Navigation

Marksizm ve Gençlik

Tarih Yeniden Yazılacak

Uyanın zalimlerin zulmüne direnen Spartaküsler, / Şeyh Bedrettinler, Lyon ve Parisliler / İşçiler, katillerinizi kendi kanlarında boğacak. / Ve tarih hayatı üretenler için yeniden yazılacak!

“Faşizmin Nifakı”

Böyle değildi bu kavak ağaçları. / Dalları yapraksız; / yaprakları şarkısız olmazdı. / Sokaklarda fink atardı kediler, / bir arabanın altından diğerine korkarak kaçmazdı. / Kuşlar, / “cik” leyip uçmazdı hemen / dokundurmadan dallara ayaklarını.

Jinê Cihanêra…

Ey jinê cîhanên bin dest / Armanca meye yekemîn / Em sitran, helbest û coşa xwe / Li ser rewşa şoreş û şoreşger’ıyê zêde bıkın. / Agırê rizgariyê bi hevîya xwe şinkın

Okulda Siyaset Yapılmaz mı?

Üniversite öğrencileri olarak 2018 öğretim yılına yaklaşırken, üniversitelerdeki mevcut durumu aktarmak istedik. Zaten 7 Haziran seçimlerinden itibaren üniversiteler abluka altına alınmaya başlanmış, ÖGB ve çevik kuvvet el ele öğrencilerin tepesine çöreklenmişti. OHAL’in ilanı ile devam eden süreçte üniversiteler iyice iktidarın kıskacı altına alındı. Duvarlarında devrimci sloganların, taleplerin, afişlerin yer aldığı fakülteler, yemekhaneler boya badana ile muhalif her türlü fikirden arındırılmış durumda.

Bilim Ne Yana Düşer Usta!

Egemenlerin güncel ihtiyacı silah ve o silahları kullanacak genç insanlardır. Üniversiteler de üstüne düşen görevi yapmak için canla başla çalışmaktadır. Oysa başka bir düzende, sınıfların, sınırların ve sömürünün olmadığı bir düzende yaşıyor olsaydık bilim de çok başka amaçlarla kullanılıyor olurdu. Para ve güç kaygısı değil, insanlığın çıkarları ve gelişimi olurdu tek kaygımız.

Okurlarımızdan: Ekim Devrimine Selam Olsun!

Okurlarımız, işçi mahallelerinden, fabrikalardan, işyerlerinden ve okullarından Ekim Devrimi'nin 100.yılını selamlıyorlar.

Ekim Devrimi, Sanat ve Etkileri

Devrim patladığında, bir tarafta 150 milyonluk köylü dünyası, Rusya bozkırlarında ve Orta Asya düzlüklerinde 500 yıl öncesinin ilişkileri, alışkanlıkları ve düşünce biçimleri, öte tarafta büyük kentlerdeki modern kapitalist ilişkiler, devasa fabrikalarda toplanmış modern işçi sınıfı vardı. Geri bir ekonomik zemin üzerinde hayat bulan ve imkânsızlıklarla boğuşan işçi iktidarı, dört bir cephede mücadele ediyor ve en geri olanı en ileriye çekmeye çalışıyordu. Bir taraftan iç savaşla boğuşurken, öte taraftan en ücra köşelere kadar gitmek, okullar açmak, eğitimi kurumsallaştırmak, kitleleri eğitmek, cahilliği yenmek ve kültürel dönüşümü gerçekleştirmek zorundaydı. Egemen sınıflar kitleleri cahil bırakırken, işçi iktidarı, aynı kitleleri eğitmek ve dönüştürmek için Rus ve Batı Avrupa klasiklerini eğitim-öğretim sürecinin zorunlu bir parçası yapmıştı. Şurası kesin ki, Ekim Devriminin etkisiyle karşılaştırılacak olursa, Rusya gibi geri bir ülkede kitleleri geçmişin alışkanlıklarından kopartmak, kültürel dönüşüm yaratmak ve yaratıcı bir gelişmenin önünü açmak o kadar kısa bir sürede asla kapitalizmin harcı olamazdı.

Karanlıkları Yırtan Fırtına: Ekim Devrimi

Dünya işçi sınıfının en büyük tarihsel eyleminin, şanlı Ekim Devriminin üzerinden 100 yıl geçti. 1917’de dünyayı sarsan bu kızıl fırtına, tarih nehrinin yatağını değiştirdi. Dünyanın tüm ezilenleri bu fırtınanın yarattığı umudun etkisi altına girdiler. O güne kadar gördükleri en büyük kıyım olan dünya savaşının biteceğine, sömürünün son bulacağına, yepyeni bir dünya kurulacağına, gerçek mutluluğa ve özgürlüğe ulaşılacağına inandılar. O dünyayı elleriyle kurmak için işe giriştiler.

Ekim Devrimi 100. Yılında İşçi Sınıfına Umut Olmaya Devam Ediyor!

Bundan 100 yıl önce de durum bugünkünden çok farklı değildi. Emperyalist savaş, ağır yaşam koşulları ve daha nice sorun o günlerde de vardı. Savaşı ve sömürüyü kabul etmeyen Rusya işçi sınıfı, Lenin ve Bolşevik Parti önderliğinde 1917 Ekiminde devrimi gerçekleştirerek savaşa ve sömürüye son vermişlerdi. Bu devrim bizler için bu yüzden büyük öneme sahiptir

Ekim Devrimi 100 Yaşında

İnsanlık tarihinde çok büyük değişimlerin yaşandığı dönemler olmuştur. Eski toplumsal yapılar yıkılmış, yerine yeni toplumsal sistemler gelmiştir. Her toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan ezilenler, yoksullar ve işçi sınıfı için ise çok daha önemli olan bir dönem yaşanmıştır: Ekim Devrimi.

Mutluluk mu Dediniz?

Sizce mutluluğun sırrı nedir? Bu sorunun cevabı herkese göre değişecektir. Suriyeli mülteci ailelere sorsak kendi ülkelerinde savaşın bitmesi, evlerine ve yurtlarına geri dönebilmektir. İşsiz işçiler için bir işinin olmasıdır. İşi olup çalışan işçilerin daha iyi koşullarda ve ücretlerde işlerinin olması onları mutlu edecektir elbette. Kirada oturan işçilere sorsak başımızı sokacak bir evimiz olsaydı ne mutlu olurduk diye cevap verirlerdi. Sağlık problemi yaşayan insanlara sorduğumuzda sağlıklarına kavuşmalarıdır mutluluk.

Kapitalizmin Karanlığını Yırtacak Kızıl Tomurcuklarız

Elif Çağlı’nın Eylül Günlüğü

11 yıl önce kaleme alınmış bu yazı, Elif Çağlı'nın Eylül Günlüğü adlı şiir kitabını okuyucuya tanıtıyor ve 12 Eylül askeri faşizminin karanlığında direncini ve umudunu yitirmeyenlerin sonunda nasıl bu karanlığı yırttığına odaklanıyordu. Bugün de sivil kökenli bir karanlık dönemden geçiliyor. Ve bugün de direnç çiçeklerini büyütmek, bu karanlığa karşı mücadelede tarihsel iyimserliği yitirmemek büyük önem taşıyor. Bu nedenle sözkonusu yazıyı okuyucularımızın ilgisine tekrar sunuyoruz.

Sayfalar

Marksizm ve Gençlik beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.