Navigation

diğer yazarlar

Şekerde Özelleştirme: İşçiler Haklarını, Toplum Sağlığını Kaybedecek!

“Yerli ve milli” olmak üzerine bu kadar laf edip mangalda kül bırakmayan AKP hükümeti, iktidara geldiğinden bu yana birçok devlet işletmesini özelleştirme yoluyla yabancı şirketlere sattı. AKP’nin bu icraatları, “yerli ve milli”lik meselesinin burjuvazi için ne anlama geldiğini açıkça göstermektedir. Şimdi de sıra Türkiye’nin çeşitli illerinde bulunan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş’nin 14 işletmesine gelmiş durumda.

“Ne Kadrosu Yahu, Çalışıyorsunuz İşte”

Temelleri daha önce atılmış olsa da AKP hükümetleri döneminde iyice yerleşen ve yaygınlaşan taşeron çalışma, bugün 2 milyondan fazla işçiyi kapsamaktadır. Taşeron firmalarda çalışmak da, malûm, işçilerin en büyük sıkıntılarından biridir. Kötü çalışma koşullarında, düşük ücretlerle, güvencesiz, örgütsüz çalışmak demektir çünkü taşeron işçiliği. Bu yüzden taşeronda çalışan işçilerin çoğunun en önemli arzusu, kadrolu işçi pozisyonuna geçmektir.

Filistin Halkının Bitmeyen Çilesi

Filistinlilerin dünya çapında toplam nüfusu 12 milyon civarında ve bunların neredeyse yarısı mülteci durumunda yaşıyor. Ülke içi ve dışında oluşturulan 61 kampta kalan milyonlarca Filistinli, zor şartlar altında hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Gazze, Batı Şeria, Lübnan, Ürdün ve Suriye’deki 61 kampta yaklaşık 4 milyon Filistinli iskân ediliyor, geri kalanlar da dünyanın çeşitli ülkelerinde mülteci statüsünde yaşam mücadelesi veriyor.

Karanlığa Teslim Olmayan Komünist Şair: Nazım Hikmet

Karanlığa teslim olmayan, gericiliğe, baskılara, sürgünlere boyun eğmeyen işçi sınıfının komünist şairi Nazım Hikmet 116 yaşında. İşçi sınıfının kurtuluşu mücadelesine adadığı ömrü, dünyanın tüm ezilen ve sömürülenlerine duyduğu derin sevgi ile Nazım Hikmet, mücadelemizde yaşamaya devam ediyor, edecek.

Sistem Çürüdükçe Hastalık Saçıyor!

sosyal bozulmanın kaynağı çürüyen kapitalizmdir, insanları boğan tek adam rejimidir. Egemenlerin marifetiyle işçi-emekçiler öyle bir duruma getirildi ki, evde, işte, sokakta aslında hayatımızın her alanında bir gerilim söz konusu. AKP bu gerilimi artırmak için elinden geleni ardına koymamaktadır. İşçileri suni ayrımlarla kutuplaştırıp, düşmanlık tohumları ekmektedir. İşçileri bölen politikalara her geçen gün daha da hız vermektedir. Birbirlerinden kopan işçiler yalnızlaşmaya başlarlar. Yalnızlaşan insanlar dayanışma duygusundan da yavaş yavaş uzaklaşırlar.

Kindarlaştırma Siyasetiyle Bozulan Toplumsal Doku

Erdoğan, tüm devlet gücünü kendi elinde toplamak, iktidarını tartışılmaz kılmak ve gücün mutlak sahibi olmak istiyor. Bu gayeyle milliyetçilik, ayrımcılık, kindarlık toplumun derinlerine işlenmek isteniyor. Yürütülen siyasetle baskının ve saldırganlığın dozu her geçen gün arttırılıyor. Polisiyle, ordusuyla, mahkemeleriyle, hapishaneleriyle, devletin tüm baskı aygıtları “kendinden olmayanlara” karşı dizginsizce kullanılıyor. Toplumun bir kesimi düşmanlaştırılıp cezalandırılırken, diğer kesimi de korkutulup sindirilerek faşizmin destekçileri haline getiriliyor. Çıkışsızlık arttıkça çürüme ve yozlaşma kaçınılmazdır.

Genç İşsizler “Rahatsız”!

Son yıllarda katlamalı bir şekilde sayıları artan bu genç işsizler ve güvencesiz işleri olan gençler için sorunlarını yaratan asıl kaynak kapitalist sistemdir. Yaşanan derin ekonomik krizin yarattığı koşullar da sorunun kaynağını fark etme konusunda bu gençlerin gözlerini açacak pek çok durumun ortaya çıkmasını sağlıyor. Mutsuz ve umutsuz hale gelen bu gençlerde bir süredir kapitalist sistemi sorgulayan bir öfkenin biriktiğini söyleyebiliriz. İleri kapitalist ülkelerdeki bazı gelişmeler bunu bize net bir biçimde gösteriyor.

Avusturya’da Parlamento Seçimleri

Avrupa Birliği genelinde tırmanmaya devam eden yabancı düşmanlığı ve İslamofobinin Avusturya gibi Nazi suçlarına kıyısından köşesinden bulaşmış sabıkalı bir ülkede de belli bir karşılık bulması zaten beklenen bir şeydi. Devrimci bir işçi sınıfı partisinin ve sınıf sendikacılığının olmadığı, reformist solun bile taban kaybettiği Avusturya’da işçi sınıfını ve onun özellikle göçmen emekçi kesimlerini kolay günler beklemiyor.

Eğitimde Hayaller ve Gerçekler

Kapitalizm her şeyi olduğu gibi eğitim sistemini de kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirir. Burjuvazi maksimum kâr elde edeceği alanlarda gelişimlerin önünü açabilecek vasıflı insanlara ihtiyaç duyar. Kendi çarkında öğüteceği bu insanları toplumda iyi bir yer edineceği, iyi bir hayatının olacağı konusunda hayaller pompalayarak televizyonlarıyla, medyasıyla, okullarıyla ve bu konuda “uzman” kişileriyle inandırır. Burjuva eğitim sisteminin tornasından geçen pek çok genç de bu hayallere kapılır.

15 Temmuz’un Kısa Bilançosu

Türkiye’de 7 Haziran 2015 seçimlerinin sonuçları ile birlikte siyasal atmosfer değişmeye başlamış, otoriterleşme sürecinde bir dönüm noktası yaşanmış, arka arkaya yaşanılan saldırılarla, artan baskılarla süreç giderek faşist bir tırmanışa doğru ilerlemişti. 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün ardından da faşizmin inşasına girişilen bir OHAL dönemi yaşanmaya başlandı. Darbe girişiminin neredeyse bir yılı tamamladığı şu günlerde geriye dönüp bakıldığında çok ağır bir bilançoyla karşı karşıya kalındığını görmek zor değil.

Gözlerim Görkemi Gördü

Ünlü sosyalist işçi örgütçü Elizabeth Gurley Flynn, Amerika’da tanık olduğu otuz üç 1 Mayıs’ın anılarını tazelediği 2 Mayıs 1939 tarihli bu yazısında, aynı zamanda Amerikan işçi sınıfının güzel dayanışma örneklerini de yeniden hatırlatıyor.

Bolşevikler ve Lenin

Bu yazı Pierre Broue’nin “Bolşevik Parti” adlı kitabının bir bölümüdür ve Marksist Tutum tarafından “Bolşevikler ve Lenin” başlığıyla çevrilmiştir.

U Z A T M A !

Demokrasi İçin Birlik'in OHAL'e son verilmesi kampanyası için yayınladığı çağrıyı okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Mücadeleye Adanmış Bir Ömür: Clara Zetkin

İşçi sınıfı devrimcilerinin verdikleri zorlu mücadeleleri, inandıkları dava uğruna fedakârlıklarını anlatan pek çok kitap bulunmaktadır. Luise Dornemann’ın “Adanmış Bir Ömür” adlı kitabı da bunlardan biridir. Dornemann bu kitabında, tarihe adını yazdırmış, işçi sınıfının unutulmaz devrimci kadın önderlerinden Clara Zetkin’in hayatını anlatmaktadır. Bu yüzden de “Adanmış Bir Ömür”, tüm işçi ve devrimci kadınlar için okunması gereken bir kitaptır. Özellikle de bugünkü gibi karanlık dönemlerde mücadele etmeye, direnmeye çalışan kadınlar için…

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi: Nasırlı Ellerin Yumruğu!

15 Haziran sabahı yüzlerce fabrikada üretim durdu ve bacalar tütmez oldu. Değişik kollardan kent meydanlarına ve Valiliğe doğru yürüyüşe geçen 75 bin işçi, DİSK’i kapattırmayacağını haykırıyordu. 16 Haziranda direniş daha da büyüdü. Bu kez tam 168 fabrikada üretim durmuş, işçiler, İstanbul, Gebze ve Kocaeli’de sokaklara dökülmüşlerdi. Yollar asker ve polis barikatlarıyla kapatılmıştı ama işçiler tankları görecek durumda değillerdi. İşçiler yükleniyor ve barikatlar birer birer aşılıyordu. İşçi devriminden korkan patronlar İstanbul’u terk ettiler. Adalet Partisi hükümeti, işçileri durdurmak için sıkıyönetim ilan etti ve DİSK yöneticilerini gözaltına aldırmaya başladı. Ancak devam eden günlerde, DİSK’i hedef alan yasayı geri çekmek zorunda kaldı. Böylece bir kez daha kazanan örgütlü, bilinçli ve mücadeleci işçiler oldu.

Yüzlerce İşçi UİD-DER’in 10. Yıl Şöleninde Buluştu

UİD-DER, kuruluşunun 10’uncu yılını 12 Haziran Pazar günü yüzlerce işçinin katıldığı coşkulu bir şölenle kutladı. UİD-DER’in 10’uncu yıl şölenini, tıpkı kuruluş şenliği gibi 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişinin yıldönümünde gerçekleştirdik. 10 yıl boyunca işçi sınıfı içinde örgütlenen ve mücadeleyi büyüten UİD-DER, 15-16 Haziran ruhuna sahip çıktığını 10’uncu yılında da ortaya koydu.

Metal Fırtına’nın Yıldönümü ve Dersler!

Metal işçilerinin Türk Metal çetesine ve MESS’e karşı başlattığı mücadele birinci yılını doldurdu. İlk önce birçok işyerinde çeşitli eylemler düzenleyen ve 26 Nisanda Bursa Kent Meydanında bir basın açıklaması yapan metal işçileri, 5 Mayısta Türk Metal’den istifa etmek üzere bir araya geldiler. Türk Metal’in paralı adamları işçilere ve işçi basınına saldırdı, bir Renault işçisi dövülerek hastanelik edildi. İşte bu andan sonra da olaylar çok hızlı gelişerek başka bir boyuta yükseldi. İşçiler Türk Metal’den dalga dalga istifa etmeye başladılar. Taleplerinin karşılanmaması üzerine Renault işçileri, 15 Mayıs’ı 16 Mayısa bağlayan gece yarısı tüm fabrikada üretimi durdurdular. Renault işçilerinin çaktığı bu kıvılcım hızla Bursa’daki fabrikaları etkisi altına aldı ve iş durdurma Tofaş dâhil pek çok kente ve fabrikaya yayıldı.

Gebze’de 1 Mayıs: UİD-DER Yürüyor, Mücadele Büyüyor!

İşçi sınıfı, 2016 1 Mayıs’ını AKP hükümetinin korku ve sindirme politikasıyla, coşkuyu söndürmek istediği bir ortamda karşıladı. Sendikaların birleşik, güçlü, kitlesel, işçilerin acil ve yakıcı taleplerinin öne çıktığı bir 1 Mayıs kutlamak üzere yeterli çabayı göstermemesi; Türk-İş ve Hak-İş’in tümüyle hükümetin savaş politikalarına endekslenen bir şekilde Çanakkale ve Sakarya’da merkezi 1 Mayıs kutlama kararı alması da etkisini gösterdi. Tüm bu olumsuzluklara, işçi ve emekçilere yönelik türlü saldırılara, gasp edilen demokratik haklara, tırmandırılan faşizme rağmen UİD-DER’li işçiler, kıpkızıl ve disiplinli bir işçi kortejiyle 1 Mayıs’a sahip çıkmış olmanın onurunu yaşadılar. 1 Mayıs’ın mücadeleci ruhunu kuşanarak alanlarda yerlerini aldılar ve kapitalizme karşı mücadele sloganlarını haykırdılar.

Mersin’de UİD-DER’le 1 Mayıs Coşkusu

Mersin Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla gerçekleştirilen 1 Mayıs mitingine pek çok sektörden işçiler, çeşitli sendikalar ve siyasi partiler katıldılar. Mitinge katılan işçiler, kiralık işçiliğe, taşeronlaştırmaya, kıdem tazminatının gasp edilmesine, artan baskılara, emperyalist savaşa karşı sloganlarını haykırdılar. Barış istediklerini dile getirdiler. İşçi sınıfının birliği ve dayanışması için canla başla çalışmalarını yürüten örgütümüz UİD-DER de, tüm coşkusu ve işçi sınıfına yakışır disipliniyle Mersin’de 1 Mayıs alanındaydı.

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın İşçilerin Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadelesi

Egemenler, bir taraftan çok büyük acılara yol açan ve daha da açacak olan maceracı bir siyaset izlerken, öte taraftan da işçilerin haklarına saldırıyor ve bizleri köle gibi yaşamaya mahkûm ediyorlar. Ama bir yerde baskı, zulüm ve sömürü varsa, orada direniş ve dünyayı değiştirme isteği de vardır. Ezilenler her daim zalim egemenlere karşı mücadele etmişlerdir. Gelin işçilerin birliği ve halkların kardeşliği temelinde 1 Mayıs’a sahip çıkalım! Zalimlere ve sömürücülere karşı işçilerin dayanışmasını ve taleplerimiz için mücadeleyi büyütelim.

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.