Navigation

Kadın

8 Mart Ayrışması Hedefine Ulaştı mı?

Salondaki kraliçeyle, konaktaki ya da parlamentodaki burjuva kadınla, bizden elde edilen artı-değerle gününü gün edenlerle hiçbir ortak çıkarımız yok! Bizler kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarımızın çok iyi farkındayız. Ama farkında olduğumuz bir şey daha var: sınıflı ve erkek egemen toplumun getirdiği temel sorunlarımızdan hiçbirisi, bu sistemi ortadan kaldırmadan çözülemez. Biz bunu yapabilecek tek sınıfın, kadınıyla erkeğiyle ortak bir mücadele yürütecek devrimci işçi sınıfı olduğunu biliyoruz. Ve tüm çabamız bu mücadeleyi ilerletme, bu mücadelede daha fazla inisiyatif gösterme ve bu mücadeleyle özgürleşme çabasıdır.

8 Mart'ın Ardından

Bu yıl İstanbul’da yapılan 8 Mart kutlamaları, eylem planındaki üçe bölünmüşlüğün zayıf düşürücü etkileri ve işçi sınıfı katılımının azlığı bir yana, polis saldırısına AB’nin ikiyüzlüce el atması nedeniyle düzen cephesinde önemli bir politik sorun haline geldi. Sorun, burjuvazinin AB yolunda kendi içindeki it dalaşının mezesi yapıldı.

Eyleminden Etkinliklerine 8 Mart

Bir 8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü yıldönümünü daha geride bıraktık.

8 Mart ve Zehra Kosova

Sınıfımızın mücadele tarihi zengin mirasa sahip. Kapitalizme karşı verilen mücadelede nice onurlu insan, hayatı pahasına bu mücadeleyi yaşattı, yaşatıyor. Ve bu onurlu insanlar içinde kadın direnişçilerin daima özel bir yeri olacak. Sınıf bilinçli kadın işçiler kokuşmuş düzene karşı mücadeleye giriştiklerinde, korkudan, yılgınlıktan ve umutsuzluktan eser kalmıyor. Ve kadın işçiler mücadeleye katılmaksızın asla kazanamayacağız.

Kadınların Kapitalist Toplumdaki Yeri

Sınıflara bölünmüş toplumların tarihi boyunca, bu toplumsal ilişkilerden de kaynaklı olarak, kadınların hep birtakım özellikleri öne çıkartılmıştır ve onlara birtakım görevler biçilmiştir.

8 Mart ve Feminizm

Kadın sorununun işçi devrimiyle birlikte otomatik bir çözüme kavuşamayacağı doğrudur. Fakat bu sorunun çözülmeye başlanabileceği yegâne ortamı ancak sınıfsız topluma giden zorunlu bir uğrak noktası olarak işçi iktidarı yaratabilir. Kadın sorunun nihai çözümü ise ancak işbölümünün ortadan kalkacağı, eskinin tüm alışkanlıklarının, değer yargılarının yok olup insanın insan olarak tarihinin başlayacağı komünist toplumda mümkün olacaktır. Yine ancak bu toplumda, kadın ile erkek arasındaki ilişki, her türlü çıkardan ve bencilce duygudan arınmış, salt sevgiye dayalı bir ilişki haline gelecektir.

Ciudad Juarez: Zenginler, Çürümüşler ve Katiller

Kadın İşçilere Karşı Soykırım

Bu kadınların öldürülmeleri henüz birbiriyle bağlantılandırılmamıştı (1999 kışında), ancak çoğunda cinayetlerin işlenişi ve aşırı şiddet bakımından bir ortaklık vardı. (. . .

Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü Etkinliği

"İçinde yaşadığımız bu kapitalist bataklıktan kurtulmak, baskıların, sömürünün ve savaşların son bulduğu daha güzel bir dünya yaratmak, ancak ve ancak işçi sınıfının dünya ölçeğinde devrimci örgütlülüğüyle mümkündür. Sınıflı toplumun ve onun yarattığı zihniyetin yok edilmesi, kadınıyla erkeğiyle birlikte uyum içinde yaşayabilen özgür insanların yaratılmasına yol açacaktır. . Biz emekçi kadınlar bir bütün olarak işçi sınıfı mücadelesindeki yerimizi almadıkça, ne işçi sınıfının kapitalizmden kurtuluşu ne de kadınların durumunun değişebilmesi mümkündür. . Savaşsız, sömürüsüz güzel bir dünyanın, ancak ve ancak tüm dünyada işçiler iktidarı ellerine aldıklarında kurulabileceğine inanıyoruz. Gerçek demokrasi, gerçek özgürlük ve gerçek barış işçilerle gelecektir."

8 Mart İstanbul Mitingi

8 Mart işçi sınıfının bir bütün olarak sahip çıkması gereken bir mücadele günüdür: gerek ortaya çıkışı itibariyle, gerekse de bugüne kadar gelen mücadele geleneği itibariyle. Evet işçi kadınlar çifte sömürü ve çifte ezilmişlik koşulları altında yaşıyorlar. Fakat işçi sınıfının kadınları ancak sınıf mücadelesine katıldıkları ve diğer sınıf kardeşleriyle birlikte mücadele ettikleri ölçüde özgürleşebilirler.

Kadınlar Mücadeleye Katılmadan İşçi Sınıfı Kazanamaz!

Bu sömürü ve savaş düzenini yıkmak ve yerine hiçbir ayrımcılığın olmadığı, sınıfsız, sömürüsüz sosyalist bir dünya yaratmak, kadınıyla erkeğiyle biz tüm dünya işçi sınıfının elinde. Şunu bilelim ki, kapitalizm yerle bir edilmedikçe ne biz emekçi kadınların ne de emekçi erkeklerin yüzü gülmeyecek. İnsanlığı bir savaş cehennemine sürükleyen emperyalist-kapitalist zorbalara karşı, dünyamızı bir barış cennetine dönüştürmek bizim elimizdedir.

Feminizme Karşı Marksizm

Sınıf Mücadelesi ve Kadının Kurtuluşu

Marksistlere göre, her çeşit baskının temel nedeni toplumun sınıflara bölünmesidir. Öte yandan, birçok feministe göre kadının ezilmesi, erkeğin doğasından kaynaklanır. Bu, toplumsal değil biyolojik bir olgudur. Bu, insan soyunun tamamen bilimsel ve diyalektik olmayan, statik bir kavranışıdır. İnsana ilişkin bu tarih dışı görüşten zorunlu olarak kötümser sonuçlar çıkar...

Sendikalarda Kadınların Rolü ve PTUDC'nin Mücadelesi

Çalışan kadınlar, aşırı sömürünün, şiddetin, hırs, cehalet ve yoksulluğun boğucu basıncı altında inliyorlar. Onlar değişimi ve bu sömürü sistemine son vermeyi istiyorlar. Doğru bir devrimci program, strateji ve bunların hepsini taçlandıran devrimci bir parti, kadınları toplumun diğer kesimleriyle birleştirerek harekete geçirebilir. Kadınların kurtuluşu, sadece işçi sınıfını cinsiyet temelinde bölmeye hizmet eden feminizm aracılığıyla değil, erkek yoldaşlarıyla birlikte yürütecekleri sınıf mücadelesi sayesinde mümkündür. Tarih bu görevi bizim omuzlarımıza yüklemiştir.

Kadın ve Kapitalizm

Günümüzde işverenler kadın işçileri istiyorlar fakat onlara para ödemek istemiyorlar. Hem ev geçindirip hem de çocuk bakarken, çalışmanın çifte yükü ağırlıklı olarak bizzat kadınlar tarafından taşınıyor. Tarihsel bir bakış açısıyla, kadınların çalışma hakkının kapitalizm tarafından garanti altına alınamayacağını görebiliriz. Bir resesyon döneminde, kadınlar işlerini ilk kaybedenler arasında yer alacaklardır. Kısa dönemli sözleşmeye sahip olanlar kolayca işten atılabilir. 1930’larda pek çok Avrupa ülkesinde, yakın zamanlarda da Doğu Avrupa’da olduğu gibi, kadınların “çifte yükü”ne karşı gerici bir tepki doğacaktır. ... İşçi hareketi birleşmek ve çalışan kadınların haklarını savunmak zorunda kalacaktır.

Sayfalar

Kadın beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.