Navigation

Marksizm ve Gençlik

“Bir Başka Dünya” Filminin Gösterdikleri

Kriz ve savaşlara neden olan kapitalist sistem insanlığa acıdan ve çileden başka bir şey vermiyor. Emekçi kitleler, her defasında oyalanmak ve kandırılmak isteniyor. Filmde bir emekçi kadın olarak yıllarca ezilen, krizin derinleşmesiyle sofrasında eksilenlerin yanı sıra yaşamında da eksik olan şeylerin farkına varan, faşist kocasını terk eden Maria karakteri; önce korksa da mültecilerin dünyasına girmekten kaçmayan Daphne karakteri; kemer sıkma politikalarını uygulamak için şirketin merkezinden Yunanistan’a gönderilen ve çarkın bir dişlisi olarak acımasızca işten atmalara girişen Elise karakteri, “Alman halkı ile Alman devleti birbirinden ayrıdır” diyerek Yunan halkının asıl düşmanını ortaya koyan Sebastian karakteri… Bu karakterlerin her birinin hikâyelerinin birleştiği yerde taşlar yerine oturuyor ve “kriz”in emekçiler açısından ne olduğu daha net biçimde ortaya çıkıyor. Kapitalist düzene karşı mücadele etmeden “krizden” kurtuluşun yolu olmadığı berraklaşıyor.

Kapitalizm Çürüyor, Madde Bağımlılığı Artıyor!

Uyuşturucu kullanımı kuşkusuz kapitalizmle birlikte başlamamıştır. Tarih boyunca ezilenler nice acılar yaşamış, yoksulluk ve yokluk içinde kâh kederlenip kâh hüzünlenmişler, güçsüzlüklerini ve acılarını bir nebze olsun dindirebilmek için keyif veren bu maddeleri denemişlerdir. Çağlar boyu değişik şekillerde tıpta da kullanılan bu maddeler ağrıları dindirmede çeşitli tedavilerde kullanılagelmiştir. Ancak kapitalizmle birlikte daha geniş alanlarda kullanılmanın yanı sıra para kazanma amaçlı ticaretine başlanmış, kapitalizm altında bu tür maddeler de meta haline getirilmiştir.

Lyon’dan Gençlere Sesleniyoruz!

Sene 1831. Bizler korkunç koşullarda yaşıyoruz, eğer buna yaşamak deniyorsa. 14-18 saate varan çalışma saatleri, bakımsız rutubetli barınaklar, bizi yatağa aç sokan ücretler. İşsiz kaldığımızda dilenirdik ya da açlıktan ölmeyi beklerdik. Zamanı geldi, artık yeter diyoruz.

Örgütlenmek Görmek Demektir

Jose Saramago’nun Körlük adlı kitabını okudum. Örgütlenmek görmek, bakmak demektir. Kitaptaki gözleri gören kadın karakter gibi biliyoruz ki tüm bu kapitalist sistemin oluşturduğu körlük diyarında gören ve bakan kişiler olarak üzerimizdeki sorumluluk fazla. Bizler örgütlü mücadele yürüten bilinçli işçiler olarak ne kadar çoğalırsak, bakmaya görmeye devam edersek, bize çizilen beyaz körlükten çıkıp gerçek aydınlığı o kadar görecek ve diğerlerinin de görmesini sağlayacağız.

AKP’nin Eğitim Politikaları Gençliği Çıkışsız Bırakıyor

AKP ürettiği politikalarla kendi iktidarını sürdürmek için itaatkâr nesiller yetiştirmeyi hedefliyor. Ancak bir de madalyonun öbür tarafı var. AKP’nin politikaları sınıfsal çelişkileri derinleştiriyor, alttan alta tepkiler birikiyor. Bu çelişkiler eninde sonunda kendini patlamalı olarak dışa vuracaktır. Özellikle ekonominin aşağıya doğru gitmesi, işsizliğin kitlesel olarak artması ve gençliğin içinde işsizlik oranlarının yüksekliği gibi faktörler süreci daha da hızlandırmaktadır. Köle gibi sömürülmek istemeyen ve onurlu bir gelecek kurmak isteyen gençler, yükselecek sınıf mücadelesinin en büyük dinamiklerinden biri olacaktır. Gençliğin çıkış yolu işçi sınıfının devrimci mücadelesinden geçiyor.

Ekmek ve Özgürlük Kavgasının Devrimci Şairi Vaptsarov

Tarihte bazı yaşam öyküleri vardır ki, tanıklık ettiği yılların yanı sıra, insanlığın umutlarını, acılarını, mücadeleyi ve gelecek güzel günlere olan inancını da anlatır. Nikola Vaptsarov’un soylu bir davaya adanmış yaşamı bunun güzel örneklerinden biridir.

TEOG’un Kaldırılmasının Altından İmam-Hatipler Çıkıyor

Sınavı kaldırmaya karar verdikten sonra da, o güne kadar küçük yaşta öğrencilerin sınav cenderesinin içine girmesini yanlış bulan tüm muhaliflere, öğrencilere, ailelere kulak tıkamış olan AKP hükümeti, sınavın zararını, ziyanını anlatma yarışına girdi. Hükümet yetkililerinin konuşmalarını dinledikçe sanırsınız ki, bu sınav sistemini başka bir iktidar getirmiş! Bu kaldırılan sınav sistemi TEOG’un ne olduğuna kısaca değindikten sonra, AKP’nin bu sınavla ne planladığına, istediklerini elde edip edemediğine ve bununla bağlantılı olarak da kaldırılmasının asıl nedenlerine işaret ederek devam edelim.

Eğitim de Tutsak: Cezaevinde 69 Bin Öğrenci!

Yaklaşık 35 bin sayısıyla, neredeyse her altı mahpustan birinin öğrenci olduğunu görüyoruz! Bu sayının azımsanmayacak bir bölümünü ise AKP’nin tedrisatından geçip “itaatkâr, kanaatkâr ve kindar” bir nesil olmayı reddeden tutsak öğrenciler oluşturuyor. Devletin geleneklerine en iyi şekilde sahip çıkan AKP, bir sindirme aracı olan cezaevleriyle tarihin en yüksek sayısına ulaşarak gençlik üzerindeki baskısını üst noktaya ulaştırmış bulunuyor.

Çözümsüzlüğün Adı: “MEB”

Eğitimdeki tablo son derece iç karartıcıdır. İktidarın bu alana dair planları, siyasi hesapları tabloyu daha feci hale getiriyor. Eğitimdeki sorun iddia edildiği gibi TEOG’la sınırlı değil. Kalabalık sınıflar, okullarda yeterli altyapının olmaması devlet okullarındaki temel sorunların başında gelmektedir. Genel itibariyle eğitimin bilimsellikten uzak olması; laik ve anadilinde eğitimin önündeki engeller; gerici, milliyetçi, hurafelere dayanan tarih anlayışı ile şekillendirilmiş müfredat, eğitim sisteminin hayati sorunları arasındadır.

Tarihsel İyimserlik, Gençlik ve Alâmetler

2000’lerden bu yana, dünya genelinde belli bir tarihsel süreklilik içinde kendini gösteren kapitalizm karşıtı hareketlenme, farklı kollardan dalga dalga ilerleyişi içinde bugünkü uğrağa gelmiştir. Sosyalizmi olumlu gördüklerini söyleyen gençlerin ondan tam olarak ne anladıkları konusunda da hayal görmüyoruz. Ama onların kapitalizm denen şeyden hoşnut olmadıklarını, ona alternatif bir şey olması gerektiği bilincine doğru ilerlediklerini ve tarihsel hareketin şimdilik bu uğraklardan geçmekte olduğunu görüyoruz. Bu uğrak işçi sınıfının da gençliğin de ölmediğini gösterdiği gibi, tarihsel iyimserlik dediğimiz şeyin kıymetini ve derinliğini de gösteriyor.

Ekim Devrimi 100. Yılında Işık Tutmaya Devam Ediyor

Elbet bugün yaşadığımız karanlık ve zor günler de bitecektir. Her daim yüzümüzü işçi sınıfının mücadele tarihine çevireceğiz, ders çıkaracağız ve geleceğe hazırlanacağız. Üzerinden yüz yıl geçen Ekim Devriminin haklılığı bugün daha berrak biçimde açığa çıkıyor. Kapitalist çürümenin geldiği boyut ortadayken kurtuluşun yolunun işçi devriminde olduğu gün gibi ortadadır. Ekim Devriminin sönmeyen ateşi işçi sınıfının mücadelesine ışık tutuyor.

Kartal’da Laik, Demokratik, Bilimsel, Parasız ve Anadilde Eğitim Mitingi

Hükümetin attığı tüm bu adımlara, baskılara, dayatmalara karşı binlerce kişi, 17 Eylül Pazar günü “Laik, Demokratik, Bilimsel, Parasız ve Anadilde Eğitim” talepleriyle Kartal Meydanını doldurdu. Miting Eğitim-Sen ve Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde gerçekleştirildi. Mitinge birçok demokratik kitle örgütü, siyasi parti ve emek örgütü destek verdi.

İnsan Olmalı İnsan

İnsan olmalı insan / Yeşertebilmeli yüreğinde sevgiyi ve umudu / Meselâ yaşamalı hasretleri en kıvamında / Bazen, / Bazen öteki olabilmeli meselâ, / Meselâ, / Pelen Hüseyin’in acı, dehşet ve yaşama isteğini hissedilebilmeli insan / Ya da, insan kendini, Al-rahmun’un yerine koyabilmeli / Ya da, ya da acıların ve gözyaşlarının rengine bakılmamalı

Bir Kurumun Anatomisi: “ÖSYM”

Başkanın açıklamalarında en az pardon meselesi kadar dikkat çeken bir başka husus ise, “kusur üretme meselesine ilişkin” ÖSYM’nin herhangi bir sabıkasının söz konusu olmadığını iddia etmesiydi. Fakat kurumun siciline baktığımızda iddia edilenin tersine sabıkasının hayli kabarık olduğunu görüyoruz. ÖSYM özellikle AKP iktidarı döneminde yaptığı sınavlarda ve yerleştirmelerde birçok skandala imza attı.

Bölünme, “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”!

Ne zaman / şalteri indirip bir fabrika / kavgaya tutuşsa patronla… / İşte o zaman / Suphilerin evin duvarında yazan slogan / hepimizin diline dolanır, / Genç, yaşlı, / Çoluk çocuk / Kadın erkek herkes / Aynı sloganı haykırır, aynı davaya inanırdı; / “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”

Sayfalar

Marksizm ve Gençlik beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.