Kitaplarımız

Our books

Kitaplarımız

Osmanlı ve TC Tarihi


Türkiye’de 1 Mayıs: İnatçı Bir Gelenek!

Bir taraftan burjuva devletin baskı ve yasaklarıyla karşılaşan ve sermayenin payandasına dönüşmüş sendikal bürokrasinin ihanetine uğrayan, öte taraftan ise sol görünümlü sendikal bürokrasinin ve sosyalist hareketin çeşitli zaaflarından dolayı güçsüz düşen 1 Mayıs, işçi sınıfının moral ve güç ...

Dağılan Osmanlı’da Parçalanan İşçi Sınıfı /II

Osmanlı’da 1908’deki işçi hareketi, işçi sınıfı daha ekonomik örgütlerini kurup kökleştirmeden ve bu kapsamda bir sınıf bilinci kazanmadan henüz filiz halindeyken bastırılmıştır. Önce Balkanlar'ın kopmasıyla, ardından Birinci Dünya Savaşının getirdiği yıkımla Osmanlı işçi sınıfı parçalanmış ve ...

Dağılan Osmanlı’da Parçalanan İşçi Sınıfı

Yunan, Bulgar, Türk ve Ermeni işçi sınıfı ortak köklere ve anılara sahiptir. Bizler Türkiye işçi sınıfının tarihi köklerini ararken, nasıl ki Osmanlı’daki işçi sınıfına ve hareketine uzanıyorsak; Bulgar, Yunan, Makedon ve Ermeni sosyalistleri ve işçileri de kaçınılmaz olarak aynı kökene dönüp ...

Türk Burjuvazisinin Demokrasiyle İmtihanı

İşçi sınıfının ve genelde emekçi kitlelerin demokratik özlemleri halen karşılanmış olmaktan uzak olduğu gibi, arada elde edilen bazı kazanımlar da bugünkü otoriterleşme sürecinin ökçesi altında unufak olmuştur. AKP hükümeti Kürt sorununun çözümü doğrultusunda adım atmak ne kelime bu taleplere ...

6-7 Eylül Olayları: Azınlıkları Tasfiye Hareketi

6-7 Eylül Olaylarının üzerinden 40 yıl geçtikten sonra, o günlerde Özel Harp Dairesinde çalışan eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu gazeteci Fatih Güllapoğlu ile yaptığı bir röportajda, “6-7 Eylül olayları Özel Harp Dairesi işiydi. Ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına ...

6-7 Eylül Olayları: Azınlıkları Tasfiye Hareketi

1955’in 6 Eylülü. Başta İstanbul olmak üzere, İzmir ve Adalar’da Rumlara ve diğer gayrimüslimlere karşı büyük bir linç ve yağma hareketi gerçekleşti. İki gün boyunca devam eden olaylarda birçok gayrimüslim yaralanırken, yaşamını yitirenler oldu. Maddi hasar ise çok büyük boyutlardaydı.

Ermeni Soykırımını “Çanakkale Şehitleri”yle Gölgeleme Çabası

Yüz binlerce Ermeniyi kırımdan geçiren, Rumları, Süryanileri ve diğer gayrimüslim halkları bu topraklardan atan, onların malına mülküne el koyarak semirip egemenliklerini pekiştirenlerle, yine onlar tarafından ezilen, sömürülen işçi-emekçi kitlelerin hiçbir çıkar ortaklığı yoktur. İşçi sınıfı ...

DP Döneminin Aynasından Bugüne Yansıyanlar

Olağanüstü rejimlerin gündemde olmadığına dair söylenenler kapitalist siyasetin doğasını anlamamış olanların safsatasıdır. Emperyalist savaşın ve dünya krizinin ilerlemesi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de olağanüstü rejimleri ve bunun bir biçimi olarak askeri darbeleri hep gündemde tutacaktır. Burjuvazinin çeşitli kesimlerinin birbiri ile keskin biçimde kapışması da bunun zeminini güçlendirmektedir. Bütün bunlar emperyalist çağda bütünüyle gericileşmiş bulunan burjuvazinin tüm seçeneklerinin işçi sınıfı için felâket anlamına geldiğini söylemektedir. Bu yüzden işçi sınıfının devrimci öncüleri, sınıfın devrimci siyasal örgütlenmesini güçlendirmek için tüm enerjisi ile seferber olmalıdır. Burjuvazinin işçileri felâkete sürükleyen siyasetlerine karşı koymanın başka bir yolu yoktur.

Çanakkale Muharebelerine Dair Yalanlar ve Gerçekler

Türkiye’de 2003 yılından bu yana, 18 Mart, “şehitler günü” olarak anılıyor. Bu yüzden Mart ayı geldiği zaman Milli Eğitim başta olmak üzere burjuva ideolojisini üfüren tüm borazanlar benzer hamaset seslerini yüksek perdeden çıkarmaya başlıyorlar. “Şehitler” üzerinden ahlâksızca pompalanan ...

Asırlık Utanç: Ermeni Kırımı

Türkiye’nin emekçi sınıflarını ilgilendirense Türkiye burjuvazisinin korkuları yahut diaspora burjuvazisinin, çeşitli emperyalist güçlerin hesapları olmamalıdır. Son tahlilde Ermeni soykırımı tarihsel bir gerçeklik olarak orta yerde durmaktadır ve bu yüzden de Ermeni sorunu bağlamında Türkiye’yi ...

Kemalizmin Şizofrenik Milliyetçiliği

CHP İzmir milletvekili Birgül Ayman Güler’in Ocak ayında Mecliste sarfettiği sözler, Kürt sorununun çözümü önünde önemli bir engel oluşturan ve Kemalizme içsel olan Türkçü-ırkçı kavrayışın fütursuz bir ifadesi olması bakımından önemlidir. Çünkü bu sözleri, ırkçılığı zaten malûm olan MHP’nin bir milletvekili değil, kendini “sosyal demokrat” addeden CHP’li bir vekil sarfetmiştir. Bu ifşaatla, Kemalist zihniyetin gerçek yüzünü oldukça net açığa vuran bu ifadelerin ortaya dökülmesi bir bakıma iyi olmuştur. Kendini “solcu, sosyal demokrat” olarak yutturmaya çalışan ve her fırsatta “Kürt kardeşleriyle bir problemi olmadığını” söyleyen, demokrasiden ve insan haklarından dem vuran CHP’nin nasıl da ırkçı bir eğilimi içinde barındırdığı, 1930’lardaki anlayışın hâlâ yok olmadığı bir kez daha ...

Ulus-Devletten Emperyalistleşen Ulus-Devlete ve AKP

Kemalizm, Osmanlı imparatorluğundan artakalan coğrafyada tek bir etnisiteyi esas alan ve diğerlerini inkâr eden bir ulus-devletin (TC) kuruluş ideolojisidir. Bu resmi devlet ideolojisi, Türklük temelinde kurulan ulus-devletin kuruluş gerekçesini oluşturmak ve savunmak üzere sonradan ...

TC “Ulus”unu Nasıl Oluşturdu?

Bugüne kadar bu topraklarda yaşananlar, burjuvazinin yıkım ve gözyaşından beslendiğini göstermektedir. Burjuvazi toplumun her hücresine zerk ettiği milliyetçilik zehriyle halklar arasında düşmanlıklar yaratmış, halkları birbirine düşürmüştür. Halkların kardeşliğini sağlayacak yegâne program işçi sınıfının devrimci programıdır. Halkların birbirine düştükleri bir dünya istemeyen herkes de, bu yüzden bütün gücüyle bu programı hayat geçirmek için mücadele etmelidir.

12 Eylül’ün Yıldönümünde Bitmemiş Bir Görev

Faşizmin işkence tezgâhlarında kaybedip güneşe gömdüğümüz yürekli insanlarımız için, yoldaşlarını kaybedip onların hesaplarını sorma sorumluluğunu omuzlarında taşıyarak burjuvaziye teslim olmayan, mücadelede yoluna devam eden ve genç devrimci kuşaklara ışık tutan yürekli insanlarımızı unutmamak, ...

“İkinci Cumhuriyet” Tartışmaları

Her yıl olduğu gibi bu Ekim ayında da Türkiye’de cumhuriyetin kuruluş yıldönümü kutlamalara sahne olacak ve burjuva cumhuriyet 88 yaşına girmiş olacak. İşçi sınıfı ve diğer yoksul emekçiler için, komünistler için, Kürtler için, gayrimüslimler için, her türlü mezalimle, katliamlar, işkenceler, zindanlar, sürgünler, açlık, yoksulluk ve mahrumiyetlerle dolu 88 yıl geride bırakılmış olacak. Tam da bu sebeplerle olsa gerek, ne denli şaşaalı olursa olsun, diğer birçok resmi kutlamalar gibi 29 Ekim kutlamaları da onca zorlamalara rağmen geniş yoksul emekçi kitlelerde pek ilham uyandırmıyor, yankı bulmuyor.

İsmet İnönü, Kemalizm ve Demokrasi

Alevlenen İnönü tartışması içerisinde ileri sürülen düşünceler, Türkiye’de yıllardır kendisini sol olarak yutturan milliyetçi-devletçi Kemalist zihniyetin ne denli tutucu ve demokratlıktan uzak, sağ siyasetçilerin ise ne denli ikiyüzlü ve ilkesiz olduğunu bir kez daha açığa çıkarmıştır. Nitekim ...

Kemalizm Çözülürken Sol Neden Figan Ediyor?

Düzenin egemenleri, on yıllardır, “etrafı düşmanlarla çevrili, dış mihraklar tarafından parçalanmak, yer altı ve yer üstü kaynaklarına el konulmak istenen cennet vatanımız Türkiye” masalıyla emekçi kitlelerin bilincine korku düşürmeye, onu tutsak almaya çalıştılar ve halen de çalışıyorlar. Bu korkunun üretilmesinde 85 yıldır devletin resmi ideolojisi olan Kemalizmin özel bir rolü vardır. Unutmayalım ki, Kürt halkına karşı yürütülen haksız savaşın topluma kabul ettirilmesi de bu korku zemini sayesinde mümkün olmuştur ve olabilmektedir.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / XV

Burjuva devletin yıllardan beri süregelen yalana, inkâra, baskı ve şiddete dayalı bu kadim politikaları, ne sorunları ortadan kaldırabilmiş ne de tarihsel gerçekleri buharlaştırabilmiştir. Tam tersine, gerçekler daha da direngenleşirken, sorunlar daha da ağırlaşıp kangrenleşmiştir. Bugün artık bu sorunlar, baskıcı yöntemlerle daha fazla bastırılamaz ve daha fazla ertelenemez bir hale gelmiştir. Toplumsal ilerlemenin önünde gerçek bir engel teşkil eden bu sorunlar, mutlaka çözülmeyi beklemektedir. Dolayısıyla, bu sorunları çözmeyen ya da çözümüne engel olan burjuva partilerin bizzat kendilerinin çözüleceğinden hiç kuşkumuz olmasın. Bu bağlamda, AKP’yi bekleyen akıbetin de bundan başka bir şey olmayacağını söylemek bir kehanet olmayacak.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XIV

ABD emperyalizmi ve yerli finans-kapital patentli faşist saldırılar sürüp giderken ve CIA’nın, kontrgerillanın örgütlediği “ölüm mangaları” etrafa ölüm saçarken, bu faşist tırmanışı durdurabilecek tek kitlesel güç olan işçi sınıfının pasif konumda bırakılışı, solda iyice moral bozukluğuna yol açmış ve hızla kendi başının çaresine bakma eğilimleri gelişmişti. Oysa tıpkı işçiler gibi, solun önemli bir bölümü de başlangıçta CHP’nin faşizme karşı kendileriyle birlikte mücadele edeceğine gerçekten umut bağlamıştı. Hatta bu nedenle seçimlerde DİSK gibi onlar da CHP’yi aktif olarak desteklemişlerdi. Fakat olayların içinde CHP’nin gerçek yüzünü gördükten ve bu partinin artan faşizm tehlikesi karşısında hiçbir şey yapmadığını ve yapamayacağını anladıktan sonra, kendi başlarının çaresine bakmaya ...

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XIII

İşçi hareketinin böylesine yükseliş içinde olduğu bir dönemde sol politik örgütlerin de tek tek işçilerle ve sendikalarla kurdukları bağlar işçi hareketinin politikleşmesine önemli bir ivme kazandırıyordu. Bunun en somut göstergesi, DİSK’e bağlı sendikaların tabanında yaşanan hızlı politikleşmeydi. Bu dönemde işçi sınıfının en ileri, en politikleşmiş unsurlarını bünyesinde barındıran DİSK, tabanındaki bu bilinç sıçramasından aldığı güçle ülkenin politik yaşamında giderek daha etkin bir rol oynamaya başlayacaktı.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XII

Bu dönemde işçilerin fabrikalarında, patron uşaklarının yüreğine korku salar bir biçimde başları dik gezmeleri ve her koşul altında sendikal örgütlülüklerini yaşatma kararlılığı içinde olmaları, onların “kerameti kendinden menkul” işçiler olmasından değil, politik olarak örgütlenmiş işçiler oluşundandı. Maden-İş sendikasını mücadeleci, militan bir sınıf sendikası haline getiren, onun tabanındaki örgütlü sosyalist işçilerin (TKP’lisi, TİP’lisi, TSİP’lisi, Dev-Yol’lusu vb.) varlığı ve bu işçilerin fabrikalarda daha gerideki işçilere öncülük etmeleri ve kavgada onlara sınıf cesareti aşılamalarıydı.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /XI

Mehmet Sinan'ın yazısının 11.bölümünü yayınlıyoruz.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /X

Mehmet Sinan'ın yazısının 10.bölümünü yayınlıyoruz

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /VIII

Mehmet Sinan'ın yazısının 8.bölümünü yayınlıyoruz.

Emperyalist Paylaşımın Yol Açtığı Büyük Trajedi

85. Yılında Türk-Yunan Zorunlu Nüfus Mübadelesi

Savaşın, acının ve gözyaşının olmadığı, insanların eşit ve müreffeh yaşayabileceği yepyeni bir toplumun nesnel olanaklarını yaratmış bulunan insanlık, ne yazık ki hükmünü hâlâ icra eden kapitalist düzende, bir kez daha emperyalist savaş cehennemine çekiliyor. 1990’larda Balkanlar’a ve Irak’a ...

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /VII

Mehmet Sinan'ın yazısının 7.bölümünü yayınlıyoruz

Türkiye’de Burjuva Düzenin Kuruluş Biçimi

Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin yaşandığı Batı Avrupa ülkelerindeki gelişme sürecinden tamamen farklı özellikler taşır. Örneğin Fransa’da burjuva gelişim daha feodal toplumun içinde başlamış ve özel mülkiyet temelinde yükselen burjuvazi ilerleyen yıllarda kendi devrimini gerçekleştirerek düzenini kurmuştur. Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nin içinden çıkıp geldiği Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihsel gelişim çizgisi Fransa’ya benzemez.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /VI

Mehmet Sinan'ın yazısının 6.bölümünü yayınlıyoruz.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar /V

Mehmet Sinan’ın yazısının beşinci bölümünü yayınlıyoruz.

e-broşürlerimiz

  • Mehmet Sinan
    Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi ...
  • Marksist Tutum
    Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci ...
  • Elif Çağlı
    Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
  • Utku Kızılok
    Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, ...
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine ...
  • Mary Harris Jones
    İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını ...
  • Elif Çağlı
    Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
  • Elif Çağlı
    Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Örneğin günümüzde anarşizm daha ziyade burjuva karakterli unsurlar tarafından gelgeç bir radikalizm türü olarak benimsenip öğrenci hareketine yansıtılıyor. Özünde milliyetçi olan sözde bir anti-emperyalizmin çıkmaz ...
  • Marksist Tutum
    Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.

Kısa Okur Mektupları

Takip et

Kategoridekiler