Navigation

İşçi Hareketi

İşçi Sınıfının Kadınları Susmayacak!

İşçiler, kendilerinin adeta makinelerin bir aksamı haline getirildiği, nefes dahi alamaz halde tempolu, ağır çalışma koşullarına, sosyal yaşamlarının hiçe sayılmasına, zorunlu mesailere, köle yerine konulmalarına karşı inanılmaz bir öfke biriktiriyorlar. Son süreçte bu öfkenin pek çok işyerinde, fabrikada patlak verdiğini ve direnişlerin, grevlerin yaşandığına tanıklık ediyoruz. İşçi kadınlar da kapitalist toplumun tüm dayatmalarını ve kendilerine biçilen rolü bir kenara atıp bu mücadelelerde en önde yerlerini alıyor, erkek işçi kardeşlerine cesaret ve moral veriyorlar. Patronlar sınıfının pervasız saldırılarına karşı kadın işçiler, birlik oluyor, kenetleniyor ve susmayacaklarını haykırıyorlar!

Çalışma ve Sendika Yasaları Mücadele ile Aşılmayı Bekliyor

Bu tablonun olduğu gibi devam etmesine işçi sınıfının artık tahammülü kalmamıştır. Burjuva yorumcuların kullanmayı sevdikleri terminoloji ile söyleyecek olursak, durum işçi sınıfı açısından “sürdürülebilir” değildir. Son dönemdeki grev yasaklamalarına karşı oluşan tepkiler ve metal işçilerinin yapılan toplu sözleşme ve onlara dayatılan sendikal anlayışa karşı yükselttikleri mücadele, bu sürdürülemezliğin önemli göstergeleridir.

Metal İşçisi Öğrenerek İlerleyecek

Yıllardır biriken öfke nihayet patladı ve henüz barutunu tam olarak tüketmiş de değil. İşçiler için paha biçilmez bir deneyim oluşturan bu süreç sınıf hareketi açısından önümüzdeki döneme damgasını vurmaya namzettir. Ama bu kez daha güçlü bir çıkış yapmak ve daha ileri gidebilmek için, yaşanılan süreçten dersler çıkarılması ve bu derslerin ortaya çıkan öncü işçi kuşağına mal edilebilmesi gerekiyor. Bunun için canla başla çalışmak sınıf devrimcilerinin temel görevlerinden biridir.

Arçelik LG İşçilerine Polis saldırısı

İşçilere defalarca fabrikayı boşaltmaları çağrısı yapan ama dirençlerini kıramayan polis bu defa üretim alanında nöbette bulunan işçileri gözaltına aldı. Polis iftar saatine 10 dakika kala üretim alanı dışındaki işçilere de saldırdı ve onları fabrika dışına çıkardı.

Metal İşçilerinin Mücadelesi ve Burjuva Medyanın Tıyneti

Mücadeleci metal işçileri, sermayenin emrindeki medyanın yapısını ve işlevini sorgulamak, sınıf kardeşlerine seslerini duyurmak, mücadelelerini anlatmak, güven ve güç vermek, onları bu mücadeleye katılmaya çağırmak zorundadır. Ancak bunlar bugünden yarına, kolayına başarılacak işler değildir. Her şeyin başı burjuvazinin yalan bombardımanını etkisiz hale getirmek ve mücadeleyi büyütme olanaklarını yaratmak üzere örgütlenmektir. Metal işçileri, onları sınıf bilinciyle ve mücadelenin sınanmış, doğru yöntemleriyle buluşturacak sınıf devrimcilerinin sesine kulak vermelidir.

“Küresel İşçi Hakları Endeksi”nin Gösterdikleri

ITUC’un raporu işçi haklarında küresel çapta bir geriye gidişin olduğunu ortaya koyuyor. Hak gaspları, kapitalizmin içinde bulunduğu krizin büyümesine koşut olarak gitgide artıyor. Hükümetler, sermayeyi güvenceye almak için işçileri ağır çalışma koşullarına, güvencesizliğe, iş cinayetlerine, geleceksizliğe mahkûm ediyorlar. Ayaklarındaki zincir her geçen gün ağırlaştırılan işçiler için tek yol, kapitalizme karşı mücadeleyi yükseltmektir.

15-16 Haziran’dan Metal İsyanına

Türkiye işçi sınıfının en kitlesel başkaldırı hareketi olarak tarihe geçen 15-16 Haziran direnişinin 45. yıldönümünü, metal işçilerinin aylardır devam eden mücadelesiyle karşılıyoruz. O gün ayağa kalkan işçilerin başını çeken metal işçilerinin torunları, yükselttikleri mücadeleyle, 15-16 Haziran direnişinin onlarca yıl üzerine ilk kez bu kadar anlamlı bir şekilde yadedilmesine vesile oluyorlar.

Metal Direnişini Doğru Anlamak

Nisan ayında Bursa’daki Renault fabrikasında başlayan ve metal sektöründeki tüm fabrikaları bir bir yoklayan “metal fırtına” devam ediyor. Ayağa kalkan işçilerin büyük çoğunluğu temel taleplerini kabul ettirdiler ve neredeyse her gün yeni bir fabrikadan aynı talepler uğruna istifa ve direniş haberi geliyor.

Metalde İsyan

Türkiye’nin en önemli sanayi merkezlerinden Bursa’dan başlayıp dalga dalga büyüyen ve yayılan metal işçilerinin mücadelesine tanıklık ediyoruz. Bunun karşısında, domuz topu gibi bir araya gelen metal patronlarını, onların hükümetini, polisini, ajanını, gangsterliğini yapan sendikası Türk Metal’in saldırılarını da an be an izliyoruz. Başka fabrikaların da mücadeleye katılmasıyla güçlenen ve birçok saldırıyı püskürtmeyi başaran metal işçilerinin talepleri sadece onların talepleri olmaktan çıktı. Bütün metal işçilerini etkileyecek bir sürecin önünü açtı.

Tofaş ve Mako’da Anlaşma Sağlandı, Zor Süreç Şimdi Başlıyor

Kardeşler, karşınızda MESS, en büyük sermaye grupları ve Türk Metal çetesi var. Özellikle Renault, Türk Traktör, Ford Otosan, Ototrim gibi işyerlerinde direnişlerini sürdüren işçi kardeşlerimiz bu hatalardan ders çıkarmalıdır. Metal işçilerinin taleplerinin tam olarak karşılanmasını sağlamak için sınıf dayanışmasını güçlendirmek hayati önemdedir.

Metal İşçilerinin Mücadelesinin Gösterdikleri

Bursa’da metal işçilerinin ek zam talebiyle başlattığı mücadele kısa zamanda Türk Metal çetesinden kurtulma mücadelesine dönüşmüş ve kısa süre içinde, taleplerini kabul etmeyen MESS’e ve patronlara yönelmiştir. Öfkeli metal işçilerinin patlamalı bir şekilde yükselen mücadelesi, Türkiye işçi hareketi açısından çok önemli bir gelişmedir ve önümüzdeki dönemde mutlaka bunun değişik yansımaları olacaktır. Hiç kuşku yok ki metal işçileri işçi sınıfının lokomotif gücüdür ve bu hareket işçi sınıfının diğer kesimlerini de etkileme potansiyeline sahiptir.

Saldırılar Sosyalist Basını ve Metal İşçilerini Yıldıramaz!

İşçilerin birliğini bozmak, azimlerini kırmak ve aralarına kuşku tohumları ekmek için, onbinlerce metal işçisini sarmış olan bu mücadeleyi "terörist" bir kışkırtmaymış gibi sunmaya yelteniyorlar. Bu safsataya sözümona inandırıcılık kazandırmak için Metal İşçileri Birliği (MİB) ve Kızıl Bayrak'a yönelik kanunsuz ev baskınlarına ve gözaltılara giriştiler.

Metal İşçilerinin Yaktığı Ateş Büyüyor

Bursa’daki metal işçilerin mücadelesi bir orman yangını gibi metal işçileri arasında yayılıyor. Dün Renault’un önü metal işçilerinin buluşma ve miting alanına dönüşürken, Mako, Çemtaş, Valeo, SKT, Rollmech, Delphi ve diğer fabrikalardan işçiler Renault işçilerini ziyaret ederek sınıf dayanışmasını yükselttiler.

Patronların ve Türk Metal Çetesinin Kurduğu Düzen Sarsılıyor!

Türk Metal çetesine, patronların dayatmalarına, düşük ücretlere, uzun iş saatlerine, kölelik koşullarına karşı başlattığınız mücadeleye selam olsun! Renault, Tofaş, Coşkunöz, Mako, Ototrim gibi fabrikalarda başlattığınız mücadele, başta metal olmak üzere tüm sektörlerden işçilere heyecan veriyor, örnek oluyor.

Türk Metal’e Üçüncü İsyan Dalgası

Tüm eksiklik ve zaaflarına rağmen, metal işçilerinin mücadeleye devam etmesi son derece olumludur. Yıllardır üzerlerinde biriken ölü toprağını silkip mücadeleye atılmaları, işçilere kuşkusuz çok şey öğretecektir. Her şeyden önce Türk Metal’in belinin kırılması kendi başına metal işçileri açısından büyük bir kazanım olacaktır. Hedeflenmesi gereken Türk-Metal’de somutlanan gangster sendikacılığı kararlı bir mücadeleyle metal sektöründen söküp atmak olmalıdır. Görev, proleter sınıf devrimcilerinin omuzlarındadır.

Sayfalar

İşçi Hareketi beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.