Navigation

Bu Dünyaya Marx Geldi!

Elif Çağlı

Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.

Okur mektupları

İklim Mültecileri

FORES bünyesinde yapılan bir araştırmada, bu felâketler nedeniyle 2050’ye kadar 200 milyon kişinin göç etmek zorunda kalacağı öngörülüyor! “İklim mültecisi” olarak da anılan bu göçmenlerin en çok Afrika, Doğu ve Güney Asya ile Latin Amerika ülkelerinden Akdeniz kıyılarındaki ülkelere ve Avrupa’ya gitmesi bekleniyor.

İşçi Sınıfının Gençleri, Mücadeleye!

Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar kapitalist egemenler, Marksizmin ışığında örgütlenen aydınlık genç zihinleri asla bulandıramayacaklar. Meselenin sınıfsal olduğunu; sömürünün, açlığın, yeryüzündeki toplumsal hastalıkların sınıfların ortadan kaldırılmasıyla ortadan kalkacağını bütün kirli oyunlarına rağmen biliyoruz.

Onuruna Sahip Çıkmak İçin Mücadeleye!

Sana bağırılır, çağrılır, dayak atılır, sen sesini çıkaramazsın. Arkadaşın gözünün önünde dayak yer, sen gidip “dur hele” diyemezsin. İnsanlık onurundan ödün verirsin. Çünkü aynı bu işçi gibi işsiz kalmaktan, ekmeğinden olmaktan korkarsın. Çünkü yalnızsın ve neler yapabileceğinden, kudretli ellerinden habersizsin.

Bireylerin Benliği

Irk gerçekten nedir? Bir ırk, nasıl diğerlerinden daha üstün olabilir? Fiziki ve karakteristik özellikleri belirleyen en başta coğrafyadır. O topraklar bireyin hem dilini hem de rengini oluşturur. Dünyada çeşit çeşit insan var. Kimi erkek kimi kadın, kimi esmer kimi sarı, kimi Fince konuşuyor kimi Türkçe, kimi çekik gözlü kimi uzun boylu... Ama dünyada sadece iki sınıf var; işçi sınıfı ve patronlar sınıfı!

Bolşevik Kadınlar

Hayatını adayan Nadejda Krupskaya, fedakâr Klavdiya Timofeyevna Sverdlova,  amansız savaşçı Yelena Dmitriyevna Stassova, uzlaşmaz Aleksandra Kollontay, direnç çiçeği Inessa Armand… Daha niceleri. Onlardı erkek işçi kardeşleriyle dünyaya aydınlık kapıyı açanlar. Kızıl bayrağı geleceğe taşıyanlar!

Gerçekler ve Burjuva Medyanın Gerçekleri

Şimdi geçmişi bir hatırlayalım. 2010 yılında Gazze’ye “yardım” malzemesi götüren Türk bandıralı Mavi Marmara gemisine İsrail devletinin saldırması sonucu 10 kişi hayatını kaybetti. O dönemde de bugünkü gibi esip gürleyen hükümet, söylediğini yapmadı. İsrail’le ne askeri, ne ekonomik ilişkisini kesti. Yetmedi, 2016’da İsrail’le bir anlaşma yapıldı.

Lenin'e!

işte orada / Lenin / iktidarı sovyetlere veriyor / toprağı köylüye / yarenleri çepeçevre sarmış etrafını / gururlanıyorlar / ve meydan okuyorlar burjuvaziye

Nükleer Tehdit Gün Geçtikçe Büyüyor

Egemenler büyük paralar harcayarak ürettikleri diğer silahlar gibi nükleer silahları da depolarda çürümeye bırakmayacaklarını göstermişlerdir. Dünyamızı yok edecek düzeyde korkunç silahları ellerinde bulunduran egemenlerin bunları kullanmayacaklarını düşünmek yerine bu silahların, bu silahları üreten sermaye düzeninin varlığını ortadan kaldırmanın elzem olduğunu unutmamalıyız.

Biz Yolumuzda Yürüyeceğiz

Ekim Devrimi bize güçlü olduğumuzu hatırlatıyor. İşçilerin kadınıyla erkeğiyle neler yapabileceğini gösterdi. Tabii biz bu yoldayken karşımıza yine zorluklar çıkacak, bizi durdurmak isteyenler olacak. Bize inanmayanlar ve bizi dinlemeyenler çıkacak. Ama Marx’ın da dediği gibi; sen yolunda yürü, bırak ne derlerse desinler!

Yolumuzu Açanlara Selam Olsun

Ekim Devrimi biz işçilere de eşsiz deneyimlerle dolu bir miras bıraktı. Bolşeviklerin sıkılı bir yumruk gibi yaşamlarımıza girip yüreğimizin en kıymetli yerinde taht kurmaları bizi hem onurlandırıyor, hem de gururlandırıyor. Bu yolda nice kadın, erkek, genç, yaşlı insan yaşamını yitirdi, büyük acılar ve çileler çekti.

Öğretmenimiz Ekim Devrimi

Marksist Tutumcu öğretmenler olarak insanlık tarihinin en büyük öğretmenlerinden biri olan Ekim Devriminin dersine girdik. Bu sefer sıralarda oturan bizdik.

Mücadelenin Halkası Olalım

Bugün de dünyamız 100 yıl öncesinden farklı değil. Hatta fazlası var eksiği yok. Burjuvazi kendi çıkarları temelinde insanlığı yok oluşa sürüklüyor ve işçi sınıfını kandırıyor. Ortadoğu’da savaş olanca hızıyla sürüyor, Asya-Pasifik’te sıcak savaşın başlamasına ramak kalmış durumda. Ortadoğu’daki savaştan kaçan binlerce insan yollarda denizlerde boğularak ölüyor. Açlık ve yoksulluk giderek artıyor, tüm dünyada ülkeler bütçelerini silahlanmaya ayırıyorlar, devletler birbirlerini nükleer silahlarla tehdit ediyorlar, Avrupa’nın göbeğinde bombalar patlıyor; çevre sorunu büyüyor, işsizlik artıyor, faşizm-ırkçılık tüm dünyada yükseliyor, otoriter rejimler yayılıyor.

“Ben Böyle Bir Dünyada Yaşamak İstemiyorum”

Adalet olmadığını söyleyen Erdoğan çok doğru söylüyor. Egemenlerin saraylarda, emekçilerin, işçilerin ise açlık ve sefalet içinde yaşadığı, yoksulluğun kol gezdiği, kadına şiddetin körüklendiği, savaşların milyonların canını aldığı bu düzende adalet yok. Türkiye, dünyanın geri kalanından farklı mı?

İnsanlık Tarihi ve İktidarın Tarih Körlüğü

MEB, Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin kuzeyinde yer alan ve Toros sıradağlarının parçası olan Nemrut Dağındaki heykelleri “inançsızlığın, ahlâksızlığın, çirkinliklerin ve putperestliğin merkezi” olarak anlatıyor öğrencilere. Çocuklara putların kırılışının anlatıldığı derste Nemrut’taki heykeller sıralanıyor. MEB kitaplarını yazan uzmanlar Kral Nemrud’la Nemrut dağının arasındaki farkı anlamayacak kadar kör, cahil olmuşlar. AKP hükümetinin tarihi kalıntılara saldırısı ilk değil elbette.

Karanlığınız Sonsuza Dek Hüküm Sürmedi, Sürmeyecek

Gülün Adı filmi 13. yüzyılda İtalya’da bir manastırda yaşananları konu edinen aynı isimli romandan uyarlama. Manastırda yaşanan cinayetler üzerinden Ortaçağ Avrupa’sına ışık tutuyor. Ortaçağda halk açlık ve yoksulluk içinde kıvranırken, din adamları ve yöneticiler halktan aldıkları vergilerle bolluk içinde yaşıyorlardı.

Selam Olsun Yolumuza Işık Tutanlara!

Bizler, tarih bilinci edinmeye çalışan gençleriz, Marksist Tutum okurlarıyız! İnanıyoruz ki karanlık aydınlığa dönecektir. Ancak günü kendiliğindenliğe terk etmek yok! Yüreğimizde ve bilincimizde kuşku ve korkuya yer yok! Koşulları ve ona uygun görevleri kavrayıp yerine getirirsek ışık çekirdeklerini ekebiliriz. Şairin dediği gibi, dünyayı sarsan büyük sıçramalar birikmiş şuurlarla gelir.

Toplumsal Atmosfer Kadına Şiddeti Körüklüyor

İktidarın körüklediği nefret ve düşmanlık duygusunun yarattığı körleşme elbette sonsuza kadar sürmez, emekçi insanların gözü açılır. Tarihte çok kereler olduğu gibi işçi sınıfı bu körleşme durumundan sıyrılıp gerçekleri görür, yeter diyerek ayağa kalkar. Kadın ve erkek işçiler el ele verir, şiddet yaratan kapitalizmi alaşağı eder.

O Sensin!

Göz kapakları ağırlaşmıştı. Biraz zorlayarak göz kapaklarını araladı. Ne olduğunu, nerede olduğunu hatırlayamadı. Vücudunu hissetmiyor gibiydi.  Başı zonkluyordu. Sağ kolunu inleyerek kaldırıp alnına götürdü. Alnı, saçları, yüzü ıslaktı. Bu ıslanmışlığı anlamak için eline uzun uzun baktı. Kan vardı elinde. Kolu da kan içindeydi.

Milliyetçiliğin Kör Ettiği Zihinler

Depremin merkez üssünün Kürdistan bağımsızlık referandumunun yapıldığı kentlerden biri olan Süleymaniye olması nedeniyle Kürt düşmanlığı bir kez daha açığa çıktı. İnsanlar canının derdindeyken, bazı insanlar –ki bu topraklarda da aynı acıyı 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde yaşadığımız halde– sosyal medyada nefret içeren ırkçı paylaşımlar yayınladılar. Milliyetçilikten gözü dönmüş birtakım yaratıklar,  insanın aklının alamadığı, insanım diyenin dilinin varamayacağı paylaşımlarla Kürt halkına olan nefretlerini kustular.

Ekim Devrimi Sınıf Devrimcilerine Yol Gösteriyor!

Biz sınıf devrimcileri insanın insanı sömürmediği, sınırların ve sınıfların olmadığı, savaşların olmadığı, insanca yaşayabileceğimiz bir dünya istiyoruz. Böylesi bir dünya mümkün. Kapitalizmi alaşağı edecek kudret devrimci işçi sınıfının ellerinde yükselecektir. Kapitalizmin üzerine karabasan gibi çöken korkulu rüyası budur! Kapitalizm er ya da geç tarihin çöp sepetine gidecek.

Tarih Yeniden Yazılacak

Uyanın zalimlerin zulmüne direnen Spartaküsler, / Şeyh Bedrettinler, Lyon ve Parisliler / İşçiler, katillerinizi kendi kanlarında boğacak. / Ve tarih hayatı üretenler için yeniden yazılacak!

Ekim Devrimini 100. Yılında Coşkuyla Selamlıyoruz

Bizler tekstilde çalışan kadın işçiler olarak Ekim Devriminin 100. yılını coşkuyla selamlıyoruz. Bizler ancak bilinçli ve örgütlü işçiler olduktan sonra Ekim Devriminin önemini ve tarihini öğrendik. Bugün tek adam-tek parti rejiminin dayatıldığı, baskıların alabildiğine arttığı bir süreçten geçmekteyiz. Fakat tarih gösteriyor ki örgütlü işçiler asla karamsarlığa düşmezler. İşçiler 100 yıl önce Çarlığı yıkarak kendi iktidarlarını kurdular.

Hong Kong’un Tabut Evleri!

Kapitalizm altında artarak devam eden bu karşıtlık ve çelişkinin uç örneklerinden biri de Hong Kong’un tabut odalarıdır. İnsanı hayrete düşüren, insanlık adına utanç verici bir tablo ortaya koyan bu tabut odalar 1,5 ilâ 12 metrekare genişliğindeler ve bu odalarda yaşayanlar kafese tıkılmış gibi bir hayat sürdürüyorlar. Yattıkları yerde yemek pişiriyor ve yine aynı yerde tuvalete giriyorlar!

Zaman Makinesi: Hayaller ve Gerçekler

İnsanlar zaman zaman hayaller kurarlar. Kimi çalıştığı tezgâhın başında, kimi bir araçta seyahat halindeyken, kimi ise evinde televizyon izlerken dalıp gider hayallere. İçinde yaşadığı dünya o kadar kasvetlidir ki bir kaçış, kurtuluş olur hayal kurmak insanlar için. Bazen hayallerinde yaşadığı sorunlardan biraz uzaklaşıp nefes alır insan. Bazense karşılaştığı zorlukların üstesinden gelir. Umutsuz yaşayamaz insan, o yüzdendir ki hayal kurmak umut etmekten gelir.

Ekim Devriminin Işığı Yolumuzu Aydınlatmaya Devam Ediyor!

Bugün içinden geçtiğimiz dönemde toplumsal çelişkiler yüzyıl öncesine göre çok daha artmış durumda. Kapitalizm insanlığa iyi bir gelecek umudu vermiyor. Savaş, ölüm, açlık, yoksulluk, sefalet, baskılar, şiddet, işsizlik, umutsuzluk vs. dışında insanlara hiçbir şey vaat etmiyor. İnsanca bir yaşam için, insanlığın geleceği için tek çözüm kapitalist sistemin tüm kurumlarıyla birlikte yıkılıp tarihin çöp sepetine atılmasıdır. Nasıl mı? Dönüp tarihimize, geçmişimize bakarak, Ekim’den dersler çıkartarak, oradan almamız gereken deneyimleri alarak ve yolumuza devam ederek.

Jinê Cihanêra…

Ey jinê cîhanên bin dest / Armanca meye yekemîn / Em sitran, helbest û coşa xwe / Li ser rewşa şoreş û şoreşger’ıyê zêde bıkın. / Agırê rizgariyê bi hevîya xwe şinkın

Okulda Siyaset Yapılmaz mı?

Üniversite öğrencileri olarak 2018 öğretim yılına yaklaşırken, üniversitelerdeki mevcut durumu aktarmak istedik. Zaten 7 Haziran seçimlerinden itibaren üniversiteler abluka altına alınmaya başlanmış, ÖGB ve çevik kuvvet el ele öğrencilerin tepesine çöreklenmişti. OHAL’in ilanı ile devam eden süreçte üniversiteler iyice iktidarın kıskacı altına alındı. Duvarlarında devrimci sloganların, taleplerin, afişlerin yer aldığı fakülteler, yemekhaneler boya badana ile muhalif her türlü fikirden arındırılmış durumda.

Savaşın Yıktığı Sağlık Sistemi

Yetersiz hizmetin ve savaşın bedelini hem Suriyeli hem Türkiyeli çocuklar ödedi. Dünya Sağlık Örgütü, savaşta olan ülkeleri çocuk felci bakımından yüksek riskli ülkeler arasında sayıyor.

Şanlı Ekim Devrimi 100. Yılında Işık Saçıyor

Ekim Devrimi insanlığın kurtuluşunun işçi sınıfının ellerinde olduğunu kanıtlamış şanlı bir zaferdir. Zamanın koşullarını düşünecek olursak bugünkü şartlara göre belki de daha zordu mücadele. Çünkü yaşanan her şey ilk kez tecrübe ediliyordu. Biz yeni kuşak işçiler o kıymetli deneyimleri derinden kavramaya çalışmalıyız.

Bilim Ne Yana Düşer Usta!

Egemenlerin güncel ihtiyacı silah ve o silahları kullanacak genç insanlardır. Üniversiteler de üstüne düşen görevi yapmak için canla başla çalışmaktadır. Oysa başka bir düzende, sınıfların, sınırların ve sömürünün olmadığı bir düzende yaşıyor olsaydık bilim de çok başka amaçlarla kullanılıyor olurdu. Para ve güç kaygısı değil, insanlığın çıkarları ve gelişimi olurdu tek kaygımız.

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.