Navigation

İşçi Hareketi

KESK’li Emekçilerin Tutuklanması Batman’da Protesto Edildi

Batman’da 20 Şubatta KESK tarafından yapılan ve İHD, Kurdi-Der, Meyader, Genel-İş ve İl Genel Meclisinin destek verdiği basın açıklamasıyla tutuklamalar protesto edildi.

MESS Sözleşme Süreci ve İşbirlikçi Türk Metal

Yüz binlerce metal işçisini ilgilendiren 2012-2014 MESS grup toplu sözleşme sürecinin başlamasıyla birlikte, yıllardır işçilere ihanet eden Türk Metal’e tepkiler de yükselmeye başladı. Türk Metal’in TİS taslağını açıklamasıyla birlikte, Bursa Organize Sanayi Bölgesindeki Oyak-Renault fabrikasında 16.00-24.00 vardiyasında çalışan işçiler iş durdurdular.

Yeni Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu

Anlaşılan o ki sendikalar son ana kadar hükümetin yetki krizi konusunda kendilerine bir “güzellik” yapacağı umudunu korumuşlardır. Adı konmamış bir anlaşmanın gereği olarak da bu umuda karşılık “kısık sesli protestoları” tercih etmişlerdir. İşçi sınıfının örgütsüz olduğu, militan sınıf sendikacılığı anlayışının güçlü olmadığı böyle bir dönemde daha fazlası da beklenemezdi zaten.

Yetki Krizi Sendikal Hareketin Krizidir

2012 yılının başından bu yana sendikaların işkolu yetkileri açıklanmıyor. Toplu iş sözleşmesi görüşmeleri başlatılamayan yüzlerce işyerindeki yüz binlerce işçi, sendikalarının işkolunda yetkili olup olmadığının açıklanmasını ve toplu iş sözleşmesi imzalamayı bekliyor. Sendikalı ve toplu iş sözleşmesine tâbi olarak çalışan işçiler, aşılamayan yetki krizi nedeniyle Şubat ayından beri ücret zammı almadan çalışmaya devam ediyorlar.

Grev Yasakları Örgütlü ve Militan Mücadeleyle Aşılır

Türkiye işçi sınıfının ve onun bütün örgütlerinin önünde mevcut yasaları değiştirmek için mücadeleyi yükseltme görevi durmaktadır. Bu engeller aşılmadan kalıcı kazanımlar elde etmek mümkün değildir. Grevler çok uzun yıllar boyunca yasadışı eylem sayıldı. Ama işçi sınıfı grevi bir mücadele silahı olarak kullanmaya başladığı yıllarda, mücadeleci işçiler iş bırakmak yasal mı değil mi diye düşünerek hareket etmiyordu. Çünkü onları yasalar değil haklı olup olmadıkları ilgilendiriyordu.

Kıdem Tazminatı Saldırısında Yeni Hamleler

Genelde sendikalar bu konuda bugüne kadar laf üretme düzeyini geçemediler. Fakat tekil örnekler de olsa, saydığımız işleri mütevazı bir şekilde yapmaya çalışan UİD-DER (Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği) gibi işçi örgütleri de var. UİD-DER’in yürüttüğü mütevazı fakat azimli çalışmalarla mahallelerde, işyerlerinde, fabrikalarda binlerce işçiyle yüz yüze görüşülerek saldırı teşhir ediliyor, işçiler bir araya getirilebiliyor. Sendika bürokratlarının sınıfı mücadeleden uzak tutan tutumları karşısında, saldırının püskürtülmesi ve sendikal bürokrasinin defedilmesi için mücadeleyi örgütlemek sınıf devrimcilerine düşüyor.

Kamuda Sahte Sendika Yasasına Hayır!

4688 Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda değişiklik öngören “sahte sendika yasası”, TBMM Genel kurulunda 4 Nisanda kabul edildi. Cumhurbaşkanının da hızla onayladığı bu yasa, resmi gazetede yayınlanarak “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu” olarak yürürlüğe girdi. Eylül 2010’daki Anayasa referandumundan sonra AKP hükümeti Anayasanın 53. maddesinde yaptığı değişiklikle kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkı tanımış, ancak o zamandan bu yana geçen süre içinde gerekli yasal düzenlemeleri yapmayarak geciktirmişti.

Devrimci Tutsaklardan Marksist Tutum’a 1 Mayıs Kutlaması

Erzurum Cezaevindeki devrimci tutsakların, Marksist Tutum şahsında tüm dünya proletaryasının 1 Mayıs’ını kutlayan umut, coşku ve mücadele azmiyle dolu mektuplarını aşağıda yayınlıyoruz.  Biz de onların ve onların şahsında tüm devrimci tutsakların 1 Mayıslarını kutluyor ve her birini özgür bir dünya inancıyla, devrimci coşku ve dostlukla selamlıyoruz.

1 Mayıs: Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşecek!

Bu toprakların proleter devrimcileri olarak ne mutlu bizlere ki, kapitalist dünyanın en kitlesel ve politik içerik ve anlamına en yakın 1 Mayıs kutlamaları bu topraklarda yapılmaktadır. Gerçekten de, özel bir durum oluşturan Küba bir tarafa bırakılırsa, İstanbul’daki kutlamalar dünyanın en büyük 1 Mayıs kutlaması olmuştur. Yalnızca katılım sayısı açısından değil, meydanlara rengini veren kızıl flamalarıyla, devrim ve sosyalizm sloganlarıyla, yüzbinlerin oluşturduğu muazzam koronun dilinden dökülen muhteşem 1 Mayıs marşıyla, örgütlülüğün verdiği coşku ve disiplinle geleceğe yürüyen genç işçi alaylarıyla bu topraklarda 1 Mayıs farklı bir renge bürünmektedir. On yıllardır katlanılan nice acıya, baskıya, zulüm ve zorbalığa rağmen, militan bir mücadeleyle var edilen, yitirdiğimiz canlarla doğan ve büyüyen 1 Mayıs geleneği zayıflamak şöyle dursun, gücünü korumakta ve her yıl daha da arttırmaktadır. Selam olsun işçi sınıfının mücadeleci geleneğini yaratanlara, bugünlere taşıyanlara ve onu yaşatıp büyütenlere!

KESK Grevinde 4+4’lük “Polis Terörü”

Kamu emekçileri, geçtiğimiz hafta, hükümetin meclisten geçirmeye çalıştığı 4+4+4 yasa teklifinin ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geri çekilmesi için iki günlük grev yapacaklarını duyurmuşlardı. KESK tarafından alınan karara göre kamu emekçileri, özellikle de Eğitim-Sen’e üye eğitim emekçileri, iki gün iş durdurarak grev yapacak ve aynı zamanda diğer illerden toplanarak Ankara’da ortak bir eylem örgütleyeceklerdi.

Kıdem Tazminatı Nedir, Nasıl Kazanılmıştır?

İşçiler için hayat-memat meselesi olan kıdem tazminatı, patronlar sınıfı tarafından "istihdam maliyeti" olarak görülüyor. İşçiyi istediği gibi işten atmak isteyen patronlar, kıdem tazminatının kaldırılmasını istiyorlar. İlk aşama olarak da kıdem tazminatının bir fona devredilmesini planlıyorlar.

DİSK’in Kitle ve Sınıf Sendikacılığı Mazide Kaldı

2000’li yıllar boyunca burjuvazi içindeki saflaşmada DİSK, CHP’nin de desteklediği statükocu burjuva kanadın ekmeğine yağ sürmek için elinden geleni yaptı. Kimi zaman burjuvazinin en devletçi kesimine hizmet ederken mücadeleci pozlar takınmayı ve geçmişin mirasını sömürmeyi ihmal etmedi. DİSK, bugün burjuvazinin işçi sınıfı içerisindeki ajanları olan sendika bürokratları tarafından teslim alınmış durumdadır.

Sendika Bürokrasisi ve Sendikal Yasalarda Değişiklik

Sendikalar işçi sınıfının kapitalistlere karşı mücadelesinde her zaman önemli silahlarından biri olmuştur. Bu örgütlerin bugünkü pozisyonları değişmez bir durum değildir. Öyle algılanmasına izin verilmemeli ve mücadeleden yan çizilmemelidir. Sınıf hareketi sürekli yükselen bir çizgi izlemediğinden, sınıfın genel olarak örgütsüz, dağınık ve burjuva ideolojisi tarafından cendereye alınmış olduğu durumlarda sendikal örgütlülüklerinin bu durumdan bağımsız bir mücadele çizgisi izlemesi beklenemez.

Türk-İş Genel Kurulunun Aynasında Sendikal Bürokrasi

İşçilerin sendikal bürokrasiye karşı taban örgütlülüklerine dayanan güçlü mücadelesi olmadan, sendikaların tepesinde gerçekleşecek değişikliklerin fazlaca bir önemi yoktur. Tabanın işçi sınıfının genel çıkarları çerçevesinde harekete geçirilmediği hiçbir muhalefet hareketi, militan sınıf sendikacılığının hayata geçirilmesine katkı sağlamayacaktır. Bugün işçi sınıfının mücadelesinin canlandırılması ve sermayenin pervasız saldırılarının püskürtülebilmesi için işçileri sendikaların tabanında örgütleyebilecek bilinçli ve militan işçilere, bu işçilere kılavuzluk edecek deneyimli sınıf örgütlerine muazzam ölçüde ihtiyaç vardır.

Türk-İş Kongresi, Sendikal Bürokrasi ve İşçi Sınıfı

Bununla birlikte, Sendikal Güç Birliği Platformu’nu meydana getiren şu ya da bu sendika yönetiminin niteliğinden ve bu platformu oluşturan sendikacılar arasındaki farklılıklardan bağımsız olarak, açıklanan bildiride dile getirilen hususlar anlamlıdır. Bu bildiride sendikal hareketin kan kaybettiğine, güçsüzleştiğine ve güvensizleştiğine dikkat çekilerek; sendikaların demokratikleştirilmesinden, tabanın söz ve karar sahibi olmasından, emeğin hakları için siyasal alana müdahaleden ve bu kapsamda sosyal-siyasal platformlar yaratmaktan, işçiler arasında mesleki ayrımlara son veren birleşik bir mücadeleden, sınıf dayanışmasından, işçi sınıfına dönük saldırılara karşı durulacağından, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi için mücadele edileceğinden söz edilmektedir. Tüm bu hususlar önemlidir ve bunların hayata geçirilebilmesi için kapsamlı bir mücadele vermek gereklidir.

Sayfalar

İşçi Hareketi beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.