut toplumsal düzenin insanı alçaltıcı baskılarından kurtularak mutlu olmaktır. Sosyalizm insan mutluluğunun ve tatmininin gerçek temellerini döşeyecektir. İnsanı, gerçekte sömürücü ve baskıcı zorba düzenlerin insanın iç dünyasına yerleştirdiği korku ve endişelerin prangalarından kurtaracak, gerçek bir manevi yücelmeyi hazırlayacaktır.