Bonapartlaşan Erdoğan ve AKP Burjuvazisi

Mehmet Sinan

Günümüz koşullarında Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı bu devlet ideolojisi, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Arada bir bu milliyetçi çıkışlarını dengelemek için demokrat rolü oynamaya da devam edecektir tabii ki. Ama onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı bu demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!

Ulus-Devletten Emperyalistleşen Ulus-Devlete ve AKP
Ulus-Devletten Emperyalistleşen Ulus-Devlete ve AKP /3

Mehmet Sinan

Erdoğan’ın her yaptığını onaylayarak ve her söylediğini ayakta alkışlayarak onu “tek adam” katına yücelten AKP’nin çekirdek kadroları, kendi ruh dünyalarında da Erdoğan’la özdeşleşmiş durumdalar adeta. Peki ama kimdir bu insanlar?

Ulus-Devletten Emperyalistleşen Ulus-Devlete ve AKP
Ulus-Devletten Emperyalistleşen Ulus-Devlete ve AKP /2

Mehmet Sinan

Bu süreçte gerek AKP burjuvazisinden, gerekse AKP’nin siyasal kadrolarından Erdoğan’a mutlak biat edenler ve onu bir “rehber-lider” katına yüceltenler, aynı zamanda onu yeni bir “Erdoğan” imajıyla geleceğe de hazırlamaktadırlar. Bu yeni Erdoğan, ilerde karşımıza Osmanlı’nın imparatorluk ruhunu kendi ruh dünyasında “mezcetmiş” bir “büyük” şahsiyet olarak çıkarsa, buna da hiç şaşmamak gerekiyor! Unutmayalım ki, geçmişteki tüm sivil Bonapartlar da aynen böyle zuhur etmişler ve “imparatorluk” ya da “Başkan Baba” makamına, kendilerini yüceltenlerin omuzlarında böyle taşınmışlardır!

Ulus-Devletten Emperyalistleşen Ulus-Devlete ve AKP

Mehmet Sinan

Kemalizm, Osmanlı imparatorluğundan artakalan coğrafyada tek bir etnisiteyi esas alan ve diğerlerini inkâr eden bir ulus-devletin (TC) kuruluş ideolojisidir. Bu resmi devlet ideolojisi, Türklük temelinde kurulan ulus-devletin kuruluş gerekçesini oluşturmak ve savunmak üzere sonradan üretilmiştir. Sınıfsal niteliği bakımından kuşkusuz bir burjuva ideolojisidir Kemalizm. Fakat bizzat burjuvazi tarafından değil, Osmanlı’nın despotik devlet geleneği içinde yetişmiş bürokratik elitler tarafından üretilmiştir.

Anayasa Tartışmaları ya da Burjuva Siyasal Düzenin Değişim Sancıları

Mehmet Sinan

Sınıfsal konumları gereği, özünde hepsi de burjuva egemenlik sistemini savunan burjuva fraksiyonlar (liberalinden muhafazakârına, statükocusundan sosyal-demokratına vb.), sıra devlet iktidarının paylaşımına geldiğinde, kendi aralarında kıyasıya bir kavgaya tutuşmaktan da geri durmazlar. Çünkü her bir burjuva fraksiyon, devlet iktidarında güçlü bir konum elde etmek ve kendi politikasını resmi devlet politikası haline getirmek ister. Nitekim bugün Türkiye’deki iktidar paylaşım kavgasında yaşanan da budur. Anayasa referandumu vesilesiyle daha da kızışmış görünen bu kavga, esasında Türkiye kapitalizminin emperyalist sistem içindeki yerinin belirlenmesi ve buna uygun bir burjuva devlet yapısı ve burjuva siyasal düzenin oluşturulmasıyla ilgili bir kavgadır.

Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk!

Mehmet Sinan

Sınıf mücadelesinin gerektirdiği çetin devrimci görevleri üstlenmeyi gönüllü olarak kabullenen ve bunun gerektirdiği devrimci yaşam tarzını içtenlikle benimseyen Marksist devrimciler için, enternasyonalist komünist nitelikte bir devrimciler örgütünün inşası görevinin ne denli önemli olduğu açıktır. İşçi sınıfının tarihsel çıkarları uğruna mücadeleyi göze almış ve kendini her bakımdan bu göreve hazırlamış sağlam bir devrimciler örgütü yaratılmaksızın, ne işçi sınıfının öncüsünün devrimci-komünist tarzda eğitilip örgütlenmesi, ne de sınıfa dayanan uzun soluklu, devrimci-komünist bir çalışmanın lâyıkıyla yürütülebilmesi mümkün olacaktır! Bunlar olmadığı takdirde ise, o hep sözü edilen ve arzulanan, gerçekten devrimci bir proletarya partisinin Bolşevik-Leninist temellerde inşası başarılamayacaktır. Bugün işçi sınıfı içinde anlamlı bir çalışma yürütmeyi ve sınıf içinde devrimci çekirdekler oluşturmayı önüne temel görev olarak koymayan örgütlenmelerin, bir süre sonra kendi içlerine kapanmaları ve küçük-burjuvaca vıdı vıdılarla tekrar tekrar bölünmeleri ve kendilerini yiyip tüketmeleri kaçınılmaz bir “kader” olacaktır!

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar
Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / XV

Mehmet Sinan

Burjuva devletin yıllardan beri süregelen yalana, inkâra, baskı ve şiddete dayalı bu kadim politikaları, ne sorunları ortadan kaldırabilmiş ne de tarihsel gerçekleri buharlaştırabilmiştir. Tam tersine, gerçekler daha da direngenleşirken, sorunlar daha da ağırlaşıp kangrenleşmiştir. Bugün artık bu sorunlar, baskıcı yöntemlerle daha fazla bastırılamaz ve daha fazla ertelenemez bir hale gelmiştir. Toplumsal ilerlemenin önünde gerçek bir engel teşkil eden bu sorunlar, mutlaka çözülmeyi beklemektedir. Dolayısıyla, bu sorunları çözmeyen ya da çözümüne engel olan burjuva partilerin bizzat kendilerinin çözüleceğinden hiç kuşkumuz olmasın. Bu bağlamda, AKP’yi bekleyen akıbetin de bundan başka bir şey olmayacağını söylemek bir kehanet olmayacak.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar
Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XIV

Mehmet Sinan

ABD emperyalizmi ve yerli finans-kapital patentli faşist saldırılar sürüp giderken ve CIA’nın, kontrgerillanın örgütlediği “ölüm mangaları” etrafa ölüm saçarken, bu faşist tırmanışı durdurabilecek tek kitlesel güç olan işçi sınıfının pasif konumda bırakılışı, solda iyice moral bozukluğuna yol açmış ve hızla kendi başının çaresine bakma eğilimleri gelişmişti. Oysa tıpkı işçiler gibi, solun önemli bir bölümü de başlangıçta CHP’nin faşizme karşı kendileriyle birlikte mücadele edeceğine gerçekten umut bağlamıştı. Hatta bu nedenle seçimlerde DİSK gibi onlar da CHP’yi aktif olarak desteklemişlerdi. Fakat olayların içinde CHP’nin gerçek yüzünü gördükten ve bu partinin artan faşizm tehlikesi karşısında hiçbir şey yapmadığını ve yapamayacağını anladıktan sonra, kendi başlarının çaresine bakmaya başlayacaklardı.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar
Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XIII

Mehmet Sinan

İşçi hareketinin böylesine yükseliş içinde olduğu bir dönemde sol politik örgütlerin de tek tek işçilerle ve sendikalarla kurdukları bağlar işçi hareketinin politikleşmesine önemli bir ivme kazandırıyordu. Bunun en somut göstergesi, DİSK’e bağlı sendikaların tabanında yaşanan hızlı politikleşmeydi. Bu dönemde işçi sınıfının en ileri, en politikleşmiş unsurlarını bünyesinde barındıran DİSK, tabanındaki bu bilinç sıçramasından aldığı güçle ülkenin politik yaşamında giderek daha etkin bir rol oynamaya başlayacaktı.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar
Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XII

Mehmet Sinan

Bu dönemde işçilerin fabrikalarında, patron uşaklarının yüreğine korku salar bir biçimde başları dik gezmeleri ve her koşul altında sendikal örgütlülüklerini yaşatma kararlılığı içinde olmaları, onların “kerameti kendinden menkul” işçiler olmasından değil, politik olarak örgütlenmiş işçiler oluşundandı. Maden-İş sendikasını mücadeleci, militan bir sınıf sendikası haline getiren, onun tabanındaki örgütlü sosyalist işçilerin (TKP’lisi, TİP’lisi, TSİP’lisi, Dev-Yol’lusu vb.) varlığı ve bu işçilerin fabrikalarda daha gerideki işçilere öncülük etmeleri ve kavgada onlara sınıf cesareti aşılamalarıydı.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar

Mehmet Sinan

(Mehmet Sinan’ın yazısının ilk bölümünü yayınlıyoruz.)

ABD’nin Irak’ı işgalinden bu yana bölgede yaşanan gelişmeler Türkiye’yi doğrudan etkilemekte ve egemen sınıfın temsilcilerini ortak çıkarlar etrafında birleşmeye ve giderek birlikte hareket etmeye zorlamaktadır. Düzenin savunucusu ve temsilcisi konumunda olan güçler (asker-sivil bürokrasi ve burjuva siyasetçiler) kendi aralarındaki çelişki ve çatışmaları ikinci plana itmeye ve temsilcisi oldukları sömürü düzeninin ortak çıkarları ve ihtiyaçları doğrultusunda politikalar üretmeye yönelmektedirler. Daha düne kadar devletin doruğunda iktidar kavgasına tutuşan ve bu amaçla birbirlerine çeşitli tuzaklar kuran statükocu asker-sivil bürokrasi ile iktidar partisi AKP, bölgedeki gelişmelere ve Kürt sorununa yönelik olarak giderek “aynı ağızdan” konuşmaya ve “birlik-beraberlik” gösterilerinde bulunmaya başlamışlardır.

Savaş Çığırtkanlığı, Emperyalist Emeller ve İktidar Kavgası

Mehmet Sinan

Emperyalist iştahı kabarmış olan Türkiye’deki kimi “askeri” ve “sivil” burjuva kesimler, medya aracılığıyla yürüttükleri yoğun bir şovenizm ve savaş kışkırtıcılığı propagandasıyla, toplumu yakın bir savaş psikolojisine sokmuş bulunuyorlar.

Paşalar Cumhuriyetinden Burjuva Cumhuriyetine TC’nin Sivilleşme Sancısı

Mehmet Sinan

Cumhurbaşkanının da içinde yer aldığı statükocu devlet güçleri ile AKP hükümeti arasındaki sürtüşme son dönemlerde o boyutlara varmıştı ki, sanki iki ayrı hükümet ya da iki ayrı iktidar odağı varmış gibi bir durum çıkmıştı ortaya. Bir yandan devlet içinde fiili bir özerkliğe sahip olan, diğer yandan OYAK sayesinde kapitalist ekonomide güçlü bir konum elde etmiş bulunan TSK’nın bu “özgün” durumu, hiçbir Batı ülkesinde rastlanmayan bir durumdu kuşkusuz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı
Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /13

Mehmet Sinan

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 13.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı
Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /12

Mehmet Sinan

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 12.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı
Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /11

Mehmet Sinan

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 11.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı
Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /10

Mehmet Sinan

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 10.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı
Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /9

Mehmet Sinan

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 9.bölümünü yayınlıyoruz.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı
Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /8

Mehmet Sinan

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 8.bölümünü yayınlıyoruz

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı
Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /7

Mehmet Sinan

Mehmet Sinan'ın çalışmasının 7.bölümünü yayınlıyoruz.