Duvarla Sarmalanmış “Özgür Dünya!”


Dünya! Adeta bir köy haline gelen dünyamız. Birbirimize o kadar yakın ve bir o kadar uzak olduğumuz mekân. Yıl 1989 ve bir dönemin sonu gelir. Berlin Duvarı yıkılır. Ve ses gelir bir yerlerden: Artık bitti, sevinin. Gayrı geride kaldı tüm tasamız, kederimiz ve bizleri birbirimizden ayıran o lanet olasıca duvarlar. Bakın işte! O yenilmez dedikleri “sosyalizm” çöktü ve o güzelim kapitalizm kazandı, yani insanlık kazandı. Bundan böyle insanlık ebediyete kadar bu güzelim düzende yaşayacak…


Dünya! Adeta bir köy haline gelen dünyamız. Birbirimize o kadar yakın ve bir o kadar uzak olduğumuz mekân. Yıl 1989 ve bir dönemin sonu gelir. Berlin Duvarı yıkılır. Ve ses gelir bir yerlerden: Artık bitti, sevinin. Gayrı geride kaldı tüm tasamız, kederimiz ve bizleri birbirimizden ayıran o lanet olasıca duvarlar. Bakın işte! O yenilmez dedikleri “sosyalizm” çöktü ve o güzelim kapitalizm kazandı, yani insanlık kazandı. Bundan böyle insanlık ebediyete kadar bu güzelim düzende yaşayacak…

Ebediyete kadar… Ve iki yıl sonra, yıl 1991. Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti dağılır. 1992’de Bosna-Hersek bağımsızlığını ilan eder. Kitlesel imhalar bölge bölge kendisini göstermeye başlar. Balkanlar’da patlak veren savaşta, çoğunluğu Boşnak on binlerce insan katledilir. Yine on binlercesi sakat kalır ve binlerce kadına tecavüz edilir. Hem de BM’nin gözetimi altında!

Yıkılan duvar mıydı, yoksa sermayenin küreselleşmesinin önündeki bir engel mi? Kimilerine göre özgürlük kazandı. Öyle ya bir devrimdi bu! Geçenlerde bir habere denk geldim. “Dünya duvarlarla kaplanıyor” başlıklı bir haberdi bu. Kapitalizmin ilânihaye var olacak bir sistem olduğunu ve artık dünyaya barışın hâkim olacağını, sınırlara gerek kalmayacağını söyleyenlere inat bugün kapitalizm tüm çürümüşlüğüyle apaçık ortada. Berlin Duvarı yıkılmadan önce ülkeleri birbirinden ayıran duvarların sayısı 16 iken, şimdi ise bu sayı 65. Sadece yapımı sona ermiş olanlar tabii. Macaristan’ın Sırbistan sınırına ördüğü duvar, Fransa’nın Ortadoğu ve Afrika’dan göç dalgasını engellemek için ördüğü duvar, Trump’ın aynı zamanda “seçim vaadi” olarak Meksika sınırına ördüğü duvar, Türkiye’nin Rojava ve İran sınırına ördüğü duvar ve daha onlarcası…

Başta ABD emperyalizmi olmak üzere küresel sermayenin iştahını kabartan, muazzam bir pazar alanı olan SSCB’nin yıkılmasıyla birlikte sermaye önündeki bir engel de ortadan kalkmış oluyordu. Özgürdü artık sermaye, dilediği yere istediği şekilde girebilecekti. Sermaye sınır tanımazken, emekçilerin arasına sınırlar çekiliyor, suni ayrımlarla birbirlerine düşmanlaştırılıyor. Egemen güçler, halkları birbirine kırdırmaya, bölük pörçük edip aynı coğrafyada küçük küçük devletlere bölmeye son hızla devam ediyorlar. Ortadoğu’da devam eden emperyalist hegemonya savaşı bunun en yakın ve acı örneği.

Sermaye sınıfı, üzerine düşeni yapmaya devam ediyor. İşçi sınıfını, emekçi kitleleri birbirine düşürmeye çalışan burjuvazi duvarlarını ördükçe örüyor. Tüm bu yapay sınırlar, örülen duvarlar, ayağa kalkıp tümünü yerle yeksan edecek olan işçi sınıfını bekliyor.


Etiketler
<