Navigation

Anadolu ve Mezopotamya’nın Ezilen Kadınları

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder

Bağıramadı bir kadın.
Sustu tüm sokaklar gecenin karanlığında.
Ağladı sadece, bağıramadı, sustu…
Nerden bilecekti yaşayacaklarını 
Kim bilebilirdi gecenin bu kadar sessiz, karanlık, zalim olacağını.
Tanımadığı kişilerin bedenini gasp edeceğini bilemedi
Oracıkta büzüldü canlı bedeni 
Sonrası mı, belli 
Hâkim karar kıldı 
Sonuç tahliye  

Yeter dedi bir kadın,  yeter.
Dayak yedi, ardından bıçaklandı, ölmedi  
Mahkeme kararı çıkması yetmedi cani kocaya
Yetmedi, hastaneden çıktığında da öldüresiye dayak yedi 
Bir karanfil düştü yere, öldü kadın 
Gene sustu tüm sokaklar kimse sesini çıkarmadı 
Oracıkta gömdüler toprağa 
Dava kapandı

Bir kadın akşam yolda tedirgin yürüdü 
Kadın takip edildiğini sandı. Korktu, çok korktu belli etmedi.
Korkudan tir tir titriyordu
Telefonuna sarıldı, şarjı bitmiş telefonuna…
sessizlikle yenmeye çalıştı kabalığı
cansız anahtarlığıyla oynadı, canlıların çirkinliğine karşı ondan güven aldı.
Hızlandı adımları bu kirli pusu dağıtmak için
Hızlandı kalbinin atımları bir kuş olup uçmak için
nefes alamadı bir an, nefes almak neyi değiştirebilir ki? 
Ama korkulan olmadı, arkadaki hızlı adımlarla öne geçti 
Üzerinden koca bir yük kalktı
Rahatladı kadın, bir sonraki yürüyüşüne kadar.

Bir kadın ağlıyor sokak başında
Bir kadın, sokakta ıssız 
Gözlerinin altı ellerine tutuşturulması gereken menekşe moru
Sebebi kapı çarpmasıymış, sorgulanmadan inanılacak bir yalan ne de olsa!
Ağladı birden, ağladı gözlerinin kederli bakışından belliydi olacaklar.
Atılmış sokağa
Yara izleri kederinden fazla
Polis geldi,
Aldı, yarım saat sonra serbest bırakacakları caniyi
Sonuç mu, değişmedi: 
O kadın intihar etti…

Bir kadın sabahın erkeninde işe gitmek için servis bekliyor
Telaşlı, çocuklarını okula göndermiş aceleyle koşarak gelmiş belli 
servise bindi kadın 
ilerliyor servis tekstil fabrikasına doğru 
Başladı işe, biraz farklıydı bu sabah
Nefes almakta güçlük çekiyordu 
Gözlerinin altı morarmış ama dayaktan değil yorgunluktan 
Yorgundu, bedeninin yıpranmışlığı kadar
Akşamına eve gittiğinde ev işi yaptı 
Kocasından azar işitti 
Gecesine durumu fenalaştı hastaneye kaldırdılar
Lakin haberi yoktu duyacağı kötü haberden
Ciğerlerinin iyi olmadığını söyledi doktor
Kadın sustu; gözünde bir damla yaş çocuklarına baktı
Tedavi başladı fakat devlet ilacı karşılamadı 
Sonuç mu? Gene aynı, bir kadın daha öldü.

Bir kadın cezaevinde
Herkes onu suçladı, suçu tecavüzcüsünü öldürmekti 
Kimse neden öldürdüğünü sormadı 
içinde yanan ateşi, kalbindeki o ağır darbeyi kimse sormadı
Çok geçmeden hâkim karar kıldı müebbet hapis 
Ağladı kadın, hep ağladı.

Bir çocuk tanıdım geçenlerde
üstünde okul forması, 
aklında hayalleri
evinde görücüleri
cezvesinde pişiremediği kahvesi
dilinde sonuçsuz yalvarmaları
gecesinde yaş dolu gözleri
Kaçmaya yeltendi de buldular köşe başında 
evlendirdiler sonra
Sustu çocuk, bir şey demedi...

Bir kadın gördüm tezgâh başında 
Elleri kömür karası, lakin yüzü sabah güneşi
Konuştuk biraz 
hayata sıkıca sarılmış. 
Mücadele ateşini yakıyor şimdilerde 
umudu geleceğe taşıyor
ve biliyor ki Anadolu ve Mezopotamya’nın ezilen kadınları
Elbet bir gün, güneş doğacak karanlıkların ardından 
mücadele hep vardır.
var olacak.