Navigation

Yalanlarınızla Beraber Canınız Cehenneme!

Kapitalistler her daim bölücüdürler. Sömürü düzenlerini sürdürebilmek için işçi ve emekçiler arasına fitne tohumları ekmekten geri durmazlar. Tarihte bunun sayısız örneği vardır. Yaşadığımız topraklarda da dinsel ve etnik ayrımları sık sık kullanır burjuvazi. Meselâ kimliklerinden dolayı Kürtleri, dinlerinden dolayı Alevileri hedef tahtasına oturtur çoğu zaman. Burjuvazi devlet aygıtını da kullanarak bu insanlara karşı birçok katliam organize etmiştir. Aleviler yakın tarihte Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi Mahallesinde Alevi oldukları için devlet eliyle katliamlardan geçirilmiştir. Özellikle 1980 öncesinde, yükselen sınıf hareketine karşı yapılan 12 Eylül askeri faşist darbesinin zeminini oluşturmak amacıyla da kullanılmıştır bu katliamlar. Egemen sınıf ve onun “derin devleti”, bu katliamlarda asker, polis ve faşist çeteleri kullanmıştır. İnançları nedeniyle Aleviler geçmişten günümüze hep dışlanmış, horlanmış ve reddedilmiştir. Aleviler için bin türlü hikâyeler uydurulmuş ve egemenler toplumun zihninde Alevileri de tıpkı Kürtler gibi birer öcü haline getirmeye çalışmışlardır.

Cumhuriyet tarihinden beri devlet Alevileri sürekli kandırmak istemiştir. Bugün AKP hükümeti de Alevilerin inançlarına müdahale ederek, istediği gibi yön vermek istemektedir. Ancak Alevi emekçileri kandırmaya çalışanlar sadece Sünni egemenler değildir, Alevi burjuvazisi de aynı şeyi yapmaya ve emekçileri kendi çıkarlarına alet etmeye çalışmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Cem Vakfı’nın hazırladığı sözde “erkânname”de, “askerlik yapmak istemeyen ve devlete vergi vermeyen Aleviler düşkün ilan edilirler” ibaresi kullanılmış. Cem Vakfı başkanı İzzettin Doğan ise, Alevilikte “vicdan-ı red” gibi bir tercihin asla kabul edilemeyeceğini ve askerlik yapmanın “ibadet” olduğunu söyleyip, yeni düzenlenen bu “erkânname”yi savunmuştur. Evet, burjuvazi her zaman insanların dini inançlarını kullanarak topluma kendi ideolojisini aşılamaya çalışmıştır. İzzettin Doğan gibilerin de bunda önemli rol oynadığı aşikârdır.

Peki bu İzzettin Doğanlar neden çocuk işçilerin 12-14-16 saat gece-gündüz çalıştırılmasının, bunun karşılığında patrondan ücretlerini alamamalarının hiçbir dinde yeri olmadığını anlatmıyorlar? Devletin işlediği cinayetlerin ve katliamların hangi dinde yeri var? 12 yaşındaki çocukların bombalarla parçalanması hangi dinde yazar? 37 aydın insanın hunharca diri diri yakılması hangi dinde ibadet sayılır? Hiçbir dinde! 37 insanın yakılarak öldürülmesini organize eden bir aygıta askerlik yapmak ibadetse eğer, İzzettin Doğan gibi burjuvalar bu ibadeti yapmakta özgürdürler!

Dünyada yüzlerce dini inanç vardır. İnsanlar dinlerini özgürce yaşamalıdırlar. Ancak patronlar sınıfı toplumun dinini kendi ideolojisine göre uyarlamaktan hiç geri durmaz. Bu nedenle burjuva devletler hiçbir zaman dinden ellerini çekmezler. Çünkü burjuvazi, pek çok şeyi işçi ve emekçilere din yoluyla dayatır. Bu nedenle hiçbir zaman insanların dinlerini özgürleştirmez, aksine hep elinin altında tutmaya çalışır. İster Alevi olsun ister Sünni, burjuvaların yalanlarına kanmayalım.