Navigation

Marksizm ve Gençlik

Onurlu Yaşam Marksist Bilinçle ve Mücadeleyle Mümkündür!

Gençlik doğası gereği toplumun en dinamik ve değişime en açık kesimidir. Geleceğin yetişkinleri olan gençler hangi duygular içinde ve nasıl yaşamaktadır?  Milyonlarca genç insan bulunduğu konumu nasıl değerlendiriyor? Nasıl bir dünyada yaşadığını, onu nasıl bir geleceğin beklediğini düşünmekte midir? İçinden geçmekte olduğu dönem onu nasıl yanılsamalara götürmektedir?

Burjuvalar Darbe Yapar, İşçiler Devrim Yapar

Ah ne “şanlı” / burjuva parlamentolarınız / ne “şanlı”! / Mermer kaplı beton direkleri / ihtişamlı mı ihtişamlı. / Ceylan derisi koltuklara oturur / kıymetli burjuva kıçlarınız. / Birleşince pazarda çıkarlarınız, / Kurulunca “al gülüm ver gülüm” düzeni, / Çift kanatlı melek olur / daha önce lanetleyip şeytan diye taşladıklarınız. / Bir konsensüs oluşur, / “kutsal ticaretin” mabedinde. / Ve doluşur sıralarına; / tüccar, sanayici, finans kapitalin temsilcileri.

Bugünün Karanlığına Işık Tutanlar

Böyle dönemlerde umutsuzluğa kapılmamak ve ne yapacağımızı bilmek çok önemli. Çünkü örgütsüz ve bilinçsiz olduğumuzda egemenler bizleri kolayca yönlendirirler. 15 Temmuz sonrasında olduğu gibi ya burjuva medyanın ve egemenlerin yalanlarına kanıp “demokrasi” adına faşizmin tırmandırılması politikalarının peşine takılırız ya da hiçbir şey yapamayacağımızı, hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünerek umutsuzluğa kapılırız. Ama biz Marksizme inanan, onun öğretisiyle beslenen mücadeleci emekçi kadınlar olarak ümitliyiz.

Gençlik Sverdlov Olup Mücadeleyi Büyütmeli!

Tarihte, adları mücadeleleriyle ölümsüzleşen pek çok devrimci önder vardır. 20. yüzyılın başlarında bu önderlerden bir fidan filizleniyordu. O, Lenin’in “muazzam bir örgütçü” dediği genç Yakov Mihayloviç Sverdlov’dur. Onu, eşsiz mücadele tutkusunu yaşamının sonuna dek yaşatmış olan bu devrimciyi, hayat arkadaşı Klavdiya Sverdlova’nın “Sverdlov: Urallı Delikanlı” adlı biyografik romanıyla daha yakından tanıyoruz. Bugün biz gençler için Sverdlov ve onun gibi birçok yoldaşının mücadelesinden, yaşamından feyiz almak son derece önemlidir. Üçüncü Dünya Savaşının sürdüğü bu yıllarda devrimci önderlerin mücadeleleri, yaşamları karanlığı yırtarcasına aydınlık bir yol sunuyor bize.

Seni Seçtik Mücadele!

Dünyanın pek çok ülkesinde ve Türkiye’de onca olay yaşanırken, nasıl oluyor da insanlar gerçek hayatla ilgisi olmayan şeylerin peşinden sürükleniyorlar? Aslında kapitalistler tarafından piyasaya sürülen bu oyunlar, medyada önümüze sunulan diziler, filmler, videolar vb. hepsi bu çürümüş sistemin üzerine serilen desenli bir örtü. Bu sistemin ürettiği tüm pislikler örtünün altında büyümeye devam ederken, bizden örtünün üzerinde oyalanmamızı istiyorlar. Yaşadığımız sorunları, işsizliği, yoksulluğu, gelecek kaygımızı örtünün altına süpürüp, dünyada her şey normalmiş gibi yaşamamızı istiyorlar.

Küçük Kara Balık Olalım, Deryalara Akalım!

“Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi? Yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü?” diye soruyordu Küçük Kara Balık annesine, Samed Behrengi’nin o ünlü kitabında. Ve böylece başlıyordu Küçük Kara Balığın hikâyesi, kılıç balığına, korkunç balıklara ve yaşamında bir kere bile denizi sormamış komşularına inat.

Yürüyorlar!

Ahhh! tüm heyecanıyla yaklaşıyor O gün, / bütün kararlığıyla geliyor. / Esiyor rüzgâr, / gecenin karanlığını yırtarcasına / uğulduyor. / Devrimi müjdeliyor sabah, / marşlar söylüyorlar, / bayraklarıyla yürüyorlar!

Gericiliğe Sırtını, Mücadeleye Yüzünü Dönmek

Türkiye’de nüfusun dörtte birini gençler oluşturmaktadır. Bunların bir kısmını işçiler, diğer kısmını ise büyük çoğunluğu birer işçi adayı olan öğrenciler oluşturuyor. Yoğun bir genç nüfusun olduğu böyle bir ülkede, gençliğin nasıl bir hayat sürdüğünü ve nasıl bir toplumda yaşadığını sorgulaması, tepeden dayatılanlara boyun eğmemesi, hayatı daha anlamlı kılmaya çalışması önemlidir. Böylece gençliğin bir parçası olduğu işçi sınıfının yolunun onun yolu olduğu gerçeğini görmesi ve mücadeleyi daha ileri taşıması mümkün olacaktır.

Gerçeğin Işığını Taşıyanlara

Ne güzeldir karanlık / dizlerinde sallarken doğayı uyutmak için / Dinlensin ve yeniden göğersin diye / uykuya çekerken yaşamı / Ne güzeldir karanlık / sarıp sarmalarken toprağı / soluklansın diye / Yeryüzünü kavuştururken yıldızlara / Hayalleri kısrak kısrak salarken çayırlara / Ne güzeldir karanlık…

Ya Onlar Kazanacak ya da Biz!

Ya onlar kazanacak / Ya da biz / Şakaya gelir yanı yok bu işin / Ortada bir yerde durup / Paçayı kurtarmaya çalışmanın onursuzluğu bir yana / İmkânı da yok / Ya onlar kazanacak / Ya da biz

Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın Sosyalizm!

1 Mayıs... Burjuvaziyi yeryüzünden söküp atmak üzere insanlığın son kavgasına atılan proletaryanın, kızıl bayrağını göklere çıkardığı mücadele günü olan 1 Mayıs! Sömürüye, zulme, açlığa ve yoksulluğa karşı dünyanın her köşesinden birlik, dayanışma ve kardeşlik çağrılarının yükseldiği şanlı gün!

“Gençlik Yeni Anayasa İstiyor”

İstanbul’un birçok ilçesindeki sokaklarda, metro istasyonlarında, toplu taşıma duraklarında ve bazı okulların duvarlarında HAD imzasıyla “gençlik yeni anayasa istiyor” afiş ve pankartları göze çarpıyor. Hürriyet ve Adalet Derneği denilen bir dernek tarafından yürütülen bu kampanyanın sloganlarına bakacak olursak, hangi amaçla yapıldığını tahmin etmek zor olmasa gerek.

Bu Kavga Bizim Kavgamız

Şiirler vardır acıyı, mutluluğu, savaşları, hayata dair her şeyi anlatan. Şiirler vardır mücadeleye davet eden, onurlandıran, gururlandıran. Ankara’dan erkek yoldaşlarımızın KIZIL YÜREKLİ KADINLARIMIZ adlı şiirini okurken kadınlar ve erkekler olarak duygulandık ve heyecanlandık. Taşıdığımız bayrağı daha ileriye götürmenin inancıyla ve umuduyla yoldaşlarımızı selamlıyor ve teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!

Paris Komünü 145 Yaşında

Bundan 145 yıl önce Paris Komüncüleri şöyle haykırıyorlardı: Yaşasın toplumsal devrim! 18 Mart 1871’de işçiler ayaklanarak Paris’te siyasal iktidarı ele geçirdiler ve tarihin sayfalarına unutulmayacak bir iz bıraktılar. Sadece 72 gün yaşayabilen Paris Komünü, işçi sınıfının iktidar biçiminin ilk somutlanışıydı.

Ben Anadolu’yum

Ben Anadolu’yum / Bazen, adıma türküler yakılır / Bazen, yağma masasında meze olurum / Bazen sevdalanırım gökyüzüne, uzatırım kollarımı Ağrı’nın doruklarından / Bir ana gibi bereketli ve hünerliyim / Tanık oldum / Binlerce yıl gerisine ve bugüne / Ama alışamadım / Yasemin kokan bahçelerdeki barut kokusuna

Sayfalar

Marksizm ve Gençlik beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.