Fransa’da Seçimler ve Gençliğin Mücadelesi


Burjuvazi tüm dünyada işçi sınıfını ve gençliği düzen içi seçeneklere hapsetmeye çalışıyor. Oysa bizler çaresiz ve seçeneksiz değiliz! İşçi sınıfının devrimci mücadelesini harlama seçeneği, kapkaranlık bir gecede gümüş bir ay gibi parıldıyor. Sınıflar mücadelesi sertleşiyor, saflar sıklaşıyor! 100. yılında Ekim Devrimi yol gösteriyor!


Fransa’nın yeni cumhurbaşkanı belli oldu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 7 Mayısta yapılan ikinci turunda Emmanuel Macron Fransız emperyalizminin yeni temsilcisi oldu. Seçimlerin ilk turu 23 Nisanda yapılmış fakat hiçbir aday %50’nin üzerinde oy alamamıştı. En yüksek oyu alan iki aday, yani faşist partiden Le Pen ve burjuvazinin yeni gözdesi Macron arasında yapılan ikinci turda Macron %65 oy oranıyla Le Pen’i geride bırakarak Élysée Sarayındaki koltuğa oturacak isim oldu.

Fransa’daki seçimin sonuçları ve yarattığı politik atmosfer çeşitli açılardan dikkat çekici olma özelliği taşıyor. Öncelikle belirtelim ki, seçimlere katılım oranında kayda değer bir düşüş yaşandı ve ayrıca sandıktan önemli ölçüde protesto oyu çıktı. Sonucun belirlendiği 7 Mayıs günü toplam seçmenin (48 milyon) dörtte biri sandık başına gitmezken, protesto oylarını da (boş zarf) hesaba kattığımızda yaklaşık 18 milyon seçmen ne Macron’a ne de Le Pen’e destek verdi. Fransa’daki seçim boykotu tek başına sandığa gitmemekle sınırlı kalmadı, ilk turun ardından başlayan ve halen sürmekte olan kitlesel protesto gösterileri ile taçlandı. Milyonlarca emekçi, çeşitli sosyalist çevrelerin boykot çağrılarına da kulak vererek, “cellâtlar arasından cellât beğenmeyeceğiz” dedi ve sokağa çıktı. İşçi ve emekçi kitlelerin dışında lise ve üniversite gençliği de seçimleri boykot çalışmalarında, protesto gösterilerinde aktif rol aldı. Seçimlerin ilk turundan itibaren gün be gün süren gösterilerin önemli bir parçası olan gençlik, ayrıca bu gösterilere dinamizmini ve yaratıcılığını da kattı.

“Ne o ne o, ne Banker ne Faşist!”

Gençlik, Ulusal Cephe’nin lideri faşist Le Pen’e oldukça tepkili. Le Pen her ne kadar yoksulluğa, işsizliğe, “terör saldırılarına” çare olacağını vadederek Ulusal Cephe’nin oy oranlarını ciddi ölçüde arttırmış olsa da, özellikle gençler arasında ağzı salyalı bir neo-faşist olarak görülüyor. Macron’a gelirsek; Rotschild bankasında üst düzey yöneticilik yaparken önce Başbakan Hollande’ın baş danışmanı, sonra ekonomi bakanı ve şimdi de taze cumhurbaşkanı olan, AB merkezli burjuvazinin “diktatörlüğe karşı demokrasi” sloganıyla parlattığı Macron da umut verici bulunmuyor. Gençlik, burjuvazinin bu boyalı yüzünün ismini, kitlesel işsizlikle, çalışma yasasındaki gasplarla, kemer sıkma politikalarıyla, grevlere ve gençlik protestolarına yönelik polis saldırganlığıyla, demokratik hakları askıya alan OHAL’le, zorunlu askerliği geri getirme girişiminin de bir parçası olduğu militarizmiyle birlikte anıyor.

Hal böyle olunca, Paris başta olmak üzere Fransa’nın pek çok kentindeki kitlesel gençlik gösterilerine “Ne o ne o, ne Banker ne Faşist!” sloganı hâkim oldu. Seçim süreci boyunca pek çok toplantı ve forum düzenlendi, üniversite ve liseler boykot edildi. Kentin tüm caddelerine “Sandığa gitmeyin ya da boş zarf atın” çağrılı afişler asılırken, Macron afişlerinin üzerine dolar işareti, Le Pen afişlerinin üzerine faşizmin sembolü olan gamalı haç çizildi. Seçimlerin hemen öncesine denk gelen 1 Mayıs da dâhil olmak üzere pek çok gösteride “Veba ile Kolera arasında seçim yapmak zorunda değiliz” diyen işçiler ve gençler, burjuvazinin dayattığı bu iki seçenekle birlikte kapitalist sistemi de eleştiren dövizler ve pankartlar taşıdılar, sloganlar haykırdılar. Fransa’da gençlik öfkeli ve kararlı! Neredeyse tüm gösteriler polis saldırısına uğramasına rağmen gençler hâlâ sokaktalar ve kendilerine dayatılan burjuva seçeneklere prim vermiyorlar.

Burjuvazi tüm dünyada işçi sınıfını ve gençliği düzen içi seçeneklere hapsetmeye çalışıyor. Oysa bizler çaresiz ve seçeneksiz değiliz! İşçi sınıfının devrimci mücadelesini harlama seçeneği, kapkaranlık bir gecede gümüş bir ay gibi parıldıyor. Sınıflar mücadelesi sertleşiyor, saflar sıklaşıyor! 100. yılında Ekim Devrimi yol gösteriyor! Faşizmin tüm dünyada ciddi güç kazandığı, tek adam rejimlerinin sahneye çıktığı bir dönemdeyiz. Ekonomik ve siyasal hakların kısıtlandığı, haksız savaşların genişleyerek işçi sınıfına faturasının kabardığı, kapitalist çürümenin özellikle de gençliği çepeçevre sarmalayarak geleceksizliğe ittiği bir dönemdeyiz. Böylesi bir dönemde sınıfın devrimci bayrağı altında mücadele etmek artık bir tercih olmaktan çıkıp zorunluluk halini almıştır! Marksist Tutumcu gençler olarak bizler, burjuva diktatörlüklerinin tüm biçimlerine karşı mücadelede kararlıyız! Fransa’daki sınıf kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı; devrimci ruhumuzla, kapitalist sömürü düzeninin tüm dünyada paramparça edileceği günlere olan özlemimizle, inancımızla, enternasyonal dayanışma duygularımızla selamlıyoruz!


Etiketler