Navigation

Kadın

Özgürlük Savaşçısı Küçük Siyah Kadın: Harriet Tubman

Harriet Tubman kısacık boylu, siyah bir kadındı. Kölelik karşıtı bir eylemci, Süfrajet, sivil haklar eylemcisi ve Amerikan iç savaşı sırasında Konfederasyona karşı çalışmış bir hemşireydi.  Tam tarihi belli olmamakla birlikte, 1820-22 yılları arasında doğduğu biliniyordu. Harriet güney Amerika’da köle olarak dünyaya gelmişti; tıpkı anne-babası ve sekiz kardeşi gibi.

25 Kasımda Kadınlar: “Şiddete, Krize, Sömürüye Karşı Sessiz Kalmayacağız!”

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak anılan 25 Kasımda, dünyanın pek çok ülkesinde kadınlar sokağa çıktılar, çeşitli eylem ve etkinliklerle kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığı protesto ederek taleplerini dile getirdiler. Tekirdağ’dan Diyarbakır’a Türkiye’nin onlarca kentinde de benzer içerikte eylemler gerçekleştirildi.

“Yaşasın Kelebekler”

Mirabel kardeşler unutulmadı. Bugün dünyanın dört bir yanında 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü” olarak anılıyor. Trujillo’nun öldürüldüğü gün ise Dominik’te bayram olarak kutlanıyor.

Çocuklara Cinsel Saldırı Vakaları ve Manipülasyonlar

Kadınların, çocukların, hayvanların aslında tüm ezilenlerin, haksızlığa uğrayanların haklarının gelişimi her daim mücadeleyle mümkün olmuştur. İşçi sınıfının kadınıyla erkeğiyle kapitalizme karşı verdiği mücadele bu hakların gelişiminde etkili olmuştur. Çocukların güzel günler göreceği, mutlulukla dolacağı, kadınıyla erkeğiyle tüm toplumun doğayla uyum içinde yaşayabileceği günler için hazırlanmalı, tek tek kişilerin değil suçu ve suçluyu yaratan kapitalizmin ipini çekmek için mücadele etmeliyiz!

Kadın Cinayetlerinin Suç Ortağı: Burjuva Medya

“Erkeğin bir bildiği vardır”, “kadın da öyle yapmasaymış” dendi. Her zaman şiddet uygulayan erkek, tecavüzcü ya da katil için bahaneler üretildi. Parkta hamile bir kadın tekmelendi, saldırgan serbest bırakıldı, TRT ekranlarında bir avukat “hamile kadın o karınla sokakta gezemez” diye buyurdu.

AKP’nin Kadın Politikasında Yalanlar ve Gerçekler

AKP iktidarı, uyguladığı kadın politikası bütün olumsuz sonuçlarıyla ortadayken bir kez daha emekçi kadınlardan kendisine oy vermesini yani tek adam rejimini kabul etmesini istiyor. Oysa hatırlayacağımız gibi 16 Nisan referandumunda, çalışan kadınların yarıdan fazlası tek adam rejimine hayır demişti.

Paris Komünü ve Kadın Komünarlar /2

İşçi sınıfı her 18 Martta, Komünü ve “göğü fethe çıkan Komünarları” saygı ve sevgi ile yâd etmeye devam ediyor ve onların intikamını Komünün kızıl bayrağını tüm dünyada dalgalandırarak alacağı günlere hazırlanıyor. Selam olsun Paris Komününe! Selam olsun onun yiğit kadın ve erkeklerine! Ve selam olsun onların yolundan gidenlere!

İspanya’da 8 Mart Kadın Grevi: “Biz Durursak Dünya Durur!”

ABD’de de, İspanya’da da, Türkiye’de de egemenler bilmektedirler ki, bugün basitçe kadın hareketi ya da tepkisi biçimine bürünen hareketler kitleselleşip yaygınlaştıkları takdirde diğer toplumsal muhalefet kesimleri üzerinde de ivmelendirici bir etki yaratma potansiyeline sahiptir. Hele de sınıfsal öz gerek taleplere, gerek katılıma, gerekse duruşa yansıdıkça, egemenlerin duydukları korku daha da artacaktır.

8 Mart ve Emekçi Kadınlar

Tüm dünyada otoriterleşme yükselişte. Bu rejimler militarizmi, ırkçılığı, milliyetçiliği, göçmen düşmanlığını körükleyerek savaş düzenine geçiyor. Antidemokratik uygulamalar, baskılar alabildiğine artıyor. Topluma boğucu bir hava egemen oluyor. Milyarlarca insanın gündelik yaşamının akışı bu olguların etkisiyle şekilleniyor. Ağır saldırılar altında bunalan, burjuva ideolojik aygıtlar tarafından esir alınan, örgütsüz, yoksul işçi ve emekçiler sıkışmışlık ve çıkışsızlık içinde bulunuyor. Elbette kapitalizm altında çifte ezilmişlik cenderesine sıkıştırılmış emekçi kadının yaşamı da aynı ölçüde zorlaşıyor.

Anadolu’dan Sosyalist Bir Kadın: Naciye Hanım

Türkiye’de resmi ideoloji, kadın haklarını egemenlerin ihsanıymış gibi gösteregelmiştir. Oysaki bu topraklarda da kadınlar hakları için mücadeleye girişmiş ve devleti, kadın hakları konusunda adım atmaya zorlamışlardır. Osmanlı’da da kadınlar açısından pek çok kazanımın önünü açan mücadelelerin içinde yer alan kadınlar olduğu gibi, işçi sınıfının kadınlarını, yalnızca erkek egemenliğine değil kapitalist sömürüye karşı da işçi sınıfının talepleriyle, işçi sınıfının mücadele yöntemleriyle birleştirip mücadeleye sevk etmeye çalışan, hayatını sosyalizm mücadelesine adayan kadınlar vardı. 21 yaşında mücadeleye atılan, kendisi gibi emekçi kadınları sosyalizm mücadelesine kazanmak için çalışan Naciye Hanım da bu kadınlardan biriydi.

Paris Komünü ve Kadın Komünarlar

İşçi sınıfının ilk iktidar deneyimi olarak 72 gün boyunca ayakta kalan Paris Komünü, aynı zamanda proletaryanın hem iç hem de dış düşmana karşı verdiği destansı bir direnişin de adıdır. İşçi sınıfının kadınları proletaryanın mücadele sahnesine çıktığı günden bu yana gerçekleşen tüm devrimlerde ve devrimci hareketlerde, ön saflardaki rolleriyle sınıf kardeşlerine cesaret ve güven aşılarken, düşmanlarına da korku salmışlardır. Emekçi kadınların mücadele tarihinin en parlak sayfalarından birini de Paris Komünü oluşturmaktadır.

8 Mart: Kadınlar Savaşa, OHAL’e ve Cinsiyetçiliğe Karşı Alanlarda!

Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle, 4 Martta, çeşitli kentlerde, 8 Mart Kadın Platformlarının organize ettiği mitingler düzenlendi. Bazı yerlerde OHAL gerekçe gösterilerek eylemlere izin verilmedi ve kadınlar Ankara’da olduğu gibi polis saldırısına uğradılar.

İclal Nergiz’in Sürgününe Son!

Düzen sahipleri hakkını arayan, sesini yükselten işçilerden hep korkarlar. Kirli çarklarına çomak sokulmasından hoşlanmazlar. Bundandır ki böyle işçileri ya işten atarlar ya da yerlerini değiştirerek diğer işçilerden yalıtmaya çalışırlar. İşçilerin aynı yönde hareket etmelerine, örgütlü bir tepkinin yükseltilmesine mani olmaya çalışırlar. Ama işçiler inatla bir araya gelmeli, birleşmeli ve hep birlikte haksızlıklara dur demelidir. İclaller çoğalmalı, büyümeli, örgütlülüğe kavuşmalı ve haksızlığa karşı öfkemiz mücadeleye dönüşmeli.

Sınıf Bilinçli Kadınlar Olarak Çok Şanslıyız

Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup kadın işçiyiz. Ezgi Şanlı’nın Marksist Tutum’da yer alan yazı dizisi üzerine zaman zaman bir araya gelerek devrimci işçi önderlerinin hayatlarını ve devrimci yaşamlarını öğrendik. Rusya ve Türkiye’de yaşamış devrimci kadınların mücadele azimleri bizlere umut veriyor.

Her Kapıyı Çaldı Ama…

Kadınların feryadı neden duyulmuyor? Mevcut iktidarın her geçen gün daha da arttırdığı nefret söylemleri kadına şiddetten bağımsız düşünülemez. AKP iktidarı boyunca kadına şiddet 14 kat artmış durumda. Kadınlar ayrılmak istedikleri eşleri tarafından şiddet görüyor, katlediliyorlar, evlatları öldürülerek tarifsiz acılara boğuluyorlar.

Sayfalar

Kadın beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.