Navigation

Emperyalist Savaşlara Hayır!

Burjuvazinin Yalanları

Emperyalist dönemin spesifik özelliklerinden olan milliyetçilik ve şoven fikirler işçi sınıfına çok güçlü şekilde aşılanmaktadır. Her gün milyonlarca insan yatağa aç girerken militarizme harcanan para ise milyar dolarları kat kat aşmaktadır. Atlatılamaz durumda olan krizin hesabı işçi sınıfından sorulmaktadır. İşsizlik artmakta, çalışma koşulları kötüleşmekte, çalışma saatleri uzamakta, geçmişten sınıf mücadelesiyle kazanılan bütün haklar bir bir gasp edilmekte, bu da yetmezmiş gibi emperyalist savaş iyice kızıştırılmaktadır.

Ortadoğu’da Emperyalist Güçlerin Taktik Savaşları

Emperyalist ve kapitalist güçler, kendi stratejik hedefleri temelinde karşılıklı hamleler yapıyor ve adeta satranç oynuyorlar. Lakin savaş bir satranç değil. Ortadoğu emperyalist ve kapitalist güçler tarafından bölünüp parçalanırken, emekçi kitleler kurban olmaya devam ediyorlar. Musul’daki yıkım, on binlerce insanın yerini terk etmesi, on binlerin derin bir yoksullukla yıkıntıların üzerinde yaşam mücadelesi vermesi emperyalist savaşın ve kapitalist barbarlığın gerçek yüzünü gözler önüne seriyor. Tüm bu yıkım ve acıya rağmen, emperyalist ve kapitalist güçlerin planları, attıkları adımlar her noktada patlamaya hazır yeni barut fıçıları yaratıyor.

İşçi Sınıfı Tarihin Tekerleğini İyiye ve Daha İleriye Doğru Döndürecektir!

Savaşların, katliamların, insanlık dışı bu düzenin ortadan kaldırılması için daha fazla mücadele, inatla mücadele etmemiz gerekir. Biz işçiler, Marx, Engels ve Lenin’den 400 yıl önce “yarin yanağından gayrı paylaşmak için her şeyi” diyen Şeyh Bedreddin gibi bu topraklarda insanlık davasının devamcıları olacağız. Onların hasret duyduğu o mavi gök kubbenin altında herkesin eşit olduğu, din, dil, ırk ve mevkinin hiçbir üstünlük sebebi sayılmadığı o güzel dünyayı kuracağız.

Suriyeli Mülteciler: Savaşın, Irkçılığın, Caniliğin Kurbanları

Emani’nin ve evlatlarının kaderine üzülen emekçilerin, işçilerin görmesi gereken gerçek çekilen acıların sorumlusunun açgözlüce emperyalist politikalar güden ve her düzeyde ayrımcılığı besleyen kapitalist egemenler olduğudur. Ortadoğu coğrafyası emperyalistlerin pençesinde olduğu müddetçe Ortadoğu halklarının kaderi değişmeyecek.

Filipinler: Emperyalist Savaş Rüzgârları Yayılıyor

Obama dönemiyle birlikte Pasifik bölgesine daha da yoğunlaşan ABD emperyalizminin, kendisine rakip olarak gördüğü Çin’i kuşatmak, onun Asya-Pasifik bölgesinde hâkimiyet kurmasını engellemek ve bölgedeki gücünü daha da pekiştirmek için çeşitli hamleler yaptığı bir sır değil. 21. yüzyılı “Asya-Pasifik Yüzyılı” olarak ilan eden ABD emperyalizmi, bu bölgedeki askeri ve ekonomik varlığını arttırarak, Güneydoğu Asya’yı ve Pasifik’i de çoktandır emperyalist savaş girdabının içine çekmiş bulunuyor. Son dönemde Asya-Pasifik bölgesinde yaşanan sıcak gelişmeler de bu sürecin göstergeleridir.

İslamofobi ya da Milliyetçilik: Marksizm Ne Diyor?

İster dün anti-semitizm isterse bugün İslamofobi kılığına bürünsün, değişen bir şey yok: Söz konusu olan milliyetçilik ve ırkçılıktır! Meselenin bu boyutunun altını çizmek gerekiyor. Zira milliyetçilik tüm dünyada yükseliyor ve her ülkede farklı renklere bürünüyor. Meselâ Türkiye’de İslamofobiyi gündeme getirip Müslümanların mağduriyetinden şikâyet eden İslamcı kesimler, aynı zamanda, Kürtlere, gayrimüslimlere ve Batılı ülkelere karşı milliyetçiliği kışkırtmaktan geri durmuyorlar.

Umut Yolcuları Sayıdan mı İbaret?

Milliyetçiliğin her gün tırmandırıldığı, ırkçılığın yükseldiği günümüz dünyasında göçmen olmak, hele de çocuk göçmen olmak zor olmasına rağmen, hayat milyonlarca insanı yaşadığı topraklardan koparıyor. Ölümle yaşam arasında çok ince bir yol olmasına rağmen insanlar umut yolcuğunda yol almaya devam ediyor. Kapitalist sistem var olduğu sürece ne savaşlar bitecek, ne yoksulluk, ne de açlık. Ve insanlar kapitalist sistemi yıkıp, sınıfların, sömürünün olmadığı bir dünya yaratmadığı sürece milyonlarca insan göç yollarında umut aramaya devam edecek.

Katar Krizi: Emperyalist Savaşta Yeni Bir Evre

İç denge ve kapışmalara bağlı olarak ABD’nin bölgedeki şekillendirici gücünü küçümseyen ve “iç ferahlatıcı” yorumlar yapan burjuva akademisyenler fena halde yanılıyorlar. Ortadoğu merkezli üçüncü dünya savaşı kızışıyor ve ABD yeni adımları hayata geçirmeye çalışıyor. Planlarını ne ölçüde başarabileceği sorunundan bağımsız olarak, her halükârda paylaşım savaşının çok daha fazla kızışacağı, yeni cephelerin açılacağı, bölgesel güçleri giderek daha fazla ve doğrudan içine çekeceği ve büyük dünya güçlerinin çok daha doğrudan karşı karşıya geleceği bir noktaya gidebileceği açık bir gerçektir. Tüm bunların anlamı emekçi kitleler için bellidir: Daha fazla ölüm, daha fazla acı ve çok daha derin bir sefalet.

Ortadoğu Savaşında Yeni Hamleler

Görüntülerin ve söylemlerin ötesindeki asıl gerçek şudur: Ortadoğu’yu yeniden paylaşmak için savaşan emperyalist/kapitalist güçler, kendi güçleri ve manevra yetenekleri ölçüsünde yeni hamleler yapıyorlar. Bölgeyi kasıp kavuran emperyalist savaş Suriye cephesinde belirli bir tıkanma ve doyum noktasına gelirken, aynı zamanda yeni alanlara doğru ilerliyor.

NATO Liderler Toplantısının Ardından

Emperyalist paylaşım savaşı, kapitalizmin tarihsel krizinin belirlediği koşullar altında daha da genişlemekte ve derinleşmektedir. Son NATO toplantısında ortaya çıkan tablo da bu durumun sonucudur. Savaşın derinleşmesinin sonucunda da diplomasi alanındaki gerilimler kaçınılmaz olarak yükselmektedir. Bu yüzden NATO liderler toplantısı sırasında gözle görülür biçimde hissedilen gerilim geçici değildir ve savaş sahalarını daha da kızıştıracaktır.

Çocuklarımız Yok Ediliyor!

Çocuk… düşmanlar… çocuk… cesetler… Birbirine bu kadar zıt kelimeler, birbirinden çok uzakta olması gerekirken artık birliktelikleri kanıksanır hale geldi. Bakılıp geçilen, görülüp duyumsanmayan, işitilip el uzatmaya tenezzül edilmeyen çocuklar. Ne görülmedi, ne bilinmedi, ne yapılmadı ki çocuk cesetleriyle doldu bu coğrafya?

Kuzey Kore Bahanesiyle Pasifik’e ABD Yığınağı

İçinden geçtiğimiz dönem, ABD’ye de, Rusya ve Çin gibi emperyalist rakiplerine de homojen ittifaklar kurma, dört başı mamur planlar yapma ve tıkır tıkır işleyen bu planlarla hedefe ilerleme lüksü tanımamaktadır. Burjuva politika sahnesinde Bushların, Trumpların, Putinlerin, Erdoğanların zuhur etmesi boşuna değildir. Burjuvazi bu gibi dönemlerde, pek çoklarına manyaklık gibi görünse de, uzun erimli ve garantici düşünmekle vakit kaybetmeksizin atak ve cesur davranarak ön almaya çalışan liderlere ihtiyaç duymaktadır. Zira aksi halde kaybedeceği şeylerin çok büyük olduğunu bilmektedir.

Sayfalar

Emperyalist Savaşlara Hayır! beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.