Navigation

Kadın

Katledilen Mirabel Kardeşler ve Kadına Yönelik Şiddet

Kapitalist toplumda kadının ezilmişliği bir kat daha artmıştır. Kapitalizm var olduğu müddetçe cinsel ve sınıfsal ayrımlar da var olacaktır. Burjuva ve küçük-burjuva feministlerin öğütlediği gibi sınıf ayrımlarını bir kenara iterek “erkeklere” karşı mücadele etmekle, kadının çifte ezilmişliği de, kadına yönelik şiddet de ortadan kaldırılamaz.

Kadına Şiddet Kapitalizmin Yıkılmasıyla Son Bulur

Kapitalist toplumun her yanından fışkıran iktidar ve sömürü ilişkileri kadın erkek ilişkisinde de görülmektedir. İşyerlerinde, fabrikalarda ölesiye çalıştırılan, uzun saatler boyunca posası çıkartılan, amiri, ustası tarafından hakarete uğrayan, aşağılanan, haksızlığa uğrayan erkek, eve gelince kadın üzerinde kurduğu iktidarın hazzını yaşamaktadır. Erkek bu iktidar duygusunu, kadının sözüne önem vermeyerek, kadına giyiminden dışarı çıkmasına kadar getirdiği çeşitli yasaklamalarla, cinsel zorbalıkla yaşamaktadır.

Reyhaneh Jabbari’nin İdamı

İran’da, 25 Ekimde, Reyhaneh Jabbari, 2007 yılında kendisine tecavüz etmeye kalkışan eski istihbaratçı bir adamı öldürdüğü gerekçesiyle idam edildi. 26 yaşındaki Jabbari, kendini savunmak isterken adamı yaraladığını ama öldürmediğini, o sırada evde bulunan üçüncü bir kişinin adamı öldürdüğünü söylemesine rağmen hiçbir itirazı dikkate alınmamış, onun bu iddialarına ilişkin hiçbir soruşturma yapılmamıştı.

Seçimlere Yansıyan Erkek Egemen Zihniyet

Kapitalizm erkek egemen zihniyeti ve cinsiyet ayrımcılığını her alanda yeniden üretiyor. 30 Mart yerel seçimlerinde de bu durum düzen partileri cephesinde tüm çıplaklığıyla açığa çıktı. Burjuva feministler siyasette kadınlara daha fazla yer verilmesi için kampanyalar düzenlemelerine rağmen bu çabalar düzen partileri cephesinde yine karşılık bulmadı. Halbuki sosyalist mücadelede ve ezilen halkların mücadelesinde kadınlar çok daha fazla öne çıkıyorlar. Bunu son seçimlerde de bir kez daha gördük.

Emekçi Kadınlar Mücadelede Öne!

Hayatın güzelliklerini tüm yönleriyle yaşamak insanlar için tarifsiz bir mutluluk olabilirdi. Oysa dünyadaki pek çok insan için hayat hiç de olması gerektiği gibi mutluluk içerisinde sürmüyor. Milyarlarca insan için hayat, katlanılması, zorluklarıyla boğuşulması gereken ve ıstırap içinde geçen bir zaman diliminden başka bir şey ifade etmiyor. Milyarlarca insan sınıfsal konumu, etnik kimliği ve cinsiyeti nedeniyle eziliyor, acı çekiyor.

Kapitalizm Kadına Şiddeti Körüklüyor

Kadına yönelik şiddetin giderek yaygınlaştığı dünyada ve Türkiye’de, 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü”, bu yıl da çeşitli kadın örgütlerinin ve sosyalist çevrelerin eylemlerinin yanı sıra kadınlara uygulanan şiddet haberleriyle de gündemdeydi. Çeşitli eylemlerin yapıldığı hafta boyunca, basına pek çok dehşet verici vaka yansıdı. 25 Kasım tarihinin mücadele günü olarak seçilmesine vesile olan Mirabel Kardeşler’in katledilmesi gibi…

AKP’nin “Kadın İstihdam Paketi”

AKP hükümeti, Türkiye kapitalizminin kısa ve uzun vadeli ihtiyaçları doğrultusunda işgücü piyasasını yeniden düzenliyor. İşgücünün daha da ucuz hale getirilmesi ve esnekleştirilmesi için atılan adımların önemli bir ayağını da kadın işgücünün kullanımının ve kadının toplumsal rolünün düzenlenmesi oluşturuyor. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan Kadın İstihdam Paketi’nin yerel seçimlerden önce Meclis’ten geçirilmesi planlanıyor.

Kapitalist Kriz ve Kadınlar

Sermaye kadınların çoğunluğunu işsizliğe mahkûm ederek iş piyasasının dışına sürüyor. Onları çocuk doğurma makinesi olarak görüyor; bol bol çocuk doğurmalarını telkin ediyor. Sermaye kadını güvencesiz, esnek ve ucuza çalışmak zorunda bırakıyor. Kapitalizm kadınların bilincini teslim alarak, onları düşünmeyen, sorgulamayan, karşı çıkmayan, sömürü düzeninin birer kölesi haline getirmek istiyor. Emekçi kadınlar, kapitalist devletin, dayakçı erkeğin ve sömürücü patronun karşısına örgütlü mücadeleyle dikilmeli, aşağılanma, sömürü, işsizlik karşısında kendilerine biçilen rolü reddederek işçi sınıfının mücadele saflarında yerini almalıdırlar.

Kapitalizmde Emekçi Kadın Olmak

Kapitalist sınıfın kadınlarıyla emekçi sınıfın kadınlarının sorunları bir ve aynı değildir. Kapitalist sınıfın kadınları, işçi sınıfının yaşadıklarından, kadınıyla, erkeğiyle tüm bireylerinin hayatının cehenneme dönmesinden, kapitalist sınıfın erkekleri kadar sorumludurlar. Bu nedenle kapitalist sınıfın, en az erkekleri kadar gaddar ve sömürücü olan kadınları konumuzun dışındadır. Onların aksine işçi sınıfının kadınları açısından yaşam, çifte ezilmişlik altında geçirilen yıllardan başka bir şey değildir. Hem ait oldukları sınıfın hem de kadın olmanın getirdiği çifte ezilmişlikle baş etmek zorundadırlar işçi kadınlar.

Kadına Yönelik Şiddetin Kaynağı Kapitalist Düzendir

Kapitalizm, pek çok şeyin yanı sıra, kadınlara hak ettikleri insanca yaşamı sağlamaktan aciz olduğu için de yıkılmayı kat be kat hak ediyor. Bu sistem kadınların iki kat fazla ezilmesine yol açarken, kendini üstün gören erkeğin de elinden insanlığını alıyor. Kendini ayrıcalıklı gördüğü için, korunduğu için, kendisine kulluk edilmesi gerektiğini düşündüğü için bir başkasına şiddet uygulayan bir insan, insanlıktan çıkmıştır. Kapitalist düzen devam ettikçe ne kadınlar ne de erkekler huzurlu bir yaşam sürdürebileceklerdir.

Ekim Devriminin Kadın Kahramanları

Rus Devriminin kadınları, tarihin en devrimci partisinin inşasında ter akıtmış, otokrasinin sonunu getiren Şubat devriminin kıvılcımını 8 Mart gösterileriyle çakmış, Ekim fırtınasının ve zorlu iç savaş yıllarının fedakâr militanları olarak, eşitliği ve özgürlüğü kazanma yolunda gerçekleştirilen tarihsel atılımların parçası haline gelmişlerdir. Kadının cinsel, sınıfsal ya da ulusal ezilmişliğinin ortadan kaldırılmasının toplumsal bir devrim sorunu olduğunu kavrayan kadınlar Ekim Devriminin saflarında savaştılar. Devrimin binlerce adsız kahramanını unutmayacağız. Bir de adlarını devrim tarihine kazımış kadın militanları!

550'nin Yarısı ve Emekçi Kadınların İşgücüne Katılım Sorunu

12 Haziranda yapılacak seçimler vesilesiyle KADER başta olmak üzere kimi burjuva feminist yapılar “Meclis’te 275 kadın milletvekili olsun” talebi çerçevesinde bir kampanya başlattılar. Tüm siyasi partilere çağrılar yaptılar, birçok girişimde bulundular. Çeşitli görüşlerden gazetelerde bu talebi destekleyen içerikte onlarca yazı yayınlandı.

Kadına Şiddet: Erkek Egemen Toplumun İktidar Tatmini

İşçi sınıfının kadın ve erkekleri, ancak devrimci işçi mücadelesi içerisinde eşitliğin, dayanışmanın, omuz omuza geleceğe yürümenin güzelliğini yaşama şansı elde ediyor. Devrimcileşen kadın ve erkek işçiler mevcut sömürü düzenini ve her tür eşitsizliği sorguluyor. Baskı ve sömürüyü alt etmek için sınıfsal öfkesini bayraklaştırıyor. Sınıflı toplumun varlığının devamını sağlayan değer yargılarıyla hesaplaşıyor. İşçi sınıfının devrimci mücadelesi içerisinde ter akıtanlar eşitliğin ve dayanışmanın tadına varıyor.

Kadınlar Mücadelede Bir Adım Önde

Büyük bir isyan dalgasının Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyayı sarstığı şu günlerde, zalim diktatörleri devirmek için sokaklara dökülen kitleler içinde emekçi kadınlar da yerlerini alıyorlar. Miadı dolmuş bu baskı rejimlerinin ne gazı, ne copu, ne de kurşunu mücadeleci kadınları durdurmaya yetiyor. Onlar da tıpkı sınıflarının erkekleri gibi kavgada öne atılmaktan geri kalmıyorlar.

Osmanlı’dan TC’ye Kadın Hareketi ve Kadın Hakları /2

Kemalist cumhuriyet, kadın sorununun çözümünü esas olarak eğitim düzeyinin yükselmesine indirgemiştir. Böylelikle, bir yandan kadın sorununun sınıfsal yönü karartılırken, öte yandan kapitalist sistemin erkek egemen doğası gözlerden gizlenmiştir. Oysa kadın sorunu hem sınıfsal bir sorundur, hem de erkek egemen sınıflı-sömürülü toplumların bir ürünüdür. İşte tam da bu yüzden, o ancak sömürünün ortadan kaldırıldığı ve işçi emekçi kitlelerin iktidarı kendi ellerine aldıkları proleter devrimlerle çözüm rotasına girebilecek bir sorundur.

Sayfalar

Kadın beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.