Navigation

Din ve Siyaset

Diyanet İşleri Başkanlığı, Cemevleri ve TC’nin Laikliği

Anayasanın 2. maddesinde “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tarif edilen TC’nin, ne kadar laik, ne kadar demokratik, ne kadar sosyal bir devlet olduğunu 90 yıllık tarihinden uygulamalı olarak görüyoruz. Son olarak Yargıtay Temmuz ayında aldığı “tarihi” kararla, “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olan Cumhuriyetin Alevilere karşı tutumunun çarpıcı bir örneğine daha imza atmış oldu. Bu karara göre cemevleri ibadethane olarak kabul edilemez!

Anti-Kapitalist Müslümanlar ve Sol

İslamcıların şimdiye kadar üzerinde etkili olduğu emekçi kesimler arasında sosyalist fikirlere karşı geleneksel bazı önyargılar olduğu malûmdur. Her ne kadar doğru ve özenli yaklaşımlarla bunları aşmak genel olarak mümkünse de, bunun kitlesel ölçekte başarılması son derece zordur. Elbette nesnel koşulların elverişliliği ölçüsünde bunun zorluk derecesi de değişiklik gösterecektir. Bu noktada İslami çevrelerin içinden gelen demokrat ve eşitlikçi unsurların sözkonusu önyargıların aşılması sürecine önemli bir katkı yapma potansiyelleri vardır. O nedenle sosyalistlerin bu hareketi şu ana kadar ki varoluşuyla bir tehdit bir tehlike olarak görmeleri doğru bir tutum olmaz. Aksine bu gelişme, mevcut somutluğu içinde dikkatlice incelenecek olursa, sosyalist hareket için zeminin daha da elverişli hale gelmesine yardımcı olabilecek türde bir gelişmedir.

TBMM’de Türban Krizinin Gösterdikleri

Marksistler, türban sorununu farklı sınıfların kadınlarının farklı boyutlarda yaşadığını da ortaya koyarlar ve emekçi sınıfların kadınlarını toplumsal baskıdan, cinsel ayrımcılıktan ve her türlü esaretten kurtulmak üzere sınıf mücadelesinde saf tutmaya çağırırlar. Zira, ister başı açık ister kapalı olsun, kapitalizmin boyunduruğundan kurtulmadıkça emekçi kadınların özgürleşebilmeleri mümkün değildir.

İslami Harekette Yaşanan Ayrışma Süreci /3

Önümüzdeki dönemde İslamcı akım ve tarikatların kapitalist tepesiyle yoksul tabanının ayrışması daha fazla hızlanacaktır. Nitekim sosyalist fikirlerin geçmişe göre İslamcı kimi kesimler içinde daha fazla itibar görmesi, sosyalizme referans veren yazarların İslamcı burjuvaları yerden yere vurarak eleştirmesi ve sükûtu hayale uğrayan yoksul tabanın bir bölümünün bu eleştirilere dikkat kesilmesi bunun bir göstergesidir. Önümüzdeki süreçte İslamcı solcu söylemlerin siyasal arenada daha fazla öne çıkacağı kuvvetle muhtemeldir. Nitekim geniş kitlelerin AKP dışında bir arayış içerisine gireceğini gören Has Parti, doğacak boşluğu doldurmak istemekte ve bu nedenle de sosyal demokrat bir söylemle ortaya çıkmaktadır.

İslami Harekette Yaşanan Ayrışma Süreci /2

28 Şubat süreci İslamcı kesimler içinde yaşanmakta olan dönüşümün dışa vurmasında önemli bir rol oynayacaktı. Bu kesimden birçok yazar daha liberal görüşler savunmaya başladı. İslamcı kesimler 28 Şubat darbesini yedikten sonra gözle görülür bir şekilde insan haklarına ve demokrasiye vurgu yapma ihtiyacı duyuyorlardı. İslami akımların ana gövdesi artık eskisi gibi Batı karşıtı bir tutum içinde değildi ve hatta RP’nin yerine kurulan Fazilet Partisi’nin (FP) Genel Başkanı Recai Kutan, ilk yurt dışı gezisini ABD’ye yaparken, şeriat düzenine karşı olduklarını söylüyordu. FP, demokratikleşme ve sivilleşmeyi öne çıkartırken, beri taraftan da Özal’ın misyonunu da üstlendiğini dile getirmekteydi. Ancak tüm bunlar Milli Görüş hareketini bir arada tutamadı. Artık Milli Görüş hareketi misyonunu tamamlamış gözüküyordu.

İslami Harekette Yaşanan Ayrışma Süreci

Siyasal İslamcı hareket içinde yaşanan değişim ve ayrışma giderek derinleşiyor. Bir zamanlar “adil düzen”den, “mülkün Allaha ait olduğu”ndan, “eşitlik” için şeriattan dem vuran tarikatlar ve tarikat mensupları artık milyar dolarlara hükmediyorlar. İslamcı akımların bağrından doğup gelişen burjuva kesimler özellikle AKP iktidarı döneminde muazzam bir sıçrama yaşadılar, yaşıyorlar. Neredeyse her tarikat kendi sermaye çevresini yaratmış bulunuyor. Dolayısıyla birçok tarikat artık belirli sermaye gruplarını temsil eden bir burjuva harekete dönüşmüştür.

Türban Tartışmasının Açığa Çıkarttığı Gerçekler

Marksizm hiçbir zaman bireysel özgürlüklere karşı çıkmamış ve bu tür özgürlükler için mücadele etmekten geri durulmasını savunmamıştır. Komünizmin toplumsal özgürlük hedefi, bireysel özgürlüklerin yerine ikame edilen, ona alternatif bir yaklaşım değildir. Toplumsal özgürlük bireysel özgürlüğü tamamlar, onu kâğıt üzerinde kalmaktan kurtararak hayatın içinde gerçekleşmesini sağlar, ona can verir. Bireysel özgürlükleri barındırmayan bir toplumsal özgürlük söylemi despotizmden başka bir şey üretmemiştir ve üretemez de. Bu yüzdendir ki Marksistler tüm demokratik hak ve özgürlüklerin en sınırsız gelişimi için mücadele eder ve bu mücadeleyi toplumsal kurtuluş davasının bir parçası olarak yürütürler.

Aleviler, CHP ve Statükoculuk

Bugün Alevi emekçilerinin, Kemalist partilerden yavaş yavaş da olsa uzaklaşma eğilimleri önemlidir. Bu eğilim giderek güçlendirilmeli ve dahası yalnızca Kemalist partilerden değil bir bütün olarak Kemalizmden de kopuş noktasına kadar ilerlemesi için çaba gösterilmelidir. Cumhuriyet mitinglerinin gerici slogan ve simgelerinden uzaklaşılıp, Alevilerin haklarını talep eden, sözde laiklik uygulamalarını teşhir edip Diyanet’in lağvedilmesini, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını vb. talep eden yüzbinlerce kişilik gösterilere doğru katedilen mesafe kuşkusuz ki anlamlıdır. Ne var ki, bugün bu belirginleşmekte olan ilerici eğilimin halen statükocu-Kemalist eğilimle yan yana olduğu gerçeği, Alevi emekçiler açısından bir geçiş durumunu ifade ediyor.

Alevi Çalıştayları ve Laiklik Sorunu

AKP hükümetinin 2009 Haziranında başlattığı Alevi Çalıştayları dizisi Ocak ayında sona erdi. Çalıştaylar sonrasında hazırlanan ön rapor başbakana sunuldu ve kamuoyuna da açıklandı. Ön rapor gerek Alevi toplumunun sol kesim ve örgütlerince gerekse de sol hareketin bütünü tarafından haklı tepkiler ve eleştirilerle karşılandı. Nitekim, gerek çalıştaylar sürecinin bütününe gerekse de ortaya çıkan ve son hali hükümetçe verilecek ön rapora baktığımızda, Alevi toplumunun sorunlarını çözmeye dönük ciddi, samimi ve demokrat bir tutumdan ziyade, Alevileri devletin dini aygıtına entegre etmeyi ve böylelikle de asimilasyonu hedefleyen bir tutumdan bahsetmek çok daha gerçekçi gözüküyor.

İran Devrimi, Burjuva İç Kapışma ve Dersler

İran’da siyasal ve toplumsal hoşnutsuzluk devam ediyor. Kitlelerin biriken öfkesi her vesileyle kendini dışa vuruyor. Mevcut yönetime muhalif olan ve geçtiğimiz Aralık ayında ölen Ayetullah Ali Montazeri’nin cenaze töreninin ve hemen sonrasına rastlayan Aşura anmasının on binlerce kişinin katıldığı bir gösteriye dönüşmesi bu hoşnutsuzluğun bir ifadesidir. Molla rejimi daha önceki gösterilerde olduğu gibi, bu sefer de kitleleri bastırmaya girişti, birçok insan ölürken, onlarcası tutuklandı ve bir o kadarı da yaralandı. Öyle gözüküyor ki, önümüzdeki dönemde de bu tip kitle gösterileri yaşanmaya devam edecek. Zira egemen sınıf içindeki kavga sürüyor ve on yıllardır kitlelere zulüm uygulayan koyu molla diktatörlüğü yerli yerinde duruyor. Molla rejiminin çelişkilerinin ne yönde çözüleceğini esas belirleyecek olan işçi sınıfı ise henüz örgütlü gücüyle ve sınıf kimliğiyle bu hareketin içine girmiş değildir.

“İslamcı” Sermaye ve Fethullah Gülen Cemaati /2

Çok kaba hatlarla özetlediğimiz İslamcı akım ve sermayenin yakın dönem gelişim sürecine ilişkin tabloda Fethullah Gülen’in özel bir yeri olduğu muhakkaktır. Bu özelliği belirleyen husus, esas olarak onun başında bulunduğu cemaatin bugün İslamcı çevreler içinde, sermaye gücü, medya gücü, siyasi güç, toplumsal tabanın genişliği ve uluslararası ilişkiler ağı bakımından önde gelmesidir.

“İslamcı” Sermaye ve Fethullah Gülen Cemaati

Genelde “İslamcı” sermayenin özelde de onun en güçlü parçası görünümündeki Fethullahçıların ulaşmış olduğu düzey, çoğunlukla Kemalist hezeyanlarla bezenmiş tutum ve değerlendirmelere konu olmuştur. Oysa konuyu sığ “şeriat” hezeyanları temelinde değil, devrimci işçi sınıfı perspektifinden ele alma zorunluluğu vardır.

Sayfalar

Din ve Siyaset beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.