Navigation

HDK: "Vekilimiz Sebahat Tuncel’e Sahip Çıkıyoruz!"

HDK, BDP-Blok Milletvekili ve Halkların Demokratik Kongresi Divan Kurulu Üyesi Sebahat Tuncel’e 8 yıl hapis cezası verilmesi sonrasında bir basın açıklaması yaptı. “Vekilimiz Sebahat Tuncel’e Sahip Çıkıyoruz!” sloganıyla TMMOB İstanbul Şubesinde düzenlenen basın açıklamasına Sebahat Tuncel, Sebahat Tuncel’in avukatı Ercan Kanar, Levent Tüzel, HDK Genel Meclis üyelerinin yanı sıra, çok sayıda aydın, sendikacı ve demokratik kitle örgütü temsilcileri de katıldı.

Toplantıda söz alan Tuncel’in avukatı Ercan Kanar, mahkûmiyet kararının hukukla ilgisi olmadığına,  tamamen siyasi olduğuna ve Kürt halkına, siyasal katılım yolunda engel doğurduğuna dikkat çekti. Türk yargı sisteminin hukuktan saparak savaş hukuku normlarını sergilediğini vurgulayan Kanar, dosyadaki hukuksuzluğa şu sözlerle değindi:

“Tuncel 302. maddeden yargılanması gerekirken, 314. maddeden yargılanıyor ve karar dosyaya bakılmadan veriliyor. Dosyanın skandal kararlarından biri, davanın bitimine yakın bir gizli tanık çıktı. Nereden, nasıl çıktı? O bir soru işareti! Bu, yargılama usulüne aykırı. Karara baktığınızda yasama dokunulmazlığının ihlal edildiği, asgari mahkûmiyet kararının aslen hiçbir ciddi delile dayanmadığı, hakkaniyet kurallarının çiğnendiği açıktır. Bunun için bu karar önemli bir sapma, zehirli bir karardır. Diğer önemli bir konu ise basında pek yer verilmeyen, cezanın infazı tamamlandıktan sonra da denetimli serbestlik getiriliyor oluşu. Yani belirli bir yerde ikamet veya haftada bir defa karakola gidip imza verme gibi.”

Üçüncü yargı paketiyle özel yetkili mahkemelerin ağır ceza mahkemelerine çevrildiğine ve bunların yürütülen savaşın özel bir birimi gibi faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Kanar, bu kararın da söz konusu mahkemelerin bir ürünü olduğunu dile getirdi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eskiden yargının askeri vesayet tarafından kullanıldığını söylerdik. Şimdi daha da ileriye gidilerek bizzat yürütme, direktifiyle siyaseti dizayn eden, siyasetin kapılarını Kürt halkına, ezilenlere, muhaliflere kapatma görevini üstlenen bir organ olarak çalışıyor.”

Kanar, önümüzdeki süreçte ne yapacaklarına dair de bilgi verdi. Kararı temyiz edeceklerini, yurtdışına çıkış yasağının kalkması için bir üst mahkemeye başvuracaklarını, iç hukuk yollarının tükenmesi halinde AİHM’e gideceklerini söyledi.

Bu değerlendirmenin ardından HDK Yürütme Kurulu adına HDK Milletvekili Levent Tüzel karara ilişkin açıklamalarda bulundu. Tüzel açıklamasında yargının halk iradesine darbe vurduğunu ifade etti. Tuncel hakkında verilen kararın siyasi olduğunu vurgulayan Tüzel, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu karar Başbakan Erdoğan’ın ‘yargıya söyledik, gereğini yapacak’ söyleminin hızlı bir yansımasıdır. Mahkemenin kararı aynı zamanda barış ve eşitlik taleplerine karşı yargı-hükümet işbirliği ile verilen bir cevaptır.”

Tüzel, Bingöl-Muş karayolunda 10 askerin canını yitirdiği, onlarcasının yaralı olduğu olayla ilgili, “Onlarca eve ateş düştü. Çok üzgünüz, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz” dedi. Toplumda düşmanlık tohumları ekildiğini, her köşeden ağıtlar yükseldiğini, demokratik hakların birer birer gasp edildiğini anlatan Tüzel, sözlerini şöyle tamamladı: “Halkın seçtiği vekilleri hedef tahtası haline getiren bu anlayışa karşı her türlü demokratik zeminde direneceğiz. Türkiye’nin tüm demokrasi ve barış güçlerine, emekçilerine, demokratlarına, aydınlarına, sanatçılarına, vicdan sahibi insanlarına sesleniyoruz: Gelin birlikte bu gidişe ‘dur’ diyelim. Daha fazla kan dökülmesini engelleyelim. Halkların birbirine düşman edilmesine göz yummayalım.  Anadilde eğitim, anayasal yurttaşlık ve kendini yönetme-özerklik taleplerini gerçekleştirecek siyasal ve anayasal adımların atılmasını sağlayalım. Sebahat Tuncel’i cezaevine kapatarak Kürt sorununda bir çözüm sağlayamazsınız.  Gelin insanca ve eşit koşullarda yaşamak isteyenlerin uzattığı eli tutun.”

Sebahat Tuncel de söz alarak verilen kararı değerlendirdi. Tuncel, bu kararın kişisel bir mesele olmadığını, Türk egemenlerin genel olarak Kürt sorununa yaklaşımının zaten böyle olduğunu belirtti. Tuncel şöyle konuştu:

“Yargıya kızmanın gereği yok. İstiklal Mahkemeleri’nden beri yargı siyasaldır ve gereğini yapmaktadır. Biz Başbakan gibi sorumsuz değiliz. Sorumluluğumuzun farkındayız. Biz bu ülkede halkların kardeşliğine inanıyoruz. AKP hükümetine diyoruz ki gelin öncelikle bu nefret söyleminden vazgeçin. Çünkü terörist ilan ettiğiniz bir halkla birlikte yaşayamazsınız. Siz bütün Kürt halkını terörist ilan etmişsiniz. Soruyorum, terörist ilan ettiğiniz bir halkla nasıl yaşayacaksınız? 20 milyon Kürdü ne yapacaksınız, hepsini cezaevine mi göndereceksiniz? Siz değil misiniz 90’lı yılları eleştiren? 90’lı yıllarda Leyla Zana’yı, Hatip Dicle’yi cezaevine koydurdunuz ne oldu? Bu halk yeniden Zana’yı milletvekili olarak seçmiş. Hatip Dicle’yi de meclise milletvekili olarak seçti ama siz onun da hakkını gasp ettiniz. Hâlâ Diyarbakır zindanında yatıyor. Ne olacak ki bir kişiyi daha tutuklayın. Ya da 10 kişiyi daha tutuklayın. Mesele böyle çözülecek mi? Biz uzun süredir bu halkların kucaklaşmasını istiyoruz. Kürt, Türk, Laz, Azeri, Gürcü, onlarca farklı kimlik ve kültür var. Bütün halkların kucaklaşmasını istiyoruz. Ana muhalefet partisine de buradan sesleniyorum. Oslo görüşmesi protokollerini bu şekilde yayınlayacağına, bu protokollerin gereğinin neden yerine getirilmediğini sorması gerekir.”

Tuncel’in konuşmasının ardından bütün demokrasi ve emek güçlerine, HDK milletvekiline sahip çıkılması çağrısı yapılarak basın açıklaması sonlandırıldı.

Kürt halkının demokratik taleplerini dillendirmesine tahammülü olmayan, geçmişin gelenekçi, devletçi anlayışının dışına çıkamayan AKP hükümeti, Kürt halkına zulmü dayatmaya devam ediyor. Gittikçe şiddetlenen haksız savaş, her gün Türk ve Kürt gençlerini toprağa verirken, çözümden yana hiçbir adım atılmıyor. İşine gelen durumlarda yargının bağımsızlığından dem vuran AKP, iş Kürt halkının en temel hak taleplerine gelince yargıya talimat verebiliyor. Kürt halkının iradesiyle seçilmiş temsilciler cezaevlerinden çıkarılmazken, bunlara yenileri eklenerek Kürtlere siyasetin önü kapatılmak isteniyor.