Navigation

AKP ve Otoriterleşme

Referandum, Musul-Kerkük, Türkmenler ve Bitmeyen Yalanlar

Baş döndürücü taklalarla beyni dumura uğratılan emekçi kitlelere dönük yeni algı operasyonu bir kez daha “Kerkük-Musul bizimdir” teranesi etrafında şekillendiriliyor. Ortadoğu’daki emperyalist paylaşım savaşı, bu savaşın doğurduğu çok boyutlu sonuçlar ve onunla iç içe geçen kangrenleşmiş sorunlarla iyice köşeye sıkışan Türkiyeli egemenler, döne dolaşa aynı teraneyi okumaktan bıkmıyorlar. Aslında bıkmak da değil, yapabilecekleri başka bir şey, kullanabilecekleri başka hiçbir argüman bulunmadığından bu pespaye iddialara bel bağlıyorlar.

Çözümsüzlüğün Adı: “MEB”

Eğitimdeki tablo son derece iç karartıcıdır. İktidarın bu alana dair planları, siyasi hesapları tabloyu daha feci hale getiriyor. Eğitimdeki sorun iddia edildiği gibi TEOG’la sınırlı değil. Kalabalık sınıflar, okullarda yeterli altyapının olmaması devlet okullarındaki temel sorunların başında gelmektedir. Genel itibariyle eğitimin bilimsellikten uzak olması; laik ve anadilinde eğitimin önündeki engeller; gerici, milliyetçi, hurafelere dayanan tarih anlayışı ile şekillendirilmiş müfredat, eğitim sisteminin hayati sorunları arasındadır.

Sokaktan Faşist Yansımalar

Milliyetçi, din bezirgânı, tekçi, erkek egemen bir gericiliğin iktidar eliyle azgınlaştırılıp tüm topluma boca edildiği bir dönemden geçiyoruz. Totaliter rejim, toplumu sindirmek için alabildiğine baskıcı, gerici, saldırgan bir siyasetle ve buna eşlik eden icraatlarla yol alıyor. Bu noktada, nicedir palazlandırılıp vurucu güç haline getirilen faşist çeteler de, durumdan vazife çıkaran kindarlaştırılmış şahıslar da giderek artan biçimde sahnede boy gösteriyor. İktidarı arkalarına almanın getirdiği pervasızlıkla son derece rahat hareket eden bu güçler, “bizden değil” diye gördüklerine büyük bir hınçla saldırırken, Kürt düşmanlığının, kadın düşmanlığının, ırkçılığın, yobazlığın en uç örneklerini sergiliyorlar.

Tutuklu HDP’li Vekiller İçin Edirne Cezaevi Önünde Açıklama

Meclis yeni yasama yılına tutuklu 10 milletvekiliyle girdi. HDP’li vekiller, Meclis açılışına tutuklu milletvekillerinin durumuna dikkat çekmek için katılmazken, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ve Hakkari milletvekili Abdullah Zeydan’ın tutulduğu Edirne Cezaevi yakınında bir basın açıklaması düzenlediler.

Nuriye ve Semih’e Yine Tahliye Yok

Açlık grevleri 204. gününe giren Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yargılamasının ikinci duruşması bugün Sincan Cezaevi Kampüsündeki duruşma salonunda yapıldı. Bir önceki duruşmada avukatları gözaltına alınan ve duruşmaya katılma talepleri reddedilen iki eğitimcinin savunma hakları açıkça gasp edilmişti.

Nuriye Gülmen’e Yoğun Bakım İşkencesi

Nuriye Gülmen, açlık grevinin 202. gününde, tutulduğu Sincan Cezaevi Hastanesinden zorla Ankara Numune Hastanesi yoğun bakım servisine kaldırıldı. Nuriye avukatlarıyla, doktorlarıyla ve refakatçisiyle görüştürülmeksizin yoğun bakım servisinde tam bir tecrit durumunda tutuluyor. Sağlık durumunda herhangi bir kötüleşme olmaksızın yapılan bu nakil açık bir saldırı niteliği taşıyor.

Faşizmin Panzehiri Devrimci Dirençtir

Unutulmasın ki, faşizm ve benzeri tüm olağanüstü burjuva rejimler işçi sınıfının mücadelesine, örgütlerine darbeler indirebilir fakat her ne yaparsa yapsın işçi sınıfını ortadan kaldıramaz. Onun tarihsel misyonunu yok edemez ve en karanlık günlerin içinden bile sınıfın duyarlı unsurlarının tomurcuklanmasını engelleyemez. 16 Nisan 2017 referandumu döneminde kendi sınıf çıkarları gereği “Hayır” diye haykıran çeşitli sektörlerden işçilerin ağzından dökülen şu sözler bu gerçekliği ne güzel anlatıyor: “Direnç çiçeğinin gülleri geç açar, çatlattığı kayadan su gürül gürül akar”!

AKP’nin Tarih Efsaneleri ve İdeolojik Manipülasyon

Erdoğan iktidarının içeride ve dışarıdaki sıkışıklığı arttıkça ve kitle desteğine olan ihtiyaç katlandıkça efsaneler daha da dramatize ediliyor; içleri dinsel söylem ve azgın bir milliyetçilikle doldurularak toplumun bilincine zerk ediliyor. Devlet eliyle örgütlenen devasa törenlerde sahne alan Erdoğan, bu efsaneleri en hakiki tarihsel gerçekler olarak sunuyor.

Kartal’da Laik, Demokratik, Bilimsel, Parasız ve Anadilde Eğitim Mitingi

Hükümetin attığı tüm bu adımlara, baskılara, dayatmalara karşı binlerce kişi, 17 Eylül Pazar günü “Laik, Demokratik, Bilimsel, Parasız ve Anadilde Eğitim” talepleriyle Kartal Meydanını doldurdu. Miting Eğitim-Sen ve Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde gerçekleştirildi. Mitinge birçok demokratik kitle örgütü, siyasi parti ve emek örgütü destek verdi.

Adalet Bakanlığı Hizmette Sınır Tanımıyor!

Başkanlığın 2016 faaliyet raporuna göre 258 farklı işkolunda, 50 binin üzerinde mahkûm çalıştırılıyor. İşlerin “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu” kapsamına girmeden yapılabilmesi dolayısıyla, mahkûmları diledikleri gibi çalıştırabilme serbestliğine sahipler.

Nuriye ve Semih’e Savunma Gaspı, Tahliye Reddi

Bugünkü duruşmada yaşananlar hükümetin aylardır sürdürdüğü tutumun devamı niteliğindedir. Sanıkların getirilmediği, avukatların gözaltında olduğu, mahkemenin polis ablukasına alındığı bu duruşmadan, beklendiği üzere tahliye kararı çıkmadı. Savcı dalga geçer gibi, “duruşmada hazır bulunup savunma yapmadıkları için” tutukluluğun devam etmesini talep etmişti. Mahkeme başkanı savcının bu talebini yerinde bularak duruşmanın 28 Eylül’e ertelendiğini ve Sincan Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görüleceğini duyurdu. Bunun tüm kamuoyuna malolmuş bir davanın halktan kaçırılması anlamına geldiği açıktır.

12 Eylül Faşizmi ve Hedefindeki İşçi Sınıfı

Türkiye işçi sınıfı ve devrimcileri 12 Eylül 1980 gününe, onlara o zamana dek tarihlerinde gördükleri en karanlık dönemi yaşatacak kanlı bir darbeyle uyanmışlardı. Kenan Evren başkanlığındaki faşist cunta o gün yönetime el koyarak sıkıyönetim ilan etmiş, parlamento feshedilip anayasa rafa kaldırılmış, tüm siyasi partiler kapatılıp yöneticileri gözaltına alınmıştı. Bunlar kuşkusuz ilk etapta yapılanlardı. Asıl hedef, sosyalist hareketi ve işçi hareketini silindir gibi ezip geçmekti ve cunta derhal bu hedefe odaklanacaktı. Hedef büyüktü, balyoz da öyle!

Sayfalar

AKP ve Otoriterleşme beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.