Navigation

Bu Dünyaya Marx Geldi!

Elif Çağlı

Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.

Utku Kızılok

ABD’de Ara Dönem Seçim Sonuçlarının Gösterdikleri

Gün geçtikçe Amerika’da sınıf çelişkileri keskinleşiyor; işçi kitlelerinin ve öğrenci gençliğin tepkisi artıyor. Amerikan egemen sınıfının tüm karalamalarına ve hafızalardan silme operasyonlarına rağmen, sosyalist fikirler uzun onyılların ardından ilk kez kitlelerin ilgisini çekiyor. Siyahların, göçmenlerin, ezilen cinslerin horlanmasına ve dışlanmasına karşı çıkma, kadınların eşitliğini talep etme biçimlerine de bürünen bu öfkeyi, işçi sınıfının mücadele çizgisine çekerek sınıf temelli bir eksene oturtmak ve sınıf kitlelerinin birliğini sağlamak son derece önemlidir.

İnsanlığı Yalnızca Sosyalizm Kurtarabilir

Ne oldu da Fukuyama, gelir ve servet eşitsizliğindeki dağılımı giderecek bir programın gerekli olduğu düşüncesine vardı. Fukuyama’nın asıl derdi kapitalist düzenin selametidir. Kapitalizmin bugünkü umumi manzarası, onun ve birçok burjuva ideologunun neden telaşlandıklarını gözler önüne seriyor.

Kapitalizmin Tarihsel Çıkmazında Ticaret Savaşları /2

Ulus-devlet ve dünya pazarı çelişkili bir bütündür. Gelinen aşama itibariyle küreselleşme geri döndürülemez bir olgudur. Ancak sermaye her adımında çelişkileri büyütür ve kendi engelini kendisi yaratır. Sermayenin hareket tarzı dünya ekonomisinin uluslararası bütünleşmesini ve iç kaynaşmasını üst düzeylere çıkartırken, aynı zamanda kapitalist krizin etkisini de küreselleştirir ve alabildiğine yıkıcı boyutlara taşır.

Kapitalizmin Tarihsel Çıkmazında Ticaret Savaşları

Eğer küresel bütünlük kazanmış dünya ekonomisinin girift ilişkileri üzerinde bir ticaret savaşı cereyan ederse, bunun dünya pazarına etkisi, geçmişteki örnekleriyle karşılaştırılamayacak ölçüde yıkıcı olacaktır. Hiç kuşku yok ki ticaret savaşı, hem emperyalist savaşın yeni boyutlar kazanmasının hem de hegemonya krizinin çarpıcı bir ifadesidir.

Tarihten Hatırlamak: Hitler Faşizminin Kurumsallaşma Süreci

Geçmişte gerek Mussolini İtalyası’nda gerekse Hitler Almanyası’nda meclislerin kapısına kilit vurulmamıştı. Fakat faşist rejimin yöneticileriyle doldurulan bu meclislerin hiçbir işlevi kalmamıştı. Hitler, başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz tertiplediği olaylarla olağan parlamenter süreçleri işlemez hale getirmiş ve topluma korku atmosferini egemen kılarak seçimlerden galip çıkmıştı. İktidara yerleşen faşizm, başvurduğu plebisitlerle güya gücünü halktan aldığını göstermekten de geri durmamıştı.

Ortadoğu’da Savaş Kızışıyor

Amerika ile Rusya arasındaki çelişki ve açmazlar, uluslararası alandaki sıkışıklığını emperyalist güçler arasındaki çatlaklardan yararlanarak aşmaya çalışan Türkiye’nin önüne fırsatlar sermiştir. Uzun bir zamandır Suriye’deki Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırmayı hedefleyen Türkiye, bu iki emperyalist güç arasındaki çelişkiden yararlanarak Afrin’e bir harekât başlatmıştır. Milliyetçiliği kışkırtan, barışı savunanları vatan haini ilan eden ve toplumsal muhalefeti sindirmeye girişen egemenlerin maceracı girişimi, yalnızca Suriye’deki savaşı daha da girift hale getirmekle kalmaz, bununla birlikte, Türkiye’yi sonu belirsiz olayların içine çekerek halkları büyük acılarla karşı karşıya bırakır.

İşçi Sınıfının Devrimci Rolünün Karartılması

Güncel deneyimler de gösteriyor ki sınıf eksenli bir siyaset izlenmeden, patlak veren toplumsal mücadelelerin kapitalizmin temellerine yönlendirilmesi mümkün değildir. Sınıf eksenli bir mücadele olmadıkça, işçi sınıfının ve toplumun harekete geçen çeşitli kesimleri kendi alt-kimliklerine hapsolacak, kendi içlerine kapanacak ve başlayan mücadele kaçınılmaz olarak sönüp gidecektir. İşçi sınıfı hem kapitalizmi yıkabilecek tek devrimci güçtür hem de birleştirici bir güç! Sınıf kimliği tek ve yegâne birleştirici kimliktir! Dolayısıyla, yalnızca sınıf eksenli bir siyaset toplumun çeşitli kesimlerinin mücadelesini kapitalizme karşı yönlendirebilir. Tüm bu olgular, kapitalizmin tarihsel krizine devrimci bir çözümle yanıt verebilecek ve insanlığı bu belâdan kurtarabilecek potansiyele yalnızca işçi sınıfının sahip olduğunu bir kez daha doğrulamaktadır.

Ekim Devrimi, Sanat ve Etkileri /II

Ekim Devrimi her alanda köklü değişiklikler yarattı ve geride muazzam bir deneyim bıraktı. Asıl tutulması gereken halka da burasıdır. Ekim Devrimi, kapitalizm altında nesnel bir imkâna kavuşan sınıfsız toplum için verilen mücadelenin en görkemlisi ve muzaffer olanıdır. Kapitalizm tarihsel bir krizle boğuşuyor ve insanlığı her alanda çürütüyor. “Üretici güçler gelişip sınıfsız bir toplumun zeminini döşerken, burjuvazi hem üretici güçlerin sınırsız gelişmesini engellemekte hem de bu üretici güçler üzerinde yeni bir toplum kurulmaması için gerici bir mücadele yürütmektedir. Bu gerilim bir taraftan kriz ve savaş, öte taraftan ise toplumsal çürüme olarak kendini açığa vurur.

Ekim Devrimi, Sanat ve Etkileri

Devrim patladığında, bir tarafta 150 milyonluk köylü dünyası, Rusya bozkırlarında ve Orta Asya düzlüklerinde 500 yıl öncesinin ilişkileri, alışkanlıkları ve düşünce biçimleri, öte tarafta büyük kentlerdeki modern kapitalist ilişkiler, devasa fabrikalarda toplanmış modern işçi sınıfı vardı. Geri bir ekonomik zemin üzerinde hayat bulan ve imkânsızlıklarla boğuşan işçi iktidarı, dört bir cephede mücadele ediyor ve en geri olanı en ileriye çekmeye çalışıyordu. Bir taraftan iç savaşla boğuşurken, öte taraftan en ücra köşelere kadar gitmek, okullar açmak, eğitimi kurumsallaştırmak, kitleleri eğitmek, cahilliği yenmek ve kültürel dönüşümü gerçekleştirmek zorundaydı. Egemen sınıflar kitleleri cahil bırakırken, işçi iktidarı, aynı kitleleri eğitmek ve dönüştürmek için Rus ve Batı Avrupa klasiklerini eğitim-öğretim sürecinin zorunlu bir parçası yapmıştı. Şurası kesin ki, Ekim Devriminin etkisiyle karşılaştırılacak olursa, Rusya gibi geri bir ülkede kitleleri geçmişin alışkanlıklarından kopartmak, kültürel dönüşüm yaratmak ve yaratıcı bir gelişmenin önünü açmak o kadar kısa bir sürede asla kapitalizmin harcı olamazdı.

Kapitalizmin Karanlığını Yırtacak Kızıl Tomurcuklarız

Elif Çağlı’nın Eylül Günlüğü

11 yıl önce kaleme alınmış bu yazı, Elif Çağlı'nın Eylül Günlüğü adlı şiir kitabını okuyucuya tanıtıyor ve 12 Eylül askeri faşizminin karanlığında direncini ve umudunu yitirmeyenlerin sonunda nasıl bu karanlığı yırttığına odaklanıyordu. Bugün de sivil kökenli bir karanlık dönemden geçiliyor. Ve bugün de direnç çiçeklerini büyütmek, bu karanlığa karşı mücadelede tarihsel iyimserliği yitirmemek büyük önem taşıyor. Bu nedenle sözkonusu yazıyı okuyucularımızın ilgisine tekrar sunuyoruz.

AKP’nin Tarih Efsaneleri ve İdeolojik Manipülasyon

Erdoğan iktidarının içeride ve dışarıdaki sıkışıklığı arttıkça ve kitle desteğine olan ihtiyaç katlandıkça efsaneler daha da dramatize ediliyor; içleri dinsel söylem ve azgın bir milliyetçilikle doldurularak toplumun bilincine zerk ediliyor. Devlet eliyle örgütlenen devasa törenlerde sahne alan Erdoğan, bu efsaneleri en hakiki tarihsel gerçekler olarak sunuyor.

Sermayenin Çocuk Emeği Tutkusu

Kapitalizm, bir taraftan üretim sürecine cansız emeği yani en gelişmiş makineleri koşup canlı emeğe cennet gibi bir toplum kurması için muazzam bir olanak yaratırken; öte taraftan tüm zenginliği bir avuç insanın elinde toplayarak, milyarları sefalete iterek, üretici güçlerin gelişmesine ters orantılı biçimde iş saatlerini alabildiğine uzatarak, 168 milyon çocuğu sömürerek, işsizliği artırarak ve savaşlar yaratarak yol almaktadır. Büyük toplumsal patlamalara gebe olan böylesi bir toplumu uzun süre yaşatmak mümkün değildir.

Ortadoğu’da Emperyalist Güçlerin Taktik Savaşları

Emperyalist ve kapitalist güçler, kendi stratejik hedefleri temelinde karşılıklı hamleler yapıyor ve adeta satranç oynuyorlar. Lakin savaş bir satranç değil. Ortadoğu emperyalist ve kapitalist güçler tarafından bölünüp parçalanırken, emekçi kitleler kurban olmaya devam ediyorlar. Musul’daki yıkım, on binlerce insanın yerini terk etmesi, on binlerin derin bir yoksullukla yıkıntıların üzerinde yaşam mücadelesi vermesi emperyalist savaşın ve kapitalist barbarlığın gerçek yüzünü gözler önüne seriyor. Tüm bu yıkım ve acıya rağmen, emperyalist ve kapitalist güçlerin planları, attıkları adımlar her noktada patlamaya hazır yeni barut fıçıları yaratıyor.

G20 Zirvesi: Kapitalizmin Çıkmazının Resmi!

G20 zirvesi, bu sene Almanya’nın ev sahipliğinde Hamburg’da 7-8 Temmuzda yapıldı. Zirve, emperyalist ve kapitalist güçler arasında kızışan rekabetin ve yeni arayışların açık sahnesine dönüşürken, kapitalizmin çıkmazını bir kez daha tescillemiş oldu. Zirveye aynı zamanda anti-kapitalist büyük kitle protestoları damgasını vurdu.

İslamofobi ya da Milliyetçilik: Marksizm Ne Diyor?

İster dün anti-semitizm isterse bugün İslamofobi kılığına bürünsün, değişen bir şey yok: Söz konusu olan milliyetçilik ve ırkçılıktır! Meselenin bu boyutunun altını çizmek gerekiyor. Zira milliyetçilik tüm dünyada yükseliyor ve her ülkede farklı renklere bürünüyor. Meselâ Türkiye’de İslamofobiyi gündeme getirip Müslümanların mağduriyetinden şikâyet eden İslamcı kesimler, aynı zamanda, Kürtlere, gayrimüslimlere ve Batılı ülkelere karşı milliyetçiliği kışkırtmaktan geri durmuyorlar.

Ortadoğu Savaşında Yeni Hamleler

Görüntülerin ve söylemlerin ötesindeki asıl gerçek şudur: Ortadoğu’yu yeniden paylaşmak için savaşan emperyalist/kapitalist güçler, kendi güçleri ve manevra yetenekleri ölçüsünde yeni hamleler yapıyorlar. Bölgeyi kasıp kavuran emperyalist savaş Suriye cephesinde belirli bir tıkanma ve doyum noktasına gelirken, aynı zamanda yeni alanlara doğru ilerliyor.

Türkiye’de 1 Mayıs: İnatçı Bir Gelenek!

Bir taraftan burjuva devletin baskı ve yasaklarıyla karşılaşan ve sermayenin payandasına dönüşmüş sendikal bürokrasinin ihanetine uğrayan, öte taraftan ise sol görünümlü sendikal bürokrasinin ve sosyalist hareketin çeşitli zaaflarından dolayı güçsüz düşen 1 Mayıs, işçi sınıfının moral ve güç toplayacağı bir mücadele gününe dönüştürülemiyor. AKP iktidarı, 1 Mayıs’ı bir korku gününe dönüştürerek işçi kitlelerini kendi mücadele günlerine yabancılaştırmaya çalışıyor. Bu nedenle, 1 Mayıs’ın tarihsel anlamına sahip çıkmak, onu bir mevzi olarak savunmak ve bir mücadele geleneği olarak yaşatmak önemli bir görevdir.

Kapitalizmin Tarihsel Krizi

Kapitalizm ileriye doğru adım atacak potansiyelleri aşındığı için, kriz her alanda bir çıkmaz ve toplumsal çürümenin derinleşmesi olarak kendini dışa vurmaktadır.

Dağılan Osmanlı’da Parçalanan İşçi Sınıfı /II

Osmanlı’da 1908’deki işçi hareketi, işçi sınıfı daha ekonomik örgütlerini kurup kökleştirmeden ve bu kapsamda bir sınıf bilinci kazanmadan henüz filiz halindeyken bastırılmıştır. Önce Balkanlar'ın kopmasıyla, ardından Birinci Dünya Savaşının getirdiği yıkımla Osmanlı işçi sınıfı parçalanmış ve yeni kurulan Cumhuriyetin baskı ve yasakları işçi hareketinde uzun bir kopuşa yol açmıştır. Oysa sayıları az da olsa 1908 grevlerinden gelen, geçmiş mücadeleleri hatırlayan, Osmanlı işçi sınıfının kozmopolit yapısından şu ya da bu şekilde etkilenen, 1919-1923 sürecini yaşayan ve sendikalar örgütlemeye çalışan işçiler vardı. Gayrimüslim işçiler tümüyle sahneden çekilmiş değillerdi. İşte tam da bu yüzden Kemalist rejim, baskı ve yasaklarla, 1919’dan sonra gelişip güçlenmeye başlayan sosyalist hareketin işçi sınıfına nüfuz etmesinin önüne geçmiştir. İşçi hareketi ile sosyalist hareketin gerçek anlamda ortaya çıkarak birleşebilmesi için ise 1960’ları beklemek gerekmiştir.

Dağılan Osmanlı’da Parçalanan İşçi Sınıfı

Yunan, Bulgar, Türk ve Ermeni işçi sınıfı ortak köklere ve anılara sahiptir. Bizler Türkiye işçi sınıfının tarihi köklerini ararken, nasıl ki Osmanlı’daki işçi sınıfına ve hareketine uzanıyorsak; Bulgar, Yunan, Makedon ve Ermeni sosyalistleri ve işçileri de kaçınılmaz olarak aynı kökene dönüp bakıyorlar. Bu ortak kök, işçi enternasyonalizmi açısından son derece önemlidir. Türkiye işçi sınıfının tarihi, belirli ölçülerde aynı zamanda Balkan işçi sınıfının da tarihidir. Türkiye’de işçi sınıfı ve işçi hareketi incelenirken, bu ortak tarihin üzerinden asla atlanılamaz.

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.