Navigation

Er ya da Geç

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder

Zifiri karanlık olsun ister bezirgânlar, gün ortasında, 
Gün ortasında zifiri karanlık gelip oturmuş, gün ortasında,
Boğmak isterler milyonları karanlığa bezirgânlar,
Korkuyorlar milyonların uyanmasından.
İsterler, elleri durmaksızın çalışsın milyonların, 
Beyinleri uyusun, uyuşuk kalsın isterler milyonların,
Korktukları için isterler uyusun milyonların beyni, 
Çok çalışsın, elleri, hep uyusun beyinleri. 
Açılmasın gözleri, görmesin doğruyu, yanlışı
Yanı başındaki kardeşini görmesin, 
Kol kola girmesin, yan yana gelmesin milyonlar
Düşenin yanına varmasın, “ne oldu, nen var?” demesin.
Ölen öldüğüyle kalsın, sağ kalanlar ölesiye çalışsın, ha çalışsın,
Uyanmasın isterler bezirgânlar, milyonlar.
Korku, bulaşıcı olsun işlesin milyonlara ister bezirgânlar,
“Aman ha” uyanmasın isterler milyonlar.
Biri gark oldu mu korkuya milyonlar, “içim karardı” derse,
“Karatma içini, gel hele beri, göreceksin yolumuzun ışığını” demesin ister bezirgânlar,
“Bak milyonlarız”, demesin yanı başındaki bir başkasının, 
Elleri bir olsun, bir çalışsın, birlikte üretsin ister bezirgânlar.
Beyinleri birbirine Kafdağı kadar ırak, 
               kurtuluş bir hülya, düş sansın ister bezirgânlar milyonlar. 
On, on sekiz, otuz, üç yüz bir gömerler,
Toprağa, betona, havaalanına, su kanalına, 
Analar madende ağıda dursun, evlatlar, eşler toprakta kalsın,
Bezirgân kolcusu, “iyi öldüler” desin, gözü doymaz vampir geride dursun.
Somalı kadınlar, çocuklar ağlayadursun, 
Sormasın Somalı kadın, “hani nerdeler” demesin, 
İsyan eden tekmeyle yerlerde kalsın,
Bezirgân kolcu başı, “fıtrattır” desin.
Ermenekli gözleri yaşlı ana, “oğlum yüzme bilmezdi” desin,
İşçi Recep, yırtık kara lastik çömele kalsın, 
Gözler, bir umut, tepeden madene baksın,
Umutlar tükenip, feryada dönsün.
Onlar, yüzler, binler vakitsiz toprağa girsin, 
Sırası gelmeyen çalışadursun, milyonlar uyusun, isyan etmesin,
Bezirgân kasaları paraya doysun, sömürü sürsün, çarklar durmasın,
Her ay yüzlerin, yüz ellilerin kara haberi gelsin.
Toplam “en az yüz elli yedi” daha fazlası ölsün, 
            birer sayıdan ibaret kalsın.
Bunca can, civan ne uğruna?
Kâr, kâr, kâr için, çok, çok, çok para için, 
Dönsün çarklar, aksın bir yana kâr, diğer yana kan. 
Ölsün, öldürsün, cephelerde birbirini, civan canlar
Sormasın, niçin, kimin için savaştığını, ister bezirgânlar 
Üçüncü kez, paylaşılsın koca cihan,
Bir avuç kalpazan, düzen sahibi, düzenbazın çıkarı için.
Ölsün, öldürsün, lakin sormasın, sorgulamasın ister kalpazanlar,
Giden canlar, ölen, sakat, kolsuz- bacaksız döner evlatlar,
Analar, evlatlar yaslarda kalsın, 
Sakat dönen oğul, işsiz dolansın.
Ciğerleri kum dolsun on sekizinde, yirmisinde, otuzunda,
Acı, keder içinde ölümü bekler civan canlar,  
Taşladığı kot, vitrinde, kendisi ölür yirmisinde, yirmi beşinde, otuzunda, 
Sorulur hesabı, er ya da geç. 
Çalışan kim?
Üreten kim?
İşsiz kim?
Aç kim?
İş cinayetinde canı alınan kim?
Sakat kalan kim?
Savaşa sürülüp ölüme gönderilen kim?
Kimin için?
Bir avuç aç gözlü kan emici vampir,
Kalpazan, bezirgân, kapitalist için,
Sorulur elbet hesabı, 
Er ya da geç.
Milyonlar uyanacak, ağır, ağır, bakacaklar uzaktaki ışığa,
Yaklaştıkça, gün gibi aydınlık, güneş gibi parlak, sımsıcak,
Anlayacak birer, birer, “benler” olacak “bizler”, 
Er ya da geç.
Korktukları başlarına gelecek elbet bezirgânların, 
Birer, ikişer görecekler, bugün uzak gibi görünen ışığı,
Doyumuna hep beraber varacaklar tüm güzelliğin,
Cihan, insan ve tüm canlılar için bir cennet bahçesi olacak,
Er ya da geç.
Korkular değil, azim, kararlılık ve cesaret bulaşıcı olup yayılacak,
Dünyanın her bucağına, en ücra köşesine,  
Sömürü son bulacak tüm cihandan,
Sömürücülerin korktukları başlarına gelecek, 
Er ya da geç.