Navigation

Pusula

      Yaz bitti.
      Yeşili kayboldu yaprakların.
       Çıkmaz bir yola düşüp, nereye böyle?
       Dur gitme...
                                   Rüzgâr önüne aldı kurumuş yaprakları
                                   Savuruyor bir o yana bir bu yana...
                             
Sistemin krizi derinleşiyor.
Savrulan yapraklar gibi çoğalıyor ölümlerimiz.
Kapitalizm, önüne alıyor insan bedenlerini
Öldürüyor bir o yandan bir bu yandan...
Birincisi,
İkincisi,
Tekrar ediyor tarih kendini
Üçüncüsü daha çok alacak insan bedenlerimizi...
             
Gün karardı.
Martılar konmuyor bulutların akına,
Biz ölümü istemiyoruz anne,
Alıp götürüyor bedenlerimizi savaşlar...

Çoğalan ölümlerle korkumuz
Kurtuluş ümitlerimizle iki kanadımız olmalı.
Uçmak için... 
Hazırlan ve sabırla bekle o anı,
Mücadele et,
Kurtulmak için bu köhnemiş kapitalizmden...
                            Derine, suyun en derinine in,
                            Kalabildiğin kadar balıksın
                            Kanatlarınla göğe yükselebildiğin kadar kuş,
                            Uzakları görebildiğin kadar kartalsın...
Dinle,
Bak gör.
Ses veriyor yıllardır Marksist Tutum
Ses veriyor tarihin derinliklerinden.
“Sistemin krizi ve Üçüncü Dünya Savaşı”
- “Uyanın ey işçiler, yoksa dünya mahvolur”
“Bu ses!
        Bu sesin kuvveti, 
                             bu kuvvet 
yaralı aç kurtların gözlerine perde 
                                                     vuran, 
onları oldukları yerde 
                                durduran 
                                      kuvvet! 
Emret ki ölelim 
                   emret! 
Güneşi içiyoruz sesinde! 
Coşuyoruz, 
           coşuyor!”

Bu ses,
Yıllardır suyun altında balık,
Var ettiği iki kanadıyla kuş,
Keskin gözleriyle kartal.

İsyan et ey arkadaşım, oyalanacak an değil.
Çıkmaz sokaklarda ne arıyorsun?
Oyalanma!
Gir pusulanın yoluna,
Devrim için mücadele et.
“Yoksa dünya mahvolur...”