Navigation

Bu Dünyaya Marx Geldi!

Elif Çağlı

Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.

Gülhan Dildar

Çocuklara Cinsel Saldırı Vakaları ve Manipülasyonlar

Kadınların, çocukların, hayvanların aslında tüm ezilenlerin, haksızlığa uğrayanların haklarının gelişimi her daim mücadeleyle mümkün olmuştur. İşçi sınıfının kadınıyla erkeğiyle kapitalizme karşı verdiği mücadele bu hakların gelişiminde etkili olmuştur. Çocukların güzel günler göreceği, mutlulukla dolacağı, kadınıyla erkeğiyle tüm toplumun doğayla uyum içinde yaşayabileceği günler için hazırlanmalı, tek tek kişilerin değil suçu ve suçluyu yaratan kapitalizmin ipini çekmek için mücadele etmeliyiz!

Brezilya’da “Oyun” Devam Ediyor

Brezilya işçi sınıfını zorlu mücadele günleri beklemektedir. Lula ve Rousseff’in liderliğinde PT’nin geçirdiği dönüşüm hiç kuşkusuz emekçi kitleler için büyük bir ders oluşturmalıdır. Yeniden yükselecek olan mücadele dalgasına doğru biçimde hazırlanmak için, işçi sınıfının öncülüğündeki geniş emekçi kitlelere Lula çizgisinin götürdüğü çıkmazı doğru bir tarzda anlatabilmek büyük önem taşımaktadır.

Faşizm ve Gençlik

İşçi sınıfının gençliği, direngenliği ve cesaretiyle daha pek çok ülkede faşizme karşı verilen çeşitli mücadelelerde yerini aldı. İtalya’da gerek işçi kentlerinde yürütülen grevlerde, gerekse Partizan hareketinin silahlı eylemlerinde, faşistlere yönelik gerçekleştirilen sabotajlarda gençler yerlerini aldılar. Benzer şekilde faşist iktidarların işgaline uğrayan Fransa, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk gibi pek çok ülkede de gençler, faşist baskıdan ve işgalden kurtulmak için direnç gösterdiler, mücadele ettiler. Gençler, direnişlerde niceliksel olarak dikkat çekmelerinin yanı sıra cesaret ve dinamizmleri açısından niteliksel olarak da önemli bir yer tutmaktadırlar.

Burjuvaziyi Korkutan Sistem Krizi Gerçeği

Kapitalizm tarihsel bir sistem krizi içerisinde nicedir debelenip duruyor. Kapitalistlerin bu tarihsel çıkışsızlığı her alanda çeşitli olgularla kendini dışa vuruyor. Kâr oranları düşüyor, kapitalizmin sınai çevrimleri içerisinde ekonomik krizler canlanma dönemleri adeta yaşanmıyormuşçasına geniş zamana yayılıyor. İşsizlik katlanarak artıyor, ücretler eriyor, iş ve yaşam koşulları çekilmez hâle geliyor. Açlık ve sefalet koşulları derinleşiyor. Toplumda gelir dağılımındaki adaletsizlik her geçen gün akıl almaz boyutlara ulaşıyor.

“Çin’e Özgü Sosyalizm” mi, Emperyalist Çin mi?

Yaklaşık 90 milyon üyesiyle dünyanın en büyük partisi konumunda olan Çin Komünist Partisi 18-25 Ekim tarihleri arasında 19. Kongresini gerçekleştirdi. ÇKP beş yılda bir gerçekleştirdiği kongre ile parti yönetiminde yer alacak unsurları belirliyor. Tek parti diktatörlüğünün hüküm sürdüğü Çin’de parti yönetiminin belirlenmesi demek devletin üst yönetiminde rol alacak kadroların da belirlenmesi anlamını taşıyor.

İslamcı Burjuvazinin “Eşitlik” Anlayışı

İktidarın baş fetvacısı Karaman, geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı bir yazısında “tüm Müslümanların birbirlerine eşit olduğunu ve sınıf farklılığının olmadığını” gündeme taşıdı. Bayram değil seyran değil, Karaman şimdi “sınıf farklılığı olmadığını ve yöneticilere biat edilmesi gerektiğini” neden gündeme getirdi? Üstelik Karaman yazısını hadisler ve İbn-i Arabi gibi İslam âlimlerinin söylemlerine dayandırarak her Müslümanın buna uygun davranması gerektiğini salık veriyor. Tüm Müslümanların eşit olduğuna inan, sınıfsal farklılıkları sorgulama, yöneticilerine biat et!

Venezuela’da Darbe Tehlikesi Güçleniyor

Arka arkaya olağanüstü gelişmelerin yaşandığı Venezuela’ya dair Trump’ın gerekirse askeri müdahale olasılığının da düşünülebileceğini açıkça dillendirmesi halkı bir kez daha sokağa döktü. Latin Amerika ülkelerinde yıllarca süren askeri faşist diktatörlüklerin yaşattıkları acılar hâlâ hafızalarda tazeyken, Trump’ın askeri darbeleri ve müdahaleleri dillendirmeye cüret etmesi bugün işçi sınıfının örgütsüzlüğünden ve dünyada hâkim olan gerici, sağ eğilimlerin yükselişinden kaynaklanmaktadır.

Marksizmin Doğuşuna Emek Veren Kadınlar

Marx ve Engels, Marksizmin kurucu dehaları olarak tarihe adlarını kazırlarken egemenleri korkudan titretmiş ve saldırıların hedefi haline gelmişlerdi. Bir de bu iki dehayla yaşamlarını paylaşmış ve onlarla devrimci yaşamın getirdiği tüm zorlukları göğüslemiş, Marksizmin kuruluşunda emek harcamış olan ve adları çok da sık duyulmayan devrimci kadınlar var: Jenny Marx ve Marry ve Lizzy Burns kardeşler.

Hamas’ın Yeni Siyaset Belgesi ve Filistin Sorunu

Filistin burjuvazisi, kendi iktidar çıkarları doğrultusunda ne kadar uzlaşmacı bir çizgiye gelirse gelsin, emperyalist-kapitalist güçler Ortadoğu’da kozlarını paylaşıp yeni dengeler kurulmadan Filistin sorunu yüzeysel anlamda bile çözülemez. Filistin meselesi Filistin’le sınırlı bir sorun değildir. Tarih bize Filistin topraklarının Ortadoğu’nun özgünlüğünden dolayı emperyalistlerin kapışma alanı olmaktan çıkmayacağını göstermektedir. Emperyalist dengelerle bir Filistin devleti kurulsa bile dengeler bozulduğunda yeniden sorun olmaya devam edeceğinden, asla kalıcı ve adil bir çözüm sağlanamayacaktır.

Emperyalist Savaş ve Açlık

Tek başına Bill Gates’in serveti 86 milyar dolar. Milyonlarca Yemenlinin hayatta kalabilmesi için gerekli olan 2,1 milyar dolardan 40 kattan daha fazlası tek kişinin elinde. Kapitalizm işte bu korkunç çelişkiler üzerine kurulu. Aç çocukların dünyaya dargın bakan gözleri, insanlığı mücadeleye çağırıyor, işçi sınıfını göreve çağırıyor.

Faşizm ve Kitle Psikolojisi

Nasıl oluyor da geniş emekçi kitleler, demokratik hakları ortadan kaldıran ve milyonları ağır baskı ve zorbalıkla yöneten faşist/faşizan rejimlere geçit verebiliyorlar? Hatta pasif bir izin verme durumuyla da kalmıyor, bizzat faşizmin tabanı haline gelebiliyorlar. Nasıl oluyor da emekçi kitleler, faşist ideolojiyi sanki kendi fikirleriymiş gibi sahipleniyor ve propagandasını yürütüyorlar?

Çıkışsızlık ve Belirsizliğin Zirvesi: Davos

1971’den beri aralıksız gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu bu yıl da yine İsviçre’nin Davos kasabasında toplandı. Her yıl onlarca ülkeden yüzlerce üst düzey devlet yetkilisini, sermaye grubunu bir araya getiren ve çeşitli konularda toplantıların gerçekleştirildiği zirve, “Davos Zirvesi” adıyla anılıyor. Emperyalizmin has kurumlarından biri haline gelmiş bu forumda dünya ekonomisinin gidişatının yanı sıra bu gidişata yön veren emperyalist-kapitalist devletlerin politikaları da ele alınıyor.

Gerici, Cinsiyetçi Politikalar Kadına Şiddeti Tırmandırıyor

Gün geçmiyor ki, kadına şiddet vakalarına bir yenisi daha eklenmesin. Üstelik kadınları akıl almaz bir biçimde, vahşice katleden, şiddet uygulayan, tecavüz eden zanlılar, içinden geçtiğimiz gerici atmosfere uygun bir biçimde gerekçeler üreterek kendilerini aklamaya çalışıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Adana ve Diyarbakır’da yaşanan iki vaka, savaş ve gerici siyasal atmosferin kadın sorununa nasıl yansıdığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Genç Nüfusta İşsizlik Yükseliyor

İşsizlik sorununa karşı çalışan-çalışmayan ayrımı yapılmaksızın işçi sınıfının tüm kesimleriyle birlikte mücadele edilmelidir. Ücretler düşürülmeksizin işgünü kısaltılmalı, fazla mesailer kaldırılmalıdır. Var olan tüm işler, çalışabilir durumdaki tüm işçiler arasında paylaştırılmalıdır. Kârlarının düşmesini istemeyen kapitalistler ve onların ekonomistleri, ideologları bu taleplerimizin mümkün olmadığını, birer hayal olduğunu söylüyorlar. Evet, bu talepler kapitalizmin özel mülkiyeti koruyan duvarlarına çarpıp geri dönebilir. Ancak kapitalist duvarlar parçalanıp yıkılmadan milyarlarca emekçiye reva görülen işsizlik, açlık ve sefalet koşulları son bulmayacaktır. Bu sorunların son bulması için verilen işçi sınıfının devrimci mücadelesinde en çok da kapitalizmin geleceksizleştirdiği gençler yer almalıdır.

Almanya’da Eyalet Seçimleri ve Faşist Tehdit

Bugün başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın pek çok ülkesinde de işçi ve emekçi kitlelerin içinde bulundukları derinleşen yoksulluk ve sefalet koşullarına karşı duydukları tepki yanlış kanallara akıtılmaktadır. Üstelik Avrupa’da göçmenlik sorununu kullanan burjuvazi, gerici, faşist partileri güçlendirmektedir. Bu durum otoriterleşme ve faşizm gibi ciddi tehlikeleri barındırmaktadır. Giderek derinleşen sorunların kaynağı, her yanından irin akan çürüyen kapitalizmdir. Ve bugün bu kokuşmuş düzen ortadan kaldırılmayı bekliyor.

Gazze Abluka Altındayken İsrail’le “Normalleşme”

Şurası çok açık ki yıllardır İsrail zulmü altında inleyen Filistin halkının çıkarları gerçekte Türkiyeli egemenlerin umurunda değildir. İsrail’le bölgesel ve ekonomik çıkarlar temelinde anlaşan AKP tam bir riyakârlık örneği sergilemiştir. Gazzeli Filistinliler cehennem ateşi içinde yanarken AKP, İsrail’i neredeyse stratejik müttefiki ilan etmiştir. Mavi Marmara olayından bu yana Filistinliler lehine hiçbir olumlu gelişme olmamasına rağmen bu süreç boyunca Türkiye İsrail arasındaki ekonomik ilişkilerde bir bozulma olmamış, aksine ticaret hacmi artmıştır. Son yapılan anlaşmayla istihbarat, askeri, ticari, turizm ve enerji ilişkilerinin daha üst seviyelere çıkarılacağı sözü verilmiştir.

Irkçılık Bu Kez Kliplerle Yükseltiliyor

Irkçı, milliyetçi söylemlerin öylesine yaygınlaştırıldığı bir dönemden geçiyoruz ki, klipler dahi devreye sokulup “Türkçülük” ideolojisi toplumun beyinlerine kazınmak isteniyor. Aylardır abluka altında olan Sur’da çekilen “Yalnızım Atam” klibi, egemenlerin devreye soktuğu son çalışma. Onlarca Kürt gencinin katledildiği, evlerin harabeye çevrildiği Sur sokaklarında, yüzü maskeli, eli silahlı bir şahıs, elini kolunu sallayarak ırkçılık ve nefret kusan bir “şarkı”yı seslendiriyor ve klip çekimi yapılıyor. Üstelik görüntüler kimi zaman drone kamera çekimleriyle hazırlanmış. Ama her ne hikmetse devlet yetkilileri, çekimlerden haberlerinin olmadığını, kendilerinden herhangi bir izin alınmadığını ileri sürüyorlar!

Ehrenburg’un “Fırtına”sı: Faşist Barbarlığın, Körleşmenin, Savaşın ve Direnişin Öyküsü

İlya Ehrenburg, “Fırtına” adlı romanında, faşizm ve savaş dönemini pek çok yönüyle, farklı karakterlerin yaşamı üzerinden sürükleyici anlatımıyla konu edinir. II. Dünya Savaşına giden süreçte fırtına öncesi sessizliği andıran kitlelerdeki ruh halini ve savaş sürecindeki değişimi çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. Muazzam bir belgesel tadındaki bu roman, savaş sürecindeki gelişmeleri esas olarak Fransa ve Rusya üzerinden aktarmaktadır. Üzerinde yaşadığımız topraklarda faşist bir tırmanış söz konusuyken Fırtına gibi değerli bir yapıt, faşist barbarların neler yapabileceklerini kavramak ve tarihsel deneylerden dersler çıkarmak bakımından yararlı bir kaynak olarak öne çıkıyor.

Tükettiren Kapitalizm İnsanı Tüketiyor

Kapitalist sistemde üretim, insan ihtiyacı esas alınarak yapılmaz. Bu akıldışı sistemde üretimin ana amacı burjuvazinin kâr elde etmesidir. Her kapitalist daha fazla ürün üreterek piyasaya sürmeyi ve pazara sürdüğü malların kısa sürede tüketilip kâra dönüşmesini ister. Gözünü kâr hırsı bürümüş kapitalistlerin asıl hedefi, bu ürünlerde kristalleşmiş olan işçinin ödenmemiş emeğini realize etmektir. Bu nedenle ürünlerin daha fazla tüketilmesi için hedef kitle belirlenir ve her türlü yolla tüketim arttırılmaya çalışılır.

Emperyalist Savaşın Kafkasya Cephesi

Aralık ayı başından bu yana Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki gerilim çatışmaya dönüşmüş durumda. 24 Kasımda AKP hükümetinin emriyle düşürülen Rus bombardıman uçağının ardından, Dağlık Karabağ bölgesi üzerinden yürüyen ve tarihsel bir arka planı olan Ermenistan-Azerbaycan arasındaki gerilim çatışmaya dönüştü. Rusya’nın Suriye’deki ağırlığını hissettirmesini takiben iç ve dış politikalarında iyice köşeye sıkışan Türkiye, maceracı politikalarını değiştirmeye pek niyeti olmadığını uçak düşürme olayıyla bir kez daha göstermişti.

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.