Navigation

diğer yazarlar

Gebze’de 1 Mayıs: UİD-DER Yürüyor, Mücadele Büyüyor!

İşçi sınıfı, 2016 1 Mayıs’ını AKP hükümetinin korku ve sindirme politikasıyla, coşkuyu söndürmek istediği bir ortamda karşıladı. Sendikaların birleşik, güçlü, kitlesel, işçilerin acil ve yakıcı taleplerinin öne çıktığı bir 1 Mayıs kutlamak üzere yeterli çabayı göstermemesi; Türk-İş ve Hak-İş’in tümüyle hükümetin savaş politikalarına endekslenen bir şekilde Çanakkale ve Sakarya’da merkezi 1 Mayıs kutlama kararı alması da etkisini gösterdi. Tüm bu olumsuzluklara, işçi ve emekçilere yönelik türlü saldırılara, gasp edilen demokratik haklara, tırmandırılan faşizme rağmen UİD-DER’li işçiler, kıpkızıl ve disiplinli bir işçi kortejiyle 1 Mayıs’a sahip çıkmış olmanın onurunu yaşadılar. 1 Mayıs’ın mücadeleci ruhunu kuşanarak alanlarda yerlerini aldılar ve kapitalizme karşı mücadele sloganlarını haykırdılar.

Mersin’de UİD-DER’le 1 Mayıs Coşkusu

Mersin Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla gerçekleştirilen 1 Mayıs mitingine pek çok sektörden işçiler, çeşitli sendikalar ve siyasi partiler katıldılar. Mitinge katılan işçiler, kiralık işçiliğe, taşeronlaştırmaya, kıdem tazminatının gasp edilmesine, artan baskılara, emperyalist savaşa karşı sloganlarını haykırdılar. Barış istediklerini dile getirdiler. İşçi sınıfının birliği ve dayanışması için canla başla çalışmalarını yürüten örgütümüz UİD-DER de, tüm coşkusu ve işçi sınıfına yakışır disipliniyle Mersin’de 1 Mayıs alanındaydı.

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın İşçilerin Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadelesi

Egemenler, bir taraftan çok büyük acılara yol açan ve daha da açacak olan maceracı bir siyaset izlerken, öte taraftan da işçilerin haklarına saldırıyor ve bizleri köle gibi yaşamaya mahkûm ediyorlar. Ama bir yerde baskı, zulüm ve sömürü varsa, orada direniş ve dünyayı değiştirme isteği de vardır. Ezilenler her daim zalim egemenlere karşı mücadele etmişlerdir. Gelin işçilerin birliği ve halkların kardeşliği temelinde 1 Mayıs’a sahip çıkalım! Zalimlere ve sömürücülere karşı işçilerin dayanışmasını ve taleplerimiz için mücadeleyi büyütelim.

Taşeron İşçilere Kadro Yalanı!

Başbakan Ahmet Davutoğlu, kamuda asıl işlerde çalışan taşeron işçilerin kadroya alınacağını açıkladı. Yıllardır taşeron şirketlerde düşük ücretlerle ve iş güvencesiz çalıştırılan yüz binlerce taşeron işçisi de gerçekten kadroya alınacağını düşünerek büyük bir beklenti içerisine girmiş durumda. Taşeron işçiler gerçekten kadroya alınıyor mu?

AKP Taarruzda, Üniversiteler Hedefte

Her türlü baskı ve saldırının arttığı, otoriterleşmenin boyut atladığı günümüzde devrimci öğrencilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Öncelikle provokasyonlara gelmemek ve mümkün olan en geniş birliktelikle saldırılara karşı koymak elzemdir. Burjuva kutuplaştırıcı politikalar ve algı operasyonları sınıf devrimciliği eksenli ideolojik, siyasal ve örgütsel bir çalışmayla bertaraf edilebilir. Devrimci Marksizm silahını kuşanan öğrenci gençlik, devrimci proletarya ile birlikte AKP’ye ve sermaye düzenine hak ettiği okkalı cevabı verecektir!

Jones Ana

Bölüm 27 - Liderlere Rağmen İlerleme

Jones Ana'nın özyaşamöyküsünün 27.bölümü

DTK: Özyönetimlerle İlgili Siyasi Çözüm Deklarasyonu

Diyarbakır’da 26 Aralıkta başlayan DTK Genişletilmiş Olağanüstü Genel Kurulu 27 Aralıkta sona erdi. Genel kurulun sonuç bildirgesi, “Özyönetimlerle ilgili siyasi çözüm deklarasyonu” başlığıyla DTK eşbaşkanları Selma Irmak ve Hatip Dicle tarafından Kürtçe ve Türkçe olarak okundu.

Jones Ana

Bölüm 26 - Ortaçağ Batı Virginia’sı

Jones Ana'nın özyaşamöyküsünün 26.bölümü

Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük!

Fumiaki Hoşino haksız bir suçlamayla 1975 yılından bu yana ağır koşullarda hapis cezası çekiyor. İşçi sınıfı davasının aktif bir militanı olan Hoşino, 1971 yılında Okinawa’daki Amerikan askeri üslerinin kapatılması için yürütülen kitlesel mücadelelerde aktif biçimde yer almıştı. Tüm dünyada Vietnam savaşı ile ilgili olarak büyük bir protesto ve mücadele dalgasının yaşanmakta olduğu o günlerde bu protesto ve eylemler aynı zamanda büyük bir devlet baskısıyla karşılaşıyordu. Bu üsler Vietnam savaşı bağlamında özellikle önemliydi, zira bu savaşta Vietnam halkına büyük acılar yaşatan korkunç Napalm bombaları tam da bu üslerden havalanan Amerikan uçaklarından atılıyordu.

Tahir Elçi Katledildi

Provokasyonu İşçi-Emekçiler Bozabilir!

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi katledildi. Elçi ve bir grup insan hakları savunucusu, 500 yıllık bir tarihe sahip Dört Ayaklı Minarenin silahlı çatışmada zarar görmesini kınamak için basın açıklaması yapıyordu. Diyarbakır’ın birçok ilçesinde olduğu gibi, tarihi merkezi olan Sur ilçesinde de sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Bu minare önünde bir basın açıklaması yapan Elçi, savaş ve çatışma değil barış istediklerini ifade etti. Elçi, artık operasyonların durmasını, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını ve barış gelmesini dile getirdi. Son sözleri barış olan Tahir Elçi, korumak istediği tarihi Dört Ayaklı Minarenin altında vurularak katledildi.

Dilek Doğan Yaşamını Kaybetti: Katiller Aynı!

Hemen her gün dört bir yandan ölüm, katliam haberleri geliyor. 18 Ekimde polisin silahla yaraladığı Dilek Doğan yaşamını kaybetti. 18 Ekimde Dilek Doğan’ın Sarıyer’deki evine giden polis birisini aradığını iddia etti ve eve ayakkabılarıyla girmek istedi. Dilek Doğan ise polislerden ayakkabılarıyla içeri girmemelerini istediği için anne ve babasının gözleri önünde polis kurşununun hedefi oldu. Kaldırıldığı hastanede bir hafta yaşam mücadelesi veren Doğan, ne yazık ki 25 Ekimde hayatını kaybetti. Daha 25 yaşında hayatının baharında bir emekçi çocuğu olan Dilek Doğan, aynı zamanda mücadeleci bir kadındı.

IRMT’den Dayanışma Mesajı

10 Ekimdeki bu trajik olayda hayatını kaybeden tüm aktivistlerin ailelerine başsağlığı diliyoruz ve tüm yaralıların tamamen ve hızla iyileşmesini ümit ediyoruz. Türk burjuvazisi bir kez daha işçi hareketini, Kürt hareketini ve bunların güçlenen bağını zayıflatmaya çalışıyor. Sizin ve diğer sosyalist güçlerin bu gerici planları daha büyük bir birlik ve dayanışmayla bozguna uğratabilmesini diliyoruz.

“Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi!” Mitingine Bomba

İşçilerin birliğini ve halkların kardeşliğini savunan, kapitalist sömürüye ve haksız savaşlara dur demek için mücadele yürüten sosyalist işçiler olarak yüreğimiz kan ağlıyor. Egemenlere olan öfkemiz giderek daha da büyüyor. UİD-DER olarak yaşamını kaybeden tüm insanlarımızın ailelerine başsağlığı diliyor ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Kürt sorununda çözüm arayışlarını berhava edip buzdolabına kaldıran, ülkeyi kriz ve kaosa sürükleyerek hızla Ortadoğu’daki cehennemin göbeğine iten Sultan bozuntularına dur denilmelidir. İşçilerin birliği, halkların eşitliği ve kardeşliği temelinde bir araya gelinmesi ve egemenlerin oyunlarının bozulması gereklidir. Bu her zamankinden daha acildir!

Avusturya’da Mültecilerle Dayanışma Mitingi ve Konseri

Avusturya‘nın başkenti Viyana, 3 Ekim Cumartesi günü görkemli bir mültecilerle dayanışma mitingi ve konserine sahne oldu. Yaklaşık 60 bin kişinin katıldığı mitingi takip eden konserde sayı 120 bine ulaştı. Demokratik kitle örgütleri, sosyal yardım kuruluşları ve devrimci-sosyalist gençlik organizasyonlarının inisiyatifi altında hayata geçirilen miting ve konser, başta Almanya olmak üzere diğer komşu ülkelerdeki demokrat, ilerici çevrelerde de büyük yankı uyandırdı ve destek buldu. Katılımcılar “İnsan hakları herkes için”, “Mülteciler hoşgeldiniz”, “Faşist FPÖ dışarı, mülteciler içeri” yazılı pankartlarla mültecilerle dayanışma duygularını dile getirerek ırkçı, faşist ve yabancı düşmanı Avusturya Özgürlük Partisinin lideri Hans Strache’yi de sert bir dille protesto ederek lanetlediler.

Şahruk Zamani İran Zindanlarında Katledildi

İranlı molla rejiminin Recai Şahr Hapishanesinde tutsak olarak tuttuğu sosyalist sendikacı Şahruk Zamani’nin 13 Eylülde gelen ölüm haberi karşısında büyük bir üzüntü ve öfke içindeyiz. Ailesine ve yoldaşlarına en içten başsağlığı duygularımızı iletirken, onun ölümünden doğrudan sorumlu olan İran molla rejimini bir kez daha lanetliyoruz. Şahruk Zamani’nin ve diğer politik tutsakların serbest bırakılması için yürütülen uluslararası kampanyalara UİD-DER olarak uzun süredir destek veriyorduk. Şahruk yoldaş da bu desteğimiz nedeniyle her fırsatta bizlere teşekkürlerini iletiyor ve çalışmalarımızı dayanışma mesajlarıyla destekliyordu.

Barış Bloku Forumu: İşçiler Barış İstiyor!

Tek başına iktidar olamayan AKP hükümetinin başlattığı kaos, gerilim ve savaş sonucunda adeta 90’lı yıllara geri dönüldü. Her gün cenaze haberleri gelmeye, insanlar ölmeye devam ediyor. Böyle bir dönemde Barış Bloku’nun düzenlediği “İşçiler, Emekçiler Barış İstiyor” forumu pek çok sektörden işçinin katılımıyla gerçekleşti. 23 Ağustosta Galatasaray’daki Cezayir Restaurant toplantı salonunda düzenlenen forumda Ortadoğu’da yürütülen emperyalist savaşın ve Kürt halkına yönelik kirli savaşın en çok işçi ve emekçileri vurduğu ifade edildi, barış talebi dile getirildi.

İstanbul ve Ankara’da On Binler Haykırdı: Barışı Biz İnşa Edeceğiz!

Bugün de yine halklar, kan gölünün ortasında bırakılmak isteniyor. AKP hükümeti sinsi tezgâhlarıyla savaşı körüklüyor. Fakat yıllardır süren savaştan emekçilerin bir çıkarı olmadığını bilenler “Barış” diye haykırıyorlar. Ankara ve İstanbul’da bir araya gelen on binler haykırdı: Barışı biz inşa edeceğiz!

Kemal Türkler’in Eşi Sebahat Ablamızı Kaybettik

DİSK’in kurucusu ve Maden-İş’in başkanı Kemal Türkler’in eşi Sebahat Türkler’i, yani Sebahat Ablamızı kaybettik. DİSK’e mücadele yolunu gösteren Maden-İş’ti; dürüst, namuslu ve işçi sınıfının mücadelesine kendini adamış Kemal Türkler ise Maden-İş’in genel başkanıydı. Sermaye sınıfı, işçi sınıfına gözdağı vermek amacıyla Kemal Türkler’i 1980’de katletti. Her daim eşinin yanında olan ve onun mücadelesine destek veren Sebahat Türkler, Kemal Türkler öldükten sonra da boş durmadı.

Irgatlar Bir Araya Gelip İktidarınızı Yıkacak!

Bunlar daha iyi günleriniz, çünkü işçi sınıfı er geç yapılanların hesabını soracaktır. İşçi sınıfı örgütlendiğinde ve şaha kalktığında kaçacak delik arayacaksınız. Çünkü işçiler örgütlenip ayağa kalktığında azla yetinmeyecek, yeni bir dünya istiyoruz diyecekler.

Arçelik LG İşçilerine Polis saldırısı

İşçilere defalarca fabrikayı boşaltmaları çağrısı yapan ama dirençlerini kıramayan polis bu defa üretim alanında nöbette bulunan işçileri gözaltına aldı. Polis iftar saatine 10 dakika kala üretim alanı dışındaki işçilere de saldırdı ve onları fabrika dışına çıkardı.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.