Yasaklara, Acılara, Katliamlara Hayır!


Bunca yıkım ve vahşetin sorumlusu kendileri değilmiş gibi, şimdi de çeşitli göz boyamalarla “tek adam rejimi” için bölgeden “evet” oyu istiyorlar. Yıllar boyu ezildik, hor görüldük. Bizi bizden başkası, sınıfımızdan başkası anlamayacaktır ve sınıfımız azımsanmayacak kadar kalabalıktır. İnsanlığın, insanlarımızın, ezilen halkın gerçek kurtuluşu ancak işçi sınıfının iktidarıyla mümkündür. Hep birlikte HAYIR’a yürüyelim!


Merhabalar,

Size bir Kürt öğrenci olarak, iktidardakilerin yeni projesi olan başkanlık sistemine neden hayır dediğimi açıklamak istiyorum. Kürt halkı, 2015 Haziran seçimlerinin ardından başlatılan operasyonlar ve sokağa çıkma yasağı sonucunda, tarihindeki en acımasız katliamlardan birini yaşadı. Benim gördüklerim medyada gösterilenlerden çok daha farklıydı. Yaşadığımız topraklar cehenneme dönüştürülmüştü.

AKP iktidarının bir taraftan mağdur edebiyatı yapıp, diğer taraftan Kürtlerin yaşadığı yerleri savaş alanına çevirmesi onun ikiyüzlülüğünü gözler önüne sermiştir. Polise verilen sınırsız yetkilerle sevdiklerimizin olduğu coğrafya hem psikolojik hem de maddi olarak hasara uğratıldı. Çocuklar anne kucağında, kadınlar kapı eşiğinde, daha niceleri bodrumlarda katledildi. Vahşet o kadar ileri dereceye götürüldü ki, engelli, savunmasız insanların bile ölümüne neden olundu. Buzdolabında bir hafta saklanan ve sokakta günlerce bekletilen cansız bedenler… Öldürmekle kalınmamış, öldürdükten sonra bedenler teşhir edilmiş, bir gencin bedeni panzer arkasında sürüklenmiştir. Evladının paramparça bedenini eteğine toplayan bir anne yarattılar burada.

Ölümün sessizliği hâlâ şakaklarımızda bir ruh gibi geziniyor. Her sokak başında eli tetikte bekleyen kolluk güçlerinin namluları, halkın üzerine doğrultulmuş durumda. Sokağa çıkma yasakları kalktıktan sonra bile keyiflerince insan öldürdüler, buna kaza süsü verdiler. Yani tetiğe basma yetkisi keyfi bir durum haline getirildi. İşçilerin çalıştığı şantiyeye baskın düzenleyip işçi kardeşlerimizi yüz üstü yatırarak “Türkün gücünü göreceksiniz” diye tehdit ettiler. Yaşadığım ev, çocukluğumun geçtiği yeri yerle bir edip, sokaklarımı, şehrimi tanınmaz hale getirdiler. Halka ajanlık ve köy koruculuğu yapmasını dayattılar. İnsanları muhtaç duruma getirip “ajanlık yaparsanız karşılığını alırsınız” dediler. Bunca yıkım ve vahşetin sorumlusu kendileri değilmiş gibi, şimdi de çeşitli göz boyamalarla “tek adam rejimi” için bölgeden “evet” oyu istiyorlar. Yıllar boyu ezildik, hor görüldük. Bizi bizden başkası, sınıfımızdan başkası anlamayacaktır ve sınıfımız azımsanmayacak kadar kalabalıktır. İnsanlığın, insanlarımızın, ezilen halkın gerçek kurtuluşu ancak işçi sınıfının iktidarıyla mümkündür. Hep birlikte HAYIR’a yürüyelim! HER BİJÎ YEKÎTİYA KARKERAN! YAŞASIN İŞÇİLERİN BİRLİĞİ!