Navigation

İşçi Hareketi

Yarım Kalan Metal Grevi

Ocak ayı sonunda metal işçilerinin MESS’e karşı başlattığı grev işçi sınıfında ve sosyalist harekette ciddi bir heyecan yaratmıştı. AKP hükümeti grevi ivedilikle yasaklamış olsa da metal işçileri açısından mesele kapanmış değildir. Daha da önemlisi, gerek metal işçilerinin grevi gerekse de takip eden günlerde Anadolu’nun çeşitli kentlerinden yükselen mücadele sesleri göstermektedir ki, sınıfın ruh hali değişmeye başlamıştır.

Aşılanan Önyargıları Kırmanın Bir Adımı: Grev

İşçiler arasında örgütlenme faaliyeti yürüten sınıf bilinçli işçiler, dün olduğu gibi bugün de baskılardan ve önyargılardan çekinmiyorlar. Önyargıları kırmanın tek yolunun sınıf içinde devrimci temelde çalışmak olduğunu ısrarla dile getiriyorlar. Metal işçileriyle fabrikalarda, grevlerde, işçi mahallelerinde, işçi örgütlerinde ısrarla bir araya gelerek örgütlenme faaliyetlerini sürdürüyorlar. Bugün on binlerce işçinin yükselttiği grev bayrağı bu mücadelenin daha da güçleneceğinin göstergesidir.

Metal İşçileri: “Biz Bitti Demeden Bu Mücadele Bitmez!”

Türkiye’de yüz binlerce işçinin çalıştığı metal sektörü, iş koşullarının son derece ağır, ücretlerin düşük ve iş kazalarının yoğun olduğu bir sektör. Bu durum işçilerin örgütsüzlüğüyle birleşince tablo daha da ağırlaşıyor. Bu nedenle her toplu sözleşme sürecinde sendikalarda örgütlü olan metal işçilerinin öfkesi yeniden açığa çıkıyor ama bu öfke doğru mücadele yöntemleriyle örgütlenmediği için işçiler ümitsizliğe ve yılgınlığa kapılıyor. İşçiler etkin bir biçimde katılamadıkları toplu sözleşme süreçlerinin ardından onları arsızca sömüren patronlarına ve yeterince mücadele vermeyen sendikalarına tepki duyuyorlar.

Metal İşçileriyle Omuz Omuza Mücadeleyi Büyütelim!

Metal grevinin, 1980 faşist darbesinden bu yana böylesine kitlesel bir grev deneyimi yaşamamış olan metal işçileri için önemi ve anlamı büyüktür. Burjuvazi bunu gayet iyi bildiğinden, işçilerin coşkusu ve kararlılığı karşısında siyasi temsilcilerini harekete geçirerek grevi fiilen yasaklamıştır. Yapılması gereken şey açıktır: “Grev” diyerek daha ilk günden MESS cephesinde büyük bir gedik açan metal işçilerinin, AKP hükümetinin bu saldırısını aynı kararlılıkla geri püskürtmeleri ve metal patronlarına ve sermaye hükümetine gereken dersi vermeleri!

Mücadele Deneyimleri Metal İşçilerine Işık Tutuyor

Türk-Metal ve Çelik-İş sendikalarına bağlı işçiler imzalanan toplusözleşme yüzünden sendika yönetimlerine tepki içinde. Birleşik Metal-İş sendikasına bağlı işçilerde ise MESS’in dayatmalarına karşı bu kez daha kararlı bir hava söz konusu. Daha önceki yıllarda yaşanan durumun aksine grev kararı alan işyeri temsilcileri fabrikalarına dönüp işçilere danıştıklarında, bu kez işçilerin de grev kararına destek verdiğini genel merkezlerine iletiyorlar. Bu eğilim güçlendirilmeli ve işçiler örgütlü bir biçimde grev hazırlıklarını yürütmeliler.

UİD-DER’in Yeni Kampanya Çağrısı

Düşük Ücretlere, Uzun İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!

Uzun iş saatleri, düşük ücretler, iş cinayetleri ve taşeronlaştırma işçi sınıfının can yakıcı sorunları olmaya devam ediyor. Kapitalistler, işçi sınıfını daha fazla sömürmek ve sermayelerini daha fazla büyütmek amacıyla taşeronlaştırma yöntemine başvuruyorlar. İşçi sınıfı kitlelerini kapitalizm karşıtı bir mücadeleye çekmek üzere çalışmalar yürüten Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği UİD-DER, “Düşük Ücretlere, Uzun İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!” kampanyası başlatmış bulunuyor. Aşağıda UİD-DER kampanya açıklamasını yayınlıyoruz.

Sermaye Kana Doymuyor, İşçi Katliamları Devam Ediyor!

Göçük altında kalan, inşaatlarda yüksekten düşen, elektrik akımına kapılan, fabrikalarda makinenin dişlileri arasında ezilen, istiflendiği servis aracında hayatını kaybeden veya hayatta kalsa bile bir daha çalışamayacak duruma gelen işçiler... Kara haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Artık sadece büyük facia anlamına gelen büyük rakamlar akılda tutuluyor.

Soma'dan Karaman'a Madenci Katliamı Devam Ediyor

İş güvenliği önlemlerini patronlara aldıracak ve AKP’ye gerekli denetimleri yaptıracak olan işçilerin örgütlü mücadelesidir. Sürüp giden iş cinayetleri de gösteriyor ki, eğer biz işçiler örgütlenip mücadele vermezsek patronlar ve AKP gerekli adımları atmayacak. Kapitalist sömürü düzeni işçilerin canını almaya devam edecek.

AKP’nin Yağladığı Kapitalist Ölüm Çarkları

Taleplerimizin karşılanması işçilerin örgütlülüğüne bağlıdır. Yoksa tek başına hiçbir yasal düzenleme ve talep iş kazalarını önlemeye yetmeyecektir. Birçok can alıcı sorunda olduğu gibi, bu sorunda da işçilerin tek garantisi örgütlülükleridir.

Burjuvazinin Torba Yasa Saldırısı Onaylandı

Farklı tipte konulara dair yasal düzenlemeleri içeren bir “torba yasa” daha 11 Eylül 2014 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yeni torba yasa başta İş Kanunu olmak üzere, Katma Değer Vergisi Kanunundan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa, Devlet Memurları Kanunundan Yüksek Öğrenim Kurumu Kanununa kadar sayısız kanuna dair düzenlemeler içeriyor. Bu niteliğiyle torba değil çuval deyimini daha fazla hak ediyor.

Kemal Türkler’in Katilleri Hesap Verecek

Tarihte Türk-İş’in uzlaşmacı “partiler üstü ve siyaset dışı sendikacılık” anlayışı nasıl yükselen sınıf hareketiyle aşıldıysa, bugün de sendikal bürokrasinin uzlaşmacılıkla, işbirlikçilikle ve işçi sınıfına ihanetle karakterize olan sendikal anlayışı kırılıp aşılacaktır. Kemal Türkler’in temsil ettiği mücadeleci sınıf ve kitle sendikacılığı başta DİSK olmak üzere sendikalarda hâkim olduğunda, burjuvazinin pek şansı kalmayacaktır. Önemli olan geçmişten ders çıkararak aynı hataları yapmadan devrimci fikirleri işçi sınıfına taşıyacak ve işçi sınıfını nihai hedefe ulaştıracak devrimci örgütlülüğü güçlendirmektir. O vakit Kemal Türkler gibi nice sınıf mücadelesinde yaşamını yitirmiş öncülerin mezarına güzel haberlerle gitmiş olacağız.

15-16 Haziran Ruhuyla Mücadeleyi Büyütelim

Türkiye işçi sınıfı hareketinde hem bir dönüm noktası hem de doruk noktası olan 15-16 Haziran direnişinin üzerinden 44 yıl geçti. Aradan yıllar geçmesine rağmen 15-16 Haziran 1970’te işçi sınıfının ortaya koyduğu bu büyük eylem henüz aşılmış değildir. Özellikle kapitalizmin içine girdiği küresel kriz ve kızışan emperyalist savaş koşullarında, işçi sınıfının militan mücadelesinin böylesi önemli deneyimlerini sınıfın hafızasında canlı tutmak son derece önemlidir.

Sayfalar

İşçi Hareketi beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.