Navigation

Marksizm ve Gençlik

Ocak’ın Kardelenlerine

Yaşamlarını, kavgayla, güzel günlerin inancıyla yoğurmuş işçi sınıfının önderlerinden Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’i 15 Ocak 1919’da, Lenin’i 21 Ocak 1924’te, Mustafa Suphi ve yoldaşlarını ise 28 Ocak 1921’de yitirdik. Onların mücadelesi bugün bize yol göstermeye devam ediyor. Burjuvazi bedenlerini katletse de onların fikirleri yaşıyor ve yaşayacak.

Geceyi Aydınlatanlara

Gece çökmüş, etraf karanlık / Ama hiç mi ışık yok? / Ya bu binlerce minik parıltı? / Hayır, yıldız değil! / Yıldız kadar uzakta değil, omuz başın kadar yakınındalar İyi bak! / Alev alev yanan binlerce çift gözdür onlar / Aldanma parıltının ufaklığına / Binlerce minik parıltı birleşip, yarın güneşi doğuracaklar!

PISA Raporu ve Eğitim Sisteminin İçler Acısı Hali

Türkiye’de eğitim sistemi günümüze kadar çeşitli sorunlarla yaşayageldi. Ezberciliği, düşündürmeye itmeyişi, sorgulamayışı vs. Ancak hiç bu kadar kötü olmamıştı. “Çocuklarımıza dinimizi öğreteceğiz” yalanlarıyla imam-hatip okullarını patlamalı bir şekilde yaygınlaştıran AKP’nin asıl amacı, milliyetçilikle bilenmiş, gerçek dışı bir tarih anlayışıyla kafası doldurulmuş, bilimsel düşünceden uzak, gelene ağam gidene paşam diyecek, yaşadığı sıkıntıları ve çelişkileri sorgulamayacak, kader deyip geçecek bir nesil yetiştirmektir. İşte PISA testlerinde alınan sonuçlar da bununla uyumludur!

Alesta Viya!

Mendirekte bir gemi. / Gemide direkler, / gemide odalar, / gemide güverte. / gemide mutfak, / İskele, / Sancak. / Borda, / Karina, / Pupa, / Pruva, / Gemide dümen.

Çıkar İçindeki İnsanı

Çıkar içindeki insanı, / Gör önündeki sis perdesinin ardını, / Ümran bebeğin yüreğini gör. / Ermenek’te oğlunu kaybeden ananın yüreğini, / Roboski’de kardeşi paramparça olmuş ablanın yüreğini gör. / Çıkar içindeki insanı, / Gör önündeki sis perdesinin ardını, / Aklınla düşün. / Neden savaşlar var? / Kim başlatır savaşları ve kim kâr eder savaşlardan? / Sanayide işçi Ömer mi? / Pancar tarlasında ırgat Hacer mi?

Güneşin Çocukları

Terk ettiler gökyüzünü / Maviye bu denli vurulmuşken hem de / Düşman gökkuşağımıza kara çaldı / Ankara’nın “kara”sından… / Ağladı tüm renkler / Can verene küstü / Eller, kollar ağladı / Ankara’nın soğuk taşları ağladı / Kuşlar göçtü bu topraklardan/ Kanat çırpa çırpa / Yırtarak karanlığı güneşe seslendiler / “Öldürdüler” dedi en öndeki ağlayarak “öldürdüler çocuklarını…” / Güneş sırtını döndü bize, karanlığınız tüketecek ışığımı deyip gitti…

Genç Nüfusta İşsizlik Yükseliyor

İşsizlik sorununa karşı çalışan-çalışmayan ayrımı yapılmaksızın işçi sınıfının tüm kesimleriyle birlikte mücadele edilmelidir. Ücretler düşürülmeksizin işgünü kısaltılmalı, fazla mesailer kaldırılmalıdır. Var olan tüm işler, çalışabilir durumdaki tüm işçiler arasında paylaştırılmalıdır. Kârlarının düşmesini istemeyen kapitalistler ve onların ekonomistleri, ideologları bu taleplerimizin mümkün olmadığını, birer hayal olduğunu söylüyorlar. Evet, bu talepler kapitalizmin özel mülkiyeti koruyan duvarlarına çarpıp geri dönebilir. Ancak kapitalist duvarlar parçalanıp yıkılmadan milyarlarca emekçiye reva görülen işsizlik, açlık ve sefalet koşulları son bulmayacaktır. Bu sorunların son bulması için verilen işçi sınıfının devrimci mücadelesinde en çok da kapitalizmin geleceksizleştirdiği gençler yer almalıdır.

YÖK Bugün de Görev Başında

12 Eylül faşizminin yarattığı YÖK 35 yıldır varlığını sürdürüyor. Türkiye bugün de 12 Eylül’ü aratmayacak bir dönemden geçiyor. Fakat egemenler bir şeyi unutuyorlar; devrimci işçi sınıfı en baskıcı, karanlık dönemlerde bile mücadeleyi sürdürmüş, aydınlığa çıkmasını bilmiştir. Bugün de olağanüstü bir dönemden geçiyoruz, ama öyle diye sınıf bilinçli öğrenciler olarak YÖK gibi çürümüş bir kurumun altında sinecek, ezilecek değiliz! Tarih bize gösteriyor ki her koşulda yapılacak bir şey vardır. Yeter ki seçimimizi yapıp işe girişelim. Dolayısıyla biz sadece YÖK’ü değil, onu yaratan sistemi ve zihniyeti kökünden söküp atacak bir mücadele yolunu seçiyoruz: İşçi Sınıfının Devrimci Mücadelesi!

Özgürlük Çocukların Kanatlarında

Dünyayı güzel, özel ve yaşanılır kılan çocukları yaşatmamak, aslında kapitalistlerin nasıl da uygar görünümlü barbarlar olduklarının kanıtıdır. Ölümün vatanı olmuş Ortadoğu’da binlerce çocuk öldü. Çoğunun cansız bedenleri saatlerce, günlerce ortada kaldı. Türkiye’de de durum çok farklı değil. Yüzlerce Kürt çocuk öldürüldü, bombalarla, mayınlarla sakat bırakıldı, “ıslahevinde” işkenceye maruz kaldı. Pozantı cezaevinde tecavüze uğrayan çocuklar için “bu çocuk cin gibi, her şeyi yapar” denildi. Taş atan çocuklar müebbet hapis cezalarıyla yargılandı. Çoğu ilkokul eğitimini bile alamadı. Savaşın ortasında, işkencenin göbeğinde, yüreklerinde acı bulunan çocuklar… Onların hayallerinin hâlâ masum ve saf olması bu barbarların ne kadar acınası bir durumda olduğunu gösteriyor. Acı kelimesini duyunca aklına sadece “acı biber” gelen çocuklar yetiştirememektir insanlığın en büyük utancı. Onları öldürmek ya da ölüme yollamak da insanlık eksiğimiz.

Körelmesin Yürekler

Çocukların sesi kesilmemeli / Sokakların ortasında oynarken / Anneler ninni diye / Ağıt yakmamalı beşiktekine / Asılmamalı durduk yere / Gül yüzler / Varlıklar asalakların varlığına / Armağan olmasın artık / Kim ölmeyi hak ediyor?

Suriyeli Mülteci ve Kürt Yoksul Çocuklara

Sökseniz ciğerlerimi yerinden, / çıkarsanız gözlerimi, / atsanız dünyanın öbür ucuna, / atsanız da, görmese halini yeryüzünün. / Çocukların karaya vurmuş cesetlerini görmese. / Görmese parçalanmış bedenlerini, / minicik ellerini, / sarı kavruk saçlarını, / kanla dolmuş avuçlarını görmese. / Ah yüreğim! / Nasıl dayanılır bu zulme? / Islana ıslana pınarları kuruyan gözlerim, / görüp de nasıl katlanılır? Söyle! / Ahh ellerim! / Nasırlı ellerim! / Nasıl duruyor hâlâ saçlarım yerinde yolunmadan?

Eğitimde de Eşitlik İçin Kapitalizme Karşı Mücadeleye

Eğitimdeki eşitsizlik sorunu temelde kapitalizmden, egemen sınıfın toplumun tepesine çöreklenip üretilen değerlerin devasa bir kısmına el koymasından, her şeyi üreten emekçi sınıflara ise sadece kırıntıların düşmesinden kaynaklanıyor. Kapitalist düzende egemen sınıf için önemli olan, ihtiyaç duyduğu kadar vasfa sahip işgücü yetiştirmektir; herkesin yetenekleri, ilgi alanları ve isteği doğrultusunda nitelikli bir eğitim alması değil. Burjuva hükümetler sermayeye peşkeş çekecekleri kaynaklara ve savaşa milyarlarca dolar ayırırken, emekçi çocuklarının eğitimi için ayırdıkları bir liranın bile hesabını yaparlar.

Kutup Yıldızı

Umuda ışıldıyor kutup yıldızı / Ve bekliyor / Çocukların halaylarla karşılayacağı günü / Çocuklar / Yasak dille ağıt yakan anaların çocukları

Gözlerimde Tütüyorsun

Ben seni / uğruna ölüp ölüp dirildiğim / Ben seni / her ağacın dalında / Ben seni / her arının balında / Ben seni / dünde, bugünde ve yarında bildiğim için / Bu yerin, / hayalinle aydınlattığım / bu yerin altında / Kollarından bağlıyım sana / KAVGAM…

Suriye Ağıdı

Emevi camisinde / Bir öğle üzeri / Namazındaydın ölmelerin / Beyaz bir güvercin / Sessizliğindeydi yüreğin / Bütün parmaklar tetikteydi / Bütün gözler namludaydı / Bütün bedenler çürümekteydi / Bir ülke bütün bütün / Boğazlanmaktaydı

Sayfalar

Marksizm ve Gençlik beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.