Navigation

Okur mektupları

Marksizm Özgürleştirir

Özgürlük nedir? Kapitalizmde özgür insan olmak ne ifade eder? Türk Dil Kurumu sözlüğünde özgürlük, “her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet” olarak tanımlanıyor. Peki, “her türlü dış etkiden bağımsız olmak” gerçekten mümkün mü?

Bilim Çocukları Yaşatmak İçin Olmalı

İnsan vücudunun en önemli organı beyindir. Bilim “beyin bir hayatta kalma aracıdır” diyor. Peki, beynimizi diğer organlarımızdan ayıran en önemli özellik nedir? Beyin diğer organlarımıza göre pek çok işlevi olan ve işlevini tek bir cümleyle tanımlayamadığımız bir yapı.

İclal Nergiz’in Sürgününe Son!

Düzen sahipleri hakkını arayan, sesini yükselten işçilerden hep korkarlar. Kirli çarklarına çomak sokulmasından hoşlanmazlar. Bundandır ki böyle işçileri ya işten atarlar ya da yerlerini değiştirerek diğer işçilerden yalıtmaya çalışırlar. İşçilerin aynı yönde hareket etmelerine, örgütlü bir tepkinin yükseltilmesine mani olmaya çalışırlar. Ama işçiler inatla bir araya gelmeli, birleşmeli ve hep birlikte haksızlıklara dur demelidir. İclaller çoğalmalı, büyümeli, örgütlülüğe kavuşmalı ve haksızlığa karşı öfkemiz mücadeleye dönüşmeli.

Sosyalist Yazar Sabahattin Ali

Sabahattin Ali, bedeli ne olursa olsun düzene ve düzenin işbirlikçilerine karşı mücadeleden vazgeçmemiştir. Onun baş eğmez, düzenle uzlaşmaz tutumu bugünlere, devrimci işçilere miras olarak kalmıştır. Bu miras unutulmayacak, gün gelecek Sabahattin Ali’nin de özlem duyduğu o günler, bütün ezilenler için aydınlık günler gelecek.

Dünya Değişiyor, Değişecek!

Patronlar sınıfı değişen dünyada kendi sınıf çıkarları için önlemler alıyor ve kafa yoruyorlar. Onların kendi çıkarları için aldığı önlemler bizler için savaş demek, yoksulluk demek, kısacası bizler için cehennem demek! Bu planlarında epey bir yol aldıklarını da söyleyebiliriz. Dünyanın hemen hemen her köşesinde “güçlü liderler”, “güçlü hükümetler” işbaşına geliyor ve ırkçı, milliyetçi, göçmen karşıtı söylemlerle işçi sınıfını bölüyor, halklar arasına düşmanlık tohumları ekiyorlar.

Sacco ile Vanzetti’nin Hikâyesi

Ölümlerinin ardından 91 yıl geçti, ama Sacco ve Vanzetti iyiliğin, kardeşliğin, sevginin ve güzelliğin hâkim olduğu, sömürüsüz bir dünyayı kurmak isteyenlerin kalbinde ve bilincinde yaşamaya devam ediyor! İnandığım devrimci mücadele Sacco ve Vanzetti’yle tanıştırdı beni. Çünkü onlar da ölesiye inanıyordu mücadeleye. Belki siz de tanışmak istersiniz.

Sınıf Bilinçli Kadınlar Olarak Çok Şanslıyız

Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup kadın işçiyiz. Ezgi Şanlı’nın Marksist Tutum’da yer alan yazı dizisi üzerine zaman zaman bir araya gelerek devrimci işçi önderlerinin hayatlarını ve devrimci yaşamlarını öğrendik. Rusya ve Türkiye’de yaşamış devrimci kadınların mücadele azimleri bizlere umut veriyor.

Rızası Yoktur!

Geçtiğimiz günlerde tekrardan gündeme geldi ÇOCUK İSTİSMARI! İstanbul’da bir hastaneye 18 yaş altı 115 gebe çocuğun başvurduğu ve bunların bildiriminin yapılmadığı ortaya çıktı. Aslında bizler biliyoruz ki hep vardı bu vahşet. Sistem ve onun kurumları, yargı sistemi, kolluk kuvvetleri engellemedi, durdurmadı küçücük çocuk bedenlerine uzanan elleri.

Umudun ve Direncin Sesi: Victor Jara

Victor Jara 28 Eylül 1932’de Şili’nin küçük bir köyü olan Lonquen’de yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Daha küçük bir çocukken babası evi terk eder. Annesi Amanda düğünlerde, cenazelerde, çeşitli etkinliklerde gitar çalıp şarkı söyler. Jara’nın müziğe ve gitara olan ilgisi de böyle başlar. İlerleyen yıllarda müzik her zaman hayatında olacak, yeri geldiğinde gitarını ve şarkılarını silah olarak kullanacaktır.

Kıyamete 2 Dakika Kaldı!

Kıyamet saati 1947’de ayarlandı. Bu saat dünyanın sonunu getirecek yıkımların ne kadar yakın olduğunu anlatmak ve göstermek amacıyla oluşturuldu. Bugüne kadar 22 kez değiştirildi. Saat yalnızca dünyadaki olumsuz olaylara göre değil aynı zamanda olumlu olaylara göre de güncelleniyor. Yani olumsuzluklar arttıkça saat ileri, olumlu gelişmeler yaşandığında ise geri alınıyor. Örneğin 1990 yılında “soğuk savaş”ın sona ermesiyle birlikte saat gece yarısından 17 dakika öncesini göstermeye başladı. Bu tarih “kıyamet”ten en uzak yıl olarak tarihe geçti. Ama egemenler o yıldan bu yana saatin ilerlemesi için ellerinden geleni artlarına koymadılar.

Sen, Ben, O Birer Mumuz

İçinden geçtiğimiz dönem pek karanlık, adaleti bu karanlıkta mum ışığıyla arıyoruz. Onlarca gazeteci ve siyasetçi tutuklu… İşçiler geçmişte büyük mücadelelerle elde ettikleri grev hakkını kullanamıyorlar. OHAL gerekçesiyle grevler, mitingler yasaklanıyor. Ücretler düşük, zamlar cep yakıyor. Temel gıda ihtiyaçları bile kilo ile değil tane ile alınıyor artık. Emperyalist devletlerin Ortadoğu’da yürüttüğü savaş devam ediyor. Her gün yüzlerce insan ölüyor, insanlık ölüyor!

“Ayaklar” Kim, “Babayiğitler” Kim Ola?

Biz işçiler bu memleketin insanı değilmişiz gibi “üvey” muamelesi görüyoruz her zaman. Ücretimiz asgari. 1451 lira yani. Doymuyoruz. Çoluğu çocuğu okutamıyoruz. Kiramızı ödeyemiyoruz. Et denen şeyi yılda bir bayramdan bayrama ya görüyoruz, ya görmüyoruz.  Devletin verdiği  %3-5 zam. Bize kalan tek yol örgütlenip GREV YAPMAK. Ama önümüzde o kadar büyük bir engel var ki: Devlet. Devleti yönetenler “BABAYİĞİTLERİ” sevdiği için hemen onlardan yana olup bizim grevleri yasaklıyor.

Gıdanın Geleceği

Giderek artan bir dünya nüfusu ve büyüyen açlık söz konusu. Peki bu kadar ciddi boyutlara varmış olan bu sorunu salt teknolojik gelişmelerle çözebilir miyiz?

Her Kapıyı Çaldı Ama…

Kadınların feryadı neden duyulmuyor? Mevcut iktidarın her geçen gün daha da arttırdığı nefret söylemleri kadına şiddetten bağımsız düşünülemez. AKP iktidarı boyunca kadına şiddet 14 kat artmış durumda. Kadınlar ayrılmak istedikleri eşleri tarafından şiddet görüyor, katlediliyorlar, evlatları öldürülerek tarifsiz acılara boğuluyorlar.

Kasıtlı Yavaşlatma!

Geçtiğimiz günlerde Apple’ın, eski telefonlarını kasıtlı olarak yavaşlattığı ortaya çıktı. Bazı iPhone modellerinde zaman içinde kasıtlı olarak işlem hızını düşüren Apple, kullanıcılarının tepkisini çekmekten kurtulamadı. Birbiri ardına gelen davalar sonucu firma, eski pillere sahip telefonların işlemcilerini daha yavaş çalışmaya zorlayarak doğabilecek teknik aksaklıkların önünü almayı hedeflediği yönünde açıklamada bulundu.

İklim Mültecileri

FORES bünyesinde yapılan bir araştırmada, bu felâketler nedeniyle 2050’ye kadar 200 milyon kişinin göç etmek zorunda kalacağı öngörülüyor! “İklim mültecisi” olarak da anılan bu göçmenlerin en çok Afrika, Doğu ve Güney Asya ile Latin Amerika ülkelerinden Akdeniz kıyılarındaki ülkelere ve Avrupa’ya gitmesi bekleniyor.

İşçi Sınıfının Gençleri, Mücadeleye!

Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar kapitalist egemenler, Marksizmin ışığında örgütlenen aydınlık genç zihinleri asla bulandıramayacaklar. Meselenin sınıfsal olduğunu; sömürünün, açlığın, yeryüzündeki toplumsal hastalıkların sınıfların ortadan kaldırılmasıyla ortadan kalkacağını bütün kirli oyunlarına rağmen biliyoruz.

Onuruna Sahip Çıkmak İçin Mücadeleye!

Sana bağırılır, çağrılır, dayak atılır, sen sesini çıkaramazsın. Arkadaşın gözünün önünde dayak yer, sen gidip “dur hele” diyemezsin. İnsanlık onurundan ödün verirsin. Çünkü aynı bu işçi gibi işsiz kalmaktan, ekmeğinden olmaktan korkarsın. Çünkü yalnızsın ve neler yapabileceğinden, kudretli ellerinden habersizsin.

Bireylerin Benliği

Irk gerçekten nedir? Bir ırk, nasıl diğerlerinden daha üstün olabilir? Fiziki ve karakteristik özellikleri belirleyen en başta coğrafyadır. O topraklar bireyin hem dilini hem de rengini oluşturur. Dünyada çeşit çeşit insan var. Kimi erkek kimi kadın, kimi esmer kimi sarı, kimi Fince konuşuyor kimi Türkçe, kimi çekik gözlü kimi uzun boylu... Ama dünyada sadece iki sınıf var; işçi sınıfı ve patronlar sınıfı!

Bolşevik Kadınlar

Hayatını adayan Nadejda Krupskaya, fedakâr Klavdiya Timofeyevna Sverdlova,  amansız savaşçı Yelena Dmitriyevna Stassova, uzlaşmaz Aleksandra Kollontay, direnç çiçeği Inessa Armand… Daha niceleri. Onlardı erkek işçi kardeşleriyle dünyaya aydınlık kapıyı açanlar. Kızıl bayrağı geleceğe taşıyanlar!

Gerçekler ve Burjuva Medyanın Gerçekleri

Şimdi geçmişi bir hatırlayalım. 2010 yılında Gazze’ye “yardım” malzemesi götüren Türk bandıralı Mavi Marmara gemisine İsrail devletinin saldırması sonucu 10 kişi hayatını kaybetti. O dönemde de bugünkü gibi esip gürleyen hükümet, söylediğini yapmadı. İsrail’le ne askeri, ne ekonomik ilişkisini kesti. Yetmedi, 2016’da İsrail’le bir anlaşma yapıldı.

Lenin'e!

işte orada / Lenin / iktidarı sovyetlere veriyor / toprağı köylüye / yarenleri çepeçevre sarmış etrafını / gururlanıyorlar / ve meydan okuyorlar burjuvaziye

Nükleer Tehdit Gün Geçtikçe Büyüyor

Egemenler büyük paralar harcayarak ürettikleri diğer silahlar gibi nükleer silahları da depolarda çürümeye bırakmayacaklarını göstermişlerdir. Dünyamızı yok edecek düzeyde korkunç silahları ellerinde bulunduran egemenlerin bunları kullanmayacaklarını düşünmek yerine bu silahların, bu silahları üreten sermaye düzeninin varlığını ortadan kaldırmanın elzem olduğunu unutmamalıyız.

Biz Yolumuzda Yürüyeceğiz

Ekim Devrimi bize güçlü olduğumuzu hatırlatıyor. İşçilerin kadınıyla erkeğiyle neler yapabileceğini gösterdi. Tabii biz bu yoldayken karşımıza yine zorluklar çıkacak, bizi durdurmak isteyenler olacak. Bize inanmayanlar ve bizi dinlemeyenler çıkacak. Ama Marx’ın da dediği gibi; sen yolunda yürü, bırak ne derlerse desinler!

Yolumuzu Açanlara Selam Olsun

Ekim Devrimi biz işçilere de eşsiz deneyimlerle dolu bir miras bıraktı. Bolşeviklerin sıkılı bir yumruk gibi yaşamlarımıza girip yüreğimizin en kıymetli yerinde taht kurmaları bizi hem onurlandırıyor, hem de gururlandırıyor. Bu yolda nice kadın, erkek, genç, yaşlı insan yaşamını yitirdi, büyük acılar ve çileler çekti.

Öğretmenimiz Ekim Devrimi

Marksist Tutumcu öğretmenler olarak insanlık tarihinin en büyük öğretmenlerinden biri olan Ekim Devriminin dersine girdik. Bu sefer sıralarda oturan bizdik.

Mücadelenin Halkası Olalım

Bugün de dünyamız 100 yıl öncesinden farklı değil. Hatta fazlası var eksiği yok. Burjuvazi kendi çıkarları temelinde insanlığı yok oluşa sürüklüyor ve işçi sınıfını kandırıyor. Ortadoğu’da savaş olanca hızıyla sürüyor, Asya-Pasifik’te sıcak savaşın başlamasına ramak kalmış durumda. Ortadoğu’daki savaştan kaçan binlerce insan yollarda denizlerde boğularak ölüyor. Açlık ve yoksulluk giderek artıyor, tüm dünyada ülkeler bütçelerini silahlanmaya ayırıyorlar, devletler birbirlerini nükleer silahlarla tehdit ediyorlar, Avrupa’nın göbeğinde bombalar patlıyor; çevre sorunu büyüyor, işsizlik artıyor, faşizm-ırkçılık tüm dünyada yükseliyor, otoriter rejimler yayılıyor.

“Ben Böyle Bir Dünyada Yaşamak İstemiyorum”

Adalet olmadığını söyleyen Erdoğan çok doğru söylüyor. Egemenlerin saraylarda, emekçilerin, işçilerin ise açlık ve sefalet içinde yaşadığı, yoksulluğun kol gezdiği, kadına şiddetin körüklendiği, savaşların milyonların canını aldığı bu düzende adalet yok. Türkiye, dünyanın geri kalanından farklı mı?

İnsanlık Tarihi ve İktidarın Tarih Körlüğü

MEB, Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin kuzeyinde yer alan ve Toros sıradağlarının parçası olan Nemrut Dağındaki heykelleri “inançsızlığın, ahlâksızlığın, çirkinliklerin ve putperestliğin merkezi” olarak anlatıyor öğrencilere. Çocuklara putların kırılışının anlatıldığı derste Nemrut’taki heykeller sıralanıyor. MEB kitaplarını yazan uzmanlar Kral Nemrud’la Nemrut dağının arasındaki farkı anlamayacak kadar kör, cahil olmuşlar. AKP hükümetinin tarihi kalıntılara saldırısı ilk değil elbette.

Karanlığınız Sonsuza Dek Hüküm Sürmedi, Sürmeyecek

Gülün Adı filmi 13. yüzyılda İtalya’da bir manastırda yaşananları konu edinen aynı isimli romandan uyarlama. Manastırda yaşanan cinayetler üzerinden Ortaçağ Avrupa’sına ışık tutuyor. Ortaçağda halk açlık ve yoksulluk içinde kıvranırken, din adamları ve yöneticiler halktan aldıkları vergilerle bolluk içinde yaşıyorlardı.

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.