Navigation

İşçi Hareketi

1977 1 Mayısının 40. Yılı

Türkiye işçi sınıfı, kaybettiği sınıf kardeşlerinin hesabını, örgütlenerek, sınıf örgütlerine sahip çıkarak, mücadeleyi yükselterek soracaktır. Patronların yalanlarına karşı tek panzehir, işçi sınıfının bilincidir. Edindikçe sınıfının bilincini işçi, bugüne kadar kendisini sömüreni, sonsuza dek süpürecektir.

Kıdem Tazminatlarının Gaspı ya da Kuşa Bak Kuşa!

Patronlar hem uluslararası krizi ve hem de uluslararası rekabeti neden göstererek, işçileri çok daha kolay sömürmenin önündeki bütün engellerin kaldırılmasını istiyorlar. Onun için KÖLELİK BÜROLARI yasalaştı. Birikmiş tazminatların işçileri işten atmak istediklerinde yarattığı caydırıcılığı ortadan kaldırmak, patronlara ucuz kredi vermek, iflasla yüz yüze gelmiş olanları kurtarmak için de KIDEM TAZMİNATI fona devredilmek isteniyor. Ciddi bir karşı koyuş örgütlenemezse kıdem tazminatları patronların kasasına akacak.

Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği

Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.

Gecenin Karanlığından Başka Karanlık Kalmayacak!

Gecenin en karanlık anı şafak sökmeden az önceki andır. Böylesine zorlu koşullarda mücadeleyi sürdürme azmine sahip olmak, bugünün karanlığına aldanmamak, umudu ve direnci diri tutmak, gelecek güzel günlerin inancından ve örgütlenmekten vazgeçmemek çok daha büyük bir önem taşıyor. Anın karamsarlığına kapılmaksızın mücadeleyi ilerletebilmek için, dövüşmeyi göze almak gerek.

“Kapitalistleri İktidarda Tutan Sihir” İşçiler Arasındaki Bölünmedir

Ülkemizde ve dünyada kapitalistler tarafından çıkarılan bütün savaşları ancak örgütlenerek durdurabiliriz. Örgütlü bir işçi sınıfı dünyayı değiştirebilir. Örgütsüz olduğumuz sürece burjuvazinin askerliğini, cephanesini üretmeyi, savaş cephelerinde kendi sınıf kardeşlerimizi öldürmeyi, asıl düşmanı unutup kendi içimizde bölünmeyi sürdüreceğiz.

Yapıcıların Yüreği!

Günümüzde yapılar inşa etmek gerçekten de zor mudur? Bir köprüyü, metroyu veya gökdelenleri inşa etmek zor mudur? Uzayın derinliklerine yol alan insan, doğanın bağrından söküp aldığı enerjiyle haftalar içinde neler inşa etmiyor ki? Demek ki bahsi geçen “yapı ve yapıcılar” bunların ötesinde bir anlama sahip. Aslında yapı bazen bir grevi, bazen bir eylemi örgütlemektir. Yapı inşa etmek bazen bir örgütü inşa etmek, hatta hepsinin üstünde yer alan sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyayı inşa etmektir.

AKP’nin Güvenceli Kölelik Stratejisi

Gerek Avrupa İstihdam Stratejisi, gerek onun bir parçası olarak Türkiye’de uygulamaya sokulan Ulusal İstihdam Stratejisi, işçileri köleleştirme stratejileridir. Hangi süslü cümlelerle kamufle edilmeye çalışılırsa çalışılsın bu stratejiler, AB’ye üye ve aday üye ülkelerdeki tekellerin uluslararası rekabetinin önünü açmak, bu rekabetin önünde engel olarak görülen kurallı çalışmayı son kertesine kadar esnekleştirip kuralsızlaştırmak, bu rekabetin yaratacağı kriz, çatışma ve savaş ortamına karşı işçi sınıfı ve emekçilerin tepkisini örgütleyebilecek başta sendikalar olmak üzere işçi örgütlerini dağıtmak, yok etmek için varlar. Mücadeleci işçiler olarak işyerlerinde tabandan başlayarak uluslararası mücadele birliğini yaratmaksızın, bu kan emici sömürü düzeninden kurtulamayız. Yaşasın bütün dünya işçilerinin uluslararası mücadele birliği!

Küresel İşçi Hakları Endeksinin Gösterdiği Gerçekler

Kapitalist sömürü düzeni içine düştüğü küresel ekonomik krizini atlatmak için işçi sınıfına azgınca saldırıyor. Tüm dünyada izlenen neo-liberal politikalarla işçi sınıfının ekonomik, sosyal ve siyasal hakları birer birer gasp ediliyor. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonunun (ITUC) her yıl düzenli olarak yayınladığı Küresel İşçi Hakları Endeksi raporunda, yapılan saldırılar çarpıcı örneklerle ortaya konuyor. İşçi haklarını koruma düzeyine göre ülkeler arasında en iyiden en kötüye doğru bir sıralama yapılıyor. Raporda gelişmiş ülkelerdeki işçi haklarına yönelik çok ciddi saldırılara da dikkat çekiliyor. Nitekim bu saldırıların ne boyutta olduğunu Fransa’da yaşanan tablodan görebiliyoruz. İşçi sınıfının mücadele tarihinde önemli bir yer tutan Fransa’da işçi sınıfı çok ciddi bir saldırı ile karşı karşıya. İktidarda bulunan sözümona sosyalist Hollande yönetimi, çıkarmaya çalıştığı yasa ile Fransız işçi sınıfını adeta kölelik koşullarına mahkûm etmek istiyor.

Özel İstihdam Büroları: Kölelik Büroları

İşçilerin özel istihdam büroları aracılığıyla kölelik koşullarında kiralanmasının önünü açmak üzere İş Kanunu ve Türkiye İş Kurumu Kanununda değişiklik yapan yasa Meclis’te kabul edildi. Bu değişiklikle, iş arayan işçilerin özel istihdam bürosu adı altındaki işçi simsarlığı bürolarına başvurmaları, patronların da bu bürolar aracılığıyla işçi temin etmeleri amaçlanıyor. Buna göre, işçi kiralama sözleşmesi karşılığında işveren özel istihdam bürolarına bir bedel ödeyecek. Özel istihdam bürosu bu bedelin içinden kendi komisyonunu aldıktan sonra işçinin ücretini ödeyecek. İşçinin patronu ve muhatabı özel istihdam bürosu olacak. Kiralık işçiyi çalıştıran işletme sahibinin mali ve sosyal haklarla ilgili bir yükümlülüğü olmayacak. Kiralandığı işyerinde çalışma süresi dolan işçi, bağlı bulunduğu istihdam bürosu tarafından başka bir yere kiralanmayı bekleyecek.

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi: Nasırlı Ellerin Yumruğu!

15 Haziran sabahı yüzlerce fabrikada üretim durdu ve bacalar tütmez oldu. Değişik kollardan kent meydanlarına ve Valiliğe doğru yürüyüşe geçen 75 bin işçi, DİSK’i kapattırmayacağını haykırıyordu. 16 Haziranda direniş daha da büyüdü. Bu kez tam 168 fabrikada üretim durmuş, işçiler, İstanbul, Gebze ve Kocaeli’de sokaklara dökülmüşlerdi. Yollar asker ve polis barikatlarıyla kapatılmıştı ama işçiler tankları görecek durumda değillerdi. İşçiler yükleniyor ve barikatlar birer birer aşılıyordu. İşçi devriminden korkan patronlar İstanbul’u terk ettiler. Adalet Partisi hükümeti, işçileri durdurmak için sıkıyönetim ilan etti ve DİSK yöneticilerini gözaltına aldırmaya başladı. Ancak devam eden günlerde, DİSK’i hedef alan yasayı geri çekmek zorunda kaldı. Böylece bir kez daha kazanan örgütlü, bilinçli ve mücadeleci işçiler oldu.

Yüzlerce İşçi UİD-DER’in 10. Yıl Şöleninde Buluştu

UİD-DER, kuruluşunun 10’uncu yılını 12 Haziran Pazar günü yüzlerce işçinin katıldığı coşkulu bir şölenle kutladı. UİD-DER’in 10’uncu yıl şölenini, tıpkı kuruluş şenliği gibi 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişinin yıldönümünde gerçekleştirdik. 10 yıl boyunca işçi sınıfı içinde örgütlenen ve mücadeleyi büyüten UİD-DER, 15-16 Haziran ruhuna sahip çıktığını 10’uncu yılında da ortaya koydu.

Bireysel Emeklilik Yağması

AKP’nin bu adımıyla emeklilik sisteminin tamamen özel sektöre devredilmesinin yolu açılıyor. Fonda biriken ve 50 milyar liraya yaklaşan para, sermayenin kullanımına bu şekilde sunulacak. Bugüne kadar sadece orta ve üst gelir grubundaki çalışanları kapsayan sistem, otomatik katılım sayesinde asgari ücret alan milyonlarca işçiyi de kapsayacak. Asgari ücretliler, sadece zorunlu süre doluncaya kadar sistemde kalsalar dahi, fonda biriken paranın yüksek oranda artmasına istekleri dışında katkıda bulunacaklar. Tasarruf oranı da sermayenin hedeflediği yüzde 30’lar seviyesine ulaşabilecek, hatta geçebilecektir. Bu seviyeye ulaşmaktaki amaç, 2023 hedeflerine doğru bir adım daha ilerlemek.

Soma Katliamı: Unutmamak, Unutturmamak için Örgütlü Mücadeleye!

Ölümün ağzı derler maden ocaklarına. Yarım çember biçiminde olan maden ocağı girişi yerin yedi kat derinliklerine açılır. Karanlıktır, nemlidir, ürkütücüdür maden ocağı. Madenci, ailesinden helâllik alır da girer ocağa. Ölümle burun buruna çalışan, yeryüzü sıcağa doysun diye kazma sallayan madenciler için yürekli ve bilekli denmesi boşuna değildir. Fakat ölümün kara yüzü ne yürek bilir, ne bilek… Alınmayan güvenlik önlemleriyle, insana uygun olmayan çalışma ortamıyla isimsiz mezarlar olur madenler madenciye…

Metal Fırtına’nın Yıldönümü ve Dersler!

Metal işçilerinin Türk Metal çetesine ve MESS’e karşı başlattığı mücadele birinci yılını doldurdu. İlk önce birçok işyerinde çeşitli eylemler düzenleyen ve 26 Nisanda Bursa Kent Meydanında bir basın açıklaması yapan metal işçileri, 5 Mayısta Türk Metal’den istifa etmek üzere bir araya geldiler. Türk Metal’in paralı adamları işçilere ve işçi basınına saldırdı, bir Renault işçisi dövülerek hastanelik edildi. İşte bu andan sonra da olaylar çok hızlı gelişerek başka bir boyuta yükseldi. İşçiler Türk Metal’den dalga dalga istifa etmeye başladılar. Taleplerinin karşılanmaması üzerine Renault işçileri, 15 Mayıs’ı 16 Mayısa bağlayan gece yarısı tüm fabrikada üretimi durdurdular. Renault işçilerinin çaktığı bu kıvılcım hızla Bursa’daki fabrikaları etkisi altına aldı ve iş durdurma Tofaş dâhil pek çok kente ve fabrikaya yayıldı.

2016 1 Mayıs’ına Dair

Türkiye işçi sınıfı 2016 1 Mayıs’ını olağanüstü baskı koşulları altında karşıladı. Ülkenin dört bir yanında patlatılan bombalarla yaratılmak istenen korku atmosferine rağmen on binlerce işçi-emekçi, sosyalistler, devrimciler korkunun egemenliğine boyun eğmediler ve Çorlu’dan Trabzon’a, Gebze’den İzmir’e, İstanbul’dan Diyarbakır’a onlarca kentte alanlara aktılar. Egemenler işçi-emekçilerin sesini boğmak için ellerinden gelen tüm çabayı gösterseler de 1 Mayıs’ın sesi boğulamadı. 1 Mayıs kutlamalarına ilişkin haberler gündemin üst sıralarından kovulamadı. Türkiye’de işçi sınıfının kanıyla canıyla kazanılmış olan 1 Mayıs geleneği canlılığını bir kez daha kanıtladı. Türkiye’de 2016 1 Mayıs’ını değerlendirirken öncelikle vurgulanması gereken nokta burasıdır.

Sayfalar

İşçi Hareketi beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.