Navigation

Marksizm ve Gençlik

Eğitimde Hayaller ve Gerçekler

Kapitalizm her şeyi olduğu gibi eğitim sistemini de kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirir. Burjuvazi maksimum kâr elde edeceği alanlarda gelişimlerin önünü açabilecek vasıflı insanlara ihtiyaç duyar. Kendi çarkında öğüteceği bu insanları toplumda iyi bir yer edineceği, iyi bir hayatının olacağı konusunda hayaller pompalayarak televizyonlarıyla, medyasıyla, okullarıyla ve bu konuda “uzman” kişileriyle inandırır. Burjuva eğitim sisteminin tornasından geçen pek çok genç de bu hayallere kapılır.

Marx’ın Küçük Kızı Eleanor

Marx’ın kızları işçi hareketine karşı büyük ilgi ve çaba gösterdiler. Marx ile çocukları arasındaki ilişki şefkatlice ve serbestçeydi. Babalarına ağabey, arkadaş gibi davranıyorlardı. Marx baba otoritesinden tiksiniyordu. Marx kızlarının ciddi işlerinde danışmanı oluyordu. Marx’ın kızları komünizmi doğrudan Marx ve Engels’in eğitimiyle öğrenmişlerdi ve onların birer komünist öğrencileriydiler.

Hayatımın Dönüm Noktası Mücadele Etmek Oldu

Birçok insanın hayatında dönüm noktaları vardır. Benim hayatımın dönüm noktası ise abimin beni bir işçi derneğinin şiir, müzik etkinliğine götürmesiyle oldu. İlk defa böyle bir yere gidiyordum, insanlar bana çok sıcak davranmıştı. Kadın arkadaşlar boynuma sarılarak hoş geldin diyordu. Sanki birbirimizi yıllardır tanıyorduk.

“Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” ve “Dönüş Yolu”nda Anlatılanların Güncelliği

Emperyalist savaşlar, savaşın yıkıcılığı, insanın insana yabancılaştığı, müthiş travmaların yaşandığı tarihsel kesitler… Kapitalizmin insanlığa çektirdiği acılardan bir kesit… Yazar Erich Maria Remarque, Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşındaki bir grup askerin hikâyesini 19 yaşındaki iki gencin, Paul ve Ernest’in gözleriyle anlatıyor “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” ve onun devamı niteliğinde olan “Dönüş Yolu” romanlarında.

Ateşten Tuğlalar

Biliyor musun? / Sefalet devam ediyor hâlâ, / fikri sefalet... / Peki ya sen? / Hangi patikalardan geçtin? / Hangi dağ yamaçlarından?

Eğitimde Çok Boyutlu Gerici Saldırılar

“İtaatkâr, kanaatkâr ve kindar” nesillerin yetiştirilebilmesi için bu yıl içerisinde atılan bazı adımlar özellikle dikkat çekiyor. Müfredatta yapılan apaçık bilim karşıtı değişimler, solcu-ilerici öğretmenlerin KHK’larla tasfiyesi, yönetmelik değişiklikleriyle okulların adım adım medreseleştirilmesi ve ibadethaneye çevrilmesi, devlet okullarına ayrılan kaynakların aslan payının imam-hatiplere akıtılması, imzalanan protokollerle dinci vakıfların resmen okullarda faaliyetler yürütüp adeta şubeler kurmasının önünün açılması… Hepsinin ortak paydasını da, eğitim alanının daha da dinselleştirilmesi oluşturuyor.

Göçemeyen

Bu, göçemeyen yüz binlerce mülteciden suskun kalan milyonlara bir sitem türküsüdür.

Hayal Et

Salgın gibi büyüyor / Çığ gibi coşkun / Her yerde her şeye hazır / Sancılı, acılı, mutlu, umutlu / Büyüyor, büyütülüyor her yerde / Bu bir hayal hayal et.

Yola Çıkarken, Yolda ya da Yaşamak Bu!

Hesabını yaptın mı / uzun ve dikenli yolların? / Her adımda bir engel. / Her adımda, ayağına dolanan, / Tutup paçalarından çeken kırk el. / “Vazgeç bu sevdadan “ diyenler de olacak, / “sana mı kaldı dünyayı kurtarmak “diyenler de. / Tutar tutmaz daha kavganın kolundan, / Atar atmaz ilk adımlarını daha, Yaşamın dibinden kırk el, / Hem de en dibinden kırk el, / Kırkı birden, / Her birinde beş parmak,

Kadınların Mücadelesi, Mücadelenin Kadınları /4

Direngen bir komünist ve büyük bir şair olan Nâzım Hikmet, Osmanlı’nın son yıllarına ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk 40 yılına şahitlik etmiştir ve şiirlerinde o yılların kadınlarını betimlemiştir: Korkunç ve mübarek elleri olan kadınlar sanki hiç yaşamamış gibi ölürler, ekinde, tütünde, odunda ve pazarda onlar vardır. Ama sofradaki yerleri öküzden sonra gelir. Karasabana koşulurlar, dağlara kaçırılırlar. Onlar anadır, avrattır, yârdır, ötesi değil.

“Güzellik” Tuzağı

Son yıllarda genç-yaşlı demeden kadınlar ve erkekler güzellik sorunlarına takıntılı hale gelmeye başladılar. Kozmetik ürünleri ve son moda kıyafetleri tükettirmek için reklâmlarda türlü numaralarla “muhteşem” görünen kadın ve erkek modeller boy gösteriyor. Onlar gibi olabilmek için insanlar çıldırmışçasına “muhteşem” görünmenin yollarına başvuruyor. Kimileri, bir ay boyunca uğruna ter akıtarak kazandıkları asgari ücreti en pahalı makyaj ürünlerine harcamaktan çekinmiyor.

Karanlığın İçinde Bir Genç Hikâye

Bazı yıldızlar vardır, kıyıya vurunca birden / Güneşin sıcaklığıyla kurur giderler / Kavruk bir eşya olarak süslerler odaları / Fakat bazıları vardır ki, güneşin gölgesinde kalsalar da / Daima parlamaya devam ederler / Karanlığın ortasında adeta göz kırpar, / Yol gösterirler ezelden beri. / Yeni bir güne başlamadan önce / Karanlık göğe bakıyoruz tereddüt etmeden / Bakıyoruz ve gözlerimizi kapatıp, açıyoruz / Anlıyoruz yani.

İşçi Sınıfının Şairi Nâzım Hikmet

3 Haziran 1963’de Moskova’da öldü Nazım. Sevdası sevdamız oldu. Yazdığı şiirler bazen türkü oldu dilimizde, bazen ışık oldu, yol gösterdi, aydınlattı yolumuzu. O katıksız sevdi insanı, yaşamı, memleketini. O günü görebilmek için ömrünü mücadelenin içinde umutla, hınçla ve yılmadan geçirdi. Onu 54. ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz.

Kapitalist Çürüme Girdabında Gençlik

Bugün kapitalist sistemin belki de en tahammülsüz olduğu “Nasıl?” ve “Neden?” soruları, gerek akıllardan gerekse de dillerden kaldırılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla öğrenmeye, sorgulamaya meraklı gençlik bugün ne yazık ki yerini bir o kadar umursamaz, hazırcı, tembel bir gençliğe bırakmış bulunmakta. Bilgisayar başından kalkmayan, eline yapışık bir şekilde taşıdığı “akıllı” telefonundan ayrılamayan ve böylece giderek sosyal hayatın dışına itilen, otomatlaşan bir gençlik! Kendisinin, insanlığın ve hatta bir bütün olarak tüm dünyanın sorunlarını sorgulamaktan, değiştirmek istemekten aciz bir gençlik! Kapitalizmin paslı çarkları arasında öğütülen, un ufak edilen bir gençlik! Kapitalist çürüme girdabında gençliğin hali budur. Kapitalist çürüme işçi sınıfının örgütsüz gençliğini de çepeçevre sarıyor ve tüm irinini körpe bilinçlere zerk ediyor.

Sahi Ne Zaman Büyüdük Biz?

Ne ara büyüdük biz sahi? / On sekiz yaşın deli kanında mı büyüdük / Yoksa, / Öpülünce acıyan yerimizin iyileşmeyeceğini öğrenerek / Kaybettiğimiz masumiyetimizde mi? / Ya da / Bedenimizden ağır bir yükü taşırken mi büyüdük, / Bir kapitalisti zengin ederken? / Sahi ne zaman büyüdük biz? / Akşam yemeği telaşında, / eve ekmek götürürken / yolda vurulup öldüğümüzde mi büyüdük.

Sayfalar

Marksizm ve Gençlik beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.