Navigation

AKP ve Otoriterleşme

Türkiye’de Sansürün “Kaldırılışının” 110. Yıldönümü!

Yaşadığımız topraklarda basına yönelik sansür, ilk kez bundan tam 110 sene önce, 24 Temmuz 1908’de “kaldırıldı”. Ardından gelen yıllarda ise 24 Temmuzlar “Gazeteciler ve Basın Bayramı” olarak kutlanmaya başladı. Her sene olduğu gibi bu sene de çeşitli kademelerden devlet yöneticileri, burjuva politikacılar bugüne ilişkin “bayram mesajları” paylaştılar.

Celalettin Can’ın Silivri Cezaevi Tanıklığı

Yapılan konuşmalarda cezaevlerindeki mevcut durumun neredeyse 12 Eylül süreci ve 90’lı yıllar ile benzer olduğu vurgulandı. Siyasi mahpuslara yönelik tecridin gündelik hayatın bir parçası olduğu, hasta mahpusların durumuna bakıldığında ise sağlığın bir hak olmaktan çıkarılarak bir cezalandırma aracı haline dönüştürüldüğü dile getirildi.

24 Haziran Seçimlerinin Gösterdikleri

Tüm seçim öncesi süreç, geniş kitlelerde tek adam rejimine karşı önemli bir mücadele potansiyeli olduğunu ortaya koymaktadır. Sınıf devrimcileri, ilan edilen sandık sonuçlarının muhalefet cephesinde yaratabileceği moral bozukluğuna en ufak bir prim vermeden, işçilere, emekçilere ve mücadele saflarına çekilebilecek gençlere gerçekleri göstermeye ve onları totaliter rejime ve kapitalizme karşı örgütlü mücadeleye çekme doğrultusundaki çabalarına kararlılıkla devam edeceklerdir.

AKP’nin Kadın Politikasında Yalanlar ve Gerçekler

AKP iktidarı, uyguladığı kadın politikası bütün olumsuz sonuçlarıyla ortadayken bir kez daha emekçi kadınlardan kendisine oy vermesini yani tek adam rejimini kabul etmesini istiyor. Oysa hatırlayacağımız gibi 16 Nisan referandumunda, çalışan kadınların yarıdan fazlası tek adam rejimine hayır demişti.

Metal İşçileri Tek Adam Rejimine Hayır Diyor!

Merhaba işçi arkadaşlar, bizler çeşitli metal fabrikalarında çalışan işçileriz. Türkiye’nin ana gündemi 24 Haziran seçimleri. Bizlerin bulunduğu bölge büyük bir sanayi havzası ve haliyle bu bölgedeki işçilerin gündeminde de seçimler var. Bizler bu seçimi her açıdan önemsiyoruz.

İşçiler Tek Adam Rejimine Karşı Çıkmalıdır!

Hükümete ve Erdoğan’a özellikle büyük kentlerde işçilerin desteğinin azalma eğiliminde olduğu gerçeği, 16 Nisan referandumundan bu yana kendisini gösteriyor. Rejim esas gücünü elinde bulundurduğu devlet aygıtından alıyor ve medya gücü ile yanılsama yaratıyor.

Rejimin Dayatmalarına Karşı Tek Çare Mücadele

Saray ittifakı, danışıklı dövüşle açıkladığı 24 Haziran takvimiyle, erkene alınacağı pek çok göstergeden belli olan seçimleri, bir baskın seçime dönüştürmüştür. Bu noktada, uluslararası alandaki sıkışıklık, savaş politikalarından istenen derecede bir sonucun alınamaması ve çok daha önemlisi ekonomik alandan gelen şiddetli basıncın büyük bir rolü olduğu açıktır. Rejim, eli daha fazla zora girmeden ve tabanı daha fazla zayıflamadan bu seçimleri aradan çıkarmak ve bunu aynı zamanda bir meşruiyet göstergesi olarak kullanmak istemektedir.

Haft Coffee Hizmete Başladı!

Yalova’nın merkezinde bir ay önce bir kafe açıldı. Bu kafe “cezaevi konsepti” ile inşa edilmiş. İşletme sahibi her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüş. “Hiç hapse girmeyenlerin bu deneyimi mutlaka yaşaması gerek” diyenlerin örneğin “barış” mesajlarını sosyal medya hesaplarından paylaşmaları yeterlidir bu “deneyimi” yaşamaları için!

HDP Kongresi On Binlerin Katılımıyla Gerçekleştirildi

Haftalardır gözaltılarla, ev baskınlarıyla ve tutuklamalarla devam eden yıldırma operasyonuna rağmen HDP 3. Olağan Kongresi, 11 Şubatta, Ankara Spor Salonunda, on binlerce partilinin ve konuğun katılımıyla gerçekleştirildi. Baskı ve saldırılara rağmen kongreye katılım çok yoğun ve coşkulu oldu.

Nuriye ve Semih Açlık Grevini Sonlandırdı

324 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın işe iade başvurusu OHAL İnceleme Komisyonu tarafından reddedildi. Bu kararın kendilerine tebliğ edilmesinin ardından, Gülmen ve Özakça, gerçekleştirdikleri basın açıklamasında, yargı yoluna gideceklerini ve açlık grevini sonlandırdıklarını açıkladılar.

Nuriye, Semih, Esra ve Mehmet’in Sağlık Durumları Kritik

Ankara Tabip Odasında, Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’in yanı sıra onlara destek için açlık grevinde olan Esra Özakça ve Mehmet Güvel’in sağlık durumlarına ilişkin olarak, kendilerini muayene eden hekimler tarafından basın toplantısı düzenlendi.

KHK’yla Taşeron İşçisine “Şartsız, Ayrımsız Kadro” Aldatmacası

Yaşanan son süreç bir kez daha göstermektedir ki, taşeron işçilerinin ve 4-C’den 4-B’ye geçirilen işçilerin taleplerini eksiksiz elde edebilmeleri için, hükümetin yalanlarına kanmamaları ve sendikacı kılığı altındaki işbirlikçileri başlarından def ederek çok daha kitlesel ve örgütlü bir mücadele yürütmeleri zorunludur.

Rejim KHK’larla Yol Alıyor

Siyasi iktidarın attığı tüm adımlar, bütün ipleri tek adamın elinde toplayan bu totaliter rejimi kurumsallaştırarak, iktidarını mutlaklaştırma yolundaki tüm engelleri temizlemeye yöneliktir. Ne var ki bunu hiç de istediği hız ve pürüzsüzlükle gerçekleştiremiyor. Toplumsal muhalefeti sindirmek için devreye sokulan baskılar, işten atmalar, hapis cezaları muktedirlerin arzuladığı ölçüde etkili olamıyor. Siyasi iktidarın yarattığı kamplaşma, karpuz gibi ikiye yarılan toplum gerçekliğiyle, dönüp onu da vuruyor.

DİB’den “OHAL’siz Türkiye” Kampanyası

Demokrasi İçin Birlik (DİB),  başlattığı “OHAL’siz Türkiye” kampanyasını, 21 Aralıkta, Beyoğlu Avrupa Pasajı Aynalı Geçit Etkinlik Merkezinde düzenlenen basın toplantısı ile duyurdu.

Suriye Savaşı Nereye?

Suriye’de halklara büyük acılara mal olan emperyalist paylaşım savaşının kısa vadede bitmeyeceği açıktır ama mesele bundan da ibaret değildir. Ortadoğu savaşının Suriye cephesi kapansa ya da çatışmalar gerilese bile, emperyalist güçler, büyük savaşı hem bölgede hem de diğer paylaşım alanlarında yeni cepheler açarak yayma doğrultusunda hazırlıklarını yürütüyorlar.

Sayfalar

AKP ve Otoriterleşme beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.