Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal, Lev Troçki, Haziran 1928


Enternasyonal Sorunu

Elif Çağlı, 29 Temmuz 2012

İşçi sınıfının devrimci mücadele tarihi, bu mücadelenin ulusal değil enternasyonal bir nitelik taşıdığını ve enternasyonal düzeyde çabaları gerektirdiğini defalarca kanıtladı. Açık ki, işçi ve emekçi kitlelerin kapitalizm ve sınıflı toplum belâsından kurtuluşu, ulusalcı anlayışa hapsolmayan bir enternasyonal mücadele ve örgütlenme perspektifine sahip olmayı zorunlu kılmaktadır. Bu tarihsel gerçeklik, kapitalist toplumda sınıf mücadelesinin önemli yasalarını çözümleyen Marx ve Engels’ten itibaren ortaya konulmuş ve ete kemiğe büründürülmeye çalışılmıştır. Devrimci mücadelenin içerdiği enternasyonal boyut ve bununla uyumlu bir enternasyonal örgütlülüğün yaratılması çabası, kapitalizmin tarihsel bir sistem krizi içinde debelendiği günümüz koşullarında misliyle önem kazanmış bulunuyor.

Dünya Devrimi Bir Hayal mi?

Oktay Baran, Ağustos 2011

Ortadoğu’daki emekçi halk seferberliği, Tunus’tan başlayarak giderek militanlaşıp bölgenin belli başlı tüm ülkelerine yayılmaya başladığında, burjuva medya bu olguyu domino etkisi olarak adlandırdı. Bir ülkede başlayan bir devrimci seferberliğin onunla doğrudan ilişkili ülkelere yayılması anlamında betimleyici bir işlevi olan bu “domino etkisi” kavramının olayları anlamamız bakımından bir yararı vardır kuşkusuz. Gerçekten de devrimci kabarış dalga dalga yayılarak bir ülkeden diğerine sıçrıyordu. Ama devrimci kabarışların kaçınılmaz uluslararası etkileri olduğunu bilen biz devrimci Marksistler için bu kavram hiç de yeni bir keşif anlamına gelmiyor.

Ekim Devriminin Yankıları

Enternasyonalizm, Konseyler ve Parti

Oktay Baran, Kasım 2007

Bolşevizm, kapitalizmi ulusal bir sistem olarak algılamadığı gibi ona karşı verilecek mücadeleyi asla ulusal ölçekle sınırlı olarak ele almadı. Onu Bolşevizm yapan şey; katıksız bir enternasyonalizm anlayışı temelinde dünya devrimi perspektifine bağlılık; işçi sınıfının devrimci potansiyeline, onun doğrudan eylemine, girişkenliğine ve yaratıcılığına sarsılmaz bir güven ve son olarak da proleter devrimin zaferi için kararlı, disiplinli, net bir programa sahip ve işçi sınıfının en bilinçli unsurlarıyla sınırlandırılmış bir öncü partinin zorunluluğu fikriydi.

Sosyalist Enternasyonal’in Konumu ve Görevleri

V. I. Lenin, 1 Kasım 1914

Sınıf işbirliğinin savunulması; sosyalist devrim düşüncesinin ve devrimci mücadele yöntemlerinin terk edilmesi; burjuva milliyetçiliğine uyarlanma; milliyet ve ülke sınırlarının tarihsel olarak gelip geçici olduğu gerçeğinin unutulması; burjuva yasallığın fetişleştirilmesi; “halkın geniş kitlelerini” (yani küçük-burjuvaziyi) kendisinden uzaklaştıracağı korkusuyla sınıf bakış açısından ve sınıf mücadelesinden vazgeçilmesi –bunlar kuşkusuz oportünizmin ideolojik temelleridir.

Oportünizm, Yurtseverlik ve Savaş

Oktay Baran, Temmuz 2007

Bugün dünya kapitalist ekonomisinin şaşalı büyüme döneminin çoktan kapanmış olması ve genel bir durgunluk eğiliminden bahsediliyorsa, Afrika’nın batısından Asya’nın doğusuna kadar haritaların yeniden çizilmesi emperyalistlerce çoktan gündem maddesi haline getirildiyse, nükleer silahların daha da geliştirilmesi dahil silahlanma yarışı yeniden bunca hızlanmışsa, yeni bir dünya savaşı ufukta demektir. Bu savaşın hangi biçimlere bürüneceği tamamen ikincil bir sorun olmak kaydıyla, işçi sınıfını bekleyen milliyetçi ihanet tehlikesi ortadan kalkmış değildir.

Ekim Devrimi ve Enternasyonalizm

Levent Toprak, Ekim 2005

Ekim Devrimine sahip çıktığını iddia edenler onun enternasyonalizmini oluşturan temel öğelerle samimi bir şekilde yüzleşmelidirler. Tekrar tekrar vurgulamalıyız: Hem gerici “tek ülkede sosyalizm” dogmasına sahip çıkıp hem de Ekim Devrimine sahip çıkmak tutarsızlıktır; dünya devrimine inançsızlık ve gelişmiş ülkelerin önemini yadsıma Ekimle bağdaşmaz; proleter devrim ulusal değil enternasyonaldir; milliyetçilik ve onun bir biçimi olan “yurtseverlik” proletarya enternasyonalizmiyle bağdaşmaz; ezilen ulusun kendi kaderini tayin hakkını yadsımak ya da sulandırmak ve ezen ulus milliyetçiliğine karşı kararlı mücadele vermemek Ekimin ruhuna aykırıdır; bir enternasyonal için mücadele vermeden tutarlı enternasyonalist olunamaz. Yeni Ekimlere kılavuzluk edecek olanlar bu dersleri özümsemeyi başaranlar olacaktır.

Tehlikeli Bir Eğilim: Oportünizm

Elif Çağlı, 23 Aralık 2006

Marksist literatürde sıkça kullanılan kavramlardan biri olan oportünizm kelime karşılığıyla fırsatçılık anlamına geliyor. Fırsatçı yaklaşımların özellikle kapitalist toplumda yaşamın çeşitli alanlarında ve çeşitli biçimlerde karşımıza çıkan son derece yaygın bir eğilim oluşturduğunu biliyoruz. Siyasi mücadele söz konusu olduğunda da, oportünizm, aslında burjuva partilerden sol örgütlere dek tüm siyasi yapılanmalar içinde karşılaşılabilecek olan, ilkesiz ve hep kendi çıkarına yontan fırsatçı politika tarzını anlatıyor.

“Tek Ülkede Sosyalizm” İddiası Sosyalizmin İnkârıdır
“Tek Ülkede Sosyalizm” İddiası Sosyalizmin İnkârıdır /2

Elif Çağlı, Eylül 2006

İnsan soyunu sınıflı ve sömürülü toplum düzeninin cenderesinden kurtarıp, o güzelim geleceğe taşıyacak olan işçi sınıfı görev başına! Burjuvazi ne denli çırpınırsa çırpınsın, işçi sınıfının devrimci mücadelesinin yeniden ve bu kez daha sağlam biçimde ilerleyişe geçeceğine olan inancı köreltmeye, bu inanç doğrultusundaki çabaları durdurmaya muvaffak olamayacak. İşçi sınıfı devrimci bir şahlanışa geçmeyi başardığında, sonunda kazanan bu sefil kâr düzeni değil insanlık olacak!

“Tek Ülkede Sosyalizm” İddiası Sosyalizmin İnkârıdır

1.bölüm

Elif Çağlı, 13 Ocak 2007

Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.

Oportünizmin “Yeni Enternasyonal” Anlayışı
Oportünizmin “Yeni Enternasyonal” Anlayışı /2

Akın Erensoy, 18 Aralık 2004

Dünya burjuvazisine karşı savaşta işçi sınıfına önderlik edecek Dünya Komünist Partisi, gelecekteki keskin ve ani dalgalanmaları, yükseliş ve düşüşleri göz önüne alarak, mücadeleyi proletaryanın muzaffer devrimiyle taçlandırmak amacıyla örgütlenmelidir. Dünya Komünist Partisi, işçi sınıfının en ileri, en militan ve en fedakâr unsurlarının bir araya gelip komünist bilinçle donanmasıyla vücut bulacaktır. Daha baştan, dünya çapında örgütlenmeyi perspektif olarak önümüze koymadan bu partiyi inşa edemeyiz. Son derece disiplinli, merkezi bir yapıya ve bir dünya devrimi programına sahip, işçi sınıfının kitle örgütlerine, sendikalara, işçi derneklerine, kooperatiflere vb. kök salmış, bunlar içerisinde mevziler tutmuş bir Komünist Enternasyonal!

Akın Erensoy'un yazısının 2. ve son bölümü, I.Enternasyonal'in tarihsel anlamı üzerinde duruyor ve bugün ihtiyaç duyduğumuz dünya partisinin Komünist Enternasyonal'i temel alması gerektiğini vurguluyor.

Oportünizmin “Yeni Enternasyonal” Anlayışı

1.bölüm

Akın Erensoy, 18 Aralık 2004

küçük-burjuva sosyalizminin çeşitlerini de içinde taşıyan DSF, değil yeni bir enternasyonalin üzerinde yükseleceği zemin olmak, olsa olsa parçalanması gereken, reformizmden ayrışmanın, komünist safları sıklaştırmanın mücadelesinin verildiği bir alan olabilir. İşçi sınıfının dünya-devrimci önderliği omurgasız, pasifist, reformist, küçük-burjuva hareketlerin bir bileşkesi olamaz! Komünist enternasyonal bir kitle enternasyonali değil, kitlelere kılavuzluk eden bir devrimci öncü olacaktır. Bugün yapılması gereken, küçük-burjuva sosyalizminin türevleriyle birleşmek değil, onlarla ayrışmak, Bolşevik bir önderliğin inşası yolunda ilerlemektir.

Akın Erensoy'un yazısını 2 bölüm halinde yayınlayacağız. Yayınladığımız 1.bölüm, yeni bir Enternasyonal ihtiyacını ve bu ihtiyacın kimi çevrelerin savunduğu gibi neden Dünya Sosyal Forumu vb. gibi oluşumlar üzerinden karşılanamayacağını ele alıyor.

Enternasyonalle Kurtulur İnsanlık

Elif Çağlı, 3 Aralık 2004

Bugünün en önemli görevi ise, sınıf hareketinde ulusal ve enternasyonal düzeyde gücünü devrimci Marksizmden alan bir silkinme ve canlanmanın yaşanmasına hizmet etmek olarak belirginleşiyor. Ancak sağlam bir teorik donanıma, mücadele azmine ve devrimci tutku ve heyecana sahip olan unsurların bu tür görevlerin üstesinden gelebileceği de açık bir gerçek. Heyecanını yitirmiş, yıllardır kendini aynı minval üzre tekrar eden, hiçbir yanlışını sorgulamayan siyasal çevreler belki rutinizm temelinde varlıklarını sürdürebilirler ama böylelerinin ihtiyaç duyulan yeni bir atılımı başlatabildikleri görülmüş müdür? Proletaryanın devrimci mücadelesinin yeni güçlere, gençliğin dinamizmine ihtiyacı var. Ayrıca çeşitli ülkelerde işçi hareketinin devrimci canlanışı için fiilen ter akıtılmazsa, enternasyonal düzeyde yeni bir atılım da boş bir hayale dönüşür. Zira böyle bir atılımı gerçekleştirecek güçler göklerde bir yerlerde yeryüzüne inecekleri günü bekliyor değiller. Bugüne dek işçi sınıfının hiçbir sorunu “Godot’yu bekleyerek” çözülmedi. Enternasyonal söz konusu olduğunda da çözümün yolu bu uğurda bıkmadan usanmadan mücadeleyi sürdürmekten geçiyor.

Enternasyonalizm mi, Milliyetçilik mi?

Akın Erensoy, 21 Eylül 2003

Emperyalist savaşlar sürecinde, milliyetçilik-yurtseverlik, ulusal çıkarların savunulması, anayurdun savunulması gibi burjuva ideolojik argümanlara karşı doğru yaklaşımın önemi bir kat daha artıyor. Üzerinde yaşadığımız topraklar için bu görev daha da yakıcıdır. Türkiye'de burjuva devlet, Kürt ulusal hareketine karşı sürekli işçileri-emekçileri kışkırtmakta ve düşmanlık tohumları ekmektedir. Kürt halkı yok sayılmakta ya da "kültürel hak" kırıntılarıyla susturulmaya çalışılmaktadır. Türk kapitalistlerinin emperyal niyetlerine karşı savaşmak, Kürt emekçilerinin yanında ve şovenizmin karşısında olmayı gerektirir. Kürt ve Türk emekçilerinin kaynaşıp kardeşleşmesi, işçi sınıfının birliğinin önündeki engellerin kalkması ve Türk milliyetçiliğine-yurtseverliğine karşı mücadele, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını tanımaktan geçer. Kürt halkının kendi kaderini kendi özgür iradesi ile kararlaştırmasını, ikircimsiz, özürsüz, koşulsuz bir şekilde savunmadıkça, hiçbir komünist ezen ulus milliyetçiliğinden kurtulmuş olamaz.

Milliyetçilik ve Ekonomik Yaşam

Lev Troçki, 30 Kasım 1933

Dövüşenler Ölenlerin Tutmaz Yasını!

Deniz Moralı, 10 Ocak 2003

Ocak ayı vesilesiyle ölümlerini andığımız tüm bu büyük devrimcilerin mirası bizim geleneğimize, yani devrimci Marksist, ya da bir başka deyişle enternasyonalist komünist geleneğe aittir. Onlar bize aittir ve onları hem düşmana karşı, hem de sahiplenir görünen, ama gerçekte onların mirasının özüyle bağdaşmayan politik duruşları olanlara karşı korumak boynumuzun borcudur. Bunu yerine getirebilmenin en iyi yolu da onların yasını tutmak değil, onların mücadelelerinden ve hatalarından gerekli dersleri çıkarmak ve hepsinden önemlisi onların uğruna savaştıkları devrimci Marksist bir Enternasyonali yeniden ve dünya devriminin yeni bir dalgası gelmeden önce yaratmaktır. Onların hayatından çıkan en büyük ders budur.

Lenin'den Sonra Üçüncü Enternasyonal

Komintern Program Taslağının Eleştirisi

Lev Troçki, Haziran 1928

"Bu kitap, birbirlerinden bağımsız olmakla birlikte ayrılmaz bir bütünlük oluşturan dört bölümden oluşmaktadır: Çalışmanın bütünü Komünist Enternasyonal’in temel sorunlarına adanmıştır ve Komünist Enternasyonal’in faaliyetlerinin bütün yönlerini, programını, strateji ve taktiklerini, örgütlenmesini ve önder kadrolarını kapsamaktadır. Öte yandan kitap, Sovyetler Birliği’nin hükümet partisi olan ve Komünist Enternasyonal’in başlıca partisi olarak her bakımdan belirleyici bir rol oynayan Sovyet Komünist Partisinin, Lenin’in hastalığı ve ölümüyle başlayan son dönemdeki iç hayatının bir eleştirisini de içermektedir. Böylelikle kitap, umuyorum ki, yeteri kadar uyumlu bir bütün oluşturmaktadır."(Lev Troçki)

İçerik yayınları