İşçi Sınıfının Şairi Nâzım Hikmet


3 Haziran 1963’de Moskova’da öldü Nazım. Sevdası sevdamız oldu. Yazdığı şiirler bazen türkü oldu dilimizde, bazen ışık oldu, yol gösterdi, aydınlattı yolumuzu. O katıksız sevdi insanı, yaşamı, memleketini. O günü görebilmek için ömrünü mücadelenin içinde umutla, hınçla ve yılmadan geçirdi. Onu 54. ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz.


İşçi sınıfının devrimci şairi Nâzım Hikmet, 1902’de Selanik’te doğar. Bolu’da bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Moskova’ya gider ve orada Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde İktisat ve Siyasal Bilimler eğitimi alır. Moskova’da, düşünceleri şekillenir ve komünizm mücadelesini yürekten benimser. Memleket hasretiyle tutuşur ve Türkiye’ye döner. Aydınlık dergisinde yazmaya başlar. Türkiye’de verdiği mücadeleden ve yazdıklarından dolayı 15 yıl hapsi istenir. Nâzım yeniden Rusya’ya dönmek zorunda kalır. 1928’de af kanunuyla Türkiye’ye döner ve Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1935 yılında 28 yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene tutuklu kalır. 1950’de yeniden Rusya’ya döner.

Bazı insanlar Nâzım’a, “vatan şairi, sevda şairi, kartpostal şairi” demiş ve mücadelesinin içini boşaltmaya çalışmışlardır. Evet, Nâzım doğal olarak doğduğu toprakları bu anlamda vatanını seven bir şairdi, memleket hasretiyle tutuşurdu ama ezilenleriyle birlikte severdi memleketini. Evet, sevda şairiydi ama bunu mücadelesinin önüne koymazdı. Sevdası toplumu değiştirme mücadelesiydi.

Bizler biliriz ki Nâzım Hikmet mücadelesini şiiriyle bütünleştirmiş komünist bir şairdir. 61 yıllık ömrü umudunu tüketmeden, bunu yüreğinin derinliklerinde yaşatan kavgasıyla geçer. İşçi ve emekçilerin içinde onlara sınıf mücadelesini anlatır. Yeri gelir aç kalır, yeri gelir açlık grevi yapar. Güzel günlere olan inancını hiçbir zaman yitirmez. O kadar inançlıdır ki onu hapis cezaları ve vatan hainliği suçlamaları yıldırmaz. Onlara dizeleri cevap olur:

…Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
ben yurt  hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Onun şiirlerinde yapaylık yoktur çünkü inandığı kavgaya sıkıca bağlıdır. Ne baskılar ne de yasaklar bu bağı koparabilmiştir. Onun yüreği işçi sınıfıyla birlikte atmıştır. Şiirleriyle Türkiye işçi sınıfını mücadeleye çağırır. Yaratanın işçiler olduğundan, güzel günleri ancak işçi sınıfının getireceğinden bahseder dizelerinde.

…Türkiye işçi sınıfına selâm!
 Selâm yaratana!
Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm!
Bütün yemişler dallarınızdadır.
Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
haklı günler, büyük günler,
gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan,
ekmek, gül ve hürriyet günleri.

3 Haziran 1963’de Moskova’da öldü Nazım. Sevdası sevdamız oldu. Yazdığı şiirler bazen türkü oldu dilimizde, bazen ışık oldu, yol gösterdi, aydınlattı yolumuzu. O katıksız sevdi insanı, yaşamı, memleketini. O günü görebilmek için ömrünü mücadelenin içinde umutla, hınçla ve yılmadan geçirdi. Onu 54. ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz.