Navigation

Okur mektupları

O Sensin!

Göz kapakları ağırlaşmıştı. Biraz zorlayarak göz kapaklarını araladı. Ne olduğunu, nerede olduğunu hatırlayamadı. Vücudunu hissetmiyor gibiydi.  Başı zonkluyordu. Sağ kolunu inleyerek kaldırıp alnına götürdü. Alnı, saçları, yüzü ıslaktı. Bu ıslanmışlığı anlamak için eline uzun uzun baktı. Kan vardı elinde. Kolu da kan içindeydi.

Milliyetçiliğin Kör Ettiği Zihinler

Depremin merkez üssünün Kürdistan bağımsızlık referandumunun yapıldığı kentlerden biri olan Süleymaniye olması nedeniyle Kürt düşmanlığı bir kez daha açığa çıktı. İnsanlar canının derdindeyken, bazı insanlar –ki bu topraklarda da aynı acıyı 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde yaşadığımız halde– sosyal medyada nefret içeren ırkçı paylaşımlar yayınladılar. Milliyetçilikten gözü dönmüş birtakım yaratıklar,  insanın aklının alamadığı, insanım diyenin dilinin varamayacağı paylaşımlarla Kürt halkına olan nefretlerini kustular.

Ekim Devrimi Sınıf Devrimcilerine Yol Gösteriyor!

Biz sınıf devrimcileri insanın insanı sömürmediği, sınırların ve sınıfların olmadığı, savaşların olmadığı, insanca yaşayabileceğimiz bir dünya istiyoruz. Böylesi bir dünya mümkün. Kapitalizmi alaşağı edecek kudret devrimci işçi sınıfının ellerinde yükselecektir. Kapitalizmin üzerine karabasan gibi çöken korkulu rüyası budur! Kapitalizm er ya da geç tarihin çöp sepetine gidecek.

Tarih Yeniden Yazılacak

Uyanın zalimlerin zulmüne direnen Spartaküsler, / Şeyh Bedrettinler, Lyon ve Parisliler / İşçiler, katillerinizi kendi kanlarında boğacak. / Ve tarih hayatı üretenler için yeniden yazılacak!

Ekim Devrimini 100. Yılında Coşkuyla Selamlıyoruz

Bizler tekstilde çalışan kadın işçiler olarak Ekim Devriminin 100. yılını coşkuyla selamlıyoruz. Bizler ancak bilinçli ve örgütlü işçiler olduktan sonra Ekim Devriminin önemini ve tarihini öğrendik. Bugün tek adam-tek parti rejiminin dayatıldığı, baskıların alabildiğine arttığı bir süreçten geçmekteyiz. Fakat tarih gösteriyor ki örgütlü işçiler asla karamsarlığa düşmezler. İşçiler 100 yıl önce Çarlığı yıkarak kendi iktidarlarını kurdular.

Hong Kong’un Tabut Evleri!

Kapitalizm altında artarak devam eden bu karşıtlık ve çelişkinin uç örneklerinden biri de Hong Kong’un tabut odalarıdır. İnsanı hayrete düşüren, insanlık adına utanç verici bir tablo ortaya koyan bu tabut odalar 1,5 ilâ 12 metrekare genişliğindeler ve bu odalarda yaşayanlar kafese tıkılmış gibi bir hayat sürdürüyorlar. Yattıkları yerde yemek pişiriyor ve yine aynı yerde tuvalete giriyorlar!

Zaman Makinesi: Hayaller ve Gerçekler

İnsanlar zaman zaman hayaller kurarlar. Kimi çalıştığı tezgâhın başında, kimi bir araçta seyahat halindeyken, kimi ise evinde televizyon izlerken dalıp gider hayallere. İçinde yaşadığı dünya o kadar kasvetlidir ki bir kaçış, kurtuluş olur hayal kurmak insanlar için. Bazen hayallerinde yaşadığı sorunlardan biraz uzaklaşıp nefes alır insan. Bazense karşılaştığı zorlukların üstesinden gelir. Umutsuz yaşayamaz insan, o yüzdendir ki hayal kurmak umut etmekten gelir.

Ekim Devriminin Işığı Yolumuzu Aydınlatmaya Devam Ediyor!

Bugün içinden geçtiğimiz dönemde toplumsal çelişkiler yüzyıl öncesine göre çok daha artmış durumda. Kapitalizm insanlığa iyi bir gelecek umudu vermiyor. Savaş, ölüm, açlık, yoksulluk, sefalet, baskılar, şiddet, işsizlik, umutsuzluk vs. dışında insanlara hiçbir şey vaat etmiyor. İnsanca bir yaşam için, insanlığın geleceği için tek çözüm kapitalist sistemin tüm kurumlarıyla birlikte yıkılıp tarihin çöp sepetine atılmasıdır. Nasıl mı? Dönüp tarihimize, geçmişimize bakarak, Ekim’den dersler çıkartarak, oradan almamız gereken deneyimleri alarak ve yolumuza devam ederek.

Jinê Cihanêra…

Ey jinê cîhanên bin dest / Armanca meye yekemîn / Em sitran, helbest û coşa xwe / Li ser rewşa şoreş û şoreşger’ıyê zêde bıkın. / Agırê rizgariyê bi hevîya xwe şinkın

Okulda Siyaset Yapılmaz mı?

Üniversite öğrencileri olarak 2018 öğretim yılına yaklaşırken, üniversitelerdeki mevcut durumu aktarmak istedik. Zaten 7 Haziran seçimlerinden itibaren üniversiteler abluka altına alınmaya başlanmış, ÖGB ve çevik kuvvet el ele öğrencilerin tepesine çöreklenmişti. OHAL’in ilanı ile devam eden süreçte üniversiteler iyice iktidarın kıskacı altına alındı. Duvarlarında devrimci sloganların, taleplerin, afişlerin yer aldığı fakülteler, yemekhaneler boya badana ile muhalif her türlü fikirden arındırılmış durumda.

Savaşın Yıktığı Sağlık Sistemi

Yetersiz hizmetin ve savaşın bedelini hem Suriyeli hem Türkiyeli çocuklar ödedi. Dünya Sağlık Örgütü, savaşta olan ülkeleri çocuk felci bakımından yüksek riskli ülkeler arasında sayıyor.

Şanlı Ekim Devrimi 100. Yılında Işık Saçıyor

Ekim Devrimi insanlığın kurtuluşunun işçi sınıfının ellerinde olduğunu kanıtlamış şanlı bir zaferdir. Zamanın koşullarını düşünecek olursak bugünkü şartlara göre belki de daha zordu mücadele. Çünkü yaşanan her şey ilk kez tecrübe ediliyordu. Biz yeni kuşak işçiler o kıymetli deneyimleri derinden kavramaya çalışmalıyız.

Bilim Ne Yana Düşer Usta!

Egemenlerin güncel ihtiyacı silah ve o silahları kullanacak genç insanlardır. Üniversiteler de üstüne düşen görevi yapmak için canla başla çalışmaktadır. Oysa başka bir düzende, sınıfların, sınırların ve sömürünün olmadığı bir düzende yaşıyor olsaydık bilim de çok başka amaçlarla kullanılıyor olurdu. Para ve güç kaygısı değil, insanlığın çıkarları ve gelişimi olurdu tek kaygımız.

Okurlarımızdan: Ekim Devrimine Selam Olsun!

Okurlarımız, işçi mahallelerinden, fabrikalardan, işyerlerinden ve okullarından Ekim Devrimi'nin 100.yılını selamlıyorlar.

100 Yıl Önce Ayaklar Baş Oldu

İnsanlığın kurtuluşunun bir gün gerçekleşeceğine inanan emekçi bir kadınım. Ekim Devriminin biz mücadeleci işçilere ne denli mühim bir miras bıraktığını, içinde yaşamaya mecbur bırakıldığımız çürümüş kapitalist bataklığa baktığımızda çok daha iyi anlıyoruz.

Ekim Devrimi 100. Yılında İşçi Sınıfına Umut Olmaya Devam Ediyor!

Bundan 100 yıl önce de durum bugünkünden çok farklı değildi. Emperyalist savaş, ağır yaşam koşulları ve daha nice sorun o günlerde de vardı. Savaşı ve sömürüyü kabul etmeyen Rusya işçi sınıfı, Lenin ve Bolşevik Parti önderliğinde 1917 Ekiminde devrimi gerçekleştirerek savaşa ve sömürüye son vermişlerdi. Bu devrim bizler için bu yüzden büyük öneme sahiptir

Ekim Devrimi 100 Yaşında

İnsanlık tarihinde çok büyük değişimlerin yaşandığı dönemler olmuştur. Eski toplumsal yapılar yıkılmış, yerine yeni toplumsal sistemler gelmiştir. Her toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan ezilenler, yoksullar ve işçi sınıfı için ise çok daha önemli olan bir dönem yaşanmıştır: Ekim Devrimi.

Mutluluk mu Dediniz?

Sizce mutluluğun sırrı nedir? Bu sorunun cevabı herkese göre değişecektir. Suriyeli mülteci ailelere sorsak kendi ülkelerinde savaşın bitmesi, evlerine ve yurtlarına geri dönebilmektir. İşsiz işçiler için bir işinin olmasıdır. İşi olup çalışan işçilerin daha iyi koşullarda ve ücretlerde işlerinin olması onları mutlu edecektir elbette. Kirada oturan işçilere sorsak başımızı sokacak bir evimiz olsaydı ne mutlu olurduk diye cevap verirlerdi. Sağlık problemi yaşayan insanlara sorduğumuzda sağlıklarına kavuşmalarıdır mutluluk.

Karanlık Tüneldeki Türkiye

Ne çare, yaşadığımız topraklardaki muktedirler, o zor zamanları kimileri unutmak istese dahi unutmasına izin vermiyorlar. Aynı sorunları bu defa başka biçimler altında bugün yaşatıyorlar. Karanlık tertipler hazırlanıyor, böylece emekçi kitleler birbirlerine düşmanlaştırılmak isteniyor. O gün egemenlerin istenmez ilan ettikleri ve katlettikleri Alevilerdi, bugün ise demokratik haklarını geliştirmek isteyen Kürtler; emperyalist savaşın alevlerinin ve vahşiliğinin gittikleri her yerde onları bulduğu göçmenler ve özelikle Suriyeliler.

Kapitalizm Çürüyor, Madde Bağımlılığı Artıyor!

Uyuşturucu kullanımı kuşkusuz kapitalizmle birlikte başlamamıştır. Tarih boyunca ezilenler nice acılar yaşamış, yoksulluk ve yokluk içinde kâh kederlenip kâh hüzünlenmişler, güçsüzlüklerini ve acılarını bir nebze olsun dindirebilmek için keyif veren bu maddeleri denemişlerdir. Çağlar boyu değişik şekillerde tıpta da kullanılan bu maddeler ağrıları dindirmede çeşitli tedavilerde kullanılagelmiştir. Ancak kapitalizmle birlikte daha geniş alanlarda kullanılmanın yanı sıra para kazanma amaçlı ticaretine başlanmış, kapitalizm altında bu tür maddeler de meta haline getirilmiştir.

Lyon’dan Gençlere Sesleniyoruz!

Sene 1831. Bizler korkunç koşullarda yaşıyoruz, eğer buna yaşamak deniyorsa. 14-18 saate varan çalışma saatleri, bakımsız rutubetli barınaklar, bizi yatağa aç sokan ücretler. İşsiz kaldığımızda dilenirdik ya da açlıktan ölmeyi beklerdik. Zamanı geldi, artık yeter diyoruz.

Örgütlenmek Görmek Demektir

Jose Saramago’nun Körlük adlı kitabını okudum. Örgütlenmek görmek, bakmak demektir. Kitaptaki gözleri gören kadın karakter gibi biliyoruz ki tüm bu kapitalist sistemin oluşturduğu körlük diyarında gören ve bakan kişiler olarak üzerimizdeki sorumluluk fazla. Bizler örgütlü mücadele yürüten bilinçli işçiler olarak ne kadar çoğalırsak, bakmaya görmeye devam edersek, bize çizilen beyaz körlükten çıkıp gerçek aydınlığı o kadar görecek ve diğerlerinin de görmesini sağlayacağız.

Tüm Mesele Hayatın Olağan Akışına Ters Aksiliklerde!

7 yaşındaki Muhammet ve 6 yaşındaki Furkan şans eseri dışarıdaki kurşunlardan kurtulmuşlardı… Bir gece yarısı çocuklar yataklarında uyuyorken 18 tonluk bir araç, bir panzer evin içine girip ikisinin de canını aldı.

Önce Güvensizliği Yarat, Sonra Huzur Getir!

İnsan sormadan edemiyor. Normal koşullarda okullarda güvenlik güçlerinin ne işi olur? İktidardaki egemenler bir taraftan toplumu çürümüşlüğe, yozlaşmaya iterken bir taraftan da güya güvenli bir ortam yaratmaya çalışıyorlar.

Beyazsan “Yalnız Kurt”sun, Farklıysan “Terörist”

ABD'de 2016’da IŞİD tarafından gerçekleştirilen saldırı dışındakilerin hepsinin “sıradan” insanlar tarafından yapıldığını görüyoruz. 2000’li yıllardan sonra saldırıların sıklığı artmış bulunuyor. Yani kapitalizm çürüdükçe ürettiği psikolojik bozukluklar, cinnet vakaları, cinayetler her geçen gün artıyor. Sıradan bir hayat süren insanlar bir gün bir bakmışsın onlarca insanı öldürüyor.

Kapitalizm “Mankurt” Bireyler İstiyor!

Dünyanın birçok ülkesinde Türkiye’dekine paralel olarak milliyetçilik horlatılıyor. Kapitalist toplumda milliyetçilik, milli değerler, milli şuur ve vatan aşkı söylemleri sermaye sınıfının elinde, emekçi sınıfına karşı kullanılabilecek bir mengeneye dönüşür. Sermayenin çıkarları, işçilerin kendi çıkarlarıymış gibi işçilere aşılanır.

Bu Düzen ya Değişecek ya da Değişecek!

BM, Asya ve Afrika’da toplam 34 ülkede çatışma, ambargo, iç savaş gibi nedenlerle insanların açlık çektiklerini belirtiyor. Egemenlerin ambargo ve kuşatmalarla insanları aç bırakması yeni bir yöntem değil. Bu sistem devam ettiği sürece egemenlerin kapışmasında milyonlarca işçi, emekçi yoksul insan ambargolarla, açlıkla, bölgesel savaşlarla yok olacak.

Bizi Birleştirenler Ayıranlardan Daha Fazla

Antik çağın sonlarında yaşamış Hypatia’nın hikâyesi aynı zamanda bilinçli, düşünen ve sorgulayan bir insanın karanlık, akıldışı baskı ve saldırılara karşı tavizsiz karşı duruşunun da hikâyesidir. Roma toplumu kadına erkek egemen bir yaşamı dayatıyordu. En makbul kadın iyi bir eş ve anne olandı. Soylu sınıfın bir üyesi bile olsa kadın, insan ırkının zayıf cinsi kabul ediliyordu. Kıt yetenekli ve kusurlu olarak görülüyordu.

“İETT İşçisi” ile “Otobüs Şoförü” Külliye’de Buluşmuş!

Geçtiğimiz günlerde Venezuela devlet başkanı Maduro, Rusya’ya yaptığı ziyaret dönüşünde, resmi görüşmeler yapmak için Türkiye’ye geldi. Erdoğan ve AKP hükümetinin resmi bülteni Yeni Şafak gazetesi bu ziyareti manşetlere taşıyıp güzellemeler yaparken hiç yüzü kızarmadı. Gazetenin bir manşeti, “Külliye’de büyük buluşma: ‘İETT işçisi’ ve ‘otobüs şoförü’nün zirvesi” şeklindeydi. Her ikisi de halk çocuğu imiş!

Gitsinler Patronlardan Kessinler!

Fabrikalarda, işyerlerinde MTV çalışanların da gündemine girdi. “İşçilerden neden vergi kesiliyor? Zaten üç kuruş maaş alıyoruz. Gitsinler patronlardan kessinler” diyenler olduğu gibi, “eğer bu zamlar geri çekilmezse 2019’u zor görür. Ben AKP’ye oy veriyordum. Böyle devam ederse oy falan vermem” diyenler de oldu. Açık ki, bugün MTV zammını sorgulayan işçi yarın başka şeyleri de sorgulamaya başlayacak.

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.