Navigation

Emperyalist Savaşlara Hayır!

Tel Abyad, Kürt Sorunu ve AKP’nin Savaş Hazırlığı

Kürt sorununun çözülmemesi ve AKP’nin emperyalist hevesleri Türkiye’yi her geçen gün daha fazla Ortadoğu’daki savaş cehennemine çekmektedir. Suriye’ye olası bir müdahale doğrudan Rojava’daki Kürt halkını hedef alacak ve hiç kuşku yok ki böyle bir durum Türkiye sınırları içindeki Kürt halkını da ayağa kaldıracaktır. AKP’nin iktidar hevesi ve emperyalist emelleri, Türkiye’yi yalnızca Ortadoğu’daki savaş bataklığına çekme değil, aynı zamanda Kürt ve Türk halkını karşı karşıya getirme tehlikesi de içermektedir. Bu gerçeği görmesi gereken tüm işçi-emekçi kitleler, AKP’nin savaş çığırtkanlığına karşı çıkarken, Kürt sorununun çözülmesi ve tüm Ortadoğu halklarının kardeşleşmesi için de mücadele vermek zorundadırlar.

AKP’nin Emperyalist Politikaları ve Yalanları

Suudi ittifakının Yemen’e saldırmasıyla birlikte İran’a karşı oluşturulan Sünni cepheye dahil olan TC, izlediği dış politika nedeniyle içine sürüklendiği “değerli yalnızlığı” parçalayarak yeniden ön almaya çalışıyor. Yeni Suudi kralıyla yakın ilişki içinde tekrar atağa geçmeye koyulan AKP hükümeti, bugünlerde Suudi Arabistan ve Katar’la işbirliği halinde Suriye’ye saldırma planları yapmakla meşgul.

Emperyalist Savaş ve Yayılan Nükleer Silahlar

Burjuvazi, kapitalist sistemin dünya çapında içine girdiği krizi atlatmak için savaşı tırmandırıyor. Üstelik burjuva güçlerin kendileri de dahil tüm insanlığın yok olmasına neden olacak nükleer silahları kullanacak kadar ileri gitmeleri de mümkündür. O nedenle işçi sınıfının dünyanın ve insanlığın yok oluşuna seyirci kalması mümkün değildir. Kapitalizm altında barış hayalden öteye geçemez. Dünyaya barışı ve özgürlüğü getirecek tek sınıf işçi sınıfıdır.

Yemen’e Müdahale ve Genişleyen Ortadoğu Savaşı

Yemen krizi, Ortadoğu’daki savaşın karmaşık boyutlarını da gözler önüne sermektedir. Meselâ Türkiye dışarıdaki sıkışmışlığını aşmak amacıyla Suudi Arabistan’a ve dolayısıyla Sünni eksen politikasına destek vermektedir. Böylece ittifak yaptığı Müslüman Kardeşler’i iktidardan indiren ve kolunu kanadını kıran Sisi’nin Mısır’ıyla ve ona destek veren Suudi Arabistan’la aynı safta birleşmiş olmaktadır. Diğer taraftan aynı Türkiye, kanlı bıçaklı olduğu İsrail ile de, Suudi Arabistan öncülüğünde aynı safta buluşmaktadır. Elbette Türkiye’nin Suudi Arabistan öncülüğündeki Sünni eksene destek vermesinin nedeni, aynı zamanda İran’ı dengelemeye dönüktür.

Osmanlı Milletler Topluluğu Hayali

Osmanlı Milletler Topluluğu gibi bir hayalin hayata geçirilmesinin ne kadar olanaksız olduğu ortadadır. AKP ideologları da bunun belli oranda farkındadırlar. Ama Türkiye’nin emperyalist niyetlerini örtmek için bu ve benzeri ideolojik kılıflara, dayanaklara ihtiyaç duymaktadırlar. Dolayısıyla meselenin asıl vahim tarafı AKP-Erdoğan çizgisinin izlediği emperyalist politikalar ve bu uğurda Türkiye’yi her türlü maceraya sokmaktaki heveskârlığıdır. Erdoğan’ın Türkiye’yi götüreceği yer hiç de hayırlı bir yer değildir. Türkiye’nin ava giderken avlanması, emperyalist paylaşıma konu olması hiç de imkânsız değildir. Emperyalist maceralar ne Türkiye’de ne de Ortadoğu’da işçi-emekçi sınıflara fayda sağlayacaktır.

IŞİD, İran ve Emperyalist Kapışma

Amerika’nın Afganistan’ı ve Irak’ı işgal ederek Ortadoğu’da haritaları yeniden çizmek üzere tetiklediği süreç, son iki yıldır daha yüksek bir ivmeyle yol alıyor. Afrika’dan Afganistan’a çok geniş bir alanı kapsayan bu coğrafyada, ABD’nin “Büyük Ortadoğu” projesine her geçen gün biraz daha yaklaşan bir bölünmüşlük yaşanıyor. Irak’ın ve Suriye’nin bir bölümünü içeren bir Sünni devleti, Irak’ın güneyinde bir Şii devleti ve kuzeyde bir Kürt devletini öngören bu harita giderek daha net bir görünüm kazanırken, IŞİD’in burada büyük bir rol üstlendiği görülüyor.

Kapitalizm Cani Katiller Üreten Bir Bataklıktır

Kapitalizme hizmet eden uzmanlar, sorunu toplumdan yalıtık tasavvur ettiği kişide arıyor. Hatta katilliğin genetik olduğunu iddia ediyorlar. Oysaki katili yaratan onun genleri değildir, çürüyen kapitalist sömürü düzenidir. Kapitalizm cani katiller üreten bir bataklıktır. Bu sistemde ölüm adeta laboratuarlarda üretiliyor.

Suriyeli Göçmen İşçiler Kardeşimizdir

Suriyeli, Iraklı, Çinli, Bangladeşli… Tüm göçmen işçilerin içinde bulundukları durumun, ülkelerini saran savaşın ve yoksulluğun nedeni kapitalist sistemdir. İşsizliğin, düşen ücretlerin ve iş cinayetlerinin nedeni de kapitalist düzendir. Sermaye düzeni, işçilerin birlik olmasını engellemek için onları ırkçılıkla, milliyetçilikle zehirliyor. Göçmenlere yönelik şiddet eylemlerinin nedeni de budur.

İslamofobik Saldırganlık Tırman(dırıl)ıyor

Geçtiğimiz haftalarda ABD’de üç Müslüman gencin evlerinde katledilmesi, İslamofobinin ve yabancı düşmanlığının ne denli yükseldiğini gösteren son olaylardan biridir. 10 Şubatta Filistin asıllı 23 yaşındaki Deah Barakat, eşi Yusor Muhammed ve onun kızkardeşi Razan Muhammed, Craig Stephen Hicks adlı bir beyaz Amerikalı tarafından silahla vurularak öldürüldü. Müslüman üç gencin katledilmesinin ardından ikiyüzlü burjuva politikacılar, çıkarları temelinde kitleleri arkalarına almak için açıklamalar yaptılar.

Ukrayna’da İkinci “Ateşkes”

Minsk’de biraraya gelen Ukrayna, Rusya, Almanya ve Fransa liderleri, 11 Şubatta, Doğu Ukrayna’da ateşkes ilan edilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladılar. Emperyalist kapışmanın yerel güçler üzerinden yürütülen sıcak bir savaşa dönüştüğü Ukrayna’da, geçtiğimiz Eylül ayında da bir ateşkes anlaşmasına varılmış, fakat bu anlaşmanın ömrü 48 saati geçmemişti. ABD’nin Minsk’e giden süreçte ve sonrasındaki savaşçıl söylemleri, Rusya dahil tüm tarafların hızlandırdıkları savaş hazırlıkları, anlaşmadan bu yana neredeyse her gün birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle ve sınır bölgelerinden ağır silahları çekmemekle suçlamaları, aslında bu ikinci ateşkesin de birinciyle aynı kaderi paylaşacağını gösteriyor.

Birinci Dünya Savaşından: Bu Bizim Savaşımız Değil!

Birinci emperyalist paylaşım savaşı, gerek burjuvazinin barbarlığını olanca vahşetiyle ortaya sermesi, gerekse komünistlerin emperyalist savaş karşısında doğru bir tutum takınmaları halinde işçi sınıfının neleri başarabildiğinin görülmesi bakımından çok önemli bir örnek oluşturuyor. Yeni bir emperyalist paylaşım savaşının tüm yakıcılığıyla ve yıkıcılığıyla hüküm sürdüğü günümüzde, o dönemde emekçi askerlerin bizzat ordular içinde yürütülen komünist propagandanın da etkisiyle, “bu savaş bizim savaşımız değil” hakikatinin ayırdına vararak, basit emre itaatsizlik vakalarından asker isyanlarına çeşitli türden eylemlerle emperyalist savaşa karşı gösterdikleri tepkileri sergilemenin yararlı olacağını düşünüyoruz.

Suriyeli Göçmenler Bu Dünyaya Fazla Geldi!

Suriyeli halkların hayatta kalma savaşı, göç ettikleri topraklarda da son bulmuyor. Milyonlarca Suriyelinin sığındığı ülkelerde yaşam her açıdan eziyet haline geliyor. Ucuz ve ağır işçilik, taciz, tecavüz, aşağılanma, ırkçı saldırganlığa maruz kalma, sürgün, yoksul Suriyelilere yaşamı zindan ediyor.

Charlie Hebdo Saldırısı

Charlie Hebdo baskınını ele alırken olayın açıklamasını esasen “İslamcı gericilik” temelinde yapmak ve tepkiyi de bu doğrultuda şekillendirmeye çalışmak, en hafif ifadeyle politik aymazlık olacaktır. Bu şartlar altında devrimci işçi sınıfı mücadelesinin odaklanması gereken nokta, işçi-emekçi kitlelerin Batı’da özellikle İslamofobi etrafında Müslüman dünyanın emekçilerine karşı düşmanlaştırılmasına, Müslümanlığın ağır bastığı ülkelerde de Batı ülkelerindeki işçi-emekçi kitlelerin Batı emperyalizmi ile bir tutulup Batılı emekçilerin düşman bellenmesine karşı direnmektir. Emperyalist komplolara, emperyalist saldırganlığa, yeni baskı yasalarının cenderesine, ırkçılığa ve dinsel bağnazlığa karşı, işçi sınıfının enternasyonalist mücadele birliğini yükseltelim!

Savaştan Kaçılsa da Yaşam Savaşından Kaçılmıyor

Suriyeli mülteci bir küçük kız çocuğu fotoğrafta; durakta bekleyen otobüsün arkasına geçmiş, egzoza uzattığı küçücük ellerini ısıtıyor, üzerinde yazdan kalma kıyafetiyle İstanbul’un işlek caddelerinden birinde. Bu fotoğraf “egzoz dumanı ile ısınan kız” başlığı ve üç satır haberle yayınlandı gazetelerde.

G20 Zirvesi ve Kızışan Emperyalist Kapışma

Son süreçte neredeyse her gün dünyanın şu ya da bu bölgesinden bir halk hareketi haberinin gelmesi tesadüf değildir. Açlıkla, yoksullukla, işsizlikle, güvencesizlikle, savaşlarla, faşizan baskılarla karşı karşıya kalma dozları her geçen gün daha da artan emekçi kitlelerin onyıllardır birikmiş öfkesi patlamalı bir şekilde dışa vuruyor. Bu öfke bilinçli ve örgütlü bir sınıf tepkisine dönüştüğünde, işte o zaman kapitalizm tarihe karışacak.

Sayfalar

Emperyalist Savaşlara Hayır! beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.