Kitaplarımız

Our books

Kitaplarımız

Yoksulluk ve İşsizlik


Genç Nüfusta İşsizlik Yükseliyor

İşsizlik sorununa karşı çalışan-çalışmayan ayrımı yapılmaksızın işçi sınıfının tüm kesimleriyle birlikte mücadele edilmelidir. Ücretler düşürülmeksizin işgünü kısaltılmalı, fazla mesailer kaldırılmalıdır. Var olan tüm işler, çalışabilir durumdaki tüm işçiler arasında paylaştırılmalıdır. Kârlarının düşmesini istemeyen kapitalistler ve ...

Milyonlar Açlık ve Savaşla Boğuşuyor

Milyarlarca insan kapitalist sistemin yarattığı açlığa, yoksulluğa, sömürüye ve savaşlara maruz kalmaya devam ediyor. Bugün savaşların yakıp yıktığı şehirlerdeki emekçiler ölülerini bile geride bırakarak, uzun, sonu görünmeyen göç yollarına dökülüyor. Sanki bugüne kadar yaşanan acılar, akıldışı katliamlar, açlık, yoksulluk ve yıkımlar az ...

Kapitalizmin Kıyamet Alâmetleri

Marx servetin gitgide daha az sayıda elde toplanacağını söylüyordu. Bırakalım genel tarihsel eğilimi, bakın sadece bu son beş yılda ne olmuş: Toplam servetleri dünya nüfusunun yarısının toplam zenginliğine eşit olan en zengin kişilerin sayısı her yıl istikrarlı biçimde azalarak 388’den 62’ye inmiş! 2010’da 388 kişi, 2011’de 177 kişi, 2012’de ...

Kapitalizmin Köleleştirdiği İşçi Çocukları

Reebok insan hakları ödülünü kazandığında, konuşma yapmak için Amerika’ya gider İkbal. Pakistan’daki çocukların gördüğü eziyeti Amerika ve Avrupa’daki öğrencilere anlatarak, onlara isterlerse bu konuda bir değişim olmasını sağlayabileceklerini gösterir. 1995’te mücadelesine devam etmek için Pakistan’a döner. Ne yazık ki dostları arttıkça ...

Büyüyen İşsizlik Rakamları ve İşsizlik Sigortası

Sayısı milyonları bulan işsizlerin sorunlarını işsizlik sigortası ile telafi etmek elbette mümkün değildir. Ancak iş güvencesinin yok edildiği Türkiye’de işsizlik sigortası hakkının korunup geliştirilmesi büyük önem taşıyor. İşsizlik fonunun yağmalanması karşısında sessizliğini bozarak mücadeleye girişen işçi sınıfı, yarının daha büyük ...

Egemenlerin Serveti, Emekçilerin Çilesi Büyüyor

Egemenler Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü söylerken, toplum içerisindeki çelişkiler alabildiğine derinleşiyor. Patronlar ve onların temsilcisi olan AKP, ekonominin büyümesini ballandıra ballandıra anlatıyor, ardından da nasıl çok çalıştıklarını ekliyor. Tabii insan kendisine sormadan edemiyor: Büyüyen ekonomiden kime ne kadar pay düşüyor? Bunun ...

İşsizlik Artmaya Devam Ediyor

İşkur’un verileri, bu yılın Temmuz ayında kayıtlı işsiz sayısının 3,1 milyonu geçtiğini gösteriyor. İşkur’un hazırladığı rapora göre, geçen yılın verilerine göre kayıtlı işsiz sayısı %30 oranında artmış, bir yıldan daha uzun süredir işsiz olanların sayısı da 1,5 milyonu geçmiş.

İşsizlik, Resmi Yalanlar ve Burjuva İkiyüzlülük

Bütünüyle kâra dayanan kapitalist sistem nedeniyle, dünyadaki zenginliğin artışına paralel olarak işsizlik, yoksulluk ve gelir eşitsizliği de kesintisiz artmaya devam etmektedir. Dünyada 805 milyon insan kronik beslenme yetersizliği çekmektedir. 1,2 milyar insan günde 1 doların altında bir gelirle yaşamaya mahkûm kılınmaktadır. İşsiz sayısı 200 ...

Rakamlarla Yoksulluk ve AKP’nin “Sosyal” Politikaları

Ne AKP’nin ne de herhangi bir düzen partisinin dağıttığı yardımlar kapitalizmin yarattığı yoksulluğa derman olabilir. Geniş kitleleri yoksulluğun pençesine iten ve o pençelerde acı içinde kıvrandıran kapitalizmdir. Sosyal yardımlar kitlelerin öfkesini bir süre için dizginleyebilir. Örgütlenmenin ve ayağa kalkmanın önünde bir müddet engel ...

Mikro Kredi Kandırmacası

Burjuvazi gerçekliğin üstünü örtebilmenin ve emekçi kitleleri yalanlarına ikna edebilmenin yollarına kafa yorarak, çeşitli türden “sosyal sorumluluk” projelerini gündeme getiriyor. Bu projelerden birinin mimarı olan ve bu yolla yoksulluğu, açlığı bitirmeyi hedeflediğini iddia eden İbrahim Betil, az gelişmiş ülkelere yönelik olarak kurduğu “Sen ...

Türkiye Gelir Eşitsizliğinde Dünya Liderliğine Oynuyor

Gelir dağılımındaki eşitsizlik sadece bir sonuçtur ve bunu doğuran neden olan kapitalizm ortadan kaldırılmadıkça söz konusu eşitsizlik uçurumu katlanarak derinleşmeye devam edecektir. Bugün dünya çapında üretilen zenginliğin tüm insanların ihtiyacını karşılayacak ve çok daha yüksek bir uygarlığı yaratacak düzeye geldiğini biliyoruz.

İşçiden Çalınan Ömür

Saltanatının ilelebet süreceğini zanneden burjuvazi yanılıyor. Bu sömürücü sınıfın bencilliğinden, şımarıklığından, ahlâksızlığından, sahtekârlığından, sömürüsünden, zulmünden nefret eden devrimci işçilerin sayısı artıyor. Dünya işçi sınıfının devrimci mücadelesi sayesinde, yoksullara ömür biçmeye kalkanlar kendileri için biçilen “ömrü” yaşayacaklar!

İşçilerin Yoksulluğu Üzerinden Yükselen Zenginlik

OECD, ILO, TÜİK gibi gerek ulusal, gerekse uluslararası burjuva kurumlar tarafından her yıl pek çok rapor yayınlanıyor. Bu raporlarda, toplumun gelir dağılımından yaşam ve çalışma standartlarına, işsizlik oranlarına varıncaya kadar pek çok konuda veriler sunuluyor. Burjuvazinin gerçek tabloyu gizlemek amacıyla türlü manipülalif işlemden geçirerek işlediği ve yayınladığı bu veriler bile, işçi ve emekçiler açısından durumun hiç de iyiye gitmediğini gösteriyor.

İşsizlik Artarken Sermayenin Sömürüsü Katmerleşiyor

AKP hükümeti sermayenin krizini atlatması için işçi sınıfına yönelik amansız saldırılarını ardı ardına devreye soktu. Sermayeye özel ballı teşvik imkânları sunulurken, işçi sınıfının sosyal hakları çıkarılan yasalarla teker teker tırpanlandı. Taşeronlaşma, kuralsız ve güvencesiz çalıştırma arttı, iş saatleri uzadı, ücretler düştü, iş kazaları katliam düzeyine yükseldi. Böylece Türkiye ekonomisi büyürken, sermaye ve emrindeki AKP hükümeti büyümenin bedelini işçi sınıfına ödetmiş oldu.

Hayırseverlik Dünyayı Değiştirebilir mi?

Bir yanda işçi sınıfının yarattığı muazzam zenginlik, öte yanda bu zenginliğe el koyan bir avuç asalak azınlık. Servetlerini iki katına çıkartan kapitalistler, diğer taraftan da topluma şirin görünmek ve vicdan sahibi kimseler olduklarını düşündürtmek için, göstermelik ve bir o kadar da sinsi bir yola başvuruyorlar: “Hayırseverlik!”

Kapitalist Tüketim Her Araçla Pompalanıyor

Kapitalist sistemde tek amaç vardır, o da daha fazla kâr elde etmektir. İşçi sınıfının ürettiği artı-değere el koyan kapitalistler, bunu ancak üretilen ürünler satıldığında kâr biçiminde realize edebildiklerinden tüketimi alabildiğine körüklemek zorundadırlar. Gözünü kâr hırsı bürümüş kapitalistler tüketimi körüklemek için her yönteme başvurmakta, bu konudaki yaratıcılıklarında sınır tanımamaktadırlar.

İşsizlik Artıyor, AB ve ABD’de Kriz Gittikçe Derinleşiyor

Kapitalist devletler “krizi önleme” adı altında batan tekelleri kurtarma paketleri hazırlayıp faturasını işçi sınıfına kesiyorlar. Bunun anlamı emekçiler için daha çok çalışma, hak gaspı, işsizlik, yoksulluk ve sefalettir. Diğer taraftan alınan bu önlemler burjuva ideologları tarafından krizin içinden kısa sürede çıkılacağı, önlemler sayesinde krizin atlatılacağı şeklinde lanse edilip duruldu. Ne var ki kapitalist kriz derinleştikçe derinleşti ve yaşanan yeni gelişmelerle kendini sürekli dışa vurdu.

Açlık Bir İstikrarsızlık Sorunu Değil, Kapitalist Sistemin Sonucudur!

Almanya eski Çevre Bakanı ve Birleşmiş Milletler Çevre Programının eski başkanı Klaus Töpfer verdiği bir röportajda, gıda fiyatlarının yükselmesini geçim sorununun izleyeceğini söylüyor. Bunun isyanları tetikleyeceğini eklemeyi de ihmal etmiyor.

Kapitalizmin Kara Yüzü: Somali!

Yıllardır açlıkla, yoksullukla ve işsizlikle boğuşan Afrika’nın bahtsız kaderi hâlâ değişmiyor. En son olarak Somali’de yaşanan son 60 yılın en büyük kıtlığı tüm insanlığı derinden yaraladı. Bir zamanlar “baharat ülkesi” olarak anılan Somali, şimdilerde “ölümün ülkesi”ne döndü.

Somali’de Kıtlık Milyonları Tehdit Ediyor

Son 60 yılın en kurak yılını yaşayan Somali, susuzluk yüzünden tarlalardaki tarım ürünlerinin ve otlakların kuruması ve hayvanların telef olması nedeniyle ciddi bir kıtlıkla karşı karşıya bulunuyor. Yaygın yoksulluğun ve yıllardır devam eden iç savaşın sefalete sürüklediği milyonlarca insanın çilesi, kuraklık nedeniyle ikiye katlanmış ...

“En Az Gelişmiş Ülkeler” Zirvesi ve Türkiye

“Günlük harcaması 1,25 doların altında on milyonlarca insanın bulunduğu bir dünyada, açık söylüyorum, hiç kimse ama hiç kimse masum değildir ve olamaz” diye konuşuyordu suçluların başlıca temsilcilerinden biri. Onun dışişleri bakanı ise “komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözlerini böylesi konulardaki hassasiyetlerinin ifadesi olarak anımsatıyordu. Birleşmiş Milletler örgütünün “En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı”nın dördüncü zirvesi 9-13 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da yapıldı.

Kapitalizm ve Genç Nüfusta İşsizlik

İşsizlik tüm dünyada artıyor. Kapitalizmin istihdam sağlayamadığı yüz milyonlarca insan açlık, yoksulluk ve ümitsizlik bataklığına sürükleniyor. Ülkeden ülkeye farklılık gösterse de tüm dünyada işsizlik oranları çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor: Kapitalizm özellikle genç nüfusun önemli bir kısmına istihdam sağlayamıyor. İş bulabilen gençler ise daha ziyade kayıt dışı, geçici ya da part-time işlerde çalışıyor. İşsizlik kırbacıyla terbiye edildikten sonra sürekli işlerde çalışan gençlere daha düşük ücretler ve ağırlaşan çalışma koşulları dayatılıyor.

Artan Gıda Fiyatları ve Devrimci Ayaklanmalar

Kapitalizm milyonlarca insanı açlık ve yoksulluğun pençesine itiyor. Diğer taraftan kendi mezar kazıcılarını da çoğaltmış oluyor. Artan gıda fiyatları ile birlikte açlığın yaygınlaştığı Kuzey Afrika’da, isyan bayrağını çeken emekçi kitleler bugün burjuvazinin yüreğine korku salıyor. Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda Örgütü’nün (FAO) tahıl, bitkisel yağlar, süt ürünleri, et ürünleri ve şeker fiyatlarını baz alarak oluşturduğu Dünya Gıda Fiyat Endeksi verilerine göre, gıda fiyatları Ocak 2011’de artış rekoru kırdı.

Büyüyen Sorun: İşsizlik

Burjuvazi sözümona işsizliğe çözüm arıyor. Daha düne kadar işsizliğin en önemli nedeni olarak, “değişen ve gelişen teknolojiye bağlı olarak çalışan ve iş arayan işçilerin eğitimlerinin yetersizliği” gösteriliyordu. Ancak 2010 yılı istatistik verileri bunun hiç de inandırıcı olmadığını göstermektedir.

İşsizliğin Nedeni Eğitimsizlikmiş!

Krizin faturasını işçilere kesen sermaye sınıfı, yine kendilerinin yarattığı işsizlik sorununun faturasını da biz işçilere kesmek istiyor. İşsizliğin temel nedeni olarak gösterilen eğitimsizlik ve meslek sahibi olmama yalanına kanmamalıyız. Sorun eğitimsizlik olsaydı on binlerce üniversite mezununun işsiz kalmaması gerekirdi. Bu sorunun temel kaynağı yine içinde yaşadığımız kapitalist sömürü düzeni ve önlenemez kâr hırsıdır. Kapitalizm var olduğu sürece işsizlik sorunu var olmaya devam edecektir.

Kurtuluş Mikro Kredide Değil Sınıf Mücadelesinde

Mikro kredinin mucidi sayılan Bangladeşli Muhammed Yunus 2006’da Nobel Barış Ödülüne layık görülmüştü. Sözde yoksulluğa çözüm olarak sunulan sisteme göre, verilen düşük meblağlı kredilerle yoksullar kendi işlerini kuracaklar ve yoksulluğa elveda diyeceklerdi. Yoksulluğun kaynağının kapitalizm olduğunu bilenler açısından mikro kredinin yoksulluğa ancak mikro düzeyde bir çözüm bulabileceği, gerisinin makro yalanlardan ibaret olduğu açıktı.

Büyüyen Ekonomide İşçi Sınıfının Durumu

İşçi sınıfı ekonomik büyümenin kendisini refaha ulaştıracağı yalanına bu yüzden kanmamalıdır. İşçi sınıfını patronların yıkımından koruyacak, onu güçlendirecek ve nihayet refaha eriştirecek olan tek şey kendi öz gücüne dayanan mücadelesidir. İşçi sınıfının örgütlülüğü sayesinde yürüyüp güçlenecek mücadelesi dışında onu kurtaracak bir yol yoktur. Bu yüzden zaman burjuvaların hoş görünen yalanlarına kanma zamanı değil, işçi sınıfının devrimci örgütlülüğünü güçlendirmek için mücadeleye atılma zamanıdır.

Genç Nüfusta İşsizlik Artıyor, Burjuvazi Korkuyor!

Nisanın ortalarında G20 ülkelerinin çalışma bakanları Washington’da bir toplantı yaptılar ve işsizlik meselesini tartıştılar. Toplantıda, işsiz kitleler içinde genç nüfusun artış göstermesine dikkat çekilmiş. 15-24 yaş arası genç nüfustaki işsizlik oranları, 25 yaş üstü nüfustaki işsizlik oranlarının bir hayli üzerine çıkmış bulunuyor. Bu yükseliş, kapitalizmin sözcülerini küresel düzeyde konuyu ele almaya ve tartışmaya itiyor. Zira ileri kapitalist ülkeler dâhil tüm dünyada işsizliğin hızla yükselmesi ve genç işsiz nüfusun artması, sistemin sahiplerini ve sözcülerini kaygıya ve korkuya itiyor.

Kriz, İşsizlik ve “Kısa Çalışma” Vurgunu

“Kısa çalışma” uygulaması, krizin faturasını işçilere bindirmenin yöntemlerinden biridir. Böylelikle kapitalistler işçinin birikmiş fonlarının desteğiyle kriz dönemini atlatmaya çalışmakta, ama sanki işçilere büyük bir lütuf bahşetmiş pozlarına girerek, işçi sınıfının krize karşı öfkesini yatıştırmaya, onu oyalamaya çabalamaktadırlar.

Kriz Kuyusundaki Kapitalizm

Bu koşullarda, krizden şu ya da bu tempoyla (ister V ister U şeklinde olsun) çıkılmasından değil de, en iyi ihtimalle kısa ve cılız bir canlanma evresinin ardından uzun ve sancılı bir durgunluk dönemine saplanılıp kalınmasından, yani depresyondan resesyona (durgunluk) geçişten, krizin bu anlamda devam edeceğinden bahsetmek çok daha mümkün görünüyor. Büyük kapitalist ekonomilerin yüzde 1-2’lik büyüme öngörüleri aslında tam da bu resesyon sınırlarında kalınacağı anlamına geliyor.

e-broşürlerimiz

  • Marksist Tutum
    Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
  • Elif Çağlı
    Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
  • Elif Çağlı
    Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
  • Elif Çağlı
    Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine ...
  • Mary Harris Jones
    İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını ...
  • Elif Çağlı
    Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
  • Elif Çağlı
    Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Örneğin günümüzde anarşizm daha ziyade burjuva karakterli unsurlar tarafından gelgeç bir radikalizm türü olarak benimsenip öğrenci hareketine yansıtılıyor. Özünde milliyetçi olan sözde bir anti-emperyalizmin çıkmaz ...
  • Marksist Tutum
    Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.

Kısa Okur Mektupları

Takip et

Kategoridekiler