Navigation

Akın Erensoy

Kavel Dersleri Işığında Renault İşçilerinin Mücadelesi

Tam da “metal fırtına”nın yıldönümü yaklaşırken, Renault işçilerinin, asgari ücrete yapılan zammın kendilerine de yansıtılması talebiyle başlattıkları mücadele kırıldı. Renault işçileri, geçen sene bu günlerde Türk Metal’e ve MESS’e karşı mücadelenin kıvılcımını çakmış ve o günden bu yana, birçok metal fabrikasında mücadele şu ya da bu şekilde kırılmasına rağmen onlar ayakta kalmayı başarmışlardı. Lakin 29 Şubatta Renault yönetimi işçilere karşı saldırıya geçti ve aralarında işçi temsilcilerinin de olduğu birçok öncü işçiyi işten attı. Bu saldırının ardından binlerce işçi üretimi durdurarak direnişe geçti ve işten atılan arkadaşlarının derhal geri alınmasını talep ettiler. Ancak fabrikaya doldurulan yüzlerce “güvenlik” görevlisi içeride, polis ise dışarıda işçiler üzerinde yoğun bir baskı kurdu. Gazla, tazyikli suyla ve copla dışarıdaki işçilere saldıran polis, onlarcasını da gözaltına aldı. Renault yönetimi ise direnen tüm işçileri tazminatsız olarak işten atmakla tehdit etti. İşten atma, tehditler, valilik ve polis baskısı sonucunda işçilerin direnişi kırıldı ve üretim yeniden başladı. Böylece son bir senedir “metal fırtına”nın merkezinde yer alan, birliklerini koruyan ve tüm işçilere ilham olup cesaret veren Renault işçilerinin mücadelesi önemli bir darbe almış oldu.

Müslüman Coğrafyada Emperyalist Savaş ve İdeolojik Manipülasyonlar

Türkiye’de AKP de dahil olmak üzere, İslamcı örgüt ve tarikatlar savaşların daima İslam coğrafyasında meydana geldiğini, dün olduğu gibi bugün de Hıristiyan Batı’nın ve Yahudilerin İslamın değerlerini yok etmek istediğini iddia ediyorlar. Bugün için Müslüman coğrafyasında yoğunlaşan emperyalist savaş sanki kalubeladan beri sürüp geliyormuş ve hedef petrol, doğalgaz ve yatırım alanlarıyla birlikte İslamın değerleriymiş gibi konuyor. “Neden hep Müslüman coğrafya ağlıyor?” sorusu eşliğinde kitleler ajite edilirken, ABD ya da Rusya gibi emperyalist Hıristiyan güçlerin İslam coğrafyasının zenginliklerini yağmalamak ve Müslümanları parçalamak istediği dile getiriliyor, bu fikir özellikle öne çıkartılıyor. Elbette bu görüş işlenirken, emperyalist savaşların nereden kaynaklandığına dair tek bir kelam edilmiyor. Böylece mesele sanki İslam ya da din meselesiymiş gibi sunulurken, hem emperyalist savaşı kapitalizmin yarattığı gerçeğinin üzeri örtülüyor hem de Türkiye’nin emperyalist maceracılığına kılıf üretiliyor.

Metal Direnişi ve Sınıfa Dönük Olmak

Sosyalist hareketin ekseriyetinin sınıftan kopuk, işçi sınıfının ise bilinç ve örgütlülüğünün zayıf olduğu bugün, proleter sınıf devrimcilerinin işçi sınıfı içinde yürüttüğü çalışmalar çok ama çok değerlidir. Gerçekten de bu çalışmalar çok zahmetlidir ve iğneyle kuyu kazmaya benzemektedir. Ancak tarihten ve özellikle Bolşeviklerden de biliyoruz ki, bu zahmetli çalışmalar olmadan hedefe ulaşılamıyor.

Kürt Sorununda Erdoğan’ın Açıklamaları ve Seçimler

Erdoğan’ın ve AKP’nin provokatif çıkışları ve halkları karşı karşıya getirme emelleri işçi sınıfı katmanları arasında net bir şekilde teşhir edilmelidir. AKP ve Erdoğan belli ki kitleleri aptal yerine koymaktadır. Bir taraftan çözümden ama öte taraftan, işine gelmeyince Kürt sorunu olmadığından dem vurarak milliyetçiliğe oynamaktadır. Şu hususu net bir şekilde vurgulamak lazım: HDP’nin barajı aşması hem AKP’nin işçi-emekçi sınıflara dönük ekonomik ve siyasal saldırılarına, Erdoğan’ın despot olma arzusuna bir yanıt olacak hem de Türk ve Kürt halklarının arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirecektir.

İç Güvenlik Yasası: AKP’nin Düzeni

Her geçen gün otoriterleşme doğrultusunda bir adım daha atan AKP hükümeti, polis devleti uygulamalarının sınırlarını sürekli olarak genişletiyor. “İç Güvenlik” paketi adıyla Meclis’te görüşülen yasa tasarısı, anti-demokratik ve gerici uygulamalarla dolu.

Anayasa Mahkemesinin Kararı ve Referandum

Yapılması gereken, bir taraftan referanduma sunulan anayasa değişikliklerine sandıkta evet demek, beri taraftan da demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi için mücadeleye devam etmektir. 12 Eylül anayasasının toptan çöpe atılması, Kürt sorununun Kürt halkının istemleri doğrultusunda çözülmesi, işçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki her türlü engelin kaldırılması, kamu emekçilerine toplu sözleşmeyle birlikte grev hakkının verilmesi, sınırsız toplanma ve basın özgürlüğü, seçme ve seçilmenin antidemokratik yapısına son verilmesi, seçim barajının kaldırılması, üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılması gibi demokratik talepler için mücadele sürmelidir. Elbette tüm bu talepler işçi sınıfı mücadelesinin nihai hedefi değildir. İşçi sınıfı kapitalist düzenin yıkılması, burjuva demokrasisinden bin kat daha yüksek bir demokrasi olan doğrudan işçi demokrasisinin kurulması ve sosyalizme yürünmesi için mücadele etmelidir. Ancak kabul edilmelidir ki, siyasal sorunlara ilgi göstermeyen, yukarıdaki talepler etrafında demokrasi mücadelesi vermeyen ve dolayısıyla Lenin’in deyimiyle “demokrasi okulu”ndan geçmeyen bir işçi sınıfı sosyalizm için de mücadele veremeyecektir. Mesele bu kadar açıktır.

Brecht ve Epik Tiyatro

Brecht ve devrimci politik tiyatronun kurucuları, yaşamın değiştirilebilir olduğunu ve sanatın bunu mutlaka göstermesi gerektiğini ısrarla vurgulamışlardır. Zira daha önceki sınıflı toplumlarda olduğu gibi, burjuva sanat ve edebiyatı da, verili toplumsal koşulları değişmez bir mutlaklık içinde sunmuş ve derin sınıfsal çelişkilerle karakterize olan verili toplumu (kapitalist sistemi) onaylamıştır. Sanatın bu şekilde, burjuva sınıf çıkarlarının arabasına koşulması; “sanat için sanat”, “saf sanat” ve “sanata politika karıştırmamak gerekir” söylemiyle örtülür. Oysa kendinden menkul, mutlak, sınıflar ve çıkarlar üstü bir sanat yoktur. Geçmişten günümüze, en anıtsalından en mahremine kadar bütün sanat eserlerinin konusu insanların yaşamlarıdır.

İran’da Toplumsal Patlama

12 Haziranda yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri, köklü çelişkilerle yüklü İran’da toplumsal bir patlamayı tetiklemiş durumda. Açıklanan sonuçlara göre Mahmud Ahmedinecad toplam oyların %63’ünü, Mir Hüseyin Musevi ise %34’ünü aldı. Böylece ikinci tura kalmadan mevcut cumhurbaşkanı Ahmedinecad seçimleri bir kez daha kazanmış oldu. Ancak “reformcu” olarak adlandırılan Musevi ve Mehdi Karrubi seçimlere Ahmedinecad tarafından hile karıştırıldığını öne sürerek sonuçları tanımadıklarını ilan ettiler ve hemen akabinde ise, sayısı yüz binleri bulan kitleler polislerin, Devrim Muhafızlarının ve paramiliter bir örgütlenme olan besic’lerin (gönüllü İslam savaşçıları) açık terörüne rağmen meydanlara inerek öfkelerini dışa vurdular.

İnsan Hakları ve İşçi Sınıfı

Birleşmiş Milletler’in 10 Aralık 1948’de ilan ettiği, bu sene 59. yılı kutlanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kökleri iki buçuk asır öncesine dayanıyor. İlk “İnsan hakları” bildirgesi 12 Haziran 1776’da ilan edilen Virginia İnsan Hakları Bildirgesi’dir.

Savaşa ve Şovenist Akıntıya Kapılma!

Türkiye’deki milliyetçi yükseliş geçici bir olgu değildir. Önümüzdeki süreçte, emperyalist savaşın genişlemesine bağlı olarak, gerek dünyada gerekse Türkiye’de milliyetçilik ve militarizm alabildiğine azdırılacaktır. Bu nedenle, içine girdiğimiz dönemde enternasyonalist komünistlerin ve öncü işçilerin görevleri daha da ağırlamış bulunuyor.

Gladkov’un Çimentosu

Yalnız Kalan Devrimin Çelişkileri

Sınıflar kavgası tarihsel bir gerçekliktir; bu gerçeklik Rusya’da proletaryayı kimsenin ummadığı bir süreçte iktidara getirerek çetin bir savaşımın içine sürükledi. Rus devrimi birtakım tarihsel koşulların zorlamasıyla gerçekleşti; herkesin henüz vakti gelmedi dediği bir dönemde Bolşevikler devrime önderlik etmekten geri durmadılar. Karşılaşılan zorluklar ancak dünya arenasında çözülebilirdi; devrimin dünya devrimine genişlemesi, devrim yangınının dünyayı sarması gerekiyordu. Fakat bu gerçekleşmedi. Buna rağmen, Rus proletaryası ve onun Bolşevik önderliği Ekim’i yaşatmaya çalıştı. Yapılması gereken buydu ve şimdi bizler tarihte ilk muzaffer proleter devrimden dersler çıkartarak geleceğe hazırlanıyoruz.

"Kurtlar Vadisi Irak": Osmanlı’nın Ruhunu Çağırmak!

Enternasyonalistlere düşen görev, yükseltilmek istenen milliyetçi-şoven dalgaya karşı işçi sınıfını aydınlatmak ve bağımsız sınıf perspektifini egemen kılmaktır. Milliyetçiliğin sosyalist hareket içerisine “yurtseverlik” olarak sızdığı ve hatta solun pek çok kesimini içine çektiği böyle bir konjonktürde, enternasyonalizmin bayrağını yükselterek milliyetçilerin/yurtseverlerin bayrağıyla karışmasına izin vermemek gerek.

Faşizme Giden Yolda Maraş Katliamı

Faşizm iktidara, her yerde Almanya veya İtalya’daki klasik örneği tıpatıp izleyerek gelmemiştir. Askeri diktatörlük biçiminde kurulan faşist diktatörlükler bile, darbeyi önceleyen süreçte sivil faşist hareketleri örgütleyip işçi sınıfının üzerine salmaktan, toplumu terörle sindirip kitle pasifikasyonu yöntemlerine başvurmaktan ve kitlelerde “düzen” beklentisi oluşturmaktan geri durmamıştır. İşte geriye dönüp baktığımızda, Maraş katliamının, tam da bu yöntemlerin bir örneği olarak, faşist bir darbenin hazırlanması sürecinde önemli bir basamak oluşturduğunu görürüz.

Emperyalist Savaşın Yeni Halkası: Kırgızistan

Dünya basını durmaksızın haber geçiyor ve Kırgızistan’da bir halk “devrimi” yaşandığını duyuruyor. Gürcistan ve Ukrayna’da başlayan sözümona “devrim” Kırgızistan’a ulaşmış! Sırada kimin olduğunu soruyor büyük Amerikan ve Avrupa gazeteleri. ABD emperyalizminin sözcüleri ve tekelci finans-kapitalin elindeki medya, Kırgızistan’daki “Lale Devriminin” ülkeye demokrasi getireceğini vaaz ediyor.

Irak'taki Emperyalist Savaşın İkinci Yılı

Sonuçlar ve Olasılıklar

Bugünkü emperyalist statüko sarsıldıkça, bölgedeki halklar uyanabilir ve savaş istemeden de olsa kitleleri anaforun içine çekebilir. Kapitalizmin itici gücü savaş, bir taraftan insanlığın tüm maddi ve kültürel güçlerini bir yıkımın eşiğine getirirken öte taraftan da, istemeden de olsa yeni gelişmelerin önünü açıyor. Bu, tarihte her zaman böyle olmuştur ve yine böyle olmaktadır. Gelişmelerin temelinde sınıflar savaşımı vardır. Zorunluluklar tesadüfler ile birleşerek ve birbirini etkileyerek bir bütün meydana getirirler. Savaşlar devrimlerin anasıdır der Marksist önderler. Her büyük savaş büyük gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Birinci Emperyalist Savaş, bu büyük yıkım aygıtı, Ekim 1917 Devrimine de hayat vermiştir. Ve bu devrimdir ki, emperyalist-kapitalist sistemi yörüngesinden çıkartarak tarihin gidişatını değiştirmiştir.

Ortadoğu’da Filistin, Filistin’de Ortadoğu

Kavranması gereken, Filistin meselesinin Filistin’le sınırlı bir sorun olmadığıdır. Filistin burjuvazisi korkakça, küçük çıkarları için ne kadar uzlaşmacı bir çizgiye çekilirse çekilsin, Ortadoğu’da yaşanan emperyalist paylaşım savaşına bağlı olarak şekillenecektir Filistin sorunu. Ortadoğu’da nüfuz alanları için kavga eden emperyalist güçler, Filistin sorununu kendi çıkarları çerçevesinde ele almaktan geri durmayacaklardır. Denge kimin lehine sağlanırsa sağlansın, Filistin toprakları Ortadoğu’nun özgünlüğünden dolayı emperyalistlerin kapışma alanı olmaktan çıkmayacaktır. Emperyalist dengelerle şekillenecek bir Filistin devleti, dengeler bozulduğunda yeniden sorun olmaya devam edeceğinden, asla kalıcı ve adil bir çözüm sağlanamayacaktır.

Oportünizmin “Yeni Enternasyonal” Anlayışı /2

Dünya burjuvazisine karşı savaşta işçi sınıfına önderlik edecek Dünya Komünist Partisi, gelecekteki keskin ve ani dalgalanmaları, yükseliş ve düşüşleri göz önüne alarak, mücadeleyi proletaryanın muzaffer devrimiyle taçlandırmak amacıyla örgütlenmelidir. Dünya Komünist Partisi, işçi sınıfının en ileri, en militan ve en fedakâr unsurlarının bir araya gelip komünist bilinçle donanmasıyla vücut bulacaktır. Daha baştan, dünya çapında örgütlenmeyi perspektif olarak önümüze koymadan bu partiyi inşa edemeyiz. Son derece disiplinli, merkezi bir yapıya ve bir dünya devrimi programına sahip, işçi sınıfının kitle örgütlerine, sendikalara, işçi derneklerine, kooperatiflere vb. kök salmış, bunlar içerisinde mevziler tutmuş bir Komünist Enternasyonal!

Dünya Kapitalist Düzeni Hâlâ Yıkılmayı Bekliyor!

Bataklığa dönüşmüş kapitalizm altında kanla ve katliamlarla dolu bir yılı daha geride bıraktığımız şu günlerde, ideolojik aygıtları ellerinde bulunduran egemen sınıflar yalan makinesini çalıştırmaktan yine geri durmayacaklar. Görüntülü iletişim aygıtlarında boy gösteren Devlet Başkanları emekçi yığınların gözünün içine bakarak savaşsız, özgürlük dolu, ekonomik sıkıntıların geride kaldığı bir dünya istedikleri yalanını pişkince terennüm edecekler. Barış ve özgürlük elçisi kesilmekte onların üstüne yoktur!

Oportünizmin “Yeni Enternasyonal” Anlayışı

Küçük-burjuva sosyalizminin çeşitlerini de içinde taşıyan DSF, değil yeni bir enternasyonalin üzerinde yükseleceği zemin olmak, olsa olsa parçalanması gereken, reformizmden ayrışmanın, komünist safları sıklaştırmanın mücadelesinin verildiği bir alan olabilir. İşçi sınıfının dünya-devrimci önderliği omurgasız, pasifist, reformist, küçük-burjuva hareketlerin bir bileşkesi olamaz! Komünist enternasyonal bir kitle enternasyonali değil, kitlelere kılavuzluk eden bir devrimci öncü olacaktır. Bugün yapılması gereken, küçük-burjuva sosyalizminin türevleriyle birleşmek değil, onlarla ayrışmak, Bolşevik bir önderliğin inşası yolunda ilerlemektir.

Devrimci Marksist Teorinin Yeniden Üretimi /2

Dünya komünist hareketine, üzerinde yaşadığımız topraklardan katılan enternasyonalist komünistler de, Marksist teorinin yeniden üretimi için çaba sarf ediyorlar. Geçmiş ve gelecek arasında kopan halkalar Marksizmin ışığında yeniden bağlanmaya çalışılıyor. Bu büyük çabanın önemi günbegün daha iyi kavranacaktır. Çağlı ve yoldaşları işçi sınıfının gelecek büyük ateşini yakacak alazları karanlığın içinden çıkartıp bizlere sundular, onu geleceğe taşıyalım. Geleceğin büyük kavgası biz genç kuşakların omuzlarında yükselecek. Bu yolda netleşmiş politik-teorik-ideolojik fikirlere sahip olunmadan kavgaya giremezdik; ama artık üzerinde yükseldiğimiz bir birikim var. Artık yolumuzda daha sağlam adımlarla yürüyebiliriz.

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.